<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yurttan Sesler</title>
    <link>https://www.yurttansesler.org</link>
    <description>Türkiye'nin dört bir yanından çok sesli haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yurttansesler.org/rss/guncel" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 14:45:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/rss/guncel"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Vedat Küçük: “15-16 Haziran'ın mirası bugün de yol gösteriyor”]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/vedat-kucuk-15-16-haziranin-mirasi-bugun-de-yol-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/vedat-kucuk-15-16-haziranin-mirasi-bugun-de-yol-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve Genel-İş Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin 56. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin bugün de ücretlerin erimesine, sendikal hak ihlallerine ve demokrasiye yönelik baskılara karşı sürdüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli mücadelelerinden biri olarak kabul edilen 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin 56. yılı dolayısıyla açıklama yapan DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve DİSK/Genel-İş Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, direnişin yalnızca tarihsel bir olay değil, işçi sınıfının ortak hafızası ve mücadele geleneği olduğunu vurguladı.</p>

<p>Küçük, 15-16 Haziran'ın işçi sınıfının örgütlü gücünü ortaya koyduğu bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözlerinin aradan geçen 56 yıla rağmen güncelliğini koruduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>“İşçiler DİSK'i tasfiye girişimine karşı direndi”</strong></h3>

<p>Açıklamada, 1970 yılında dönemin siyasi iktidarının DİSK'i etkisizleştirmeyi amaçlayan yasal düzenlemeler hazırladığı, buna karşılık DİSK'in çağrısıyla yüz binlerce işçinin üretimi durdurarak sokaklara çıktığı hatırlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küçük, DİSK'in kurucu genel başkanı Kemal Türkler'in direniş öncesinde yaptığı konuşmayı anımsatarak, işçilerin üretimden gelen gücünü kullandığını ve İstanbul ile Kocaeli başta olmak üzere birçok kentte kitlesel yürüyüşler gerçekleştirdiğini söyledi.</p>

<p>Direniş sırasında Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak'ın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Küçük, buna rağmen işçilerin geri adım atmadığını ve mücadelenin sonucunda DİSK'i hedef alan düzenlemelerin geri çekildiğini belirtti.</p>

<h3><strong>“Ücretler eriyor, sendikal haklar baskı altında”</strong></h3>

<p>Küçük, günümüzde de işçi sınıfının ekonomik ve sosyal haklar açısından ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yüksek enflasyon nedeniyle ücretlerin her geçen gün değer kaybettiğini söyleyen Küçük, milyonlarca işçi, emekçi ve emeklinin geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti. Gençlerin gelecek kaygısı taşıdığını, kadınların ise güvencesizlik ve eşitsizlik koşullarında mücadele ettiğini kaydetti.</p>

<p>Türkiye'de emeğin ucuzlatılmasına dayalı bir ekonomik düzenin sürdüğünü savunan Küçük, gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“Sendikal ve demokratik haklar birlikte savunulmalı”</strong></h3>

<p>Açıklamada sendikal örgütlenmenin önündeki engellere de dikkat çekildi. Küçük, sendikalaşan işçilerin işten çıkarıldığını, toplu iş sözleşmesi süreçlerinin uzatıldığını ve grevlerin yasaklandığını belirtti.</p>

<p>Sendikal haklara yönelik müdahalelerin yanı sıra demokratik hakların da baskı altında olduğunu savunan Küçük, halkın iradesine yönelik müdahaleleri eleştirdi. Kayyum uygulamalarına ve yargı kararları üzerinden siyasetin şekillendirilmeye çalışıldığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h3><strong>“Demokrasi ve Cumhuriyet ekmek mücadelesinin parçasıdır”</strong></h3>

<p>15-16 Haziran'ın mirasının bugün de yol gösterici olduğunu belirten Küçük, işçi sınıfının ekmeğine, emeğine, haklarına ve demokrasiye sahip çıkması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Küçük, “Gerçek anlamda demokratik bir Cumhuriyet için mücadele etmek aynı zamanda ekmek mücadelesidir” dedi.</p>

<p>Açıklamasını, “Gelirde, vergide, ülkede adalet için yaşasın 15-16 Haziran. Sendikal haklarımız için, demokratik haklarımız için yaşasın 15-16 Haziran. Ekmek, adalet, hürriyet ve Cumhuriyet için yaşasın 15-16 Haziran” sözleriyle tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/vedat-kucuk-15-16-haziranin-mirasi-bugun-de-yol-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/06/vedat-kucukjpg-2.webp" type="image/jpeg" length="41155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vedat Küçük’ten 19 Mayıs mesajı: “Eşit ve adil bir ülke mücadelesi büyütülmeli”]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/vedat-kucukten-19-mayis-mesaji-esit-ve-adil-bir-ulke-mucadelesi-buyutulmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/vedat-kucukten-19-mayis-mesaji-esit-ve-adil-bir-ulke-mucadelesi-buyutulmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi Vedat Küçük, Türkiye’de emekçilerin yoksulluk ve güvencesizlikle, gençlerin ise işsizlik ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakıldığını belirterek “Bağımsızlık ekonomik bağımsızlıkla da mümkündür” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve Genel-İş Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, 19 Mayıs 1919’un yalnızca bir kurtuluş hareketinin başlangıcı değil, aynı zamanda halkın bağımsızlık ve özgürlük iradesinin örgütlü şekilde ayağa kalktığı tarihsel bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küçük, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan mücadelenin halkın kendi kaderine sahip çıkma kararlılığını ortaya koyduğunu belirterek, bugün 19 Mayıs’ın mirasını yaşatmanın emeğe, laikliğe, demokrasiye ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmaktan geçtiğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye’de emekçilerin yoksulluk, güvencesizlik ve ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Küçük, gençlerin ise işsizlik ve geleceksizlik sorunlarıyla mücadele ettiğine dikkat çekti. DİSK olarak bağımsızlığın yalnızca siyasi değil, ekonomik bağımsızlıkla da mümkün olduğuna inandıklarını kaydeden Küçük, işçinin hakkının korunduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı eşit ve adil bir ülke mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Açıklamasında emeğin sömürülmediği, halkın yoksullaştırılmadığı ve gençlerin ülkesinden umudunu kesmediği bir Türkiye için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Küçük, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm bağımsızlık mücadelecilerini saygı ve minnetle andıklarını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/vedat-kucukten-19-mayis-mesaji-esit-ve-adil-bir-ulke-mucadelesi-buyutulmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/05/vedat-kucukjpg-1.webp" type="image/jpeg" length="95302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş Belediyesi'ne operasyon: 5 kişi gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/besiktas-belediyesine-operasyon-5-kisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/besiktas-belediyesine-operasyon-5-kisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş Belediyesi'ne yeni bir operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında 5 kişi gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon daha düzenlendi.</p>

<p>"Rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" iddiasıyla düzenlenen operasyonda, aralarında Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Cevdet Çalı'nın da bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı.</p>

<h2><strong>GÖZALTINA ALINANLAR İSİMLER</strong></h2>

<p>Gözaltına alınan isimler ise şöyle:</p>

<p>1- Cevdet ÇALI (Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı)</p>

<p>2-Bülent KARAKAŞ (Beşiktaş Belediyesi Personel Hizmetleri Yöneticisi)</p>

<p>3- Özlem Demir KARAKAŞ</p>

<p>4- Oylum IŞIK (Eski Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi)</p>

<p>5- İlker ULUER (Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi)</p>

<h2><strong>BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA</strong></h2>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan operasyona ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Beşiktaş Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında; Rüşvet Almak ve Mal Varlığı Değerlerini Aklama suçlarından aralarında Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı, Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesinin de bulunduğu 5 şüpheli *19.05.2026* tarihinde gözaltına alınmıştır.</p>

<p>Şüpheli şahısların ikametlerinde ve makam odalarında gerçekleştirilen aramalarda kullanımlarında bulunan çok sayıda dijital materyale ve suçtan elde edildiği değerlendirilen 90.000 USD ve 5.000 EURO dövize el konulmuştur."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/besiktas-belediyesine-operasyon-5-kisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/05/192683.jpg" type="image/jpeg" length="16934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Heybeliada Sanatoryumu yeniden Diyanet'e! Kurul onayı verdi, devir süreci başladı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/heybeliada-sanatoryumu-yeniden-diyanete-kurul-onayi-verdi-devir-sureci-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/heybeliada-sanatoryumu-yeniden-diyanete-kurul-onayi-verdi-devir-sureci-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Heybeliada Sanatoryumu'nun Diyanet'e tahsisi yeniden gündeme geldi. Adalar Belediyesi, tahsisin yakında tamamlanacağını belirtirken kurumlar da yeniden dava açmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ilk pandemi hastanesi Heybeliada Sanatoryumu, Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis ediliyor. Diyanet'e 2018'de yapılan tahsis, mahkeme kararıyla iptal edilmişti. Adalar Belediyesi'nden DW Türkçe'ye yapılan açıklamaya göre, iptalin ardından tahsis süreci yeniden başlatıldı ve tamamlanmak üzere.</p>

<p>1924 yılında verem hastalarının tedavisi için açılan Heybeliada Sanatoryumu 2005 yılında kapatılmış, binası atıl durumda bırakılmıştı. Sanatoryum binasının da içinde bulunduğu arazi 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilmişti.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası, TMMOB Mimarlar Odası, İstanbul Barosu ve Türk Toraks Derneği de bu tahsise karşı ortak dava açtı. İdare mahkemesi 2022 yılında verdiği kararla kurum görüşlerinin eksik olduğu gerekçesiyle tahsisi iptal etti.</p>

<h2><strong>ONAY GEÇEN HAFTA ÇIKTI</strong></h2>

<p>Adalar Belediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz tarafından DW Türkçe'ye verilen bilgiye göre, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 6 Mayıs tarihli toplantısında arazinin Diyanet'e tahsisi konusunda olumlu görüş bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıda Adalar Belediyesi temsilcisi karşı oy kullandı. Ancak daimi üyelerin Kültür Bakanlığı tarafından atandığı kurulda oy çokluğuyla olumlu yönde görüş çıktı.</p>

<p>Yılmaz, "Devir süreci başlamış durumda. Yakında devredilir" ifadelerini kullandı. Çamlimanı mevkisinde, çam ormanları içindeki Heybeliada Sanatoryumu ve arazisi 1'inci derece doğal sit alanı. Aynı zamanda 2'nci derece korunması gereken kültür varlığı. Bu nedenle tahsis için kurul kararı gerekiyor.</p>

<h2><strong>KURAN EĞİTİMİ İÇİN KULLANILACAK</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Heybeliada Sanatoryumu 2005 yılında kapatılarak personel ve hastaları Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi'ne nakledildi.</p>

<p>Türkiye sağlık tarihi içinde önemli bir yeri olan sanatoryum binasının da içinde bulunduğu arazi, 2018 yılında Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edildi. Tahsisin amacı "din görevlilerine mesleki bilginin verilmesi, geliştirilmesi, Kuran eğitimi ve gençlik faaliyetlerinin karşılanması" olarak belirtildi.</p>

<p>Diyanet pandeminin de yaşandığı dönemde, kamuoyu tepkilerinin ardından "Heybeliada'ya yeniden bir Pandemi Hastanesi inşası planlanması halinde, araziyi Başkanlığımız iade etmeye hazırdır" şeklinde bir açıklama yapmıştı. Ancak pandemi hastanesi gündeme gelmedi ve devir süreci yeniden başlatıldı.</p>

<h2><strong>ADALAR İMAR PLANLARI NETLEŞMEDİ</strong></h2>

<p>Hüseyin Yılmaz, Adalar İlçesi'nde da imar planlarının henüz onaylanmadığına dikkat çekerek "İmar planlarında lejant (hangi arazinin ne fonksiyonla kullanılacağı) daha belli olmadan bu tür devri teknik açıdan uygun görmüyoruz. Bir kamu arazisinin planlar olmadan devredilmesine karşı dava açacağız" dedi.</p>

<p>Adalar Belediyesi Heybeliada Sanatoryumu'nun pandemi gibi durumlarda ya da sağlık turizmi gibi amaçlarla kullanılması için Sağlık Bakanlığına tahsis edilmesini istiyor.</p>

<h2><strong>"YILLARCA SAĞLIK KURULUŞUYDU SAĞLIKLA İLGİLİ KULLANILMALI"</strong></h2>

<p>Tahsise karşı dava açan kurumlardan İstanbul Tabip Odası'nın başkanı Talat Kırış da yeni tahsis kararına karşı çıktı.</p>

<p>Kırış, "Diyanetözelinde değil, Diyanet'e veya Turizm Bakanlığına veya Maliye Bakanlığına, neresi olursa olsun devredilmesine karşı çıkıyoruz. Bu bir sanatoryum, yıllarca sağlık kuruluşu olarak hizmet vermiş, yine sağlıkla ilgili bir alanda değerlendirilmesi daha doğru olur. Bizim arzumuz emekli hekimler için bir huzurevi yapılması idi" dedi.</p>

<p>Kırış konuyu kurullarında değerlendirip hukuki olarak karşı çıkacaklarını söyledi.</p>

<h2><strong>"TEMİZ HAVASI BİLİMSEL KAYITLARDA"</strong></h2>

<p>Dünya Mirası Adalar Derneğinden Derya Tolgay da sanatoryum arazisinin çok özel bir mikroklima olduğuna, temiz havası, nem dengesi, oksijen yoğunluğunun bilimsel olarak kayıtlara geçtiğine dikkat çekti.</p>

<p>Tolgay, "Heybeliada Sanatoryumu'nu yalnızca Türkiye için değil, dünya ölçeğinde de önemli bir kıymet, sağlık ve hafıza mirası olarak görüyoruz. Böylesi bir kamusal mirasın yalnızca belli bir kullanım alanına tahsis edilmesini doğru bulmuyoruz" dedi.</p>

<p>Tolgay, kendilerinin de dernek olarak konuyu yargıya taşıyacaklarına işaret etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/heybeliada-sanatoryumu-yeniden-diyanete-kurul-onayi-verdi-devir-sureci-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/05/191840jpg.webp" type="image/jpeg" length="92957"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Yeni bir aşamaya geçiyoruz]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-yeni-bir-asamaya-geciyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-yeni-bir-asamaya-geciyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Partisinin yeni yol haritasıyla ilgili açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Mücadelede vitesi yükseltiyoruz, yeni bir aşamaya geçiyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde partinin yeni yol haritasına dair basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>81 il ve 973 ilçede eş zamanlı olarak çalışmalara bugün başladıklarını söyleyen Özel, "Bugünden itibaren yoğun bir programla sahaya çıkıyoruz. Mücadelede vitesi yükseltiyoruz ve yeni bir aşamaya geçiyoruz" dedi.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı davayı, "bir sonraki iktidara darbe" olarak nitelendiren Özel, "Hep soruyordunuz bundan sonra ne olacak, nasıl bir mücadele vereceksiniz, nasıl direneceksiniz? Buna kurumsal ama halk arasında da çokça kullanılan bir yanıtımız var: En iyi savunma hücumdur arkadaşlar" diye konuştu.</p>

<p>"Bugünden itibaren CHP, bu kötülüğü yapanları değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor, sahaya gidiyor" diyen Özel, "Orada ülkenin kronikleşmiş, insanları canından bezdirmiş sorunlarına hangi çözümleri üreteceğini, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu nasıl yok edeceğin, umutsuzluğu nasıl umuda çevireceğini anlatacak. Bunun için tüm kadrolarıyla birlikte seçim gününe kadar sahaya çıkıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özgür Özel'in açıklamasından başlıklar şöyle:</p>

<h3><strong>"DÖRT KOLDAN SAHADAYIZ"</strong></h3>

<p>"Seçim çalışmaları bundan sonra yeni bir evreye girmiştir ve bu işin son günü seçimi kazandığımız gündür. O güne kadar durmadan ve yılmadan çalışacaklar.</p>

<p>Merkezi düzeyde dört koldan sahadayız. MYK, PM üyelerimiz, Cumhurbaşkanı aday ofisi ve milletvekillerimiz, ayrıca il ve ilçelerde başkanlarımız, kadın ve gençlik kollarımız sahada olacaklar."</p>

<h3><strong>"106 BİN SANDIK GÖREVLİMİZ HAZIR"</strong></h3>

<p>"Sandık görevlilerimize özel bir vurgumuz var. Bugün itibariyle 106 bin sandık görevlimiz, o gün oy kullanacak, sandıklarındaki seçmenlerle birebir görüşmeye, yüz yüze görüşmeye, göz hizasından iletişim kurmaya, onların elini sıkmaya, onları tanımaya ve her fırsatta onlarla birlikte olmaya başlıyor.</p>

<p>Rakam 4 Mayıs 2026 itibarıyla 106 bindir. Ellerindeki benim sandığım programıyla saha ziyaretlerine bu sabah çıkmaya hazır olduklarını bildirdiler. Bu rakam en nihayetinde 186 bin hedefine ulaşacaktır ve bunun için önümüzdeki iki ay içinde ulaşmayı hedefliyoruz."</p>

<h3><strong>"SEÇİMDEN SONRA 30 MİTİNG VE HALK BULUŞMASI GERÇEKLEŞTİRDİK"</strong></h3>

<p>"Bugünden itibaren çarşıda pazarda el bırakmadan çalışmaya başlıyoruz diyemem, örgütümüzün halen çalışmakta olan neferlerine haksızlık olur ama tam kadro bu çalışmalara katılıyoruz.</p>

<p>Biz 2023 kurultayından bu yana zaten böyle bir seferberlik hali için örgütümüzü sokaktan hiç çekmeden, günü geldiğinde zaten alışık oldukları bir tam hazırlılık halinde tutmaya çalışmıştık. İlk aşamada, yerel seçim kampanyasında 105 miting yaptık ve bunun sonunda 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık.</p>

<p>Bu başarından sonra tadını çıkaralım demedik, hemen ardından 21 büyük halk buluşmaları ve 9 tematik mitingle saha çalışması ve halk buluşmasını gerçekleştirdik."</p>

<h3><strong>"DARBECİLERE 25,5 MİLYON VATANDAŞIMIZ YANIT VERDİ"</strong></h3>

<p>Milletimizin yerel seçimlerde iktidar değişimi istediğini göstermesiyle cumhurbaşkanı adayını yine sahada ön seçimle belirleme kararımız oldu. 23 Mart günü bir ön seçim yapacağımızı ve bu seçimde adayımızı belirleyeceğimizi ilan etmiştik. 700 binin üzerinde yeni üye katımıyla üyelerimiz bu heyecana ortak oldu. Üye sayımız 1,2 milyondan 2 milyona yaklaşan bir rakama ulaştı. Tam ön seçim günü cumhurbaşkanı adayımızı gözaltına aldılar.</p>

<p>Biz de milletimizi bu haksızlığa karşı önseçim sandıklarda bizimle dayanışmaya davet ettik. 15,5 milyon vatandaşımız sandıklara gelerek, kilometrelere varan kuyruklar oluşturarak darbeye karşı çıktı. Darbecilerin zorbalığına 15,5 milyon vatandaşımız yanıt verdi ve tarihe geçtiler.</p>

<p>Adayımızın tutuklanmasıyla birlikte tarihin en büyük imza kampanyasını başlattık. 25,5 milyon vatandaşımızın adayımı bırak sandığı getir adayımı yanımda sandığı önümde istiyorum diyen bir metne imza attıklarını gördük."</p>

<h3><strong>"MİLLETİMİZE DEMOKRASİYİ KURTARMADAN EVE DÖNMEMELERİ ÇAĞRISI YAPIYORUZ"</strong></h3>

<p>19 Mart darbesine Saraçhane'de direndiğimiz 7 gün sonrasında durmayacağımızı ilan etmiş, her hafta sonu bir ilde ve her çarşamba günü İstanbul'un bir ilçesinde sesimizi yükselteceğimizi söylemiştik. İstanbul'un tüm ilçelerinde miting yaptık, 3 büyük bölgede miting yaptık, dün 107'ncisini yaptığımız 'İrade Milletindir' mitingleriyle sahada, sokaktayız ve eylemdeyiz.</p>

<p>Daha önce hiç gidemediğimiz meydanları kimsenin dolduramadığı bir kalabalıkla doldurmamız, orada yapılanın bir siyasi partinin faaliyeti ve daveti değil, orayı dolduranın milletin adalete duyduğu özlem olduğunun altını çizmek isteriz. Bir siyasi partiyi değil Cumhuriyetin en büyük kazanımı olan sandığı savunmaya gelenler doldurdu meydanları.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasım 2023'ten beri 242 kez meydanlarda olan milletimize demokrasiyi kurtarmadan eve dönmemeleri çağrısını yapıyoruz. Bunun için herkes çağrıldığında sokakta, meydanda buluşmalı ve son sözü de sandıkta söylemeli, milleti kurtarmalıdır."</p>

<h3><strong>"MAAŞLARA ARA ZAM YAPILDI"</strong></h3>

<p>"Bugünden itibaren yeni bir aşamaya geçiyoruz. Gelirde, vergide, mahkemede, sosyal hayatta adalet yok. Bitmeyen bir ekonomik krizin içindeyiz. İktidar değişmediği takdirde krizin biteceğine yönelik en ufak bir inanç, gösterge yoktur. Bugün açıklanan rakamlarla 4 aylık enflasyon yüzde 14,6'ya ulaşmıştır.</p>

<p>Bu iktidarın bu yıl başlarken yıllık enflasyon hedefi yüzde 16'ydı. 1 yılda ulaşılacak noktaya TÜİK rakamlarıyla bile 4 ayda ulaştılar. Emekliye, işçiye, memura verilen zamlar bu hedefe göre verilmiş ama yüzde 16'ya, 4 ayda ulaşılmıştır. Bu yüzden bütün maaşlarda bir ara zam yapılmalı."</p>

<h3><strong>"HİÇBİR OPERASYON BİZİ DURDURAMAYACAK"</strong></h3>

<p>"Her gün zam haberlerine ve hukuksuz bir operasyona uyanıyoruz. Tüm bu adaletsizliklere karşı sokaklardayız. Türkiye'yi bu hale getirenler millete umut olamadılar, asla olamayacaklar. Türkiye'nin umudu tüm demokratların özgür, bağımsız, refah içinde bir ülke kurma mücadelesini birlikte vermesindedir. Hiçbir operasyon, hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek, pusular bizi durduramayacak."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-yeni-bir-asamaya-geciyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 22:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/05/190950jpg.webp" type="image/jpeg" length="42901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP Antalya Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Ahmet Aydın: Emekçiler onurlu yaşamın teminatı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/chp-antalya-buyuksehir-belediye-meclis-uyesi-ahmet-aydin-emekciler-onurlu-yasamin-teminati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/chp-antalya-buyuksehir-belediye-meclis-uyesi-ahmet-aydin-emekciler-onurlu-yasamin-teminati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve EKDAĞ Genel Müdürü Ahmet Aydın, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda emekçilerin hak mücadelesine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1 Mayıs’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını vurgulayan Aydın, emeğin yok sayılmasına karşı verilen mücadelenin simgesi olduğunu ifade etti. Türkiye’nin büyümesi ve kalkınmasında işçilerin büyük pay sahibi olduğunu belirten Aydın, üretimin alın teriyle ayakta durduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emekçilerin haklarının korunmasının bir tercih değil sorumluluk olduğunu kaydeden Ahmet Aydın, “Emeği görmezden gelen, hakkını geciktiren her anlayışın karşısında durmak görevimizdir” dedi.</p>

<p>Aydın açıklamasında, onurlu yaşamın teminatının emekçiler olduğunu belirterek, işçilerin yanında olmaya devam edeceğini dile getirdi. Hak mücadelesinde yaşamını yitiren işçileri de anan Aydın, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/chp-antalya-buyuksehir-belediye-meclis-uyesi-ahmet-aydin-emekciler-onurlu-yasamin-teminati</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-01-at-124747.jpeg" type="image/jpeg" length="56686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu'nun izin verilmeyen konuşmasının tam metni: Mahkemede bunları söyleyecekti]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ekrem-imamoglunun-izin-verilmeyen-konusmasinin-tam-metni-mahkemede-bunlari-soyleyecekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ekrem-imamoglunun-izin-verilmeyen-konusmasinin-tam-metni-mahkemede-bunlari-soyleyecekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Davası'nda tahliye talepleri alınırken söz isteyen Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasına izin verilmedi. İmamoğlu konuşmasında soruşturma ve yargılama sürecini eleştirecekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın ilk duruşmasının 30. celsesi bugün görülüyor.</p>

<p>Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde görülen duruşmada tutuklu yargılanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, söz istedi fakat mahkeme heyeti talebi reddetti.</p>

<p>Daha sonra Ekrem İmamoğlu'nun tahliye talebi için yapacağı konuşmanın metni paylaşıldı. İmamoğlu'nun konuşmasında şunları söyleyecekti:</p>

<p><em>"Sayın Başkan, Değerli Heyet, bugün 30 Nisan. Bir ayı daha geride bırakıyoruz. Ancak tutsaklık, zamanı normal akışından koparan bir haldir; 1 saatle 1 günün, 1 ayla 1 yılın birbirine karıştığı, insanın takvim duygusunu yitirdiği ağır bir sınavdır.</em></p>

<p><em>Özgürlüklerin gasp edildiği, hapishanelerin tıka basa doldurulduğu, tutuklamanın bir tedbir olmaktan çıkıp fiili infaza dönüştürüldüğü, algı yaratmak adına her yolun meşru sayıldığı bir süreçten geçen Türkiye’de, zulmün en sert biçimleri yaşanmaktadır.</em></p>

