23 C
Antalya
Cumartesi, Mayıs 30, 2020
Ana Sayfa Anasayfa Saadet Partili Karaduman: "Partizanlık öne çıkarılıyor"

Saadet Partili Karaduman: “Partizanlık öne çıkarılıyor”

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, Konya’da çok sayıda koronavirüs vakasına rastlanmasına dair Yurttan Sesler’e konuştu. Karaduman, sürecin yönetilmesinde çok geç kalındığını söyledi.

Saadet Partili Karaduman’ın koronavirüs dosyası kapsamındaki sorularımıza yanıtları şöyle:

Konya’da çok sayıda koronavirüs vakası görülmesini neye bağlıyorsunuz? Neler eksik bırakıldı?

Koronavirüs tehdidi tüm dünyayı etkisi altına aldığı gibi ülkemizde de özellikle metropol illerimizi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu aslında beklediğimiz bir durum idi. Ülkemiz konum itibarıyla transit geçiş güzergâhındadır. Bu sebeple ülke olarak küresel bir salgından etkilenmiş olmamız şaşırtıcı değildir. Tabi ki hâlihazırda tartışılması gereken konu bu salgını en az hasarla nasıl atlatabileceğimiz konusudur. COVID-19 salgınına karşın alınan önlemleri konuşmalıyız. İktidarın ilk haftalarda açıkladığı tedbir paketi talihsizliklerle doluydu. Konaklama vergisi, konut kredisi, uçak biletlerindeki KDV oranları ile ilgili düzenlemelerin salgını önleme amacıyla örtüşmediği açıktır. Salgın ile etkin mücadele doğru ve zamanında alınacak tedbirler ile mümkündür. Ancak ilk haftalarda iktidar, sermayeyi koruma refleksi ile bir takım düzenlemeler yapma yoluna gitmiştir. Açıklanan paket, salgının ortaya çıkaracağı sorunlara karşın çözümler sunmaktan uzaktı. Nitekim kısa süre sonra yeni düzenlemeleri yapmak zorunlu hale geldi.

Yurt dışından gelen vatandaşlarımızın karantinaya alınması hususunda geç kalındı. Dışarıdan gelen vatandaşlarımıza COVID-19 testinin uygulanma sayıları oldukça düşük idi. Şehirlerarası ve şehir içi ulaşımın kısıtlanması ve COVID-19 vakalarının şehirlere göre rakamsal dağılımının açıklanması konusunda geç kalındı. Sürecin başından itibaren şeffaflıkla yürütülmesi vatandaşlarımızın tedbirli olması açısından önem arz etmekteydi. Bu gibi sebepler neticesinde de başta İstanbul olmak üzere İzmir, Ankara, Kocaeli ve Konya illerimizdeki yüksek vaka sayılarını konuşmaktayız ne yazık ki… 

Söz konusu illerimizde sokağa çıkma yasağı uygulaması ile birlikte yeni önlemlerin alınması gerektiğine dair geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı gerçekleştirmiştim. Bu çağrımı yinelemek istiyorum zira bilanço ağırlaştıkça “sokağa çıkmama kuralı” da anlamını ve geçerliliğini yitirecektir. 

 

Sayıların yüksek olması yurttaş üzerinde nasıl bir etki bıraktı?

Yurt genelindeki genel havanın “gelecek kaygısı” olduğunu söyleyebilirim. Ekmeğini kazanabilmek için dışarı çıkmak zorunda olan esnafımızın ve gündelik işlerde çalışan işçilerimizin; gerekli gördükleri takdirde yaşamlarını evlerinde geçirmeyi seçme hakkı gasp edilmiştir. Yoksulluğun ülkemiz geneline sirayet ettiği gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda “evde kalmak” seçeneğinin son derece lüks bir tercih olduğunu müşahede edebiliriz. Dolayısıyla dışarı çıkmak zorunda olan vatandaşlarımız sağlık durumları ile ilgili kaygılarla yaşarken, bütün riskleri göze alarak evinde kalan vatandaşlarımız ise sosyo-ekonomik durumlarla ilgili kaygılar yaşamaktadırlar. 

Hastanelerde şu anki durum nasıl? Yoğun bakım ve yatak doluluk durumuna dair bir bilginiz var mı?

Birçok kesim gibi sağlık çalışanları da bu süreçte çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. Hastanelerimizdeki yoğun bakım yatak kapasitesinin 40 bin civarında olduğunu biliyorum. Kapasitenin yetersiz olduğuna dair herhangi bir bildirim olmadı henüz. Kapasitenin arttırılmasına dair bazı çalışmaların yürütüldüğünü biliyorum. 

