'Dünyada hayat durdu ama AKP zulmü durmuyor!'

Gündem

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Kani Beko, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı açıklamada, koronavirüs nedeniyle işçi ve emekçilerin haklarının daha da kısıtlandığını belirtti.


Beko, "Salgın dünyada hayatı durdurdu ama ne pandemi ne işçilerin açlığı hiçbir şey AKP iktidarının zulmünü durdurmuyor. Her geçen gün emekçiler aleyhine ve yalnızca sermaye ve siyasal iktidarın çıkarlarına uygun geliştirilen politika ve uygulamalar derinleşiyor. 'Zulmünüz batsın' diyen milyonlar giderek çoğalıyor" dedi.




GENELGE İPTAL EDİLSİN


CHP İzmir Milletvekili Kani Beko kürsüden yaptığı konuşmada, SGK Genelgesi ile koronavirüsün iş kazası ve meslek hastalığı sayılmadığını, taşeron işçilerin pandemi sürecinde durumunun daha da ağırlaştığını, kısa çalışma ödeneğinin işçilerin işten atılması için tam bir tuzak durumuna getirildiğini, sendikal barajlarla işçilerin toplu iş sözleşmesinden mahrum bırakıldığını açıkladı. 7 Mayıs 2020 tarihinde SGK'nın yayınladığı genelge ile koronavirüsün iş kazası ve meslek hastalığı sayılmadığını hatırlatan Beko, "Dünyada pek çok ülkede iş kazası ve meslek hastalığı olarak sayılmaktadır. Ülkemizde ise her geçen gün emekçiler aleyhine ve yalnızca sermaye ve siyasal iktidarın çıkarlarına uygun geliştirilen politika ve uygulamalar derinleşmektedir.


Genelge ile hakkını aramak isteyenlerin hukuk yolları zorlaştırılarak, kayıt girilmediği için önce yıllarca süren tespit davaları açılması gereği yaratılmaktadır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi sefere giden bir tır şoförünün yakalandığı domuz gribi sonucu ölmesini bir iş kazası olarak kabul etmiştir. Bu nedenle bir genelge ile kanunlarda ve içtihatta tanımlanan yükümlülüklerin ortadan kaldırılması söz konusu olamaz. Genelgenin derhal tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması gerekmektedir.



TAŞERON İŞÇİLERİN DURUMU DAHA DA AĞIRLAŞMIŞTIR



Cumhurbaşkanının talimatıyla 2018 yılında Sarayda çalışan bazı taşeron işçilerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan bazı taşeron işçilerine, MİT'te çalışan ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki bazı taşeron işçilerine kadro verildiğini hatırlatan Beko, "250 bine yakın işçiye kadro verilirken 750 bine yakın taşeron işçiye maalesef kadro verilmedi ve bu arkadaşlarımız kamuda, belediyelerde ve özel idarelerde şirketlere alındılar. Kadrolu çalışan işçi kardeşlerimiz ortalama 5 bin lira maaş alırken asgari ücretle çalışan arkadaşlarımıza yüzde 4+4 oranında zam yapıldı ve kadrolu çalışan arkadaşlarımız, 4 ikramiye alırken şirket işçilerine ikramiye verilmedi.


Kadrolu çalışan arkadaşlarımıza sosyal hakları verirken şirket işçilerine sosyal hakları da verilmedi. Çok alıyorlar demiyorum ancak emekli olan işçi emeklilerine yüzde 6 verildi, memur olan işçi emeklisine yüzde 5 verildi ama kamuda çalışan 750 bine yakın taşeron işçisine, maalesef yüzde 4+4 verildi; bu, Anayasa'ya aykırıdır. Şirketlere alınan işçiler sarayın talimatıyla çıkan KHK ile 2020 yılının sonuna kadar toplu iş sözleşmesi yapmaları yasaklanmıştı, şimdi gelinen süreçte COVİD-19'un da yarattığı bu zorlu koşullarda bu arkadaşlarımızın haklarının verilmesini bekliyoruz" açıklamasını yaptı.




KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ EN AZ ASGARİ ÜCRET KADAR OLSUN



"AKP iktidarı uyguladığı politikalar sonucunda ülkeyi ağır bir ekonomik krizin içine sokmuş ve ne yazık ki işsizlik rekoru kırmıştır" diyen CHP'li Beko, şunları söyledi: "COVİD-19 salgını ile birlikte de ücretsiz izinde yaklaşık 1 milyon kişi bulunmaktadır. Kısa çalışma ödeneği ve zorunlu izin uygulaması sonucunda da 4,5 milyon çalışanın işi askıdadır. Sadece mart ayında işini kaybedenlerin sayısının 1 milyon 3 bin kişiyi bulmuştur. İşçilere aylık bin 100 TL verilmektedir fakat bu işçilerimiz daha ne kadar bu para ile geçinmeye çalışacaklardır. İşsizlik fonunu patronlara yandaşlara vermek yerine işçiler için kullanmanızı bekliyor, her bir işçiye en az asgari ücret tutarında ödeme yapılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum."

SENDİKAL BARAJLAR KALDIRILMALI



6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 2012 yılında getirmiş olduğu işkolu barajı nedeniyle uzun yıllardır, toplu iş sözleşmesi imzalamaya yetkili sendikaların bu yetkilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Beko, "Gerçek sendikalaşma ölçütü toplu iş sözleşmesi kapsamıdır. Sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsamının yükseltilmesi için, sendikal yasalar Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına uygun hale getirilmeli, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Toplu iş sözleşmesi yetki sistemi köklü biçimde değiştirilmelidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında son zamanlarda giderek artan sendikal kayırmacılığa ve ayrımcılığa son verilmeli, kamu idaresi sendikal yönlendirme ve baskı yapmamalıdır. Merkezi idare ve belediye şirketlerine geçirilen taşeron işçilere 2020 yılı ortalarına kadar engellenen toplu pazarlık hakkı tanınmalı ve bu işçilerin toplu iş sözleşmesi yapması sağlanmalıdır. İşçilerin sendikalaşmasının ve sendikal hak ve özgürlüklerini kullanmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır" diye konuştu.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.