<p><em>Bugün siyasetin, yargı eliyle yürüttüğü hukuka aykırı operasyonların anlamı nedir? Kime ne kazandırmaktadır? Bu ağır bedeller neden ödetilmektedir? Bütün bunları anlamaya, çözmeye, bu karanlık tablonun ardındaki amacı kavramaya çalışıyorum."</em></p>

<h3><strong>"YAŞANANLARIN TEK BİR KİŞİNİN ÇIKARINA KATKISI VAR"</strong></h3>

<p><em>"Ne yazık ki yaşananların tamamı; kanuna, hukuka ve insan haklarına açıkça aykırıdır. Üstelik bu yapılanların Türkiye’nin bugününe de, yarınına da, geleceğine de hiçbir faydası yoktur. Memlekete kazandırdığı hiçbir şey yoktur ama bir kişinin çıkarına katkısı vardır.</em></p>

<p><em>Rakibine, rakibi olan siyasi partiye ve hatta tüm muhalif kesimlere yönelen siyasi operasyonların içindeyiz. Kendisini millet iradesinin üstünde gören, seçimle geldiğini unutup makamı şahsi mülkü sanan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu kibirli anlayış, sandıkta yenemediği rakiplerini yargı eliyle tasfiye etmeyi, hukuk yoluyla devre dışı bırakmayı tek çare olarak görmektedir."</em></p>

<p><em>Sonuç olarak bugün yaşanan bütün bu zalimliklerin, hukuksuz operasyonların ve baskı düzeninin temelinde bir kişinin gelecek seçimi de kaybedeceğine dair duyduğu derin korku vardır. Talimatlarla yürütülen bu süreçler dün başladı, bugün sürdürülüyor. Ancak bütün bu çabaların millete karşı hiçbir kalıcı faydası yoktur."</em></p>

<h3><strong>"İKTİDARIN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRMAYA AYARLANMIŞ BİR İNFAZ DÜZENİDİR"</strong></h3>

<p><em>"Milletimize duyurmak isterim ki; önümüzdeki seçimde; hukukun üstünlüğünü tanıyan, kendisini de hukukla sınırlı gören, millet iradesini yeniden güçlendiren, Meclis’in itibarını ve yetkisini sahibine yani millete iade eden demokratik anlayış kazanacaktır. Kanun önünde herkesin eşit olduğu fikrini yeniden bu ülkenin temeline yerleştiren irade kazanacaktır. Benim bu hedef için çalıştığımı cümle alem bilmektedir.</em></p>

<p><em>Bu davanın başlangıcından bugüne 82 gün geçti. 29 celsede 39 kişi ifade verdi. Kaç ay daha sürecek, kaç yıl daha devam edecek belli değil. İBB operasyonunun başladığı günden bu yana aranan şey adalet olmamıştır. Burada çalışan mekanizma hukuku değil, siyasi takvimi esas alan; iktidarın önündeki engelleri kaldırmaya ayarlanmış bir infaz düzenidir. Ve bu düzenin bedelini yalnız sanıklar değil, bütün millet ödemektedir.</em></p>

<p><em>Maddi ve manevi ağır yükler bugün her evde, her iş yerinde, fabrikada, atölyede hissedilmektedir. Çocukların, öğrencilerin, gençlerin, emeklilerin, emekçilerin sırtına; bir avuç insanın kaybetme korkusunun faturası yüklenmektedir."</em></p>

<h3><strong>"AĞIR TECRİT KOŞULLARINDA TUTULUYORUM"</strong></h3>

<p><em>"Bakınız, bugün burada yürütülen süreç sıradan bir yargılama değildir. Ben, 12 metrekarelik bir hücrede ağır tecrit koşullarında tutuluyorum. Ekrem İmamoğlu şahsında, 16 milyon İstanbullunun iradesi o daracık dört duvar arasına hapsedilmek, fikren ve bedenen çürütülmek isteniyor.</em></p>

<p><em>Şunu herkes bilsin, tarihe de not düşsün: Milyonların oyuyla seçilmiş bir siyasetçiyi, hukuku ayaklar altına alarak zindanlarda çürütmeye çalışmakla onu başka yöntemlerle susturmak arasında özde hiçbir fark yoktur. Çünkü her iki yolun da hedefi aynıdır: milli iradeyi ortadan kaldırmak. Ama kaldıramayacaklar; milletin iradesi dimdik ayakta kalacaktır."</em></p>

<h3><strong>"MİLLETİN İRADESİ BU KUMPASI AŞACAKTIR"</strong></h3>

<p><em>"Bu nedenle burada görülen dava, yalnızca şahsıma yönelmiş bir haksızlık değildir. Bu dava, Türkiye’nin demokrasi birikimine karşı kasten planlanmış, siyasi sonuç üretmeye dönük bir müdahale girişimidir. Ama başaramayacaklar; milletimizin iradesi bu kumpası da aşacaktır."</em></p>

<h3>"TUTUKLULUKLAR SÜRESİ BELİRSİZ BİR CEZALANDIRMA HALİDİR"</h3>

<p><em>"Sayın Başkan, Sayın Heyet, geçtiğimiz ay bu dosyada 18 kişinin tahliye edilmesi, geçtiğimiz hafta ise iddianamesini bekleyen iki şoförün özgürlüğüne kavuşması elbette sevindirici gelişmelerdir; arkadaşlarımızın evlerine dönmesi kıymetlidir. Ama inanın, yetmez. Bir yıldır yaşananların, çekilenlerin, bu insanların maruz kaldığı muamelenin yanında bu tahliyeler yetmez; çünkü bu dosyada hâlâ özgürlüğünü bekleyen çok daha fazla hayat var. Dosyalar ayrılmış olabilir, klasörler bölünmüş olabilir, isimler başka başlıklara taşınmış olabilir; ama adaletin sınırları dosya ayrımlarıyla çizilmez, sorumluluk dosyadan ayrılınca ortadan kalkmaz.</em></p>

<p><em>Onur Gülin, Doğukan Arıcı, Fikri Murat Demir, Çağatay Takaoğlu, Savaş Can, Arzu Can, Burak Arslan, İlkay Onok, Engin Gönül, Faruk Ceyhan… Bu isimler bir liste değildir; her biri evine dönmeyi bekleyen bir hayat, kapıda bekleyen bir ailedir. Ama o kapılar yaklaşık bir yıldır açılmıyor. Bu insanların dosyaları ayrıldı ama iddianameleri hâlâ yazılmadı; ortada bir iddia yok ama ortada bir tutukluluk var. Neyi savunacaklarını bilmeden, neyle suçlandıklarını bilmeden, ne zaman hâkim karşısına çıkacaklarını bilmeden içeride tutuluyorlar. Bu artık bir tedbir değildir; süresi belirsiz bir cezalandırma halidir. Ve bu süreç giderek daha tehlikeli bir yere evriliyor; insanlar fiilleriyle değil, ilişkileriyle yargılanıyor. Bu insanlar bir annenin evladı, bir çocuğun babası, bir ailenin umudu… İnsan bunlar insan!"</em></p>

<h3><strong>"MİLYONLARIN SESİNİ KISMAYA ÇALIŞIYORLAR"</strong></h3>

<p><em>"Bir de halkın iradesini temsil eden belediye başkanlarımız var. Seçilmiş bu insanlar aylardır hâlâ iddianame bekliyor, neyle suçlandıklarını dahi bilmeden belirsizlik içinde tutsak ediliyor. Bu artık kişilere dönük bir işlem değil, doğrudan halkın iradesine yönelik bir gasptır. Sandıkta yenemediklerini yargı eliyle etkisizleştirmeye çalışıyor, milletin verdiği yetkiyi masa başında gasp ediyorlar. Seçilmiş başkanları susturarak aslında milyonların sesini kısmaya çalışıyorlar.</em></p>

<p><em>Yüzü aşkın insanın yargılandığı bu tabloda; evladının ilk kez 'baba' dediğini mahkeme salonunda öğrenen Ramazan Gülten, hiç görev almadığı bir uygulama üzerinden kurgulanan iddialarla aylardır tutuklu olan 26 yaşındaki Iraz Bayrak, 7 yaşındaki kızıyla tehdit edilen Elçin Karaoğlu… 'Biz çocuklar çok büyük şeyler istemiyoruz. Ne oyuncak ne hediye… Biz sadece babalarımızı istiyoruz' diyen Çağlar Türkmen’in oğlu Ediz’in bu sözleri hiç mi vicdanınızı sızlatmadı?"</em></p>

<h3><strong>"BU DOSYADA ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL,'İTİRAFÇI' OLMA İRADESİNDEN Mİ GEÇİYOR"</strong></h3>

<p><em>"Bu insanların her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikâye, ayrı bir umut. Bekliyorlar. Belirsizlik içinde, ailelerine hasret, adaleti bekliyorlar. Ve son üç haftadır bu salonda dinlediğimiz savunmalar artık bu dosyayı sadece hukuki bir metin olmaktan çıkardı; yüzü aşkın avukatın belgeleriyle anlattığı süreç, başta parçalı görünen anlatımların bir bütün haline geldiğini gösterdi. Açıkça söylemek isterim ki ben burada sadece bir dosyayı dinlemedim; bir sürecin nasıl kurulduğunu, nasıl ilerletildiğini ve nasıl sonuçlar doğurduğunu izledim. Bazı anlarda durup nefes almak zorunda kaldım, gerçekten nefesim kesildi; çünkü anlatılanlar yalnızca hukuki tartışmalar değil, insanların hayatına doğrudan temas eden gerçeklerdi.</em></p>

<p><em>Önyargısı olmayan hiçbir insan bu tabloya kayıtsız kalamaz. Ben kalamadım. Ve bu nedenle bugün burada verilecek kararın, artık bu bütün tabloyu görmezden gelerek verilemeyeceğini düşünüyor, buna inanmak istiyorum.</em></p>

<p><em>Şimdi bu tabloyu bütün olarak gördüğümüzde, ortaya çıkan çelişkiyi görmezden gelmek mümkün değildir. Çünkü bir tarafta; neyle suçlandığını bilmeden, iddianamesini bekleyerek aylarca içeride tutulan insanlar var. Diğer tarafta ise aynı dosyada 'itirafçı' olarak yer alan kişiler için bambaşka bir süreç işliyor. Bu kişiler açısından ev hapsi kaldırılıyor, yurt dışı yasağı kaldırılıyor, şirketleri üzerindeki kayyumlar kaldırılıyor; hayatları normale dönüyor. Ve bu kararlar, bu salonda günlerdir dinlediğimiz o ağır tabloyla yan yana geldiğinde ister istemez şu soruyu doğuruyor: Aynı dosyada, aynı süreçte, aynı iddiaların gölgesinde bir kısmı belirsizlik içinde tutulurken, bir kısmı için hayatın bütün kısıtları bu kadar kısa sürede ortadan kalkıyorsa, burada uygulanan ölçü nedir?</em></p>

<p><em>Daha açık söylemek gerekirse; bu dosyada özgürlüğe giden yol, hukuki değerlendirmeden mi geçmektedir, yoksa 'itirafçı' olma iradesinden mi? Bu salonda öyle şeyler dinledik ki, insanın kabul etmesi mümkün değil; akrabalığın, aynı aileden olmanın, aynı soyadı taşımanın neredeyse başlı başına bir suç gibi muamele gördüğü bir tabloyla karşı karşıyayız. Soruyorum: Akraba olmak suç mu? Hangi kanunda yazıyor bu, hangi hukuk düzeni bunu kabul eder? Bir baba üzerinden evlada, bir evlat üzerinden aileye baskı kurulur mu; bir insanın iradesi, ailesi üzerinden kırılmaya çalışılır mı? Sadece bir iftiracının beyanları ile bir ailede 3 kişi rehin tutulur mu?"</em></p>

<h3><strong>CANLI YAYIN OLSAYDI İFTİRALAR GÖRÜLÜRDÜ"</strong></h3>

<p><em>"Akrabası içeride, evladı içeride, yeğeni içeride, müvekkilini savundu diye avukatı içeride olan bir düzende insanlar nasıl adalete güvenecek? Delil yokken, sadece iddialarla, sadece beyanlarla insanların aylarca özgürlüğünden mahrum bırakıldığı bir yerde hukuk nasıl ayakta kalacak? Açık söylemek gerekir ki bu, bir yargılama değil; sınırları belirsiz, ölçüsü kaybolmuş bir baskı halidir ve böyle bir tabloyu ne vicdan kabul eder ne hukuk taşır.</em></p>

<p><em>Bu duruşma canlı yayınlansaydı ne olurdu biliyor musunuz? Bu salonun duvarları arasına sıkıştırılmak istenen gerçekler, 86 milyon insanın vicdanına ulaşırdı. Dizi dizi dizilen iftiralar görülürdü. Birbiri ardına sıralanan yalanlar görülürdü. Hukuksuz müdahaleler, zulüm, kötü muamele, siyasi operasyonun yargıdaki aparatları tek tek açığa çıkardı."</em></p>

<p><em>Canlı yayın olsaydı; tek bir somut delil ortaya koyamayanların çaresizliği görülürdü. İddia var, belge yok. Suçlama var, ispat yok. Manşet var, hakikat yok. Nerede delil, nerede para, nerede kamu zararı? Sadece beyan, beyan, beyan! Canlı yayın olsaydı; talimat verenlerin görgüsüzlüğü de yüzsüzlüğü de milletin önüne serilirdi. Bu davanın, bir kişinin rakibinden korktuğu için kurgulandığını 86 milyon izler, görürdü. Siyasi iktidarın gerçek yüzü saklanamazdı."</em></p>

<h3><strong>"ERDOĞAN VE BAHÇELİ, NEDEN SÖZÜNÜZDEN DÖNDÜNÜZ?"</strong></h3>

<p><em>"Şimdi sormak istiyorum; Sayın Erdoğan, sözünüzden neden döndünüz? Sayın Bahçeli, kamuoyu önünde kabul gören canlı yayın talebiniz neden rafa kaldırıldı? Niçin sözünüzün gereğini yapmadınız? Benim sesimden mi korktunuz? Bir fotoğrafımdan mı korktunuz? Yoksa sandıkta benimle yarışmaktan mı korktunuz? Milletin kararından mı korkuyorsunuz? Yoksa millet nezdinde tükenişinizi, oylarınızın yüzde 1’lere kadar gerileyeceğini gördünüz de ondan mı korktunuz?</em></p>

<p><em>Bunun adı şudur: Naklen yayından kaçmak! Bu korkaklıktır. Yüzyılın hukuksuzluğunun ifşa edilmesinden endişe duyulmuştur. Yüzyılın hukuksuzluğu. Öyle bir metin yazıldı ki; gerçekle ilgisi yok. Öyle isimler yan yana dizildi ki; hukukla bağı yok. Öyle senaryolar kuruldu ki; vicdanla ilgisi yok.</em></p>

<p><em>Yetmedi… Kopyala yapıştır iddialar, ithal senaryolar, dışarıdan alınmış siyasi ezberlerle dosya şişirildi. Gerçek bulunamayınca kurgu üretildi."</em></p>

<h3><strong>"HİÇ Mİ VİCDANINIZI YARALAMADI?"</strong></h3>

<p><em>"Sayın Başkan; İftiracıların bir kısmı dışarıda. Neredeyse tamamının tedbirleri kalktı. Blokeler kaldırıldı. Yurt dışı yasakları kaldırıldı. Şirketlerine ilişkin kararlar kaldırıldı. Ama bütün bunların yanında bugün Silivri’de ne var? Bir yıldır iddianame bekleyen emekçiler var. Bu salonda korumalar var. Memurlar var. Bürokratlar var. Belediye başkanları var. Kadınlar var. Hastalar var. Sadece burada 90’a yakın tutuklu insan var. Evlatlar var, anneler var, burada baba olup burada evlenen var. Yazık değil mi bu insanlara?</em></p>

<p><em>Bu iftiracıların tedbirleri, blokeleri yasakları, şirketlerindeki kayyumları bir bir kalkarken bir emeklinin maaşına konulan blokeyi kaldırmak hiç mi aklınıza gelmedi? Bir öğrencinin yurt dışı yasağını kaldırmak hiç mi aklınıza gelmedi? Babası nedeniyle cezaevinde çürüyen evlatların dramı hiç mi içinizi sızlatmadı? Kardeşi olduğu için, akrabası olduğu için, avukatı olduğu için, yanında çalıştığı için insanların özgürlüğünden edilmesi hiç mi vicdanınızı yaralamadı?"</em></p>

<h3><strong>"BIRAKIN, İNSANLAR TUTUKSUZ YARGILANSIN"</strong></h3>

<p><em>"Akraba olmak suç mu? Avukat olmak suç mu? Çalışan olmak suç mu? Bütün bu sorulara, vicdanı sızlatan duruma bugün son vermelisiniz. 14 aydır hapiste olan insanlar var. Merak ediyorum, sormak istiyorum: Bu insanlar daha kaç ay tutsak kalacak? Kaç ay daha cezaevinde tutulacaklar? Bir 14 ay daha mı? Bir yıl daha mı? Ortada tek bir somut delil yokken, yalnızca iftiracı beyanlarıyla masum insanları daha ne kadar içeride tutacaksınız? Kaç ay daha tutuklu yargılayacaksınız? Mademki iftiracılar dahi tutuksuz yargılanabiliyor, o halde bu insanlar neden yoksun bırakılıyor özgürlüklerinden? Bırakın, insanlar tutuksuz yargılansın!</em></p>

<p><em>Üstelik burada, ceza alsa dahi infazda yatacağı süreyi çoktan doldurmuş insanlar var. Soruyorum: Bu insanları daha ne zamana kadar içeride tutacaksınız? Hangi gerekçeyle, hangi vicdanla, hangi hukuk anlayışıyla özgürlüklerini gasp etmeyi sürdüreceksiniz? Bu iftiranamenin yazarları kendi payına düşeni, tam da kendine yakışanı yaptı. Hukuku zorladı, insanları rehin aldı, medya eliyle itibar suikastleri yarattı, cezayı yargılamadan önce vermeye kalktı. Daha bu hafta hepimiz gördük; şablon sorularla üretilen cevapları, imzasız ve barkodsuz sözde ifadeleri, delil diye dosyaya sürülen hukuk garabetlerini. Bu dosyada somut delil yok ama kurgu çok, iftira çok, malzeme çok!"</em></p>

<h3><strong>"ZAVALLILAR…"</strong></h3>

<p><em>"Soruyorum Sayın Başkan: Bu hukuksuzluğun hesabını kim soracak, bunları kim cezalandıracak? Bir de ibretlik bir tablo var karşımızda. Yirmi iki yıl önceki tapu kayıtlarını didik didik inceliyorlar. Soruyorum: Bu kadar mı aciz duruma düştüler? Bu kadar mı delilsiz kaldılar? Bu kadar mı çaresizler ki bugünü ispat edemeyip yirmi iki yıl öncesinin kapılarını çalmaya başladılar? Bana acziyet nedir diye sorsanız, işte tam da bu tabloyu gösteririm. Zavallılar…</em></p>

<p><em>Peki siz ne yapacaksınız? Aynı kararları vererek bütün bunları onaylayacak mısınız? Yoksa hukukun mahkeme salonunda hâlâ nefes aldığını mı göstereceksiniz? Masumiyet karinesi sizin de mi gündeminizde değil? Tutuksuz yargılama ilkesinin bir hak olduğu sizin de mi aklınızdan çıktı? AYM kararları… AİHM kararları… Bunlar sizin için de mi yok hükmünde?"</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"YETER ARTIK, ÖFKEM ÇOK BÜYÜK"</strong></h3>

<p><em>"Sayın Başkan, Savcılık ne yaptıysa aynısını yapmanızı beklemiyorum. Daha fazlasını yapmanızı hiç beklemiyorum. Tam tersini bekliyorum. Cesaret bekliyorum. Hukuk bekliyorum. Vicdan bekliyorum. Yeter artık. İnanın öfkem çok büyük. Bu vicdansız iftiranameye karşı öfkem çok büyük. Bu masum insanları hangi delille tutuyorsunuz? Hangi delille tutmaya devam edeceksiniz? Hangi somut gerekçeyle özgürlükleri kaldırıyorsunuz? Sıfır delil, sıfır ispat, sonsuz mağduriyet… Böyle adalet olmaz Sayın Başkan.</em></p>

<p><em>Bu salondan her gün feryat yükseliyor. Anaların, babaların, evlatların, özgürlüğünden mahrum insanların feryadı bu salondan her gün yükseliyor. Yazıktır, günahtır. Tutmayın. Yapmayın. Bu zulmü büyütmeyin. Türkiye’de hukuka, adalete susamış milyonların varlığını ve hukuka hizmet eden, gerçekten devletin adaletine hizmet edenlere nasıl sarılacağını unutmayın.</em></p>

<p><em>Defalarca söyledim, arkadaşlarımı bırakın ben buradayım dedim. Bugün bu salonda yine tekrar ediyorum. Derdinizle benimle, birilerinin derdi benimle… Bu masum insanları, arkadaşlarımı bırakın, ben buradayım. Bütün arkadaşlarımı, evlatları, kadınları, akrabaları, emekçileri, bürokratları, siyasileri, herkesi evine yollayın. Yazıktır, günahtır. Kul hakkı yemeyin.</em></p>

<p><em>Ben sizden bir lütuf değil; hukuk istiyorum. Bir ayrıcalık değil; eşitlik istiyorum. Kanun önünde herkesin eşitliğine katkı sunmanızı istiyorum. Bir ihsan değil; adalet istiyorum.</em></p>

<p><em>Sayın Başkan, Sayın Heyet, geçtiğimiz ay bu kürsüden söyledim, "Bazen de tarih, adaleti sağlamakla görevli hakimlere, yargıçlara ve mahkemelerde rol verir. Onlar verdikleri kararlarla sadece tarihteki yerlerini almazlar; ülkelerinin haysiyetini ve şerefini de kurtarırlar" dedim. İzin verin, tarihin size verdiği bu rol ile adalet yerini bulsun. Teşekkür ederim."</em></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ekrem-imamoglunun-izin-verilmeyen-konusmasinin-tam-metni-mahkemede-bunlari-soyleyecekti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 22:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/190111jpg.webp" type="image/jpeg" length="89365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP MYK sonrası Zeynel Emre'den açıklama: Yeni bir yol haritası belirledik]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/chp-myk-sonrasi-zeynel-emreden-aciklama-yeni-bir-yol-haritasi-belirledik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/chp-myk-sonrasi-zeynel-emreden-aciklama-yeni-bir-yol-haritasi-belirledik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parti sözcüsü Zeynel Emre MYK toplantısı sonrası açıklama yaptı. Emre 'yeni bir yol haritası belirledik' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP MYK toplantısından sonra alınan kararlara ilişkin açıklama yapan CHP Sözcüsü Zeynel Emre yeni bir yol haritası çizildiğini açıkladı.</p>

<p>Zeynel Emre’nin açıklamaları şöyle:</p>

<p><em>Genel Başkan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş'ın açıklamasından sonra Yavaş ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Yavaş ile yüz yüze de görüşülecek. Yapılan toplantılar sonrasında süreçle ilgili yeni yol haritasını sizlerle paylaşacağız.</em></p>

<p><em>ABD temsilcisinin sözleri milli iradeye saldırı olduğunun itirafıdır. Biz bu ülkenin ilk partisiyiz. Asla geri adım atmadan sonuna kadar halk egemenliğini korumak için mücadele edeceğiz.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>MANSUR YAVAŞ NE DEMİŞTİ?</strong></h2>

<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Ali Dinçer 1. Sosyal Demokrat Belediyecilik Günleri” kapsamında yaptığı konuşmada, yerel yönetimlere yönelik artan baskılara karşı parti yönetimine açık bir çağrıda bulundu. Mevcut durumu "Hukuk askıya alındı ve inanılmaz bir şekilde her gün bir operasyonla uyanıyoruz" sözleriyle tanımlayan Yavaş, "Biz bunu seyredemeyiz. Bütün belediye başkanlarımız artık tedirgin. Haksız, hukuksuz bir uygulamaya, bir iftiraya maruz kalacağı endişesiyle yaşıyorlar" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/chp-myk-sonrasi-zeynel-emreden-aciklama-yeni-bir-yol-haritasi-belirledik</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/189326jpg.webp" type="image/jpeg" length="92382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yalçın Küçük kimdir?]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/yalcin-kucuk-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/yalcin-kucuk-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye siyasetinde bir devir daha kapandı. Araştırmacı, yazar Yalçın Küçük hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk araştırmacı, akademisyen ve Türkiye sosyalist hareketinin önemli isimlerinden Yalçın Küçük, 87 yaşında hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küçük, bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi görüyordu. Cenaze programına dair henüz bir açıklama yapılmadı.</p>

<h2><strong>BİR DEVİR DAHA KAPANDI</strong></h2>

<p>Yazar ve sosyolog Yalçın Küçük 1938'de İskenderun'da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1960'da bitiren Küçük, 1966'da ODTÜ'de öğretim üyeliğine başladı, 1971'de doçentliğe yükseldi, 12 Mart 1971 Muhtırası'ndan sonra görevden alındı.</p>

<p>27 Mayıs 1960 Darbesi sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev alan Küçük, Yön, Emek, Ant dergilerinde sosyalist devrim yanlısı yazılar yazdı. 1973-76 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesinin ekonomi servisini yönetti. 1970'lerde,Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı, 1975'ten itibaren yayınlanan ve partiye yakınlığıyla bilinen Yürüyüş Gazetesi'nin editörlüğünü yaptı, ancak 1978'de partiden ihraç edildi. 1979'da kendisiyle beraber TİP'ten ihraç edilenlerle birlikte Sosyalist İktidar Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Aynı yıl Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. 12 Eylül Darbesi'nden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı.</p>