 

Sağlık çalışanlarının yeterli ekipmanı bulunuyor mu?

Bazı hastanelerimizde temel materyallerin eksik olduğuna dair bildirimler aldım. Konu ile ilgili sağlık bakanı Sayın Fahrettin Koca ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Sağlık bakanı konu ile ilgilendiklerini ifade etti, ekipman eksiği olan hastanelerin tespit edildiğini ve bu eksiklerin kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. 

 

Şehrinizde yerel yönetimler sürecin neresinde duruyor? İşini kaybedenler veya yaşı nedeniyle evden çıkamayanlar için gerekli destek sağlanıyor mu? Belediye hesaplarına el konması işi zorlaştırdı mı?

Yerel yönetimlerle merkezi yönetimin işbirliği, salgınla mücadele sürecinin başarıyla sürdürülebilmesi için hayati öneme sahiptir. Ancak şahit olduğumuz birtakım uygulamalar, bu süreçte partizanlığın ön plana çıkarıldığını göstermektedir. Yerel yönetimin halk ile doğrudan ilişki kurabilmesi ona bazı önemli sorumluluklar yüklemektedir. Yurt genelindeki bölgelerdeki acil ihtiyaçlar farklılık arz edebilir. Dolayısıyla yerel yönetimin temel görevi bölgenin sorunlarını tespit etmek ve gerekli adımların zamanında atılmasını sağlamaktır. 

Bu süreçte; “İhtiyaç sahibi vatandaşlara ulaşmak” hedefi doğrultusunda bütün kişi ve kurumlar işbirliği yapmalıdır. “Sadece ben yardım toplarım!” demek yardıma ihtiyacı olan insanları düşünmek değil, partizanlıktır. Bu noktada iktidarın bağış kampanyası yürütmekten öte sorumluluklarının olduğunu hatırlatmak isterim. 

Takip ettiğimiz çeşitli yardım kampanyaları var, bize bizzat ulaşan talepler var bunları karşılamak için elimizden gelen desteği sağlamaya çalışıyoruz. Ancak mağdur kesimler önümüzdeki bir aylık süre içinde daha netleşecek gibi görünüyor. Hasarların artmaması ve mağduriyetlerin derinleşmemesini umut ediyorum.

 

Çok sayıda fabrikada ve inşaatta çalışmak zorunda kalan ve sosyal mesafelenmeyi uygulayamayan yurttaşlar için ne söylemek istersiniz? 

Başta da ifade ettiğim gibi; ekmeğini kazanabilmek için dışarı çıkmak zorunda olan esnafımızın ve gündelik işlerde çalışan işçilerimizin, gerekli gördükleri takdirde yaşamlarını evlerinde geçirmeyi seçme hakkı gasp edilmiştir. Bu hakkın teslimi için gerekli çalışmaların ivedilikle yürütülmesi gerekir. Her insan biriciktir, sağlıklı yaşama hakkı her insanın en temel hakkıdır. 

İşçilerimiz için uygun çalışma ortamı tesis edilmelidir. 

 

Konya’da esnafın durumu nedir? Sorunlarına karşı önerileriniz nelerdir?

Esnaflarımız ile ilgili kira desteğinin sağlanması, kredi borçlarının faizsiz şekilde yeniden düzenlenmesi ve en az üç ay ertelenmesi hususunda görüşlerimi ifade etmiştim. Mağduriyetlerin boyutları süreç içerisinde netleşecektir. Aslında şuan için rakamsal olarak ifade edemiyorum ancak şimdiden birtakım sorunlarla karşılaşan esnaflarımız var. Bunları takip ediyoruz. 

Esnaflarımızın; 

Elektrik, doğalgaz ve su gibi giderleri için üç aylık sürede faturalandırma yapılmamalıdır. 

Kredi ve kart borçları ertelenmelidir. 

İşten çıkarılmaların önlenmesi için küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelere çalıştırdıkları işçi sayısı oranında maddi destek ya da uygun ödeme koşullu faizsiz kredi imkânı sunulmalıdır. 

Gündem

Karşıyaka’da dayanışma büyüyor!

Pandeminin yarattığı ekonomik ve sosyal sıkıntılara karşı 'dayanışma ruhu' ile mücadele eden İzmir Karşıyaka Belediyesi, iki aylık süreçte ihtiyaç sahiplerine binlerce erzak paketi ulaştırdı....