<p>1983'te Bir Yeni Cumhuriyet İçin adlı yapıtından ötürü tutuklanarak, cezaevine girdi; daha sonra aklandı.</p>

<p>12 Eylül 1980 darbesinden sonra aydınların cunta yönetimine karşı örgütlenmesinde büyük çaba gösteren Küçük, Aziz Nesin ile birlikte Aydınlar Dilekçesi Hareketi'ni örgütleyen Küçük 1980've 90'lı yıllarda çeşitli sol dergiler çıkardı.</p>

<p>1993'te Fransa'ya gitti. Daha sonra Suriye'deki Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü, bu görüşmeyi "söyleşi" adıyla kitaplaştırdı. Med TV'de programlar yaptı.</p>

<p>Ergenekon soruşturması kapsamında, 11 0cak 2009'da tutuklandı, 23 Ocak'ta tarihinde tahliye edildi...</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/yalcin-kucuk-kimdir</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187551jpg.webp" type="image/jpeg" length="91725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyanet’teki eskort skandalı doğrulandı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/diyanetteki-eskort-skandali-dogrulandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/diyanetteki-eskort-skandali-dogrulandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, Viyana'daki ATİB’de patlak veren "eskort skandalı" iddialarını kabul etti ve olayda adı geçen tüm personelin görevine son verildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyanet Diyanet İşleri Başkanlığının yurt dışı teşkilatlarından Avusturya Türk İslam Birliği (ATİB) merkezli "eskort skandalı" hakkında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca'dan doğrulama geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu skandalda, Viyana’da bulunan ATİB'de dernek gelirlerinden elde edilen yüz binlerce avronun kayıt dışı şekilde harcandığı iddia edildi. İddialara göre bu paraların önemli bir bölümü eğlence mekanlarında ve eskort hizmetlerinde kullanıldı. Ayrıca bu harcamaların, dikkat çekmesin diye "imamların oturum izni giderleri" gibi kalemler altında sisteme işlendiği öne sürüldü.</p>

<p>BirGün’den Mustafa Bildircin'in haberinin ardından, ATİB yaptığı açıklamada iddiaları "Asılsız, iftira ve dedikodu" olarak nitelendirerek reddetti.</p>

<h3><strong>"İnsanın olduğu yerde hatalar olabilir"</strong></h3>

<p>Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, TBMM’de katıldığı komisyon toplantısında konuyla ilgili açıklama yaptı.</p>

<p>2025 yılında gündeme gelen olayın aslında 2019’da kendilerine ulaştığını ve soruşturma başlatıldığını belirten Karaca, olayda adı geçen tüm personelin görevine son verildiğini açıkladı.</p>

<p>Diyanetin gerekli tüm idari ve disiplin süreçlerini işlettiğini savınan Karaca, "İnsanın olduğu yerde hatalar olabilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/diyanetteki-eskort-skandali-dogrulandi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/341668jpg.webp" type="image/jpeg" length="13937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam: Yarından itibaren geçerli olacak]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-yarindan-itibaren-gecerli-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-yarindan-itibaren-gecerli-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam geldiğini bildirdi. Yeni tarife yarından itibaren geçerli olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elektrik üretim ve dağıtım maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle nihai elektrik perakende satış fiyatları yeniden düzenlendi. Buna göre, mesken abone grubunda yüzde 25, alçak gerilimden bağlı kamu ve özel hizmetler sektörü abonelerinde yüzde 17,5, orta gerilimden bağlı sanayi abonelerinde yüzde 5,8 ve tarımsal faaliyet abonelerinde yüzde 24,8 oranında artış yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni tarifeyle birlikte, aylık 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesinin ödeyeceği tutar 323,8 TL olarak belirlendi.</p>

<p>Doğal gazda ise BOTAŞ tarafından açıklanan toptan satış fiyatları doğrultusunda artışa gidildi. Buna göre, konut tüketicileri için ortalama yüzde 25, sanayi tüketicileri için yüzde 18,61 ve elektrik üretim santralleri için yüzde 19,42 oranında fiyat artışı uygulandı. Ayrıca konut tüketicileri için kademeli fiyat tarifesi uygulamasına geçildi.</p>

<p>Yeni elektrik ve doğal gaz tarifelerinin 4 Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceği bildirildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-yarindan-itibaren-gecerli-olacak</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187248jpg.webp" type="image/jpeg" length="96153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tapusu olanlar dikkat: 90 gün içinde başvuru yapılması gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/tapusu-olanlar-dikkat-90-gun-icinde-basvuru-yapilmasi-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/tapusu-olanlar-dikkat-90-gun-icinde-basvuru-yapilmasi-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hisseli Tapu Sahiplerine Kritik Uyarı: Ön Alım Hakkı Başvurusu İçin Son 90 Gün!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hisseli tapu sahiplerini yakından ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, hisseli tapu sahiplerinin ön alım hakkı başvuruları için 90 günlük yasal sürenin altını çizerek, bu sürenin kaçırılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.</p>

<p>Yapılan açıklamada, hisseli tapu sahiplerinin, diğer hissedarların hisselerini üçüncü bir kişiye satması durumunda, bu hisseleri öncelikle kendilerinin satın alma hakkı bulunduğu hatırlatıldı. Bu hak, "ön alım hakkı" olarak adlandırılıyor ve hisse satışının noter aracılığıyla diğer hissedarlara bildirilmesinden itibaren 90 gün içinde kullanılması gerekiyor.</p>

<p>Haber Global'in aktardığı habere göre; Birden fazla kişiye ait olduğunu gösteren tapu sahiplerine kritik uyarı geldi. Yasal süre içinde başvuru yapmazlarsa haklarını kaybedecek. İşte o uyarıya dair tüm detaylar...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne ait ülkemizde tapu ile ilgili tüm kayıtları tutma ve işlemleri gerçekleştirme yetkisi bulunuyor. Kişilerin taşınmaz mallar üzerindeki hak ve yetkileri tapu belgesi ile kayıt altına alınırken tapu tek bir kişiye ait olabileceği gibi birden fazla kişiye de ait olabiliyor.</strong></p>

<p>Müstakil tapu ve hisseli tapu olarak adlandırılan tapularda taşınmaz üzerindeki tüm tasarruf yetkisinin tek bir kişiye ait olduğunu gösteren tapular müstakil tapu olarak adlandırılıyor. Tapu üzerinde tasarruf yetkisinin birden fazla kişiye ait olduğunu gösteren tapulara ise hisseli tapu adı veriliyor.</p>

<p><strong>HİSSELİ TAPU SATIŞI NASIL YAPILIR?</strong></p>

<p>Tapunun satışı konusunda işlenecek yöntemler tapunun cinsine göre değişmektedir. Hisseli tapunun satışı konusunda da uyulması gereken yöntemler farklıdır. Hisseli tapunun satışı konusunda izlenecek yöntem hissedarların anlaşmalarına bağlıdır. Hissedarların ortak satış kararına varması durumunda tapu bir bütün olarak satılır.</p>

<p><strong>TAPUDA ŞUFA SÜRESİ NE ZAMAN BAŞLIYOR?</strong></p>

<p>Hisseli tapuda şufa hakkı bulunmakta olup böylelikle hisse sahiplerine ön alım hakkı tanınır. Bu hak sayesinde hisseli tapuya sahip olan biri bu hakkı satmak istediği takdirde diğer hissedarların bu payı öncelikli olarak satın alma hakkı bulunmaktadır. Ancak hisseli tapularda alım için uygulanan süre sınırı bulunmaktadır.</p>

<p>Hissedarın diğer hissedarlara haber vermeden yaptığı satış için itiraz hakkı bulunmakta olup tapunun devrinin dahi iptal edilmesi mümkündür. Bu nedenle mutlaka hisseli tapu satışında bu payı alan kişi mağdur olmamak adına diğer hissedarlardan yazı ile feragatname almalıdır. Hisseli tapunun üçüncü bir kişiye satılır ve bu satış işlemi noter üzerinden hissedarlara bildirilirse paydaşlar bu bildirimi aldıkları tarihten itibaren 3 ay içerisinde ön alım talepli dava açılması gerekir. Süre içinde açılmayan davada ön alım hakkı ortadan kalkar.</p>

<p>Yine hisseli tapuda diğer hissedarlardan habersiz yapılan satışlarda 2 yıl içerisinde ön alım talepli dava açma sınırı bulunmakta olup davanın açılmaması durumunda ön alım hakkı düşer.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/tapusu-olanlar-dikkat-90-gun-icinde-basvuru-yapilmasi-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/148440jpg.webp" type="image/jpeg" length="33337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüz binlerce emeklinin aylığı artacak: TÜİK güncelledi, katsayı değişti]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/yuz-binlerce-emeklinin-ayligi-artacak-tuik-guncelledi-katsayi-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/yuz-binlerce-emeklinin-ayligi-artacak-tuik-guncelledi-katsayi-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in milli gelir verilerini güncellemesiyle emekli aylığı hesaplama katsayıları değişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2 Mart’ta açıkladığı büyüme rakamlarının ardından emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan büyüme oranı katsayısı yeniden belirlendi.</p>

<p>Bu teknik güncelleme 2025 yılı başından itibaren <strong>emekli olanları kapsıyor.</strong></p>

<h2><strong>YÜZDE 1,08’LİK ‘EK ARTIŞ’ KİMLERİ KAPSIYOR?</strong></h2>

<p>Yapılan düzenleme, sadece 1 Ocak 2025 tarihinden sonra emeklilik başvurusu yapan ve aylığı bu tarihten sonra bağlanan kişileri ilgilendiriyor. Bu kapsamdaki emeklilerin maaşları bugünden itibaren yeniden hesaplanacak ve oluşan farklar Nisan ayı maaşlarıyla birlikte ödenecek.</p>

<p><strong>Artış Oranı:</strong> Nisan ayında yansıtılacak ek oran yüzde 1,08 olarak belirlendi.</p>

<p><strong>Kapsam Dışı Olanlar:</strong> Bu tarihten önce emekli olanlar mevcut maaşları üzerinden devam edecek; bu katsayı değişikliğinden yararlanamayacak.</p>

<h2><strong>EN DÜŞÜK MAAŞ ALANA YİNE "SIFIR" ÇEKTİLER</strong></h2>

<p>Düzenlemenin en çarpıcı ve milyonları ilgilendiren kısmı ise ödeme aşamasında ortaya çıkıyor. Mevcut sistemde 20 bin TL olarak uygulanan en düşük <strong>emekli aylığını alanlar,</strong> bu yüzde 1,08’lik artışı cüzdanlarında hissedemeyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gerekçe: Artış</strong> "kök maaş" üzerinden hesaplanacak. Eğer emeklinin kök maaşı yapılan bu sembolik artışla bile 20 bin TL barajını aşmıyorsa, emekli yine 20 bin TL almaya devam edecek.</p>

<p>Yani milyonlarca kişi için kağıt üzerindeki bu artış, fiilen "hiçlik" demek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/yuz-binlerce-emeklinin-ayligi-artacak-tuik-guncelledi-katsayi-degisti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/536959.jpg" type="image/jpeg" length="74187"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekmeğe dev zam geldi! Üç büyük ilde de fiyat değişti]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ekmege-dev-zam-geldi-uc-buyuk-ilde-de-fiyat-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ekmege-dev-zam-geldi-uc-buyuk-ilde-de-fiyat-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı: Bugün itibariyle ekmek fiyatı birçok ilimizde değişmeye başladı 200 gram ekmek fiyatını 17,5 lira olarak güncellemek zorunda kaldık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ekmek fiyatına <strong>birçok şehirde zam yapıldığını</strong> duyurdu. Balcı'nın açıkladığına göre 200 gram <strong>ekmek fiyatı 17,5 lira oldu.</strong></p>

<p>Ocak ayında zammı ertelediklerini söyleyen Balcı artan maliyetlere karşı <strong>zam </strong>yapmak zorunda olduklarını söyledi.</p>

<p>Balcı şunları söyledi: "Kilogramı 75 lira olan ekmek fiyatı 1 Nisan'dan itibaren birçok ilimizde değişmeye başladı. Kilogramı 87 liraya denk gelecek şekilde değişti. Yani 200 gram ekmek 17,5 lira veya 230 gram ekmek 20 lira olarak güncellemek zorunda kaldık."</p>

<h2><strong>"8 AYDIR ZAM YAPMIYORUZ"</strong></h2>

<p>Zammın gerekçesini şöyle açıkladı:</p>

<blockquote>
<p>"Takdir edersiniz ki Ağustos 2025'ten bugüne kadar 8 aylık zaman zarfında; Ocak 2026'da çalışanlarımızın ücreti arttı, asgari ücretten dolayı, ana ham maddemiz olan un fiyatları yaklaşık %45 arttı. İşletme giderlerindeki fiyat artışının %30 olduğunu baz alacak olursak 8 ay sonra bu fiyat artışının %16 olması, en makul düzeyde olduğunu söyleyebiliriz"</p>
</blockquote>

<p>Balcı, "Ocak ayında yapmamız gereken bu fiyat düzenlemesini Ramazan ayında vatandaşımız mağdur olmaması için Ramazan ayının sonunda en uygun şekilde gerçekleştirmiş olduk." dedi.</p>

<h2><strong>ÜÇ BÜYÜK İLDE EKMEK FİYATI BELLİ OLDU</strong></h2>

<p>Bugün itibarıyla Ankara, İstanbul ve İzmir'de 200 gram ekmek 17,5 TL olacak şekilde fiyat değişikliğİ uygulamaya girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ekmege-dev-zam-geldi-uc-buyuk-ilde-de-fiyat-degisti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/537554jpg.webp" type="image/jpeg" length="96521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkında soruşturma açıldı: İşte İmamoğlu'nun Bilirkişi Davası'ndaki savunmasının tam metni]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/hakkinda-sorusturma-acildi-iste-imamoglunun-bilirkisi-davasindaki-savunmasinin-tam-metni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/hakkinda-sorusturma-acildi-iste-imamoglunun-bilirkisi-davasindaki-savunmasinin-tam-metni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu Bilirkişi Davası'nda savunma verdi. Savunması nedeniyle hakkında soruşturma açıldı. İşte İmamoğlu'nun savunmasının tam metni]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşte İmamoğlu'nun savunmasının tam metni:<br />
<br />
Öncelikle umarım arzu ettiğimiz gibi hem yüce Türk yargısına yakışan hem de adil yargılama kurallarına uygun bir duruşma geçiririz. Bu çerçevede sizin uyarı ve önerilerinize katılmakla birlikte; bizim de tabii ki bazen anlamlandırmakta zorlandığımız ve bugünkü duruşma çerçevesinde de bana isnat edilen suçlar üzerinden son dönemde oldukça fazla, direkt bu duruşmayı ilgilendiren beyanlarım, tespitlerim ve düşüncelerim var. Bu çerçevede söz hakkımı kullanmayı düşünüyorum.</p>

<p>Sayın Hâkim; elbette ki buradan milletimizi de saygıyla selamlıyorum. Çünkü biliyoruz ki bu kürsüde, sizin huzurunuzda konuşurken siz de Türk milletini temsil ediyorsunuz. Ben de aslında milletime sesleniyorum. Tabii üzüntü verici bir dönemdeyiz. Tarihin gördüğü, hükümet eliyle tasarlanmış en büyük yargı saldırılarından biriyle karşı karşıyayım. Sayısını ve konularını sıralamakta zorlandığım, hakkımda hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. İlginç bir zamana şahitlik ediyoruz. Bazı günler vardır takvimde herhangi bir güne düşebilecek sıradan bir gün gibi görünebilir ama öyle değildir ve derin iz bırakır. Aslında bugün de öyle bir güne tanıklık ediyoruz.</p>

<p>Silivri'de şu an bu salonda duruşmam devam ederken, yine bu binada bir başka salonda da şahsıma ve yol arkadaşlarıma yönelik bir başka kumpasın, bir başka Ekrem İmamoğlu davasının yargılaması yapılıyor. Buradan o salonda haysiyet mücadelesi veren tüm arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Tabii onları yalnız bırakmayacağım; bu duruşma bitiminde o mahkeme salonuna, duruşma salonuna geçerek onlarla birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Hukuksuz olduğu kadar yalanla, uydurma beyanlarla, sahte belgelerle, kes kopyala sayfalarla ve gizli tanıklarla kurgulanan bu kumpasın altına imza atan bir avuç muhteris, bu senaryoyu yazan herkesle birlikte kendi iftiralarında boğulacaklarına inancım tamdır. Bu konuda hiç şüphe duymuyorum ve her zaman inancım tamdır ki hak yerini bulacaktır.</p>

<p>Tabii 4.000 sayfalık bir 'iftiraname' var diğer salonda ve o iftiraname benim için bir çöptür, çöp olmaya da mahkumdur. Tabiri caizse burada bugün bir 'Ekrem İmamoğlu mesaisi' yaşanıyor. Her köşe başında bir kumpas, her salonda bir pusu kurulmuş durumda. Böyle bir gündemle karşı karşıyayım. Bu duygularla kıymetli milletimize haykırıyorum: Bu kumpaslara karşı verilen mücadele sadece bireysel bir hak ve özgürlük mücadelesi değildir; tarihimizin en büyük demokrasi ve adalet mücadelelerinden birisidir.</p>

<p>Sayın Yargıç, açıkçası sayısını bile artık kestiremediğim, hatırlayamadığım, her saydığımda birkaç tanesini ıskaladığım bir mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım. Ve bu fırtına öyle enteresan ki artık istatistiklere sığmıyor; hesaplamalarla bile anlayamayacağınız bir durumla karşı karşıyayım. Bazen bazı mahkemeler niye açıldı diye düşünmeden edemiyorum. Tabii yeni devreye giren birtakım kanunlarla da açıldığı gibi kapananlar da oldu. 'Çirkin davası' vesaire gibi çok komik duruşmalar tezgahlanmaya çalışıldı.</p>

<p>Bu mahkeme de başladığından beri yaşanan yargıç değişim süreçlerinden birine siz de muhatap oldunuz. Dolayısıyla bir ara yargıçla karşı karşıya gelinmişti, siz aslında 3. hâkim olarak burada bulunuyorsunuz. Ben de sizin huzurunuzdayım. Bu davanın konusu da bilirkişiyi ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmişim ben. Bu suçlamalarla yargılanıyorum. Ancak ortada izaha gerek bırakmayacak kadar açık bir gerçek var: Biz bir bilirkişiyi etkilemedik. Çünkü ortada etkilenecek bir süreç yoktu. Karşımıza çok ilginç bir şahsiyet çıktı. Söz konusu bilirkişi raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Bizim yaptığımız, bu raporların içeriğini, sonuçlarını ve yarattığı etkileri kamuoyuna anlatmaktan ibarettir.</p>

<p>İsmi geçen bilirkişi Satılmış Bey, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle ilgili dava dosyalarındaki görüşünü zaten çoktan sunmuştu. Biz de açıkçası o davaları ve duruşmalardaki dosyaları inceleyince ve farklı farklı dosyalara hep aynı arkadaşların baktığını görünce böyle bir 'kişilikle' karşı karşıya geldik. Açıkçası 'kişilik' demek bile bana zül geliyor, o kadar ifade edeyim.</p>

<p>Suçlamaların temeli olan 27 Ocak 2025 tarihinde yaptığım konuşmada, bu şahsın şahsımla ilgili sunacağı yeni bir raporu yoktu; zaten bütün raporları aylar öncesinde sunmuştu. Tabii aynı kişi üzerinden yeni bir planlama var mıydı? Çünkü kişiye özel dosyaları birleştiren bir sistem vardı Cumhuriyet Savcılığı’nda. Bu çok net. Benim şahsıma dair yeni bir rapor planı var mıydı bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla yoktu. Konuşmamda onu etkilemeye yönelik tek bir kelimem var mı? O da yok. Talimatım var mı? Ki mümkün değil. O da yok. O günkü açıklamalarım, tamamen ifade özgürlüğü kapsamında eleştiriden ibarettir.</p>

<p>Bu raporların sonuçları insanların hayatına mal olacak seviyededir ve ben de tam olarak bunları anlattım. Örneğin Beylikdüzü Yayla Davası'nda Danıştay, yani yüksek yargı; 'İç denetim yeterlidir, belediye başkanının sorumluluğu yoktur' diyor. Ancak bu bilirkişi, çıkıp bir rapor hazırlıyor ve ihale iptali olmadığı halde 'Ekrem İmamoğlu suçludur' diye yazıyor. Ortada böyle bir denetçi raporu var mı? Yok. Yani bilirkişi, o dosyada yalanla, iftirayla beni suçlama gayretinde. Bunu ben anlatmayacağım, dert yanmayacağım veya toplumu bu konuda bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Bu benim en doğal hakkım.</p>

<p>Hukuksuz yöntemlerle oluşturulmuş bu davaları tespit ettik. Özellikle beni ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış diye baktığımızda hep aynı isim çıktı karşımıza: Satılmış Bey. Evet, Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum, gerçekten bu absürt bir davada. Ne yazık ki sizin de ifade ettiğiniz gibi iş yükü çok yoğun ve sayenizde böyle absürt bir davaya mesai harcamak zorunda kalıyorsunuz. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde bize kasıtlı iftiralar atılırken kendimizi savunmayıp 'Ya Rabbi şükür' diyecek halimiz yok yani.</p>

<p>Biz milletin iradesiyle, 16.000.000'luk dünyanın en güzel ve en büyük kentlerinden birinin belediye başkanıyız. Bu iftiralara karşı dik duruşumuz hem bu şehrin belediye başkanı olarak hem de 86.000.000 insanımızı yöneteceğine inanan bir aklı, mantığı ortaya koyarak, tarihte görülmemiş 15.500.000 insanın ön seçimde oy kullanarak yetki vermek istediği bir Cumhurbaşkanı adayı var karşınızda. Dolayısıyla ben burada sadece kendi hakkımı değil, yapılan hukuksuzluklara binaen aziz milletimin hak ve hukukunu savunmakla ilgili hamleler yapıyorum.</p>

<p>İstanbul'da 8.000'in üzerinde bilirkişi var. Çok enteresan; bu kadar kişi arasından 4 ayrı dosyada da aynı ismin atanma ihtimali matematiksel hesaplara sığmıyor. Ben bir laf atayım ama aslında 100 katrilyonda 1!. Ekrem İmamoğlu ile ilgili 4 dosyaya bu insanın girmesi 100 katrilyonda 1 iken, diğer CHP'li belediyelere de aynı kişinin nokta atışı atandığını eklediğiniz zaman artık matematik buna yetmiyor. Ben bu imkansızlığı tespit etmişim, kamuoyuna duyurmuşum ve hakkında işlem yapılmasını istemişim. Ancak yargıya çöreklenmiş bir avuç kötü niyetli muhteris ne yapıyor? Dönüp bana dava açıyor. Ben ne derim onlara? 'Hadi oradan' derim, 'Hadi oradan!'</p>

<p>Ayrıca bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor Sayın Hâkim. Onlarca siyasetçinin ve bürokratın hayatını altüst ediyor. Bu yalan ve iftira raporlar, kıymetli dostum, değerli hocam, Esenyurt Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Özer'in de hayatını etkiledi. Bilirkişi resmen üçkağıtçılık yaptı. O sistemin içinde onun yaptığı, 3 bilirkişiden 2'sinin ortak beyanına karşı, sadece bu Satılmış Bey'in beyanının kabulüyle kendisi 1 yıl 10 gün tutuklu kaldı. 1 yıl 10 günün hesabı verilmez mi? Onunla birlikte masum ve gerçekten mağdur olan, içinde birebir tanıdığım hasta kardeşlerimin de olduğu bürokratlar burada, Silivri'de yattılar.</p>

<p>Bu haince raporlarla insanlar tutuklandı, itibarları zedelendi. Yargı, bilirkişi ve medya iş birliğiyle ailelere haysiyet cellatlığı, itibar suikastları yapıldı. Ne kadar basit değil mi? Meseleye sadece 'bilirkişi' diye bakmak ne kadar basit kalıyor. Bakın vardığı noktaya ve ona dayanarak verilen kararlara!</p>

<p>Bu ülkenin saygın bürokratları, siyasetçileri ve emekçileri kelepçelerle sıraya dizildi. Onlarcası. Dronlarla havadan çekildi, fotoğrafları ve videoları medyaya servis edildi. Eee biz de ne yapacağız? 'Ya Rabbi şükür' diyerek izleyeceğiz! Biz! Bu milletin karakteri bunu yapmaz. Ben öyle bir milletin evladı değilim. Bana bu milletin, bu toprakların verdiği karakter, haksızlığa karşı mücadele etmeyi öğretmiştir. Haksızlığa karşı susan, dilsiz şeytanın en öndeki neferidir. Öyle ifade edeyim.</p>

<p>Böylesi kötü ve çirkin zihniyet zincirinin halkalarından biridir o bilirkişi Satılmış Bey. Durum ispatlıdır, nettir. İstanbul'daki bunca bilirkişi arasından bu olumsuz sürece imza atılması için özellikle tercih edilen kişidir. Aynı şahsın, 2019 öncesi teftiş kurulumuzun dahi ne belirlediği, hakkında suç duyurusunu ısrarla yaptığımız AK Partili isimler olunca, bir anda o olumsuz raporları olumluya dönüyor mesela. Bu da ispatlı. Yani oraya da adrese teslim yollanıyor ve suçunun ispatlı olduğu durumlarda, aklayıcı olarak bu sefer dosyaya imza attığını tespit ettik. Ne tesadüf! Bunları eklersek o '100 katrilyonda 1' dediğim rakamlara doğru gidiyor. Karşı karşıya olduğumuz pervasızlığın boyutu budur.</p>

<p><strong>Burada sorulacak net bir soru vardır: İBB davasında belediye başkanları, yöneticiler ve 100.000 kişilik yönetim organizasyonuna ‘suç örgütü’ muamelesi yapılıyor. Yani bugün bu davanın, diğer salondaki davayla veya diğer saymakta zorlandığım 10’dan fazla davanın birbiriyle ilişkisi yok diye düşünmeyin. Birileri hukuksuzluk ve zalimlik konusunda, şeytanlığı da yanına ekleyerek, taşları dizerek yaptıkları işlerin hepsi birer parçasıdır. O manada tabii ki biz ve arkadaşlarımız, insanlarımıza hizmet etme gayretinde olan insanlar, böyle bir suçla itham ediliyor. Ben de her yerde soruyorum: 'Biz nasıl bir örgütüz yani? Yoksa biz mi örgütüz? Yoksa her davayı aynı bilirkişiyle, aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren bu sistem mi örgütlü bir suç işliyor?'</strong> Bu çok net.</p>

<p>Tekrar ifade ediyorum; <strong>100.000 kişilik, milletin evlatlarıyla, kimin nereden geldiğine bakmaksızın, eş dost vesaire diye asla bakmadan, milletin evlatlarının hayat boyu biriktirdiği kariyerlerindeki, uzmanlık ve marifetlerine, performanslarına bakarak oluşturduğumuz; sadece üst yönetici sayısı 1.300 olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin nitelikli hizmet konusunda tarihi başarılara imza atan İBB mi suç örgütü, yoksa az önce söylediğim o kötülüklerin ve zalimliklerin taşlarını dizen, o işleri planlayan insanlar mı örgütlü suç işliyor? Benimce cevap çok net.</strong> <strong>Çok basit bir örnek daha vermek isterim: Bana, gazeteci Merdan Yanardağ’a, Harbiye mezunu hem silahlı kuvvetlere hizmet etmiş hem sonra iletişimci olarak dünya çapında ün kazanmış Necati Özkan'a 'casusluk' iftirası atarak, vatana bağlılığımızı sorgulayacak kadar gözü dönmüş olanlar mı bu ülkeye kötülük ediyor? Çok büyük kötülük ediyorlar.</strong></p>

<p>Sayın Yargıç, size ve aziz milletimize adil yargılamaya müdahalenin, gerçekte nasıl yapıldığona dair somut örnekler vereceğim. Ancak bu şekilde bizim gördüğümüz durum veya bize yapılan o zalimliği, bu dava çerçevesinde çok net anlarsınız.</p>

<p><strong>Ne yazık ki ülkemizde adil yargılamayı etkilemek; bir söz söylemekle değil, yargıyı dizayn etmekle, hâkimi yerinden etmekle, savcıyı sürgüne göndermekle, yani yargı eliyle yapılır. Çok değil birkaç ay önce yine bu kürsüden ifade etmiştim. Ben burada yalnız kendim için konuşmuyorum. Bu ülkenin vicdan sahibi, namuslu ve gerçekten hepimizin sırtını dayayacağı, geleceğimizi emanet edeceğimiz namuslu, vicdanlı hâkim ve savcıları için de konuşuyorum. Çünkü bu sistemde işleyen kural artık herkesçe bilinmektedir: Eğer sizden beklenen kararı vermezseniz, önünüze konulan sipariş iddianameyi hatırlamazsanız, bir gece ansızın yayınlanan bir kararnameyle kendinizi bambaşka bir şehirde, bir nevi sürgünde bulursunuz. Bunu sizin yüzünüze karşı söylüyorum. Çünkü namuslu, onurlu, haysiyetli olarak bildiğimiz ve her birinin de öyle olmasını arzu ettiğimiz hâkimler, yargıçlar; her şeye rağmen vicdanla, ahlakla ve adaletli kararlar vermek zorundadır. Sonucu ne olursa olsun. Bu kadar net.</strong></p>

<p>Evet, bu ülke sırat köprüsündedir yani. Şu anda öyle bir köprüdedir. Bu süreçte en büyük sınavı veren, ülkenin yargıçlarıdır. Bunun altını çizmek istiyorum. Sayın Yargıç, bakın içinde birçok meslektaşınızın olduğu ve insanlara yapılan zalimlikleri hızlıca anlatacağım. Hiçbirini tanımam; hiçbirini böyle gelip sizin gibi karşımda gördüm, tanıdım, o kadar. Bir kısmını tanımadım bile. Helal diplomama karşı, Allah'ıma şükür yani… Benim gösteremeyecek bir tane üniversite arkadaşım yok vallahi; yüzlercesiyle stat doldururum hepsiyle. Ama bir başkası tavla bile oynayacak arkadaşını gösteremez ama benim var. Allah'ıma şükür sonuna kadar helaldir.</p>

<p>Helal diplomama karşı açılan ceza davasıyla başlayalım: İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Kahramanmaraş'a gönderildi. Belirtmek isterim ki aynı 59. Asliye Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin il binası davasına da bakıyor. 5. İdare Mahkemesinde görülen davada mahkeme başkanı ve üye hakim bir gecede HSK kararıyla görevlerinden alındı. Bir gecede. Bir hafta. Yani biz idari mahkemeye nasıl başvurduk, hemen günler içerisinde pat diye görevden alındılar. Tezgaha bakar mısınız? Buna ne ihtimal hesabı sığar ne istatistik hesabı sığar.</p>

<p>İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi, dönemin başsavcı görünümlü siyasetçisine yönelik sözleri nedeniyle yargılandığım davada, 'Ekrem İmamoğlu tüm suçlardan beraat etmeli' şerhini koydu. Hemen bu üye hakim İstanbul 45. İş Mahkemesine gönderildi. ‘Ahmak davasının’ görüldüğü İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi görevden alındı, Samsun'a gönderildi. Tayin kararının isteği dışında verildiğini savunan hakim, 2 yıldan fazla ceza vermesi için kendine baskı ve telkinde bulunulduğu gerekçesiyle HSK’ya şikayette bulundu. HSK, gündemine bile almadı. Yerine gelen hakim; 2 yıl 7 ay 15 gün hapisle, hakkında birçok şaibe tespit ettiğimiz bu kişi, cezalandırılmama ve siyasi yasaklı olmama hızlıca karar verdi. Ne kadar kısa!</p>

<p>HSK 1. Daire, Ahmak Davası'nın… İz sürmesine bakar mısınız? İstinaf aşamasına bakacak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi başkanının yetkisini kaldırdı. Daire başkanını, 2. Ceza Dairesi Başkanlığı'na gönderen HSK, aynı dairenin üyesini de 1. Ceza Dairesi üyeliğine gönderdi. Sipariş usulü oluşturulan yeni mahkeme ise benimle ilgili ceza kararını onadı yeni atanan üyelerle! Hemen! Yani bu gizli saklı değil, göz göre göre. Hani 'kör göze parmak' yetmez, başka bir atasözü bulmak lazım!</p>

<p>Beylikdüzü Belediye Başkanlığım sırasındaki bir ihaleden dolayı Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan ceza davasında, 2 Ekim 2024’teki beşinci duruşmada bilirkişiler ihalenin hukuka uygun olduğunu bildirir bir rapor verdi. Bilirkişiler dediler ki: 'Bu ihale hukuka uygundur.' Bunun da başında o işte bu Satılmış Bey var. O rapordan sonra 4 celsede, tam 4 celsede dosyaya bakan mahkemenin hakimi, ısrarla savcılıktan esas hakkında mütalaasını sunmasını istedi. Ancak savcı her celse mazeret sunarak mütalaa sunmayı reddetti. Ve nihayet 10. celseye, bakın 10. celseye geldiğinde dosyayı karara bağlamaya çalışan hakim, görevden alındı, Diyarbakır'a gönderildi.</p>

<p>Yaklaşık 4 yıl süren yargılamanın sonunda bir hakim atandı oraya. ‘Pat’ diye beraatına karar verecek. Hatta benim mahkemeye gitmek isteğimi bile reddeden bir hakimdi; SEGBİS talep etti. Ben de SEGBİS'e katılmayı reddettim ve benimle ilgili beraat kararı verdi. Kararı beğenmeyen HSK, 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin hakimini, yani o beraat veren hakimi Kahramanmaraş'a gönderdi. Yani o diploma davama bakan hakimle orada buluşmuş oldular.</p>

<p>Partimizin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldı iddiasıyla ben de orada yargılanıyorum; Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada hakim görevden alındı. Ve son olarak Sayın Hakim, bu davaya bakan hakim de görevden alındı. Yani ben hakimlerin sayısını bilmiyorum, yetişemiyorum artık. Tabii tabii, 40. Ağır Ceza geliyor. İdari mahkemeden bahsettim. HSK'nın doğrudan müdahalesiyle benim hiçbir davamda davanın doğal yargıçları Bir türlü karar vermeyi başaramıyor Sayın Hakim!</p>

<p>İmamoğlu, soruşturmalarını yürüterek ihya olan savcılardan da çok kez bahsettik. Birazdan onlara da değineceğiz. Bu yargı tehdidi, sadece benim davalarımla sınırlı kalmadı; bu hastalık artık bütün Türkiye'ye yayılmaya başladı. Şu anda çok güncel olaylar yaşanıyor. Biraz değineceğim ona da. Gelelim yargıdaki İmamoğlu dizaynına. Bu ülkede artık adil yargılamayı etkilemek, sipariş usulü oluşturulan mahkeme heyetleri üzerinden yapılma gayretinde. İnsanları zan altında bırakıyorlar. Onlar da insan. Birazdan karşılarına çıkacağım, mahkemelere gideceğim yani.</p>

<p>İBB davasının görüldüğü 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, adeta bu davayı görmek üzere özel bir yargılama düzeni kurulmuş, heyet yapısı değiştirilmiş, yeni bir heyet oluşturulmuştur. Ben hukukçu değilim ama hukukçularımız diyor ki: 'Bu tamamen kanuna aykırı.' Duruşmaya, yani kişiye özel yargı heyeti! 3 üye yargıç görevden alınmış, yerlerine 3 yeni üye getirilmiştir. Yahu sormak gerekir; bir dava için mahkeme dizayn edilir mi?</p>

<p>Daha acısını söyleyeyim; beni ziyarete gelen bazı avukatlar, 'Bizim iddianame çıkacak ve iddianame 40. Ağır Ceza'ya gönderilecek' diye aylar öncesinden söylediler. 'İsterseniz notere gider, biz bunu gizli bir beyanla da kayda alabiliriz' dediler avukatlar. Yani biz hangi ülkedeyiz? Biz neredeyiz? Muz cumhuriyetindeyiz ya!</p>

<p>Sayın Hakimim, Çanakkale'nin yıl dönümünü geçirdik daha yeni; Kurtuluş Savaşı. Yani bu ülke cetvelle sınırları çizilmedi. Bu cennet vatan çok özel bir toprak; tarihine girmeyeceğim…</p>

<p><strong>Bir dava için duruşma salonu yaptırılır mı? Ne oldu işte; yargılanıyoruz yukarıda yahu. 1.500.000.000 lira, bir duruşma salonu için yapılır mı? Harcanır mı? Bunu ancak, yani inşaatçılığa meraklı, gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir. Başka kimse akıl edemez yani. Ben o akla da akıl demem. Yargılama, davaya göre şekillendiriliyor. Artık mesele sadece bir kişi, bir dosya, bir dava değildir Sayın Hakim. Artık mesele, yargının nasıl yönlendirildiğinin, nasıl şekillendirildiğinin açık açık gösterilmesidir. Burada kurulan düzen; hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzendir.</strong> Ne kadar? Toplasan 50 kişidir, 100 kişidir bunlar. Bu millet onlara boyun eğecek? Hadi oradan! Hadi oradan! Cürmünüz kadar yer yakarsınız, cürmünüz kadar.</p>

<p>Ben <strong>açıkça söylüyorum, öfkem çok büyük Sayın Hakim. Öfkem çok büyük. Ben buradan sizin huzurunuzda, Türk milletine bakarak konuşuyorum. Siz de bu aziz milleti temsil ediyorsunuz ama aynı zamanda ailenizi temsil ediyorsunuz. Haysiyetinizi, onurunuzu, namusunuzu temsil ediyorsunuz. Ben de öyleyim. Ben de öyleyim. Öfkem çok büyüktür. Ama ben öfkemi akla, mantığa ve eyleme dönüştüren bir insanım; kine, nefrete değil. Açıkça söylüyorum; bu düzen sadece yargıyı ve yargı mensuplarını değil, adalet duygusunu da sürgüne göndermektedir. Ha, hoş memleketin her yeri bizimdir yani. Hakkari de sürgün yeri değildir, Artvin de değildir. Efendime söyleyeyim Kars'ı, Ardahan'ı, Niğde'si, orası burası da sürgün yeri değildir yani. Allah'ın izniyle bizim dönemimizde bu cennet vatanın her köşesi, İstanbul gibi olacak, İstanbul. Yani İstanbul kadar sevilecek, sahiplenilecek. Yoksa yağmacıların düzenine benzemeyecek yani.</strong></p>

<p>O bakımdan yargıdaki usulsüzlükler artık saptanamaz bir boyuta gelmiştir. Bu ülkede artık adil yargılamayı etkilemek ‘istediğimizi vermezsen, iddianameni yazmaz, seni aylarca tutuklu yargılarız' anlayışıyla yapılıyor. Onlarca örneği var şu anda biliyor musunuz? Aklım almıyor. Düşünüyorum; bunu bir insan nasıl yapabilir? Yargı adına bu nasıl yapılır?</p>

<p>Yani bir emekçi niçin yattığını bilmiyor aylardır; sıfır maaş alıyor, sıfır maaş! Hapse atıldığı için çat diye işten çıkarıldı; sıfır maaş! Çoluğu çocuğu evde aç. 30 yaşında bir baba, 35 yaşında bir baba! Gerçekten çok acı bir süreçteyiz. İBB dosyasında hala tek bir satır bulunmayan, tek bir mantığı var: Rehin. Rehin tutuluyorlar. Bu insanların avukatları her gün adliye kapısında soruyor: 'İddianame nerede?' Tutuklular soruyor: 'Ben ne için tutukluyum?'</p>

<p>Bunu derken, yani o emekçi kardeşlerimiz gibi, koca koca milletin iradesiyle seçilmiş belediye başkanları da var bunların arasında. Kimilerine jet hızında davranan yargı, bu insanların avukatları adliye kapısında, ailelerini ise cezaevi önünde bekletiyor. Bu insanlar aylardır hak mücadelesi veriyor aileleriyle birlikte. Aile Dayanışma Ağı var. Hala iddianamesi olmayan emekçiler var. İnsan söylerken utanıyor. 1 yılı aşkın süredir iddianamesiz şekilde tutulan insanlar var. Ortada tek bir satır somut delil yok, tek bir satır. Ve bu insanlar bekliyor. Yani başka işler uyduruluyor! Hani buradan olmadı… Bunlar Sayın Hakim, bunlar konuşulmuyor, anlatılıyor, yazılıyor; bunların hepsi dökülecek.</p>

<p>Yok efendim operasyonlar yapılıyor; işte uyuşturucu operasyonu, bahis operasyonu, fuhuş operasyonu deniyor. O insanlara 'Şuna çamur at, buna çamur at' deniyor. Talimatla ifadeler alınıyor. Oradan bir beyanla, bir başka kişi tutuklanıyor! Yahu bunlar açık ve net. Kimsenin üç maymunu oynamaya hakkı yok bu ülkede yani. Hele hele siz, biz bu makamlardayken bunu yapamaz yani. Bunu yapamaz, bunu yapamaz. Yapmaya hakkı yok. Bedelini ödemek zorunda.</p>

<p><strong>Öyle çifte standartlar yaşıyoruz ki; Devlet Hava Meydanları’nda bir daire başkanlığı ve yapılan işlemi hepimiz biliyoruz. Yani aklımızın, dimağımızın almayacağı varlıklar, paralar, altınlar, gayrimenkuller vesaire… Şuna girmeyeceğim yani. O zaman bir örgütlü suçlu orada mı var yani? Bir bakalım mesela, oradakilerin Ulaştırma Bakanı bir örgütlü suçun parçasıdır diye ifadesi alındı mı? Veya bir sorgu düzeni oluşturuldu mu? Ya da Cumhurbaşkanına kadar çıkalım. Eğer devletin her organı bir suç örgütü oluyorsa! Bir anda gözaltına al, tutukla; bir bakıyoruz ki haber çıkıyor; işte serbest bırakılmış, geziyor vesaire. Kamuoyunda bir dalgalanma, bir patırtı, bir kütürtü çıkıyor. Hemen 'Kaçıyordu da tutukladık da falan da filandı' deniyor. Yani Türk yargısıyla böyle kimsenin oynamaya hakkı yok. Bu nasıl bir darbe anlayışıdır, tarif edemiyorum.</strong></p>

<p>Elbette tutuksuz yargılama haktır ama bu çifte standart nedir yani? Kanun kime göre kanun, hukuk kime göre hukuk? Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz yani? Ha, olmaz! Ben bunu yaşadım. 147 kez denetim, soruşturma… Koca İstanbul Büyükşehir Belediyesi... Benden önceki 5 yılda 147 kez; bizim 5.5 yılımızda 1.600 kez denetim, teftiş geçirdi. Ya 3.600 kez olsun hiç sorun değil, denetlenmek zorundayız.</p>

<p><strong>Ama çifte standart o kadar örnek var ki; yani siyasi iktidar, yargı eliyle muhalefeti sindirme, milletin iradesine darbe yapma, tehditle belediye başkanlarını kendi partisine geçirip, bunu sırıtarak kutlayan zihniyet... Sırıtarak. Yani ideallerini satmamak vardır değil mi? Mesela takımda takım arkadaşını satmamak vardır, takım oyunu oynamak vardır. Yani en basit mahalle kurgusundan her türlü milli karakterdir bu değil mi? Şimdi bunlar kırılıp kalmış yani. Şimdi bugün biraz 'korkut satsın, öbürü satsın' diyen, bunlarla da sırıtan, onur duyan, gurur duyan bir zihniyet bu ülkeyi yönetiyor. Ben, öyle adamın yüzüne bakmam! Ben öyle adamım yüzüne bakmam. Ben, milletin iradesine bakarım. Sandıkta seçilen milletine hizmet edecek, onu seçenler insanlara layıkıyla sonuna kadar hizmet edecek. Ayıptır; ister AK Partili olsun, yüzüne bakmam, insan yerine koymam!</strong></p>

<p>Yargıdaki 'ahtapot kolları'... Bu ‘ahtapotun kolların’ deyişi, Sayın Cumhurbaşkanına ait: Kişi, kendinden bilir işi! Bu ülkede artık adil yargılamayı etkilemek, yargı içinde kurulan ilişkiler ağıyla gerçekleştiriliyor. Ve o ağın içinde yer alan herkes, kısa süre içinde terfi ediyor, Çağlayan'dan Ankara'ya transfer ediliyorlar. Ne büyük mutluluk. Halbuki geçici bir bahar mutluluğu bu! Bu sistemde hukuka sadakat değil, beklentiye uyum ödüllendiriliyor. Allah hanemden uzak tutsun. Allah, bu milletten uzak tutsun. Yalakalık ve dalkavukluk, bu milletin tek bir kişisine dahi yakışmaz. Ben öyle bakarım. İnsana yakışmaz da hani bu milletin tek bir evladına hiç yakışmaz; yalakalık ve dalkavukluk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Normal bir hukuk devletinde bir hakimin ya da savcının tek referansı hukuk olmalıdır Sayın Hakim. Başka ne olabilir yani? Ben hukukçu değilim. Biz ailemizden öyle gördük. Bir hakim dendiğinde, dedemizden bize büyük saygı duyulur; başka bir şeydir. Bakın vali demiyorum, kaymakam demiyorum; hakim! Efsane olan insanlar vardır kasabalarda, ilçelerde, şehirlerde. Yargıçlar böyle titretir yani. Dosyaya bakar, delile bakar, vicdanına danışır ve kararını verir. Ama bugün, öyle bir noktaya geldi ki kararların ardından tesadüf diyemeyeceğimiz bir tablo ortaya çıkıyor. Belli yönde kararlar alanların hızla yükseldiği, kritik görevlere getirildiği, Ankara'da daha etkili pozisyonlara taşındığı bir sistemle karşı karşıyayız. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu hukuka göre karar vermek değil; siyasi iradenin talimatına, beklenene göre karar vermektir. Bu kadar net. İşte bu yüzden ben buna 'ilişkiler ağı' diyorum. Çünkü bu ağ, sadece yargı mensuplarının değil; süreci yönlendiren, beklenti oluşturan ve sonuçları takip eden daha geniş bir mekanizmayı kapsıyor. Bu mekanizma içinde olanlar korunuyor, kollanıyor, ödüllendiriliyor; dışında kalanlar ise ya görmezden geliniyor ya da sistemin dışına itiliyor.</strong></p>

<p><strong>Kimler yok ki bu sistemin içerisinde? Yakın zamanda Adalet Bakanlığı’nda yaşananlar çok net. Önce hakim, sonra Adalet Bakan Yardımcısı; yani siyasi bir görev. Sonra İstanbul'da Cumhuriyet Başsavcısı iken hakkımızdaki iftiranameleri zalimce hazırlayıp, Adalet Bakanı olarak ödüllendirilen bir bakan. Ve onun döneminde İstanbul'da bakanın her şeyi olan bir başsavcı vekili, bakan yardımcısı! Bizim iftiranamelerde çok emeği geçmiştir! Diğer Adalet Bakan Yardımcısı çok enteresan; beni ve daha önemlisi anayasal haklarını kullanıp tutuklanmamı protesto eden gençlerimizi —ki yüzlerce, 3-5 ay sonra hepsi beraat etti, hiç suçları bile yok dendi— gözünü kırpmadan tutuklayan hakime hanımın eşi, ödülü çok güzel yerden alıyor ve o da bakan yardımcısı oluyor! Bu mu yani? Ne kadar tesadüf!. Allah Allah! Yani koca yüce Türk yargısında, bu memleketin Ankara'sında, İstanbul'unda, Türkiye'nin her köşesinde milletin evlatları var; ama hepsi sıkıştılar 7. kata, toplanmışlar oraya. 5-6 kişi bunlarla bakanlık oynanıyor! Ya ne büyük bir yetenek havuzu toplanmış 7. kata! Bak bak! Bu millet de bunu yiyecek? Yemez. Geçici bahar, yalancı bahar… Bir fırtına alır hepsini götürür…</strong></p>

<p>Avukatım Mehmet Pehlivan dahil, onlarca arkadaşımı tutuklatan savcıyı da unutmayalım; hepsine girmeyeceğim. Bu da benim ifademi aldı. Personel Genel Müdürü olmuş! Ben, insan kaynakları masterı yaptı. İnsan kaynakları master yaptım ve insan kaynağı master'ına ne zaman karar verdim biliyor musun? 94 yılında. O zaman personel yönetimiydi, sonradan insan kaynakları birimine dönüştü. Çok inanıyordum, çok güveniyordum; o alanda ihtiyaç olduğunu hissettim, niye biliyor musunuz? Ben aile şirketindenim. Yani neredeyse 100 kişinin çalıştığı, 'benim şirketim' dediği bir şirketin içinde aile işi zordur yani. Dedenin kardeşleri, babam —babacığım burada— onun kardeşleri, yeğen, dayı, teyze, hala hepsi şirketin ortağı. Zordur onu yönetmek ve o günden kendim seçtim, gittim sınavına girdim. O helal sınavım…İnsan kaynakları master'ım... Bütün bunları iptal eden akılla da hesaplaşacağım. Onun için insan kaynakları özel bir alandır yani.</p>

<p>Bakın; İstanbul Büyükşehir Belediyesi tıkır tıkır bu millete hizmet etmeye devam ediyor Sayın Hakim. Niye biliyor musunuz? Milletin evlatları var. Liyakat. Burada tutuklananlar aynı. Gurur duyuyorum hepsiyle. Perşembe günü Raylı Sistemler Daire Başkanı öyle bir savunma verdi ki dedim: 'Kardeşim seninle gurur duyuyorum. İyi ki sen benim yol arkadaşımsın’ dedim. Tanımam. Benden önce, 2011 yılında AK Partili belediyede işe girmi bir mühendis. Nasıl girdi? Onu bilmem. Aldık şube müdürü, bilmem ne falan filan; daire başkanı. Ben almadım. Bakın sistem. O sistem nedir? İnsan kaynakları… Bakın; Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü; herhalde 100.000'e yakın çalışanı vardır Adalet Bakanlığı’nın. Bilmiyorum ama vardır yani; 50.000, 100.000... 100.000… Personel Genel Müdürü!</p>

<p>Benim dilimin kemiği yoktur Sayın Hakim. Yani saygı çerçevesinde her şey şeffaf milletin önündedir. O bilinçte olmalıdır yani. Meseleye o kadar ulvi bakmalıdır ki, o kadar bilimsel bakabilmelidir ki yeteneği buna haiz olmalıdır yani. Beni masasındaki araba maketi, bilmem ne falan filan; onları geçtik yani. O ayrı rezalet, onları geçtik. İbretlik anlar yaşadık…</p>

<p><strong>Sorgu sırasında bana ne söyledi biliyor musunuz? 3 tane avukatım benim şahidim; 2'si burada, biri tutuklu yukarıda kıymetli büyüklerim. 'Ekrem Başkan, sorgun bitti. Kusura bakmayın, ayaktayız.' Ben masanın öbür tarafındayım. Masanın bu tarafında, yanlış hatırlamıyorsam saçı bağımlı bir arkadaştı böyle burada. 'Yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. Masanın bu tarafına geçersiniz. Ben de o tarafa geçerim. O zaman da siz bizi yargılarsınız.' Aynen laf bu! Ne dedim kendisine net bir şekilde biliyor musunuz? 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Böyle mi düşünüyorsunuz? Nasıl bir soru bu Savcı Bey? Benim Cumhurbaşkanı olma hedefim, sizi yargılamak mı? Siz kim, biz kimiz? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz.' Bu düşünce bile başlı başına bir sorun, çok yanlış. O sorgudan saatler sonra ben tutuklandım.</strong></p>

<p>Bana hiçbir şey sormadı bu arada; 2 tane gizli tanığın ifadelerinden bana saçma sapan sorular sordu, muhatap bile alınmayacak sorular. Bana bu ifadeleri kullanan Personel Genel Müdürü! Sıraladığım sayfalar dolusu kötülükleri var; insanlara yaptığı zalimlikler, onlara girmeyeceğim. Çok örneği var, çok örneği var; hala yapılıyor. İşte mesele; adaleti temsil eden bir makamın zihninde bile adalet yok. 'Siz biz' diyor bana. 'Cumhurbaşkanı olursunuz, bu tarafa geçersiniz, o zaman siz bizi yargılarsınız' diyor bana. Bu kulaklar duydu, bu gözler gördü; 2 deneyimli avukatım şahit. Şaşkın bir şekilde çıktım, kızdım dışarıda. ‘Ne diyor bu?' dedim ya, 'Neredeyiz biz?' dedim yani. Yargıyı etkilemeye teşebbüs… Ben! Neymiş; benim hakkımda lanet ifadeleri kuran kişilere, lanet bir şekilde beni suçlayan kişiye karşı hakkımı savunuyorum. Dosyayı yazmıyor, ben teşebbüs ediyorum. Bunlar… Bu ülkenin Cumhurbaşkanı... Bu ülkenin Cumhurbaşkanı…</p>

<p><strong>Cumhurbaşkanı nedir biliyor musunuz Sayın Hakim? Cumhurbaşkanı, çok önemlidir yani. Bir eve bakalım, inşallah kadın bir Cumhurbaşkanı da olacak. Bir eve baktığınızda babadır biliyor musunuz? Annedir… Benim için öyledir yani. Demokrasi elbette, taraf elbette, parti elbette ama bir Cumhurbaşkanı, seçildiği an itibarıyla bir baba hüviyetine geçer yani. Kaşları çatık, kızgın, öfkeli; ona oy vermeyen terörist ama ona oy verenlere ‘hahaha hihihi’ sırıtan bir yüz… Hani ayartmışsa atmışsa bir başka partiden bir belediye başkanı, o elini ayağa kaldırmalara falan, şarlatan bir milletvekili falan… Ne kadar mutlu oluyor. Ben anlamıyorum. Ben öyle adamın yanına yaklaşamam yani. Vallahi yaklaşamam… Yanıma yaklaştırmam. Allah uzak tutsun. Bundan keyif alan bir insan olur mu Sayın Başkanım? Bir ülkenin Cumhurbaşkanı herkesi sevecek. Bana göre Cumhurbaşkanı nedir biliyor musunuz? Adalettir, vicdandır, şefkattir, merhamettir. Bana göre Cumhurbaşkanı, Atatürk'tür. Öfke değildir, nefret değildir, kindar nesil yetiştirmeyi hedefleyen değildir. Sevecek ya, çocukları sevecek, bebeği sevecek bebeği; o bebeği sevecek. Anayı sevecek, kendine oy vereni değil bakın; herkesi sevecek, 86.000.000 insanı sevecek.</strong></p>

<p>Hakkımızda bakın neler demiş? 2019'da biz arkadaşlarımızla verdiğimiz büyük bir mücadeleyle; bütünüyle el konulan sistemler, iptaller... Anadolu Ajansı devreyi kapatmış, gece 11'de İstanbul bir anda afişlerle donatılmış, sanki seçimi kazanmışlar gibi. O ortamda büyük bir mücadeleyle, 13.600 oyla seçimi kazandığımızı YSK ifade etti. Mazbatamızı aldık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ne dedi biliyor musunuz, kelimesi kelimesine: '13.000-14.000 oy farkla kimsenin kazandım deme hakkı yoktur!' Dedi yahu. Bu kayıtta var Sayın Hakim, bu kayıt da var. Biliyorsunuz; seçim kurullarının başında meslektaşlarınız var, öyle değil mi Sayın Hakim? 1 oyla bile seçim kazanılır, öyle değil mi? 1 oy. Hatta eşitse kura atılır. '13.000-14.000 oy farkla kimsenin kazandım demeye hakkı yoktur!' Bunu hangi akıl diyebilir yahu? Bunu hangi vicdan diyebilir yani? Milletini seven, demokrasiyi seven, demokrasiyi bilinecek tramvay yerine koyan bir akıl ancak bunu diyebilir; seven diyemez. Demokrasiye, adalete saygı duyan diyemez, demez. Rahmetli İnönü gibi, bu ülkeye çok partili sistemi getiren Cumhurbaşkanı gibi alır ceketini yürüyerek evine gider. Binlerce evi var. Hangi evine gideceğini şaşırmazsa, Allah korusun yani! Allah korusun.</p>

<p>Yıl 2021; aynı bakan çıkıyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na yönelik, bana yönelik —2 yıllık belediye başkanıyım— '15.000 kişiyi işten çıkardılar, 45.000 terör bağlantılı kişiyi işe aldılar' diyor. Yahu bu benim! Peki ne oldu? Devleti sarsacak bir iddiadır bu: '45.000 terör bağlantılı kişiyi işe aldılar' diye kürsüde, grupta, mikrofonda böyle inanarak bunu söylüyor!</p>

<p>Mesela benim siyasette tek bir duam vardı; 'Allah'ım' derim, 'Kimseye yapamayacağım sözü, yerine getiremeyeceğim vaadi bana dedirtme. Bir de ‘Allah'ım, bana kimseye yalan konuşturtma.' Olur ya şaşarım falan. Yani yalan konuşmamak, her evde anne babanın evladına en birinci tavsiyesidir yahu; yalan konuşmayacaksın. Bir çocuğa anne babanın ilk söyleyeceği şeydir yani. Devleti sarsacak bir iddia: '45.000 terör bağlantılı kişiyi işe aldılar.' Ben! Ve tarihe büyük bir iftiracı olarak geçti. İnanın bazen düşünürken bile kanım donuyor yani. Öyle sinirlendim ki o zaman. Hani bir şarlatan bakan, o zaman bir şeyleri umursamıyordum ama Cumhurbaşkanı yahu! Cumhurbaşkanı. Bir Cumhurbaşkanı her gün iftirada bulunur mu? Yalan ifade kullanır mı? Masumiyeti çiğner mi? Hakaret eder mi?</p>

<p><strong>Ben aday adayıyken kendisini ziyarete gittiğimde, bana 2-3 yerde, 'Makarios'un anıtını yapan kişi' diye hakarette bulundu. Makarios'un anıtını yapmışım! Kıbrıs'ta 2 yıl yaşamış biri olarak! Halbuki ben, Beylikdüzü'nde Yaşam Vadisi'nin içinde, şanlı Türk askerini ve mücahitleri bir arada gösteren, tam 600 metrekarelik alanda Kıbrıs Barış Harekatı'nın meydanını ve anıtını yaptım. Yarışmayla yaptım; seçilen anıtın da hangisinin yapılmasına rahmetli Rauf Denktaş'ın ailesi karar verdi. Orada da koca bir anıt var. Bir köşede de 1960 Londra Antlaşması'nı betimleme yapıyor sanatçı —Allah rahmet eylesin, öldü— orada Fazıl Küçük ve Makarios yan yana imza atarken, Makarios'un yüzü öfkeli ki o masada rahmetli Rauf Denktaş yok ama genç haliyle tasarlanmış, masaya yumruk vuran bir Rauf Denktaş anıtı; şöyle 1 metreye 7 metre. Dedim ki: 'Sayın Cumhurbaşkanı, yani böyle şeyler söylüyorsunuz, bakın anıt budur.' Yani anlattım kendisine. 'Bunu demeyin' dedim yani. Bakın aynen böyle, bunlar önemli şeyler; dün gibi hatırlıyorum. Odada ikimiziz, yan tarafta sandalyede Ali Doğan diye bir özel kalemi oturuyor. Benim özel kalemim de tutuklu, yukarıda hesap veriyor! Duruma bakar mısınız yani? Kalktı yerinde, Allah razı olsun, telefonunu açtı getirdi —benim telefonum yanımda değil, dışarıda bıraktılar— telefonunu açtı, getirdi. 'Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başkan'ın bahsettiği anıt bu' dedi. Dedim: 'Getirin, getirin.' Böyle parmağımla büyüttüm —büyütmeyi de unuttuk, cep telefonu yok ya içeride— parmağımla böyle büyüttüm. Dedim: 'Sayın Cumhurbaşkanım bakın, şuradaki köşedeki vakayı da bu yani. Bu Beylikdüzü Yaşam Vadisi'ndeki Barış Harekatı nedir, ne için yapılmıştır? Şanlı Türk askeri bir tarafta, mücahitler bir tarafta, ortada Rauf Denktaş.' Belki de Kıbrıs'ta öyle bir anıt yok. Niye? Ben 2 yıl da Kıbrıs’ta okudum çünkü. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletine ve o güzel insanlara selam ediyorum. Bana ne dedi biliyor musunuz? 'Ohoo' dedi, 'Sayın Başkan, sen daha neler göreceksin’ dedi bana. Ben de kendisine şunu söyledim: 'Siz benim Cumhurbaşkanımsınız, millet sizi seçti. Siz bunu yapamazsınız. Siz yalanı, iftirayı böyle kullanamazsınız.' Ben bunu adayken yüzüne söyledim.</strong></p>

<p>Yıl 2023; söz... Bakın ne diyor? 'Habis zihniyet, en az teröristler ve darbeciler kadar tehlikelidir' diyor. Bana diyor. 'Habis zihniyet, en az terörist ve darbeciler kadar tehlikeli!' Seçilmiş bir belediye başkanına, milyonlarca insanın oyuyla göreve gelmiş bir kamu yöneticisine; yani sadece bir siyasetçiye değil sadece, 16.000.000 insanın iradesine… Yahu bana karşı 4 defa seçim kaybettin, gene kaybedeceksin! Çünkü bu söz, bu dil, bu memlekette kazanamaz. Kazanamaz. Böyle yargıyla margıyla vesaireyle; geç bunları. Bu ülkenin namuslu, ahlaklı, onurlu, vicdanlı on binlerce hakimi, savcısı var. Bir avuç insan! İsteyen buraya oturur, kendini oraya sığdırır, bilmem; ama bu milletin gönlü, bu milletin vicdanı o diğer bütün namuslu, vicdanlı hakimler savcılara bakar, onu söyleyeyim…</p>

<p>Bir ama hizmetimize devam ettik. Yıl 2023; 'Yeniden İstanbul mücadelenin parolalarından biri olacak' dedi. Biz İstanbul’da yarışıyoruz. Siz bu ülkenin Cumhurbaşkanısınız. Benimle yarışmak istiyorsun illa ki. ‘Gel’ dedim ‘Yarışalım.’ Ne olacak yani? Ne olacak? Önce 13.600 oy, sonra 806 bin. 2024’te oldu 1 milyon 100 bin fark! Milletin iradesi çok önemli. Milletin iradesi, sizi rahatsız edemez. Milletin evlatları sizi rahatsız edemez. Bunu yaşadık Sayın Hakim. ‘30 büyükşehir, 51 il, tüm ilçeler; hepsini alacağız!’ Bunu Cumhurbaşkanı demez. Böyle siyaset olmaz’ İşte CHP aldı, DEM Parti aldı, başka partiler de alsın; vallahi gurur duyarım. Vallahi gurur duyarım yahu! Ben, her gittiğim şehirde o şehrin ama AK Partili ama MHP'li ama DEM Partili ama başka partili belediye başkanını ziyaret etmek istiyorum dedim. AK Partililer korkudan randevu veremedi. Niye? 'Ekrem İmamoğlu ile görüşürsek kıyamet kopar.'</p>

<p>Benim rahmetli dedem de Adalet Partiliydi. Ortağım, Allah rahmet eylesin Hasan Ağa, o da CHP'liydi. Keresteci. CHP'liydi ama o da hafızdır. Dedem onun gibi Kur'an okuyamazdı, bilmezdi. Benim ailemde Milli Selamet Partili var, MHP'li var, CHP'li var, Adalet Partili var; var oğlu var yani.</p>

<p>2024... 'Türkiye'de Cumhurbaşkanı olmak için her şeyden önce dürüst olmak lazım' dedi. İnanır mısınız, ilk defa doğru söz söyledi. Rakibine, sırf rakip diye 'terörist' diye iftira atandan gerçekten bu ülkeye, bırakın Cumhurbaşkanı, yönetici olamaz. Allah'ın bir kuluna karşı bir iftira atmışsam, Allah beni affetsin. Binlerce kez özür diliyorum. Binlerce kez özür diliyorum ama yapmadım.</p>

<p>'Belediyeleri silkeleyin' dedi. ‘Seçimi kaybettim. Belediyeleri silkeleyin' dedi. Paralara bloke kondu ama biz hizmet ürettik. Zorluk çıkarıldı, hizmet ettik. Yargı eliyle Galata Kulesi'ne el koydular. Dün Hatemi Hoca’yı okudum, Ali Yaycıoğlu'nu okudum. Yahu diyor; 'Cenevizlerden kalma kardeşim, bu bir vakıf malı falan değil. Fatih Vakfı'na da ait değil. Ne yapıyorsunuz siz?' dedi ya. Niye? Yetinmediler; şimdi gözlerini Rumeli Hisarı'na, Anadolu Hisarı'na diktiler. Yahu kimiz biz yahu? CHP kim? Bu ülkenin kurucu partisi. Ekrem İmamoğlu kim? Köyüm orada, 40 haneli bir köy. Karadeniz'in bir dağı yani.</p>

<p><strong>Yıl 2025... 'Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz Ekrem' dedi. Onlara cevap vermedim, icraatla cevap verdim. Onun hayal dediğini biz gerçeğe dönüştürdük. Ve insan… Önce insan…İnsana değer; çocuğa, kadına… 19 Mart 2055 sonrası, ‘Gerek diploma, gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının iddialarına asla cevap veremiyorlar…’ Bana diyor! Hani TRT'de yayınlanacaktı? Kendi ağzıyla söyledi; 'Sayın Bahçeli demişse doğru demiştir' dedi. Sayın Bahçeli de öyle söyledi. Hani biz kameraların önünde konuşacaktık? Sayın Hakim, tabii ki kurala göre diyorsunuz 'görüntü yok' vesaire ama konuşuldu. Türkiye burayı izliyor. O mahkeme salonunda o iddiaların, o iddianamenin nasıl iftiraname olduğunu, nasıl çöp olduğu tane tane herkes görecek!</strong></p>

<p>Şu 3 haftada bile yaşananlar bir trajedi; böyle bir dosya olmaz. Şimdi bir de ne yapıyorlar? Boca ediyorlar dosyaya. Beyoğlu Belediyesi’ne bir suç uydurdular, bizim dosyaya koydular. Hakim Bey'e dedim ki: 'Sayın Hakim, yani 2.400 küsur gün yapıyor benim hakkımda. Duydum ki bu arkadaşın hakkında 30 küsur yıl yazıyor. Bunu dedim, şimdi ben o 2.400 küsur günün üzerine artı ilave mi edeceğim yoksa artık küsuratlarla ilgilenmeyelim mi?' dedim.</p>

<p>Şimdi bunun üstüne Kuşadası'nda ifade alıyorlar, adama dedirtiyorlar ki: 'Ya biz aslında duymuştuk; bu paraları biz geldik Kuşadası'na, o aslında işte İmamoğlu işte İstanbul'a gidecekti.' Hah, haydi İstanbul'a getir! Yazık yahu, yazık, yazık yani. Dolayısıyla TRT'yi yok ettiler. Sınırlamalar, milletvekilleri girmesin, o atmasın, bu yapmasın falanı filan... Yahu üzülüyorum yani Sayın Hakim, inanın üzülüyorum yani. Bizim mahkemelerde gizleyeceğimiz ne olabilir yani? Her şeyin buraya döküleceği yer değil burası değil mi Sayın Hakim. Siz de bunu istemiyor musunuz? Olsun, millet görsün. ‘Yok, görmesin!’ Göstereceğiz..!</p>

<p><strong>1 yıl önceki cesaretimi katrilyonla çarpın. 1 yıl önceki kararlılığımı, sayısız çarpın yani. Tarif edemem yani, bedeli ne olursa olsun. Daha önce burada oturuyordu; şimdi galiba öyle bir kural konmuş; eşim, babam arkada. Getirmediler, koymadılar. Söylemedik. Belki siz kabul ederdiniz ama çok önemli değil. Ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne adaylığı kabul ettiğimde, eşim istememişti, Allah var. Son anda bu gelişti. Nasıl bir çeteyse son anda gelişiyor yani. Hani 2018'in Kasım'ında geçiyor. Onlara göre biz 2014'te tasarladık her şeyi! 'İstanbul'u ele geçireceğiz. Biz önce Beylikdüzü'nü, sonra İstanbul'u, sonra Türkiye'yi ele geçireceğiz ve zengin olacağız.' Yani tasarıma bakar mısınız? Ben de diyorum ki ‘Kişi kendinden bilir işi!’ Vallahi niye zengin olmak için ben İstanbul'u ele geçireceğim ben, onu bilmiyorum yani! Ama ben ticaret yaptım; ben 3.000'e yakın konut yaptım Sayın Hakim. 3.000! Bir ilçe kadar insanı ev sahibi yaptım. 500'e yakın iş yeri, 200'e yakın villa yaptım. ‘Yaptım’ derken affedersin baba yani; birlikte, ailecek yaptık. Şimdi zengin olmak için Türkiye ele geçirildi! İfadeye bakar mısınız; iddianamede bu yazıyor, bu yazıyor!</strong></p>

<p>Son anda kabul ettik ve hani o <strong>dönemin genel başkanı, hatta eve ziyaret edip, bunu çok istediğini dile getirdi eşime ve babama, anneme dönüp 'Helalleşelim' dedi; ‘Bu yolculukta her şey insanın başına gelebilir.’ Sene 2018'in Aralık’. 'Helalleşelim' dedim. 'Gözyaşı istemiyorum' dedim. Aslanlar gibi çarpışan, daha doğrusu evlatların, annelerin, kadınların, kızların, ailelerin hakkını savunan bir eşim var; gurur duyuyorum. Burada oturmasa da bizim kalplerimiz bir.</strong></p>

<p>Onun için yani Sayın Yargıç, bu kadar ağır ifadeleri bir Cumhurbaşkanı kullanırsa… Yolsuzluk, hırsızlık, irtikap meselelerine asla cevap veremiyorlar. Ve bunu defalarca kürsüden söyler mi yani Cumhurbaşkanı? Söyler mi yani? Masumiyet karinesi vardır. Ben şimdi yargılanıyorum; her şeye rağmen bu absürt davada bile yargılanıyorum ama bu suç kesinleşene kadar masumum değil mi ben Sayın Hakim? Kim bunu diyebilir yani? Kurban olduğum yani. Bunu kim diyebilir? Birine, ‘Sen suçlusun' diyebilir miyim? Benim haddim mi, hakkım mı bu yahu? Makamı ne olursa olsu…</p>

<p>Bana binlerce mektup geldi cezaevlerinde. Hepsine yazdığım cevapta 'Allah sizi bir an önce özgürlüğünüze kavuştursun' diyorum. Ki bunlar mahkum. Bizim gibi tutsak da değil yani. Her insana doğru yol gösterilmeli ve her insanı özgürlüğüne kavuşabilecek şekilde onu iyileştirebilmeliyiz. Hastane yapalım; niye hastane yapalım yahu? İnsanımızı sağlıklı tutalım. Hasta mı edeceğiz insanlarımızı yani? ‘Yüzlerce hapishane yapalım’. Niye yapalım? Biz suçlu mu yetiştiriyoruz yani? Bizim evlatlarımız niye sokaklarda, arka sokaklarda çeteye dönüştü son 10 yılda? Hepsi birbiriyle bağlantılı biliyor musunuz? Gezi Parkı'nda gençlerin istediği hakkı hukuku vermezseniz, o gençleri başka yollara itersiniz. Gençlerin ruhunu, çocukların ruhunu anlayacaksınız. Ben çocuklardan öğrene öğrene belediye başkanı oldum. Hala da öğrenme konusunda iddialıyım.</p>

<p><strong>Allah bu memleketin başındaki her yöneticiyi kibirden korusun. Yolsuzluk, rüşvet... Yahu çıkalım, sokak sokak, şehir şehir gezelim Allah aşkına! Yağma deyince, talan deyince, kupon arazi deyince, rant deyince kim gelecek bu milletin aklına? Bir gezelim, sonra konuşalım. İddiayla söylüyorum. Sırf seçimlerde kaybedip, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda olmamak için bizi hedef gösteren kişi, iddianame daha hazırlanmışken, daha iddianame ortaya çıkmamışken bu laflar edilir mi yahu? Ben yaşadıklarımı anlatıyorum, yaşamadığımı uydurmuyorum. Kimseyi suçlamıyorum Sayın Hakim. Kimseye iftira atmıyorum, 'mış' demiyorum, 'duymuştum' demiyorum, 'anlatmıştı' demiyorum.</strong></p>

<p><strong>Yukarıda mahkemede 13 gün boyunca, 4-5 gün savcı soru sordu, ondan sonra da rahatsızlanmış gitti yenisi; veyahut da tekrar gelecek. Sorularında bile beyana göre... 30 defa 'beyana göre' dedi bak; 'şu delile göre' diyemedi. Beyan! Dedim ki: Yahu beyan, beyan, sadece bir beyan üzerinden nedir o beyan?' Benim yanımda, yan odamda, benimle çalışan bir yöneticiyle 2 ay yattım. Sonra iftiracı oldu. Adamın öksürük ve böğürme sesleriyle ben uyuyamadım en az 15 gece. Belli ki adam dayanamıyor hapse yani. Böğürüyor… Tarifsiz bir ses. Ki hapishanede ses geçmez. Ben bağırıyorum ona? İsmini demeyeceğim burada, bağırıyorum ona: 'Ya oğlum bir şey mi var?' diye bağırmıyorum mesela, sesimi duymuyor. Ama ben onun böğürmesinin sesini duyuyorum. İftiracı olmuş. Kimi malıyla tehdit edildi, kimi çocuğuyla, kimi karısıyla… Bugün ifadesini aldı az önce bahsettim arkadaşlar; yan odada eşi duyuyor. Bunlar yaşandı. Biz yargılanıyoruz, öyle mi? Hadi oradan!</strong></p>

<p>Onun için neymiş? <strong>Ben soruyorum o zaman, soruyorum bakın; 'muş' demiyorum, soruyorum. Bu davanın sürecinde başsavcıyla görüşmüş mü Cumhurbaşkanı o süreçte? Ne konuşmuş? Ne talimat vermiş? Ürettikleri yalanlara nasıl 'Aferin' demiş? Soru soruyorum. Bunu ben söylemiyorum; bakanın bile en yakınlarına anlattıklarından duyduklarımı anlatıyorum. En yakınlarına anlattıklarını, duyduklarımı anlatıyorum. AK Partililerden, anlatanlardan anlatıyorum. Bunlar açık. Cumhurbaşkanı başsavcıyla görüşür mü yahu?</strong></p>

<p><strong>İstanbul'da bu yargı saldırılarının planlama görevinin üstüne; siyasi bir makam olan bakan yardımcılığından gelip başsavcı cübbesi giyen bir profille karşı karşıya kaldık. Önce ağır ceza hakimi olarak vicdanları yaralayan, asla affedilmeyecek kararlara imzalara atmıştır. Bellidir bunların hepsi tek tek. Sonra 2024 yerel seçimlerinin sonra 19 Mart darbe süreci başlatıldı. 'Ben yaparım Sayın Cumhurbaşkanım, ben yaparım. Bana görev verin ben yaparım' demediyse namerdim! Ve asrın hukuksuzluklarına imza atıldı, asrın hukuksuzluğuna… Düşünün; hazırladığı iftiranameyi daha yargılama başlamadan basına sızdırıyor. Böyle bir rezillik olur mu yahu? Biz mahkemeye girdik; mahkememizde karar çıkmadan, o 23 Mart akşamı bile bunlar yaşandı. Daha biz mahkemeye girmeden ‘tutuklandı’ haberlere çıktı gazetelerde.</strong></p>

<p><strong>'Asrın yolsuzluğu' cümlesini bir başsavcı kullanır mı? Aynı sözü, bakanken bile kullandı. 'Asrın yolsuzluğu' dedi. Ben size 'asrın arsızı' dedim mi, 'asrın hukuksuzu' dedim mi? Şimdi diyorum: Asrın hukuksuzluğu yapılıyor! O makamda bu söylenir mi? Bu, öfkesini ve hırsını dizginleyemeyen bir anlayıştır. Şimdi çıkmış Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nı da tehdit ediyor, öyle değil mi? Yaşıyoruz değil mi? Muhittin Böcek'i tehdit ediyor. 2 şoförü Antalya'dan İstanbul'a, özel kalem çalışanı, yok başdanışmanı... Ya bunu görmüyor muyuz ya? Ya bunu görmüyor muyuz Allah aşkına? On binlerce hakim, savcı bunu görmüyor mu? Bu ülkenin muhalefet partilerinin liderleri bunu görmüyor mu yani? Bu nedir ya? Bunlar yargıya müdahale değil, müdahaleye teşebbüs değil mi Sayın Hakim; siyasi iktidar aklıyla, bu görevin içinde olan, en başta duran insanların tam kalbine doğrudan müdahale! Ne teşebbüsü? Sonuç ne? Birileri çıkıp sonuçlanmamış dosyalar hakkında insanları hedef gösteriyor. Yargının yerine, yargının üstüne konuşuyorlar. Yani sizin işinizi onlar yapıyor; bakın, sizin işinizi onlar yapıyor. Böyle bir şey olur mu?</strong></p>

<p><strong>Sonra utanmadan 'Mahkeme salonları siyaset arenası değildir' diyorlar. O halde sormak lazım: Daha yargılama başlamadan hüküm dağıtan kim? Dosyayı değil, manşeti esas alan kim? Savcı cübbesiyle 'asrın yolsuzluğu' deyip bakan koltuğunda aynı cümleyi kuran kim? Bana ‘asrın yolsuzu’ diyeceksin! Bana! Ah benim Yozgatlı amcam; kurban olayım senin o güzel emek kokan yüzüne. O güzel toprak kokan ellerinden öpüyorum senin: ‘Turpla, şalgamla devlet idare edilmez; adaletle, hukukla idare edilir’. Atasözü öyle çıkar. Ve o yalan atasözlerinin acilen silinmesi gerektiğini düşünüyorum. Nedir? İşte 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' yani. Kim demişse onu bu topraklardan defederim gitsin ya!</strong></p>

<p>Yani TRT, yani Anadolu Ajansı bizi nasıl sefil ettiler, 2019’da; hatırlayın. Nasıl sefil ettiler? Bu milletin iradesini nasıl yok saydılar! Yani bir tarafsız yargı yayın organı değil… Ya bu milletin; ya şu benim jandarmamın, şurada çalışan emekçinin, şuradakilerin, sizlerin, benim, herkesin vergileriyle beraber Sayın Hakimim, vergileriyle beraber hizmet eden kurumlar bunlar. TRT, Anadolu Ajansı... Anadolu Ajansı, İstiklal Savaşı'nda kuruldu; bu milletin istihbaratı için kuruldu. Ve bu milletin vergilerini bu şekilde kullandılar. Neyse; Allah onları bildiği gibi yapsın. Ama bunları bizim vergilerimizle yapıyorlar, haysiyet cellatlığı yapıyorlar. Milletin iradesine düşmanlık yapıyorlar. Bir kişinin propagandasının memuru olmuşlar, kul hakkına giriyorlar.</p>

<p>Bir kısım yayın organları var; inanın ismini anmaktan utanç duyuyorum. Utanç duyuyorum. İsmini anmak bile istemiyorum yani. Yok işte TGRT’dir, 'şudur', 'A'dır, 'B’dir', 'C’dir' vesairedir... Ya bu yapılar gazetecilik yapmıyor, savcılığın ön bürosu! Ya burada bizi manşet yaptılar Sayın Hakim; yüzlerce, bak bir demiyorum, yüzlerce suç duyurusundan bir tane lehte bir şey çıkmaz mı ya? Bir tane... Neler yani; kadın, erkek, eş, aile, çocuk... Ya evladımız var değil mi? Bizim insanlarımızın evladı var ya!</p>

<p><strong>Daha savcılığın yazdığı evrak önümüze gelmiyor, haber yapılıyor. Ondan sonra da iddia makamı! Böyle iddia makamı olur mu ya? Magazin sayfasına çevirdiler Çağlayan Adliyesi’ni; kötü bir magazin sayfasına. Uyuşturucuyla böyle mi mücadele edilir?' Operasyon…20 kişi… Diz, göster… Yazık değil mi ya? Kim olduğunu bilmem; severim, sevmem, beni ilgilendirmez. İş insanı, kadın, o, bu, şu... Yazık değil mi ya, bu insanların haysiyetiyle oynanır mı ya? Bütün bunları yapan bu basın kuruluşları. Özellikle kadınlara kullanılan dil... Özellikle kadınlara. Onlara yönelik yapılan uygulamalar, gösterilen haller, hakaretin, iftiranın, aşağılamanın sıradanlaştığı bir düzeye inmiş durumda. Özel hayatlar hedef alınıyor ve burada polis kullanılıyor, jandarma kullanılıyor; yazık! Benim Türk polisim, benim jandarmam bunlara alet edilir mi ya? Ayıp değil mi ya? Ayıp değil mi yani? Yazık değil mi? Günah değil mi ya?</strong></p>

<p><strong>Delil yok, algı var. Bütün televizyonlarda kurulmaya çalışılıyor artık. Sonra da dönüp 'Yargı bağımsızdır' deniliyor. İtibar suikastı en ağır cezadır biliyor musunuz Sayın Hakim? Bu ceza, mahkeme kararı olmadan milyonlarca insanın gözünün önünde kesilmeye çalışılıyor. Ama bu medya kuruluşları aynı zamanda nedir biliyor musunuz? Aile katili! Onun arkasına gizlenen o iktidar mensuplarının içinde olduğu bir sistemdir; bu ahlaksızlıktır yani. Masumiyet karinesini yerle bir ediyoruz. İnsanlar kesinleşmiş hüküm olmadan, deliller tartışılmadan, savunma alınmadan televizyon ekranlarında soruşturmalar; gizli olduğu halde medyaya bilgi, belgesiz basın açıklamaları...Sonra birisi çıkacak: 'Annem üzülüyor, babam üzülüyor, ayıp oluyor! Aaferin ya! Ah benim garibim ya! Ah benim mini minnacığım ya! Buradaki insanların babası yok mu? Evladı yok mu? Çocuğu yok mu? Karısı yok mu? Kızı yok mu? Annesi yok mu? Ya bu yapılan zulmü, bu yapılan zulmü kim kaldırabilir ya Sayın Hakimim?</strong></p>

<p>Sayın Yargıç, bugün burada yargıyı etkilemekten söz ediliyorsa, asıl bakmamız gerekenler işte bütün bunlardır. Algı operasyonları, kürsülerden yapılan açıklamalardır, manşetlere verilen talimatlardır. Televizyonlarda dünyanın en rezil sistemidir Türkiye'de. Hem de devletin televizyonu üzerinden hem de sizin, bizim, burada bulunan insanların cebindeki paralarla yapılıyor bu iş. Vergilerle yapılıyor bu işler. Devlet eliyle, hükümetin başındaki zihniyetle, araçsallaştırılmış yargının içindeki bir avuç muhteris aracılığı ve medya eli ile yargıyı etkilemek tam da budur.</p>

<p>Anlattığım bu tablo aslında, nasıl bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır. Bakın yargıya müdahalenin son perdesi... Az önce kısmen söyledim. <strong>Bakan, kendi hayatıyla ilgili iddialar ve tapu listesi ortaya çıkınca, kime saldıracağını şaşırdı. Antalya'dan İstanbul’a insanlar getirdiler. Ya bir ifadeyi aldım baktım, merak ettim yani. 2 tane şoföre soruyorlar, deniyor ki: 'Şöyle bir şey oldu mu?' Hayır, olmadı. 'Şöyle bir şey var mı?' Yoktu. 'Gördün mü?' Görmedim. Sonuç o; başka bir şey yok. Bir ifade yok, bir şahit yok, bir delil yok; tutukla! Aynı şekilde özel kalemi tutukla. Şimdi bir danışman; tutukla! Ya, bunun adı… Devlet rehin alır mı ya? Bu olacak iş değil. Yetmedi; gündem değişsin. Çağlayan Adliyesi'nin koridorlarında insanları; kadını, erkeği, ünlüsü, iş insanı... Tek dertleri, tek dertleri bu yaptığı rezillikler konuşulmasın biliyor musunuz? Efendim kendi babası namaza gittiğinde camide kimse ona bir şey demesin! Çok üzüldüm. Ama evlatlar sinir krizi geçirsin, aileler sinir krizi geçirsin, anneler feryat feryat ağlasın... Öyle mi?</strong></p>

<p>Ailelerin namusu ve şerefiyle oynayan, hak ettiği muameleyi, günü geldiğinde adil yargının önünde görecek. Anayasal düzenle oynamanın ne olduğunu, kim varsa bu işin içinde; geçmişte de görmüştük karşlığını, gelecekte görecek. Hem de bu yüce Türk adaletinin, yüce güzel kürsüdeki onurlu, namuslu hakimlerinin huzurunda. Ayıptır. İtibar suikastı: Kuşadası'ndan alıyor. Uşak’tan alıyor. İtibar suikastı. Herkes yargılanabilir, herkes soruşturulabilir; ancak bunun usulü, yöntemi var. Eminim ki hepinizin bir ailesi, bir vicdanı vardır. Adalet bir gün herkese lazım olacaktır. Bu duruma sessiz kalamazsınız. Sessiz kalan herkes suçludur; ama iş insanı ama sanatçı ama bu ama yargıç ama siyasetçi ama muhalif ama iktidarın içinde olanlar... Bu işe sessiz kalan herkes, suça ortaklık ediyor. Bu kadar net. Böyle yargılama olmaz. Yargı yoksa gerisi boş. Orada sefalet vardır Sayın Hakim.</p>

<p>250.000.000.000 dolara mal oldu. 2019 Mart'ından 2025 Mart'ına, bugüne kadar yapılan hukuksuzluklar. 250.000.000.000 dolar! Faizin düşürülememesinden, enflasyonun düşürülememesinden... Peki neye yakalandık? Şimdi de İran Savaşı'na yakalandık değil mi? Bana ‘dostum’ dediğini söyle, ben de sana kim olduğunu söyleyeyim!</p>

<p><strong>Sayın Bakan… Bir sayfalık tapu listesi var. Buradan bile… Yahu devletin insanı kim duyar mı ya? Çıkar, kamuoyuna açıklamasını yapar. Basit. Tapuya girersin, çıkartırsın. Şu zaman aldık… Didik didik edildi. Benim babamın emekli maaşı bile yok. Veremeyeceğim tek kuruş hesabım yok, veremeyecek tek kuruş hesabımız yok. Yani kimsenin malı bizi ilgilendirmez. Neymiş? Sayın Cumhurbaşkanı talimat vermiş, 'Kimseye cevap verme' demiş. Bak bak! Oysa Sayın Cumhurbaşkanı ayakkabı kutuları, sıfırlanan paralar, para sayma makinelerinin havada uçuştuğu dönemde bazı bakanları savunmaktan geri durmadı. Şimdi niye bu mini minnacık, bunu mu diyor yani? Nedir yani? ‘Küçük bir durum mu’ diyor? Niye ilgisini çekmedi? Ya da ne biliyor? 'Sen de açıklama yapma!’ Böyle karar veriyor. Gerçekten enteresan.</strong></p>

<p>İktidar cenahında da ağzını açan yok. Birkaç siyasetçi var; geçmişte İBB'den de burslar almış, milyonlar milyonlar burs. Biz 500.000 gence burs verdik, milyarlarca ama 500.000 gencin 3 tane geleceğin siyasetçisine değil;ve 5.000 tane genç, kim olduğuna bakmadan... Öyle birkaç siyasetçi var. Bir konuda da taş atacağım. Çünkü benim çok sevdiğim bir formayı eline alıp, nerede yalakalık yapacağını şaşıran ve ona eşlik eden, etmeyen 1.5'tan 2 bakan da işte savunmuş falan filan yani. 1.5'tan 2 bakan… Şunu iyi bilsinler: Bakanlık zırhı, bulunduğu konumda kimseyi tek başına koruyamaz, korumaz. Bu aziz millet; vatanına, bayrağına hakkını veren ecdadına sonuna kadar sahip çıkar.</p>

<p>Bakıyoruz; sanki iktidar değişmiş. Geçmişe kin duyan yeni bir ekip gelmiş, bütün kadrolar değişmiş. Enteresan değil mi yani? Ne planlanıyor? Nedir yani bu? Bu anlayışı görmemek, bu sistemi konuşmamak suçtur. Göreceğiz yani. Bunu yargıçlar duyacak, savcılar duyacak. Yüce Türk milleti duyacak. Ne planlanıyor yani? Kariyer böyle mi olur ya? Kariyer böyle olmaz. Kariyer hak ederek olur ve milletin önünde duran bu ağır meseleleri kimse gizleyemez. Çünkü adalete olan güvenin yere vurduğu, dibe vurduğu bir dönemde, bir ortamda, bedelini biz ödüyoruz. Onun için emekli 20.000 lira alıyor, bir işe yaramıyor. Onun için 28.000 lira asgari ücret bir işe yaramıyor. Alım gücü bitti, tükendi. Onun için bu memlekette herkes fakirleşiyor, yoksullaşıyor, açlıkla mücadele ediyor.</p>

<p>‘Bu bizi ilgilendirmez, Adalet Bakanı'na kim atandıysa ya da oradaki kadro, teşkilat nasıl değiştiyse…’ Nasıl bizi nasıl ilgilendirmez? Sonuna kadar bizi ilgilendiriyor. Adalete olan güven yerle bir olmuşken, bu çöküşün, bu sistem olarak da oraya çökmenin bir sonraki adımı ne? Asrın hukuksuzluğuna imza atan bu zihniyet, asrın adalet çöküşüne de imza atacak. Bu işin sonu ne?</p>

<p>Bu anlayış, sadece adalete değil, her alana telafisi güç hasarlar vermeye namzettir. Çünkü biliyoruz ki adalet yoksa sefalet vardır, bereket yoktur. Adalet yoksa, demokrasi yerle bir olur; devletin kolonları çatırdar, Allah korusun yıkılır. Bu süreci sessizce izleyenler bilmelidir ki; şu an iç güvenliğimiz, ulusal güvenliğimiz, toplumsal barışımız büyük bir tehdit altında; milli gizliliğimiz, istihbarat kurumlarımız tehlikededir. Adaletin olmadığı yerde bunların hepsi tehlikededir. Bu hukuksuzluk ikliminde, ekonomik ve mali çöküş hızlanır, üretim biter; yabancı yatırımcı, sermaye, dış yatırım ardına bakmadan kaçar. Sonuç ise daha fazla açlık, daha derin bir sefalet olur.</p>

<p><strong>Bu binadan, makamlarından tüm olan biteni izleyen, ancak gıkı bile çıkmayan adı ister Maliye Bakanı olsun, ister İçişleri Bakanı, ister Milli Savunma Bakanı, ister istihbaratın başındaki olsun; kim olursa olsun, kınıyorum hepsini, kınıyorum hepsini. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin başındaki insan; aldığınız kararlar ortada, ortaya koyduğunuz komisyon kararı, demokratikleşmeyle ilgili sıraladığınız olması gerekenler ortada. Ama gıkınızı çıkarmıyorsunuz. 'Mış' gibi yapıyorsunuz. Nasıl 'mış' gibi yapılır ya? Olmaz, olmaz kınıyorum. Ekrem’le ilgisi yok ki bu işin; ana muhalefetle de ilgisi yok. Bu, memleketin geleceğiyle ilgilidir. Devlet adamı olmak susmakla olmaz. Haksızlık karşısında dilsiz şeytan kesilmekle, devlet insanı olunmaz. Siz konuşamıyor olabilirsiniz ama ben, milletim adına konuşmaya devam edeceğim. İktidarın ve başındaki zihniyetin sorumlu olduğu bu vahim tabloyu, milletimizin geleceğini tehdit eden bu tespitleri her platformda haykıracağım. Çünkü bu devrin ve bu anlayışın ülkemize daha fazla zarar vermesini, ancak ve ancak susmazsak engelleyebiliriz. Susmanın, susturmamanın, cesaretin artmasının gerektirdiği her şeyi yapacağım. Sonuna kadar Sayın Hakimim. Kararlıyız, asla vazgeçmeyeceğim.</strong></p>

<p><strong>Bugünkü davanın, yaratılan bu karanlık tablonun sadece mini minnacık, küçücük bir detayıdır. Esas büyük manzara çok daha vahimdir. Herkes başını ellerinin arasına alsın. Şunu herkes bilsin: Günü geldiğinde tekrar ediyorum: Bu hukuksuzluklara aracılık eden, bu kumpasların içinde olan, sessiz kalarak destek veren herkes, hangi makamda olursa olsun —yargının içindeki o bir avuç muhteris dahil— anayasal düzeni bozma suçundan hesap verecektir. Türkiye'nin yüce yargısına yakışan onurlu ve namuslu yargı mensuplarının önünde, adil mahkemelerde gereken karşılığı bulacaklardır. Kimse bu işleri yapıp, yastığa başını koyup mışıl mışıl uyuyamaz. Uyuyamaz, uyuyamayacak! Geçmişte bu suçları işleyenler nasıl hesap verdiyse, bugün de öyle olacaktır. Yüce Türk yargısının bünyesinde büyük yaralar açan bu tür karanlık dönemlerden hesap sorduğu, tarihi bir gerçektir. Ve elbette tüm bunların son hesabını aziz milletimiz sandıkta da kesecektir; kesmiştir, yine kesecektir.</strong></p>

<p>Daha vahimi şudur ki: Yaşanan bu ağır hukuksuzluklara rağmen bir yandan da kamuoyuna başka bir tablo sunulmaya çalışılmaktadır. Sanki tüm bu yaşananlar yokmuş gibi, sanki insanlar aylarca iddianamesiz bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılmıyormuş gibi, sanki demokrasi ve adalet bu kadar büyük hasar almıyormuş gibi... 'Demokratikleşme' başlığı altında raporlar ortaya konuluyor. <strong>Tam da bu noktada 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Raporu'na bakmak gerekir. Raporun 7. maddesinde aynen şu söyleniyor: 'AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulsun. Hukuk devleti olmanın gereği budur.' Altına imza atılacak bir cümle Sayın Hakim. Ama soruyorum: Gerçekte ne oluyor? Gerçekten ne yapılıyor? Fiilen bu nasıl engelleniyor? AİHM veya AYM kararlarını tanımayan, yok sayan bir pratiği sistematik hale kim getiriyor? Bunu niye engellemiyorsunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisi bu ülkenin milli iradesinin çatısıdır. Bir karar aldıysanız, bunu niye sorgulamıyorsunuz? Bunu niye yargılamıyorsunuz? Bunu durduran kim? Niye hala kayyumlar devrede? Niye hala insanlar görevinin başına dönemiyor? Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Tayfun Kahraman... Bir sürü insan niye hapiste hala? Niye?</strong></p>

<p>Sayın Devlet Bahçeli'nin hemen her konuşmasında bizi hedef alan, bizi hedef gösteren, hakarete varan sözlerini duyuyorum. Başka şüphesi yok insanların. Oysa anlatılan hukuk anlayışında kimse mahkemeden önce suçlu ilan edilemez, bunu da biliyoruz. Ya herkesin annesi var, ailesi var, çocuğu var, kızı var, babası var. Bu sözleri kullanmak öyşe basit değil. Hani tam da buradan Sayın Feti Yıldız'ın dile getirdikleri; 'Kesinleşmiş yargı kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağına ilişkin karine, adil yargılanma hakkının ana unsurlarından birisidir' diyor. Peki, bunu hatırlatıyorsunuz; o zaman uygulatın, uygulayın. Bunun tersini konuşmayın. Yazık değil mi bu insanlara?</p>

<p>Gerçekten derin hukuksuzluklar, işler yapılıyor. Eğer gerçekten önümüze konan, vaat edilen ilkelere bağlı olunsaydı; gerçekten önümüze koyulan komisyon raporunda, bırakın komisyon raporunu kanun uygulansaydı, herkese eşit uygulansaydı şu anda hiçbir sorun yoktu. Ama şu anda bırakın yargıyı etkilemiş olmayı, yargıyı etkilemek için elinden geleni yapan bir avuç muhterisle ve onun başındaki siyasi irade, o siyasi iradenin başında bir zihniyetle karşı karşıyayız.</p>

<p><strong>Sayın Hakim, gazetecilik yaptığı için Alican Uludağ ve İsmail Arı niçin hapishanede? Ya da Gaziantep'te işçinin hakkını savunan Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen niye tutuklanıyor? Bunlar olacak şeyler değil bakın; bunların her birisi vahim konulardır. Hakkını arayan, emeğini savunan insanlar cezalandırılır mı?</strong> Onun için bu sözler bir hukuk hatırlatması değil; Türkiye'de uygulanmayan bir teorinin hatırlatması pozisyonuna döndü. Hayır; bu hukuk hatırlatması en üst düzeyde yapılmalı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde alınan bu karar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ortaya konan bu irade... Bakın, hukuksuz yargılamada neredeyse Meclis çatısındaki herkes oy birliğiyle ayağa kalkıyor. Yazılacak rapora bakıyoruz, öyle. ‘Kayyum işi kaldırılsın…’ Ben kendim 13 partiyi gezdim, belge topladım, Meclis’e getirdim Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olarak. Her birinin onayını aldık. Oy birliğiyle neredeyse şu anda 'Kayyumlar bitsin, herkes görevine dönsün' diyor; hareket yok, ‘tık’ yok! Türkiye, güçlü bir devlettir Sayın Hakim. Ama devletin gücü, hukukun zayıfladığı yerde değil, herkese eşit uygulandığı yerde ortaya çıkar. Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun içindir.</p>

<p>Şimdi Türkiye'nin gerçekleri... Bugün Türkiye'de milyonlarca insan ay sonunu getiremiyor. Sebze ucuzlasın diye çöpe gidecek ürünlerden poşetini dolduranlar var. Bu ülkede yüzde 85'i adalete inanmıyor; yüzde 15 inanıyor, o da niçin inandığını bilmiyor Sayın Hakim. Bu sizin derdiniz, benim derdim olmak zorunda. <strong>Türkiye'deki en zengin yüzde 10'luk kesim, yüzde 70’i topluyor. En yoksulluk çeken yüzde 50 ise gelirin yüzde 2'sine sahip. Bu ülkenin gelirinin yüzde 2'si onun. Şurada bulunan ücretli arkadaşlarım bu işin içinde. Yoksulluk, açlık, güvensizlik, korku, endişe... Hepsi küçük, minik bir azınlığın işine yarıyor. Bir avuç insan, bu düzeni dalkavuklukla sürdürmenin ve bundan çıkar sağlamanın peşinde. Bu böyle giderse, adalet çökerse, adaletin çöktüğü yerde devlet kalmaz. Biz yatarız.</strong></p>

<p>Bakın hepiniz bugün burada bir tarihe şahitlik ediyorsunuz. Ama ülke tarihinde bir detayız Ama görevimizi yerine getirmezsek hepimiz tarih önünde büyük hesap verecek insanlar oluruz. Ben, görevimi sonuna kadar yerine getirmenin mücadelesini veriyorum. Enflasyonda, faizde, adalette, çöküşte dünyanın en dibindeyiz yahu! Avrupa'da açık ara en son, açık ara en sonlardayız. Neyle övüneceğiz arkadaşlar? Ama buna rağmen yargıya müdahale edenler, yargıyı araçsallaştıranlar, koltuk uğruna her şeye mubah görenler, hala aynı koltuğun peşinde. Milli iradeyi hiçe sayan, demokrasiyi zedeleyen bu anlayış sürerken, bu düzenin başındaki zihniyete biat eden küçük aktörler de makamın, mevkinin, menfaatin peşinde koşuyor. Makam, mevki, menfaat...</p>

<p><strong>İşte bu yüzden hukuku susturmak istiyorlar. Bu yüzden yargıç yargıçlık yapamasın istiyorlar. Çünkü hukuk konuşursa, servet hesabı konuşulur. Onun için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen 'Siyasilerin akrabaları dahi mal varlıklarını araştırılsın, hesap versin' teklifimiz kaçıncı defadır reddediliyor? Niye reddediyorsunuz? Bizim her şeyimiz ortada. Hukuk konuşursa, hukuksuzluğu kendine kalkan edenler, hiçbir amacını gerçekleştiremezler. Hukuku yok etmeden, devletin kurumlarını lağvedemezler. Hukuku yok etmeden muhalefeti tutuklatamazlar. Hukuku yok etmeden fakirin cebinden zenginin cebine servet transferini gerçekleştiremezler. Hukuku yok etmeden basını susturamazlar. Hukuku yok etmeden yargı mensuplarının kararlarını esir alamazlar. Hukuku yok etmeden bu kadar mal mülk edinemezler.</strong></p>

<p><strong>Sayın hakimler, sayın savcılar, sayın avukatlar, barolarımızın değerli temsilcileri ve adalet için emek veren tüm hukuk insanları... Yüce Türk yargısının emeklisinden aktifine bütün onurlu, namuslu mensupları, size haykırıyorum! Bu ülkenin adaleti için gece gündüz çalışan sizlere sesleniyorum: Bugün burada bana 'yargıyı etkilemeye teşebbüs' suçlamasında bulunanlara karşı; yargının nasıl ve kimler eliyle etki altına alınmaya çalışıldığını somut örnekleriyle bir bir ortaya koydum. Benim koyduklarımdan daha fazlasını sizler biliyorsunuz. Siz de biliyorsunuz; bu işin içinde olanı herkes biliyor, dinliyor, görüyor. Susmayın! Hiç susmayın! Sustukça sıra size gelecek.</strong></p>

<p>Ne tesadüftür ki 19 Mart tarihinde, gözaltına alınmamızın yıl dönümünde bütün Adalet Bakanlığı değiştirildi. Bu kurumda bu denli kapsamlı ve eş zamanlı değişikliklerin sıradan bir idari tasarruf olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu tablo, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken ciddi bir işarettir. Sizler yalnızca görev yapan hukuk insanları değil, aynı zamanda bu ülkenin adalet terazisinin vicdanısınız. Bugün verilecek her karar, sadece dosyaları değil, toplumun adalete olan inancını da şekillendirecektir.</p>

<p><strong>Bu nedenle, sizleri hiçbir baskıya boyun eğmeden, yalnızca hukukun ve vicdanınızın sesine kulak vermeye özenle, itina ile şiddetle ve hararetle davet ediyorum. Sizlerin bu ülkenin adaleti için vereceği her karar; bu ülkenin yarınlarının, evdeki bebelerimizin, çocuklarımızın adalete olan inancının ve hepimizin başını dimdik tutup tutmayacağının belirleneceği günün zamanı içerisindeyiz. Unutmayın, tarih sadece kararları değil; o kararları verenlerin hangi koşulda ve hangi iradeyle hareket ettiğini de yazar. Ve biz, herkes bugün nerede durduğuyla net anılacaktır. Bundan kimse kurtulamaz.</strong></p>

<p><strong>Sayın Yargıç; bugün burada bana yöneltilen suçlamaların ne kadar temelsiz olduğunu anlatmakla kalmadım; asıl meselenin ne olduğunu da ortaya koymak zorunda olduğumu bilerek tek tek anlatmaya gayret ettim. Tarih bazen mahkeme salonlarında değil, milletin vicdanında yazılır. Ve ben inanıyorum ki o vicdan günü geldiğinde hükmünü verecektir. Hak yerini bulacaktır, adalet mutlaka kazanacaktır. Ve sonunda 86.000.000 insan, bu ülkenin gerçek sahibi olduğunu bir kez daha birilerine gösterecektir. Unutmayın ki; siz de yüce Türk milleti adına, 86.000.000 milletimiz adına buradasınız. Vereceğiniz karar da sizi ömür boyu takip edecektir. Saygılarımı sunarım, teşekkür ediyorum.</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/hakkinda-sorusturma-acildi-iste-imamoglunun-bilirkisi-davasindaki-savunmasinin-tam-metni</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/186667jpg.webp" type="image/jpeg" length="71198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeynel Emre açıkladı: Özkan Yalım disipline sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/zeynel-emre-acikladi-ozkan-yalim-disipline-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/zeynel-emre-acikladi-ozkan-yalim-disipline-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP sözcüsü Zeynel Emre MYK Özkan Yalım hakkındaki MYK kararını açıkladı. Emre, Yalım'ın disipline sevk edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Zeynel Emre MYK toplantısından sonra açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında da açıklama yapan Emre şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em>"Hakkındaki suçlamaları elbette kendisinden savunma alacağız ama her ne kadar özel hayat dense de boşanıyor olsa da bu görüntüleri tasvip etmiyoruz. Sayın başkan üzüntülerini ifade etti. Biz de MYK olarak Yalım’ın üyeliğinin askıya alınmasını ve iki hukukçu arkadaşın görevlendirmesini, bunlar incelendikten sonra Yalım’ın da söyleyeceklerini dinleyeceğiz ve bir disiplin süreci işleteceğiz.</em></p>

<p><em>Disipline sevk kararı aldık. Ortada bir hiyerarşik ilişki var bu görüntülerin yarattığı bir rahatsızlık var. CHP'nin etik değerleri vardır. İlk etapta üyeliğini askıya aldık."</em></p>

<p>30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 54. yıldönümünde, On’ları anmak için Kızıldere’ye gitmek isteyen Devrimci Gençlik Dernekleri (DGD) üyelerine jandarma saldırdı; 78 kişi işkenceyle gözaltına alındı</p>

<h2><strong>NE OLMUŞTU?</strong></h2>

<p>Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım 27 Mart günü 12 kişiyle birlikte gözaltına alınmıştı. Otel odasında sızdırılan görüntüleriyle gündeme gelen Yalım hakkında rüşvet aldığı iddiası gündeme gelmişti.</p>

<p>Yalım hakkında CHP Genel Başkanı Özgür Özel şunları söylemişti: "Özkan Yalım o görüntülerle ilgili ailesine karşı sorumludur, partimize karşı sorumludur. Biz de Uşak halkına karşı sorumluyuz. O konuda sorumluluğumuz neyi gerektiriyorsa yaparız. Ama başka bir şeyi görün. Devletin polis kamerası kapıya gitmiş, içeriye girmiş. O görüntüler devlete emanet. Milletin özel hayatı devlete emanet. O görüntüler; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emrinde toplanan o görüntüler birkaç saat içinde AK Parti’nin elinde. AK Parti rejiminin Sabah gazetesinde</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/zeynel-emre-acikladi-ozkan-yalim-disipline-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 19:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/186700.jpg" type="image/jpeg" length="31174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MSB açıkladı: İran'dan fırlatılan 4. füze düşürüldü]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/msb-acikladi-irandan-firlatilan-4-fuze-dusuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/msb-acikladi-irandan-firlatilan-4-fuze-dusuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan ateşlenen bir balistik füzenin daha vurulduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan ateşlenen bir balistik füzenin engellendiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, söz konusu füze Doğu Akdeniz'deki NATO güçleri tarafından vuruldu.</p>

<p>Açıklamada, "İran'dan ateşlendiği belirlenen ve Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tedbirler kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde alınmakta, bölgedeki bütün gelişmeler millî güvenliğimiz öncelenerek dikkatle takip edilmektedir" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>ABD ve İsrail, 28 Şubat günü İran'a savaş açmıştı. İran da başka Basra Körfezi olmak üzere bölgede ABD üslerinin olduğu ülkelere misilleme saldırıları düzenlemişti.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı, daha önce 3 kez İran'dan fırlatılan füzelerin vurulduğunu açıklamıştı. İran ise Türkiye'ye füze fırlatmadıklarını belirtiyor, Türk hava sahasına giren füzeleri "sahte bayrak operasyonu" olarak nitelendiriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/msb-acikladi-irandan-firlatilan-4-fuze-dusuruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/184956jpg.webp" type="image/jpeg" length="37830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tutuklu İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı: Valilik ve mahkeme ‘ihalede fesat yok' dedi]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/tutuklu-ibb-rayli-sistemler-daire-baskani-valilik-ve-mahkeme-ihalede-fesat-yok-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/tutuklu-ibb-rayli-sistemler-daire-baskani-valilik-ve-mahkeme-ihalede-fesat-yok-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı davanın ilk duruşmasının 11’inci oturumu dün yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’deki Marmara Cezaevi kampüsü içinde gördüğü İBB davasının dünkü oturumunun başında Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’a davanın diğer sanıkları ve avukatları tarafından sorular yöneltildi. Daha sonra da İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş savunması yapmıştı. Oturumun sonuna doğruysa savunma sırası İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’a geldi.</p>

<h2><strong>Mahkemeler İBB’yi haklı buldu</strong></h2>

<p>Avşar, iddianamede “Eylem 140” olarak ele alınan Kirazlı-Halkalı metrosuyla ilgili ihalelerle suçlanıyor. Savcılık, söz konusu ihalelerle 690 milyon TL kamu zararı oluştuğunu öne sürüyor. Savcılık, özellikle iki tane ihalede yaklaşık maliyetin sızdırıldığını, yeterliliği olmayan firmaların ihaleye dahil edildiği ve ihalelerin iptal edilerek firmalara menfaat sağlandığını iddia ediyor. İddianamede, söz konusu eylemle ilgili dört ihale delil olarak dosyada bulunuyor.</p>

<p>İddianamedeki anlatıma göre, Kirazlı-Halkalı metrosuyla ilgili ilk ihale 3 Mart 2017’de yani İBB henüz AKP’li yönetimin kontrolündeyken yapıldı. İnşaat ve elektromekanik işleri, yeraltı aktarma merkezi (otopark) ve depo alanı ile ilgili ihalenin kazananları Makyol - Astur - IC İçtaş ve Kalyon iş ortaklığı kazandı. 14 Nisan 2017’de sözleşmenin imzalandığı ihalenin bedeli 2 milyar 414 milyon 401 bin 632 TL idi. Ağustos ayında çalışmalara başlanan metro inşaatında Aralık 2017’de çalışmalar durdu.</p>

<p>Çalışmaların durmasının sebebi finansman yetersizliğiydi. Metro inşaatlarının durdurduğu sırada İBB yönetiminde büyük bir değişiklik oldu ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nun yarışı kazanmasıyla İBB’deki 25 yıllık AKP yönetimi sona erdi. İmamoğlu yönetimi sırasında metro inşaatları sağlanan finansman sonucunda Mart 2021’de yeniden başladı. Ancak bu defa da yüklenici şirketler, 13 Mayıs 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5546 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince sözleşmeyi tek taraflı feshettiği için inşaat yine durdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İBB bu sırada söz konusu metro inşaatının koşullarını göz önünde bulundurarak 5 Nisan 2024’te metronun yalnızca kaba inşaat işleri için bir ihale düzenledi. Açık ihale usulü ile yapılan ihaleye en düşük teklifi Dido-Ray Yapı ve Akçadağ İnşaat ortaklığı verdi. İBB, Temmuz 2024’te yeni hattın bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirterek ihaleyi Temmuz 2024’te daha sonuçlanmadan iptal etti.</p>

<p>İhalenin iptal edilmesinden sonra en düşük teklifi veren Dido-Ray Yapı ve Akçadağ İnşaat iş ortaklığı, Kamu İhale Kurumu’na başvurarak iptal kararının iptal edilmesini istedi. Kamu İhale Kurumu da itirazı haklı görerek ihale iptal kararını iptal etti. Bunun üzerine İBB, “kamuda tasarruf tedbirleri” ile ilgili olarak 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı genelgesini göz önünde bulundurarak ihaleyi bir kez daha iptal etti. En düşük teklifi veren iki şirket, bir kez daha Kamu İhale Kurumu’na başvurdu, ancak itirazları bu defa oybirliğiyle reddedildi.</p>

<p>İki şirket, bu karar üzerine bu defa da Ankara 19. İdare Mahkemesi’nde dava açarak Kamu İhale Kurumu’nun oybirliğiyle ret kararının iptalini istedi. Mahkeme de Kamu İhale Kurumu’nu haklı buldu. İki şirket bu karara da itiraz ederek dosyayı Danıştay’a taşıdı. Danıştay da iki şirketi haklı bularak Kamu İhale Kurumu’nun kararını iptal etti.</p>

<p>5 Nisan 2024 tarihli ihaleyle ilgili söz konusu işlemler devam ederken İBB, bu defa da metro hattının yapım işi için kapsamı da genişleterek “İnşaat Ve Elektromekanik İşler İle M1 Hattı Elektromekanik Sistemleri Yapım İşi” isimli yeni bir ihaleye çıktı. Pazarlık usulüyle 19 Kasım 2024’te düzenlenen ihaleyi 21 milyar 982 milyon 861 bin TL’ye Kalyon İnşaat ve Özgün Yapı isimli şirketler kazandı.</p>

<p>Dido-Ray Yapı ve Akçadağ İnşaat iş ortaklığı, bu ihalenin yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesi istemiyle bu defa da İstanbul 11. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Mahkeme, yargılama sonunda ihalenin usullere uygun olarak gerçekleştirildiğine, 5 Nisan 2024 tarihli iptal edilen ihalenin de hukuki ve fiili olarak yapılmasının mümkün olmadığına karar verdi. İki şirket, bu karara da itiraz ederek dosyayı Danıştay’a taşısa da oradan da ret cevabı aldı.</p>

<p>Dido-Ray ve Akçadağ isimli şirketlerin kazandığı ve iptal edilen ihaleyi inceleyen bilirkişi, bu ihale kapsamında kusur atfedilecek bir olgu tespit edilemediğini belirtti.</p>

<h2><strong>Çayırhan Termik Santrali ihalesini kazanan şirket</strong></h2>

<p>Şirketlerden Akçadağ İnşaat, Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı’nın özelleştirme ihalesini kazanmıştı. Söz konusu termik santral Can Holding soruşturmasına da konu edilmiş, bu konuda ifade veren holding yönetim kurulu başkanı Kemal Can, Çayırhan Termik Santrali’nin önceden Turgay Ciner’in olduğunu, devlet büyüklerinin yönlendirmesiyle bu ihaleye girdiğini söylemişti.</p>

<h2><strong>AKP’li avukatın şikâyeti</strong></h2>

<p>Suçlama konusu edilen bir diğer ihale de Eylül 2024’te pazarlık usulü yapılan “Kirazlı-Halkalı-Üniversite Metro Hattı İnşaatı ve Elektromekanik İşleri ile M1 Hattı Elektromekanik Sistemleri Yapım İşi İhalesi”ydi. Bu ihaleyle ilgili iddianamede bulunan iki ihbar dilekçesi AKP Sultangazi Seçim İşleri Başkanı Avukat Ogün Kuzu tarafından verilmişti. Kuzu, dilekçelerinde Eylül 2024’te yapılan ihalenin sonuçlarının ve yaklaşık maliyetinin, ihale tarihinden bir gün önce piyasada konuşulduğunu öne sürdü. İhbar dilekçesinde, ihalenin pazarlık usulü yapılmasıyla ilgili de beyanlara yer verildi. İBB’nin halihazırda metro inşaatı yapan deneyimli firmaları davet etmek yerine, bu alanda tecrübesi kısıtlı şirketleri tercih ederek belirli bir grubun önünü açtığını savunan Kuzu, daha önce aynı iş için yapılan açık ihalelere katılan firmaların, bu kez sürecin dışında tutulduğunu iddia etti.</p>

<p>Savcılık, davanın ünlü itirafçısı Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Süleyman Atik ve Yakup Öner’in de etkin pişmanlık ifadelerini suçlamaya dayanak yaptı.</p>

<p>Kariyerine mühendis olarak başladığını ve kurumun her kademesinde liyakatle yükseldiğini belirten Avşar, davanın teknik gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı. Savunmasında yönettiği bütçenin büyüklüğüne dikkat çeken Avşar, görev süresi boyunca imza attığı rakamlar yerine, hayata geçmeyen bir işlem nedeniyle suçlandığını söyledi. Avşar, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bugüne kadar 300 milyar liralık bütçe emanet edildi, güncel rakamlarla 90 milyar liralık harcamanın altına imza attım. Bu paranın tek bir kuruşuyla ilgili hakkımda dava yok. Ancak iptal edilmiş, uygulanmamış bir ihale ve olmayan bir SGK borcu üzerinden 697 milyon liralık hayali bir kamu zararıyla suçlanıyorum.”</p>

<h2><strong>“Yaklaşık maliyet sızdırma” iddiası</strong></h2>

<p>Bilirkişi raporundaki "tekliflerin yaklaşık maliyete yakın olması" suçlamasına değinen Avşar, bunun sektörün doğal bir sonucu olduğunu belirtti. Avşar, Türkiye’de yılda 55 binden fazla ihale yapıldığını söyleyerek şöyle devam etti:</p>

<p>“Çoğunda teklifler yaklaşık maliyete yakın çıkar. Eğer bu bir suçsa, ülkede yüz binlerce suç dosyası açılması gerekir. Biz 2017'deki ihalelerde maliyetin çok üzerinde fiyatlar verildiğini gördüğümüz için 'yenileyin' dedik. Rekabeti ve kamu yararını koruduk.”</p>

<p>İddianamedeki pazarlık usulü ihaleye davetli şirketlerin SGK borcu olduğu iddiasının mantığa aykırı olduğunu savunan Avşar, ismi geçen firmaların büyük çaplı işlerine dikkat çekti. Avşar, şunları söyledi:</p>

<p>"Söz konusu firma 67 milyon liralık borç için 697 milyon liralık teminatını yakar mı? Ya da 2 yıl ihale yasaklısı olmayı göze alır mı? Bu firma bizim ihalemizden kısa süre sonra Ulaştırma Bakanlığı'ndan 75 milyar liralık iş aldı. Bakanlığın ve Karayolları'nın ihalelerine de aynı günlerde girdi. Kamu zararı kurgusu tamamen hayatın olağan akışına aykırı."</p>

<p>Avşar, tutuklu bulundukları sırada İstanbul Valiliği’nin haklarında haklarında soruşturma izni vermediğine dikkat çekerek, idare mahkemesinin de bu kararı onayladığını, ihalede fesat unsuru bulunmadığını belirttiğini söyledi.</p>

<p>İBB davası tutuklu sanıkların savunmalarıyla 30 Mart Pazartesi günü devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/tutuklu-ibb-rayli-sistemler-daire-baskani-valilik-ve-mahkeme-ihalede-fesat-yok-dedi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/122645.jpg" type="image/jpeg" length="14837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Türkiye'nin dört bir yanında saldırı altındayız]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-turkiyenin-dort-bir-yaninda-saldiri-altindayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-turkiyenin-dort-bir-yaninda-saldiri-altindayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP lideri Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonel Gençlik Örgütü Dünya Kongresi'nde konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "19 belediye başkanımız içeride, 450 arkadaşımızın yargılandığı 107'sinin tutuklu olduğu duruşma Silivri'de sürüyor. Türkiye'nin dört bir yanında saldırı ve baskı altındayız ama CHP olarak 150 ülkeden 250 gence ev sahipliği yapan bu kongreyi organize edebilecek kadar da dimdik ayaktayız" dedi.</p>

<p>CHP'nin ev sahipliği yaptığı Sosyalist Enternasyonal Gençlik Örgütü Dünya Kongresi, İstanbul'da yapılıyor. Kongreye katılan CHP lideri Özgür Özel, burada bir konuşma yaptı.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı hatırlatan Özel, "İmamoğlu'nun hapiste olmasının tek nedeni bugün Türkiye'yi yöneten iktidara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı hiç seçim kaybetmemiş olmasıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>İmamoğlu'nun 2014'te Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğini söyleyen Özel, "Ardından kendisini İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne aday yaptık ve kendisi 30 yıl sonra İBB'yi Erdoğan'ın aday gösterdiği Türkiye'nin son Başbakanı'na karşı girdiği seçime kazandı. 13 bin oy gibi başa baş bir farkla kazandı. Bunun üzerine o seçimi iptal ettirdiler. Bu kez yeni seçimde İstanbul halkı 13 bin olan farkı 816 bine çıkardı. Çünkü haksızlığa karşı demokrasinin yanında durdular ve üçüncü kez kazandı. Son seçimde fark 1 milyona çıktı" diye konuştu.</p>

<h3><strong>"SİYASİ BİR KİŞİ GETİRİLİP OPERASYON YAPILDI"</strong></h3>

<p>"İstanbul'un seçilmiş belediye başkanına operasyon yapmak üzere İstanbul Başsavcılığı'na, Adalet Bakan Yardımcısı yani siyasi bir kişi getirildi" diyen Özgür Özel şöyle devam etti:</p>

<p>"Geldikten sonra İstanbul'un en büyük ilçesine operasyon yaptı, belediye başkanını içeriye attı ve oraya kayyım atadı. Sonra bir başka önemli ilçeye, Beşiktaş'a operasyon yaptı. Ardından Ekrem İmamoğlu'na operasyon yaptı ve tutukladı. 19 belediye başkanımız tutukludur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne kayyım atamak üzere operasyon yapılmıştır."</p>

<h3><strong>"YÜZBİNLERCE KİŞİ BELEDİYE BİNASINI KORUDU"</strong></h3>

<p>"O tarihte biz Türkiye'yi mücadeleye çağırdık. İstanbul'da eylemleri yasakladılar. İlk 5 bin kişi o meydanda buluştu. O anda otobüsler durdurulmuştu, vapurlar yasaklanmıştı, bu yarımadaya gelen köprüler kaldırılmıştı. Kilometrelerce yürüyerek gelen yüzbinlerce kişi belediye binasını korumaya geldi. İkinci gece 205 bin, üçüncü gece 300 bin kişi oldular. Dördüncü gece İmamoğlu hapishaneye gönderilirken 1 milyon kişiydik. Tutukladılar ama yerine kayyım atamaya cesaret edemediler."</p>

<h3><strong>"TÜRKİYE'DE BREZİLYA'DAKİNE BENZER BİR SÜREÇ YAŞANIYOR"</strong></h3>

<p>"Türkiye'de Brezilya'dakine benzer bir süreç yaşanıyor. Lula'ya atılan iftiraları, hapiste tutulmasını, seçime sokulmamaya çalışılmasını hatırlayın. Lula başardı ve şu an ülkesinin başkanı."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"SALDIRILARA RAĞMEN AYAKTAYIZ"</strong></h3>

<p>"Saldırı altındayız. Daha dün Uşak Belediye Başkanımızı alıp yetkisi olmayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, İstanbul'a getirtiyor. 19 belediye başkanımız içeride, 450 arkadaşımızın yargılandığı 107'sinin tutuklu olduğu duruşma Silivri'de sürüyor.</p>

<p>Türkiye'nin dört bir yanında baskı ve saldırı altındayız ama CHP olarak 150 ülkeden 250 gence ev sahipliği yapan bu kongreyi organize edebilecek kadar da dimdik ayaktayız. Bir yandan mücadeleyi bir yandan yapmamız gereken işleri sürdürüyoruz."</p>

<h3><strong>"ÜLKELERİNİZDE ANLATIN, HİKAYEMİZ SİZLERE EMANET"</strong></h3>

<p>"Gençlik Kolları Genel Başkanımız Cem Aydın, benim İstanbul Başsavcısını eleştiren bir tweetimi, gençlik örgütü retweet etti diye yargılandı ve kendisine yurt dışı yasağı koydular. Bu kongre dünyanın herhangi bir yerinde yapılsaydı Cem Aydın gidemeyecekti. Çünkü benim eleştirel tweetimi, konuşmamı retweet etmişti gençlik örgütü. Türkiye'den çıkması yasak.</p>

<p>Bu ülkeyi yönetenler diyor ya Türkiye'yi dışarıya şikayet etmeyin, bunu biz konuşmazsak ne olacak gözleriyle görüyorlar. Bütün arkadaşlar bilsin ki, Erdoğan bu kararı alan savcıyı şimdi Adalet Bakanı yaptı. Önce bakan yardımcısıydı, geldi operasyonları yaptırdı, ödüllendirdi ve şu anda Adalet Bakanı bu kişi.</p>

<p>Türkiye'de böyle bir mücadele, böyle bir baskı ve bu baskıya karşı böyle bir iktidar yürüyüşü yaşanıyor. Bunu, gittiğinizde ülkelerinizde anlatın. Dünyanın 150 ülkesi, Türkiye'deki bu büyük baskıyı da buna karşı verilen onur mücadelesini de duysun. Hikayemizi sizlere emanet ediyorum."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-turkiyenin-dort-bir-yaninda-saldiri-altindayiz</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/2-kasimda-yuregi-yeteni-secime-bekliyorum.webp" type="image/jpeg" length="53588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Murat Çalık savunmasında ne dedi?]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/mehmet-murat-calik-savunmasinda-ne-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/mehmet-murat-calik-savunmasinda-ne-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Davası'nda savunması alınan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, hakkındaki iddialara yanıt verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. Duruşmada, görevden uzaklaştırılan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın savunması alındı.</p>

<p>Murat Çalık, iddianamede “Eylem 2” olarak geçen "Kübist" isimli projeyle ilgili iddialara yanıt verdi. İddianamede, "Kübist projesinin iskan alamadığı, bu nedenle Metin Gül’ün rüşvet vermeye zorlandığı"nın iddia edildiğini belirten Çalık, projeyle ilgili resmi belgeleri mahkemeye sunduğunu, resmi kayıtlar incelendiğinde bu iddiaların hiçbirinin doğru olmadığının görüleceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>"İŞ BİTİRME BELGESİ BENİM DÖNEMİMDE VERİLMEDİ"</strong></h2>

<p>Çalık, projelerin iskan ve ruhsat süreçlerinin tamamen teknik konular olduğunu aktararak, "İddia makamının iddianamede ısrarla belirttiği gibi imar konularına bakan teknik başkan yardımcısı değildim. Bu projeye ait yapı ruhsatı, 24 Ocak 2008 tarihinde Gürpınar Belediyesi’nden, dönemin Belediye Başkanı Velittin Küçük zamanında alınmıştır. Daha sonra yapı ruhsatı tadilat görmüş ve 23 Mart 2009 tarihinde, yine Velittin Küçük’ün belediye başkanı olduğu dönemde tadilat ruhsatı alınmıştır. Ardından iş bitirme belgesi, 13 Mart 2014 tarihinde bu kez Beylikdüzü Belediyesi tarafından, Yusuf Uzun’un belediye başkanı olduğu dönemde verilmiştir" diye konuştu.</p>

<p>Projeyle ilgili iskan süreçlerini anlatan Çalık, "Metin Gül’ün beyan ettiği gibi iskanın verilmemesi ya da gerçeğe aykırı gerekçelerle bekletilmesi söz konusu değildir" dedi.</p>

<h2><strong>"BİR DEVRİN RÜŞVET OLARAK NİTELENDİRİLMESİ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI"</strong></h2>

<p>"Metin Gül'ün İskan belgesinin alınabilmesi için daire devri yaptığına" ilişkin iddiaları da reddeden Çalık, "İskan 23 Mart 2015 tarihinde alınmıştır. Aradan yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra, 9 Eylül 2016 tarihinde daire devirlerinin yapıldığı görülmektedir. İskan verilmiş, süreç tamamlanmış ve dosya kapanmıştır. Bu kadar süre sonra yapılan bir devrin rüşvet olarak nitelendirilmesi hayatın olağan akışına uygun değildir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Murat Çalık, Adem Soytekin’in ifadesinde yer alan "beton kalitesi ve statik problemlere" ilişkin iddialarını da "Bu iddiaların hiçbiri bizim görev yaptığımız dönemle ilgili değildir. Ruhsat ve tadilat ruhsatı Gürpınar Belediyesi döneminde verilmiş, iş bitirme belgesi ise Yusuf Uzun döneminde düzenlenmiştir" dedi.</p>

<p><strong>Çalık'ın savunmasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>Mahkeme Başkanı: Evet Mehmet Bey, hakkınızdaki iddianameyi ve suçlamaları biliyorsunuz. Giriş kısmında Beylikdüzü dönemi eylemleri olarak belirtilen 1, 2, 6, 8, 10, 11 ve 12 nolu eylemler kapsamında suç isnadı var. Evet, savunmanıza başlayabilirsiniz.</p>

<p>Mehmet Murat Çalık: Tamam, çok teşekkür ediyorum. Sayın Başkan, sayın heyet, şu an hazirunda bulunan tüm heyeti saygıyla selamlıyorum. Avukatlarımız burada; herkesin geçmiş bayramını tebrik ediyorum, kutluyorum. Umarım bundan sonraki özgür bayramlarımızda hep birlikte oluruz; bu temenniyle savunmama başlamak istiyorum. Sayın Başkan, saygıdeğer heyetin saygın üyeleri; sizlerin de vakıf olduğu üzere, iddianamede Beylikdüzü Belediye Başkanı olmadan önceki dönemime ilişkin faaliyetlerim Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmiş ve birden fazla suç işlediğim ileri sürülmüştür. Ana hatlarıyla; Ekrem İmamoğlu'nun kurucusu ve lideri olduğu iddia edilen suç örgütüne üye olduğum, hatta diğer üyelerden farklı olarak doğrudan kendisine bağlı hareket ettiğim iddia edilmektedir. Soruşturma aşamasında irtikap suçuyla suçlanırken, iddianamede bundan vazgeçilmiş; yalnızca rüşvet suçuna ilişkin yedi ayrı vaka tarafıma isnat edilmiştir. Bugün bu isnatlara ayrıntılı şekilde cevap vereceğim. Ancak, meşru ve denetime açık bir kamu kurumu olan belediyelerimizin suç örgütü olarak gösterilmesinin son derece ağır olduğunu ifade ederek sözlerime başlamak isterim. Elbette konu hukuki yönleriyle değerlendirilecektir; ancak benim vardığım sonuç nettir: Ortada herhangi bir suç örgütü yoktur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dört bin sayfalık iddianamede, Sayın Başkan, tarafımla ilgili tek bir telefon kaydı yok, teknik takip yok, gizli tanık beyanı yok. Elde edilen somut bir menfaatten dahi bahsedilememiş olması, aslında örgütlü suç isnadının temelsiz olduğunu göstermektedir. Kaldı ki suç örgütü kavramının ne anlama geldiğini elbette bilirim. Hayatımın hiçbir döneminde suç teşkil edecek herhangi bir yapının parçası olmadım. Kişisel değerlerim, mesleki ilkelerim ve kamu görevine bakış açım bunun mümkün olmadığını sizlere de gösterecektir. Peki, geriye ne kalmıştır? Sürekli ifade değiştiren, beyanları değiştikçe kendi içerisinde ve birbiriyle çelişen sanık ifadeleri... Bu kişiler etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmış ya da yararlanma beklentisi olan şahıslar. Ancak benim durumumda bir tuhaflık var. Nedir bu tuhaflık? Bana yönelik suçlamalarda bulunan kişiler örgütün varlığından haberdar değiller. Örgütün varlığını reddeden bu kişiler, nasıl oluyor da örgütlü suçlarla ilgili hükümlerden etkin pişmanlık yoluyla faydalanmaktadırlar? Aynı durum rüşvet suçu bakımından da geçerlidir.</p>

<p>Aleyhime yöneltilen beyanları iftira niteliğinde görmekteyim. Avukatlarım hukuki değerlendirmeleri mutlaka yapacaklardır. Sadece özgürlüğü sınanan insanların somut delille desteklenmeyen beyanlarının mahkumiyet kurulması için yeterli olmadığını düşünmekteyim. Rüşvet, sadece bir kamu görevlisinin fail sıfatıyla işleyebileceği bir suç türüdür. İddia edilen dönemde kamu görevlisi değildim; belediye başkan danışmanıydım. Haliyle benim rüşvet suçunun faili olmam teknik açıdan mümkün değil. Bu bile, sadece kamu görevlilerinin işleyebileceği bir suç bakımından hukuki bir belgenin eksikliğini göstermiyor mu? Bu isnatlar bakımından ilk aşamada söylemek istediğim husus şudur: Belediye bünyesinde kamu yararına yapılan hayır işlerini sonuna kadar sahiplendiğimi buradan ifade etmek isterim. Çünkü bunlar bizim belediyecilikteki onurumuzdur. Emin olun, sizleri çok fazla mevzuata boğmadan, bir meslek insanı olarak isnatlara tek tek cevap vereceğiz.</p>

<p>Allah'ın izniyle ve alnımın akıyla bu sürecin içerisinden çıkacağıma yürekten inanıyorum. Arkadaşlarım için de aynı şeyi temenni ediyorum.</p>

<p>Sayın Başkan, yargı makamının saygın üyeleri; hakkımda yöneltilen iddialara geçmeden önce mesleki geçmişimin, görev yaptığım dönemdeki unvan ve yetki sınırlarımın, belediyede yürüttüğüm işlerin ve karar alma pratiğimin neticede ortaya konulmasının bu dosyanın selameti açısından çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İzninizle kim olduğumu, nasıl bir meslek hayatına sahip olduğumu ve nasıl bir belediye başkanlığı dönemi yürüttüğümü kısaca arz etmek istiyorum. Çünkü bugün burada yalnızca birtakım isnatları değil; aynı zamanda bir hayat çizgisini, bir meslek etiğini ve bir kamu yönetimi anlayışını da hep birlikte değerlendireceğiz.</p>

<p>Ben, Mehmet Murat Çalık. 1997 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden şehir ve bölge plancısı olarak mezun oldum. 29 yıllık şehir plancısıyım. Mesleğim; yalnızca şehirsel mekanları değil, aynı zamanda doğayı, yaşamı, adaleti ve insan hayatını tehdit eden bütün unsurları birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Meslek altyapım şehir ve bölge planlamasına dayanmaktadır. Şehir plancılığı keyfilik değil plan bütünlüğü, kişisel çıkar değil kamu yararı, belirsizlik değil mevzuata uygun işlem demektir. Bu anlayış, teknik gereklilik ile hukuki çerçevenin birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Meslek hayatım boyunca tüm görev ve karar alma süreçlerimde bu ilkelere bağlı kaldığımı ifade etmek isterim. Hiçbir zaman kişisel menfaat odaklı, hukuka aykırı veya kamuyu zarara uğratabilecek bir tasarruf anlayışını benimsemedim. Aksine, şehircilik ilkeleri doğrultusunda hareket etmeyi hem mesleki hem de vicdani bir sorumluluk olarak gördüm. Benim için makam hiçbir zaman amaç olmadı. Makamlar geçicidir, yetkiler geçicidir; kalıcı olan devlettir, baki olan hukuk düzenidir. Kalıcı olan ay yıldızlı bayrağımızdır. Devlet şahısların üstündedir; makamlar ve mevkiler kişilere emanettir. Dolayısıyla hayatım boyunca hep bu emanete sahip çıkmaya gayret ettim. Görev sürem boyunca belediyecilik faaliyetlerini asla kişisel çıkar için kullanmadım, keyfi kararlar almadım, siyasi hareket etmedim. Kent yaşamında ve yönetiminde, mesleki birikimim gereği hep planlamayı esas aldım.</p>

<p>Meslek hayatıma ve Beylikdüzü ile olan bağıma gelecek olursak; mezun olduktan sonra, 1997 yılında planlama ofisimizi Trabzon’da açtık Sayın Başkan. Ortağım rahmetli oldu, beyin tümörüydü kendisi; ona da buradan rahmet dileyeyim. İlk ortağım oydu. Trabzon’da bir yıl faaliyet gösterdikten sonra ofisimizi İstanbul’a taşıdık. En çok da bu taşınma işine anacığım üzülmüştür. 1998 yılında İstanbul’a taşınma gerekçemiz, bir belediyenin kapsamlı işini yapacak olmamızdı. Ofisimiz 1998 yılında, o günkü adıyla Kavaklı Belediyesi’nin plan ve kadastral haritalarının sayısallaştırılması işini almıştı. O dönemde altyapısı bilgisayar ortamında olan belediye sayısı yok denecek kadar azdı. Daha sonraki zamanlarda kesintisiz bir şekilde Beylikdüzü’nde planlama faaliyeti içerisinde bulunduk, planlama işleri yaptık. Sayın Başkan, Beylikdüzü 2009 yılında ilçe oldu. Öncesinde üç farklı belde belediyesinden oluşan bir bölgeydi. Beylikdüzü’nün beş farklı plan bölgesi var Sayın Başkan. Burası, Beylikdüzü ile olan alakamın anlaşılması açısından kıymetli. Çünkü bazı tanık ifadelerinde "birisine emanet edilmesi" gibi hususlar var.</p>

<p>Bunların açıklanması adına bu husus önemli: Bu beş plan bölgesinden dört tanesinin aynı zamanda plan mühendisiyim Sayın Başkan. Beş plan bölgesi var, dördünün plan mühendisiyim. Şahsıma "Beylikdüzü'nün planlarını yapan meslek insanı" payesi versem emin olun abartmış olmam; çünkü 29 yıllık meslek hayatımın 28 yılını Beylikdüzü'ne adadım. Beylikdüzü'nü sadece görev yaptığım bir yer olarak görmedim; emek verdiğim, büyüttüğüm ve gelişimini izlediğim bir evladım olarak gördüm. 1998-2014 yılları arasında, 17 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde Beylikdüzü planlama faaliyetlerinde bulunduk. Dört farklı belediye başkanıyla, üç farklı siyasi partinin belediye başkanlarıyla çalıştım. 2014-2019 yılları arasında Sayın İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olunca —ki o dönemde 2014 yılında yönetimi değişen tek ilçe belediyesiydi— kendisinin belediye başkan danışmanlığını yaptım. Aslında belediyelerin partisi olmaz; bizim anlayışımızda belediye başkanı olduktan sonra siyasi parti rozetini çıkarır, yakanıza Türk bayrağını takar ve o bayrağa hizmet edersiniz.</p>

<p>2019-2025 yılları arasında da belediye başkanlığı görevini yürüttüm. 2019 yılında İstanbul’un ilçelerinde ilk kez bir şehir plancısı belediye başkanı olarak görev yapacaktı; bunun sorumluluğunu da taşıyordum. Üstelik kendi planladığı kenti yöneten başka bir belediye başkanı var mıdır, bilmiyorum; bilmediğim için yorum yapamayacağım. Ama ben bir taraftan da kendi planladığımız kenti yönetmenin onurunu yaşayacaktım. Sayın Başkan, bir şehir plancısına "Hayaliniz nedir?" diye sorsanız —ki benden önce savunma yapan Resul Başkan da meslektaşımız, arkadaşımızdır— emin olun bir kenti yönetmeyi arzu eder. Tabii bu mahkemelerden sonra aynı şeyi söylerler mi, ondan tam emin olamıyorum. Ben, uzun yıllardır planlama faaliyeti yürüttüğüm bir kenti yönetecek olmanın onurunu yaşadım. Hayalimi yaşarken, yapmak istediklerime adım adım ilerlerken ve Beylikdüzü'nü hayalini kurduğum şehir yaşamına doğru götürmeye çalışırken, sürecin bu şekilde sekteye uğramasından elbette üzgünüm. Ancak bunda da vardır bir hayır diyorum. 2024 yerel seçimlerinde, hem 2014’ten bugüne Beylikdüzü’ne yapmış olduklarımızın hem de 2019’dan sonra Sayın İmamoğlu’nun Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla halının altına süpürülen sorunların çözülmesinin karşılığı olarak tekrar aday oldum. En yakın rakibimize 42 bin oy fark atarak ikinci kez Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildim. Bir belediye başkanı sorunları uzaktan izlemez; kentin ihtiyaçlarını kavrayan, çözüm üretmekten kaçmayan, laf değil icraat ortaya koyan ve geleceği planlayan bir kamu aktörü olmak zorundadır.</p>

<p>Şimdi burada bir parantez daha açmak istiyorum. Sayın İmamoğlu’yla tanışıklığımıza gelecek olursak, bu konuda da mahkeme heyetini bilgilendirmek isterim. Sayın İmamoğlu’yla 2005 yılında, kendisinin ortağı olduğu bir arsa vesilesiyle tanıştık. Beylikdüzü’nün çok değerli bir lokasyonunda, İmamoğlu İnşaat’ın da ortağı olduğu bir arsanın planlama hizmetini verdik, danışmanlık yaptık. Yanlış hatırlamıyorsam dört ortaktılar. O dönemde bu hizmetin bir karşılığı olur ve siz bu bedeli dört ortağa bölersiniz. O dönemde sadece İmamoğlu İnşaat’tan ödememi alabilmiştim, diğer ortaklar herhangi bir ödeme yapmamışlardı.</p>

<p>Buradan hem kendisinin Trabzonlu olması, bölgede iş insanı olması hem de yaş grubu olarak yakın olduğumuz için Beylikdüzü’ne geliş gidişlerimde zaman zaman kendisiyle görüşmelerimiz olurdu. 2009 yılında kendisi Cumhuriyet Halk Partisi’nden Beylikdüzü Belediye Başkan aday adayı olduğunda çok sevinmiştim. Hem bir arkadaşımızın hem de çalışkan bir ismin aday adayı olmasından dolayı. Ancak o dönem Cumhuriyet Halk Partisi başka bir adayla yarıştı; Sayın İmamoğlu 2009 yılında CHP adayı olamadı ama iki ay sonra ilçe başkanı olarak görevlendirildi. Kendisi beni davet etti. (Ekrem İmamoğlu’nun hatırlatması üzerine.) 7 ay sonra mı? Tamam, pardon Başkanım, tarihleri tam bilemediğim için... Dört buçuk yıl boyunca ilçe başkanlığı görevini sürdürdü. Zaman zaman görüşür, kent yaşamına dair konuşurduk.</p>

<p>Hatta bir toplantısına denk gelmiştim. Bölgemizi biliyor musunuz bilmiyorum ama Beylikdüzü üç farklı belde belediyesinden oluştuğu için her bölgenin farklı plan teknikleri ve plan notları vardır; biraz karışık bir bölgedir aslında. Gürpınar bölgesinde yaklaşık 10 bin konutun olduğu bir kooperatif bölgesi vardır ve en kırılgan yerlerden biridir. O gün tesadüfen denk düşmüştüm, kentsel dönüşüm çabası içinde olan insanların bir toplantısı yapılıyordu. Gürpınar Siteler bölgesi Güneş Apartmanı’ndan da temsilciler gelmişti. Ben de meslek insanı olarak merak ettim, "Ellerindeki raporları inceleyeyim," dedim. Raporlara bakınca dehşete düştüm; beton dayanımları çok kötüydü, beşti, altıydı; yani beton yok denecek kadar azdı. Demirlerde korozyon vardı. O dönemde Büyükşehir Belediyesi’nin yoğunlukları azaltıcı bir plan kararı vardı. Şöyle izah edeyim: Kırk daireli bir bloğu yıkıp yapmaya kalktığında ancak yirmi daire yapabiliyordu. Bu da dönüşümün önündeki en büyük engeldi. O dönem bu sorun çözülemedi, Büyükşehir Belediyesi geri adım atmadı.</p>

<p>Sonra biz 2014 yılında Sayın İmamoğlu ile proje süreçlerinde de konuştuk, bizden fikirler almıştı. Daha sonra 2014’te belediye başkanı olunca "Danışmanım olur musun?" dedi. Yıllarca hep masanın diğer tarafında şikâyet ettik; belediyelerden, yönetenlerden, kurumlardan şikâyet ettik. Bu sefer kurumların işleyişine katkı yapma imkânı olacağı için bu teklifi kabul ettim. Belediyede —evraklarla da sunduk— her yıl sözleşme yapıyorduk; sözleşmeli personel olarak başladım. İddianamede belirtildiği gibi teknik başkan yardımcısı veya başkan yardımcısı değildim. İddia makamı öyle görebilir ama bu tür kurumlarda şöyle bir durum vardır Sayın Başkan: Siz orada müdür olsanız da ilgili kişi size geldiğinde "Başkanım" der. Aslında ben Sayın İmamoğlu ile görev yaptığım dönemde "Estağfurullah" demekten yorulmuştum; çünkü insanlar size "Başkanım" diye hitap ediyor ama halkın karşısına çıkıp seçilmiş olan bir kişi var. Devamlı "Estağfurullah" diyerek düzeltiyordum. Sonra baktım ki baş edemiyorum, herkes "Başkanım" deyince bu sefer aynaya bakmaya başladım.</p>

<p>İnsan aynaya bakmalı Sayın Başkan; aynada kendini görmeli veya bir dostunu aynaya dönüştürmeli. O dostu ona hatası varsa söylemeli. Üniversite ve lise arkadaşlarımla zaman zaman buluşuruz. Niye buluşuruz biliyor musunuz? Şunun için: Arkadaşlarıma derim ki, "Arkadaşlar, sizin tanıdığınız Mehmet Murat acaba değişti mi? Bununla ilgili bir fikriniz varsa ve bunu söylemiyorsanız, öbür tarafta mahşer-i vicdanda sizinle hesaplaşırım." Arkadaşı ayna olmalı. Dolayısıyla bu kısmı daha fazla uzatmak istemiyorum, Sayın İmamoğlu ile tanışıklığımız anlaşılmıştır diye düşünüyorum. Adaletin, Sayın Başkan, yalnızca mahkeme salonlarında değil; bir kentin parklarında, sokaklarında, meydanlarında ve kamusal alanlarında yaşatılması gerektiğine inanan bir meslek grubundan geliyorum. Biz Beylikdüzü’ne rant üretmeye değil, emin olun kamusal alan üretmeye geldik.</p>

<p>Mahkeme heyetinize evraklarda da sundum; size bir meclis kararından bahsedeceğim. 04.04.2016 tarihinde almış olduğumuz meclis kararı... Bu karar; kamu parsellerinin hisselendirilmiş alanlarının malikleri tarafından yazılı olarak hibe edilme taleplerini kabul etme hususunda belediye başkanına yetki verilmesine ilişkindir. 5393 sayılı yasada bu husus zaten var ama bizim bunu meclis kararı alarak alenileştirmemizin bir gerekçesi vardı. Çünkü Beylikdüzü bölgesinde, bilhassa belde belediyesi olduğu dönemlerde, maalesef kamunun eline geçmesi gereken bu alanlar bazı çıkar gruplarına tapu edilir, kişisel zenginleşme unsuru olarak kullanılırdı. Biz 2014’ten bugüne —son veriyi söylüyorum Sayın Başkanım— 1 milyon 150 bin metrekare kamusal alan ürettik. 1 milyon 150 bin metrekare... Keşke bu alanların 50 bin metrekaresi Şişli’de olsaydı; yani ekonomik değeri açısından söylüyorum, Beylikdüzü Belediyesine kazandırdığımız ekonomik değer 57,2 milyar TL’dir Sayın Başkan. 57,2 milyar TL... 81 bin metrekare sağlık alanı, 44 bin metrekare eğitim alanı, dini tesis alanı, sosyal ve kültürel alanlar... Tek tek saymayacağım ama diğer kamu kurumlarının üzerindeki yükü de aldık. Ne kadarlık bir yük aldık? 7,3 milyar TL’lik yük aldık. Çünkü bizden önce yapılan yanlış uygulamalardan dolayı Beylikdüzü Belediyesi o kadar çok kamulaştırmasız el atma davasına maruz kaldı ki Sayın Başkan, milyonlarca lira para ödedik. Vatandaş da haklıydı; çünkü belediye, vatandaşın yerini kamulaştırmadan veya herhangi bir uygulama yapmadan oraya bir yapı yapmış, daha sonra vatandaş kamulaştırmasız el atma kararıyla bunu sizden rücu ediyor.</p>

<p>Benim bütün siyasi ve idari hayatımın özeti budur Sayın Başkan: Daha fazla kamu alanı, daha fazla park alanı, daha fazla sosyal donatı alanı ve daha yaşanabilir bir kent inşa etmek. Bugün burada yalnızca yargılanan bir kişi olarak değil; Beylikdüzü’ne yaklaşık 30 yıldır hizmet etmiş, bu 30 yılın 6 yılında da belediye başkanlığı yapmış bir belediye başkanı olarak bulunuyorum ve vicdanım çok rahat. 2014’ten bugüne attığımız her adımda şehircilik ilkeleri ve kamu yararı vardır. Bir belediye başkanının en büyük hesabı yalnızca mahkemelere değil, halka ve kendi vicdanına verdiği hesaptır. Benim vicdanım çok rahattır. 2014 öncesi Beylikdüzü ile 2014 sonrası Beylikdüzü arasındaki fotoğraf, emin olun bunun net göstergesidir. 2014 öncesinde Beylikdüzü; kopuk, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, ranta kurban edilmeye hazır bir kent iken biz herkes için daha yaşanabilir, sürdürülebilir bir kent inşası için çok çaba sarf ettik.</p>

<p>"Ranta kurban edilmeye hazır" cümlesini niye kurdum Sayın Başkan? Şunun için: Beylikdüzü bölgesini mutlaka bilirsiniz; Büyükçekmece’ye doğru giderken sağ tarafı Esenyurt, sol tarafı Beylikdüzü’dür. Esenyurt "kent suçları açık hava müzesi" gibidir; bakın, Esenyurt kent suçları açık hava müzesi gibi... Beylikdüzü ise insanların huzurla yaşadığı bir şehre dönüşmüştür ve bu dönüşüm devam etmektedir. Sadece kentsel mekanları değil, aynı zamanda kentsel hayatı da dönüştürdük. Ne yaptıysak çocuklar için, gençler için, kadınlar için yaptık ve emin olun Sayın Başkan, bunu gururla söylüyorum: Söz verdiğimizden daha fazlasını hayata geçirdik.</p>

<p><br />
Ve yorulmadık bunları yaparken. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi; dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ama asla yorulmazlar. Biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirlerinden ilham almaya ve bu millete hizmet etmeye devam edenler olarak yorulmadan yolumuza devam edeceğimizi burada ifade etmek isterim.</p>

<p>Sayın Başkan, bir insan... Ben hep bu soruyu kendime sordum çünkü. Bir insan neden siyaset yapar? İnsan neden siyasete girer? Şayet bir insan; beslenme saati geldiğinde beslenme çantası boş olan bir çocuğun yan sıradaki arkadaşına karşı duyduğu mahcubiyeti hissetmeyecekse, o annenin evladının beslenme çantasına bir şey koyamadığı için çektiği ızdıraba kulak tıkayacaksa veya o ailenin çaresizliğine sırtını dönüp gidecekse, emin olun siyaset yapmamızın hiçbir hükmü yok. Ben; onlarca, yüzlerce proje yaptım. Benim dönemimde 252 tane sosyal, kamusal ve mekânsal proje hayata geçirildi. Ama diyebilirim ki en çok özenle yaptığımız, üzerinde titrediğim proje... Sağ olsun başkan vekili arkadaşımız da burada; bana sorduğunda, "Başkanım ne istiyorsun, ne yapalım?" diye, ben kendisine şunu söylemiştim: "Emekçilerin maaşını aksatmayın, çünkü sorumluluk artık sende, bende değil; alacağın bir karardan sen sorumlusun. Beslenme saatini aksatmayın ve çevre temizlik konularına hassasiyet gösterin." Sadece bunu söyledim, o beklenti içerisindeyim.</p>

<p>Benim en büyük projem Sayın Başkan, "Beslenme Saati" projesidir. Belki bazıları için çok anlam ifade etmeyebilir ama biz beş yıldır ihtiyaç sahibi ailelerimizin çocuklarına gıda paketleri gönderiyoruz. Ne var bu gıda paketlerinin içerisinde? Kendi mutfağımızda yaptığımız unlu mamuller var, mevsim sebzesi var, kuruyemiş var, içecek var, kahvaltılık var, yumurta var... Her gün bu operasyon yapılıyor Sayın Başkan. Bugün sayı yaklaşık 2.500 civarında; her gün o çocuklara, o ailelere evlerinde teslim ediyoruz. Okullarda değil, evlerde teslim ediliyor. Bugüne kadar beş yıl boyunca 800 bin paket ulaştırmışız. Ve bu 800 bin paketin hiçbir yerinde "Mehmet Murat Çalık" yazmaz; hiçbir yerinde Beylikdüzü Belediyesi'nin "B"si de olmaz Sayın Başkan. Çünkü biz şu anlayıştan geliyoruz: Veren el, alan eli görmeyecek. Hele çocuk yoksulluğu... Çocuğun yaşayacağı yoksulluk üzerinden siyaset yaparsak, inanın o koltuklar bize nasip olmasın. Bir çocuğun asla yoksulluğu olamaz, çocuk aç olamaz. Ailesi fakir olabilir ama devletin sorumluluğu vardır; devletin sıcak eli her zaman o yoksul çocukların üzerinde olmalıdır. Ben ne yaptıysam çocuklar için yaptım Sayın Başkan.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/mehmet-murat-calik-savunmasinda-ne-dedi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/186190jpg.webp" type="image/jpeg" length="64030"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
