<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yurttan Sesler</title>
    <link>https://www.yurttansesler.org</link>
    <description>Türkiye'nin dört bir yanından çok sesli haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yurttansesler.org/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 16:30:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara'da madenciler direnerek kazandı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ankarada-madenciler-direnerek-kazandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ankarada-madenciler-direnerek-kazandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Madenciler Ankara'da İçişleri bakanlığı yetkilileri ile görüştü. Eylemleri bitirilme kararı alınırken ödemeler 15 gün içinde yatacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da hakları için direnen madenciler eylemlerine devam ederken İçişleri Bakanlığı devreye girdi.</p>

<p>Bakan Mustafa Çiftçi ve bakanlık yetkilileri işçilerle görüştü. Madenciler eylemlerini sonlandırma kararı alırken, 15 gün içinde tüm ödemelerin yapılacağı bildirildi.</p>

<p>Bağımsız Maden-İş'in sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda <strong>"KAZANDIK! 3 ayrı Bakanlıkla yaptığımız görüşmeler sonrası eylemimizi sonlandırıyoruz. Ayrıntılı açıklamayı bugün saat 19.00'da Kurtuluş Parkı'nda yapacağız"</strong> denildi.</p>

<h2><strong>"MADENCİNİN DİRENEREK KAZANDIĞINI GÖRDÜK</strong>"</h2>

<p>Bağımsız Maden-İş Başkanı Gökay Çakır da bakanlıkla yapılan görüşmenin ardından şu açıklamayı yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>"Toplantı olumlu geçti. Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler bizden. Bunun da garantörü bakanlıklar. Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık.</strong></em></p>

<p><em><strong>"Madencinin direnerek kazandığını gördük. Sarı sendikalarla yola çıkmayacağız, bugüne kadar bizi hep sattılar.</strong></em></p>

<p>Başaran Aksu şu açıklamayı yaptı:</p>

<p><em>"Polyak direnişimizi, Kınık'ta 7 bin insan toplanarak başarıyla sonlandırmıştık. O direnişi Çetin Uygur'a armağan etmiştik. Bu direnişi, Uyar Madencilik direnişinden sonra, yorgun bedenleri ile yolda yorgunluktan trafik kazası geçirip hayatını kaybeden sevgili Tahir Çetin'e ve ailesine ve 26 yaşındaki Ali Faik İlter'e, babası 26 yaşında iş cinayetinde hayatını kaybetti. Hayatlarında yüzüne bakılmamış insanlar, oy zamanı hatırlanan insanlar... Herbir kişi şahittir onların yaptıklarına. Bu direnişi Ali Faik'lerle Tahir Çetin'e armağan ediyorum. Direnişimiz, Nallıhan'ı Ayaş'ı ilgilendiren bir direniş. Bizim için sendikamız için 'vatan haini', 'tehlikeli', 'terörist' dediler. İşçiler bizden uzak dursun diye tehditler savurdular. Madencileri sarı sendikalara yönlendirdiler. Ama bizim çizgimiz kurşunsan sıkarsın, bıçaksan sokarsın bizim çizgimiz budur. Genel Başkanımız emekli maaşıyla geçiniyor. Bize halk sahip çıkar. Biz bu direnişle aç kalmadık, açık kalmadık. Halkımızın önünde saygıyla eğiliyoruz. Orta sınıfların çaresizlik içinde olduğu, esnafın süründüğü, çiftçinin işçinin yoksulluk içinde olduğu Türkiye tablosunda tek kzanan var: Yönetenler ve şirketler. Bütün bir halkı yoksullaştırıyorlar. Ülkede, hak hukuk ve vicdan adına bir şey kalmadı.</em></p>

<p><em>Eskiden sosyal hukuk devleti vardı, liberaller sosyal hukuk diye bir şey uydurdu, şimdi onu bile yapmıyorlar. Hepimizin onlara yalvarmasını bekliyorlar. Direnen işçiler genelde yenilirler. İstisnadır kazanmak. Afyon Merzifon'da 6 bin işçi, yalnızlık içinde grev yaptılar, kimse onların sesini duymadı, 6 bin işçiye ders olsun diye kaybettirdiler. Sendikaya üye oldular diye yaşamadıkları zulüm kalmadı. Antep'te tekstil işçilerini savundu diye tutsak edilmiş Mehmet Türkmen'in derhal serbest kalmasını istiyoruz.</em></p>

<p><em>Dedelerinin tapularına çökülen onurlu Yörük kadınlarının Akbelen direnişinde, tapulu arazilerine el uzattılar diye elini kaldıran Esra Işık'ın serbest bırakılmasını istiyoruz. Can Atalay'ın Selçuk Kozağaçlı'nın serbest bırakılmasını istiyoruz.</em></p>

<p>Madenciler anlaşmanın ardından Başaran Aksu ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ı omuzlarına alarak kutlama yaptı</p>

<p>
<video><source /></video>
</p>

<p><strong>GÜN İÇİNDE YAŞANANLAR:</strong></p>

<h2><strong>HEYET 3 KİŞİ</strong></h2>

<p>Sürecin hukuki boyutunu da temsil eden avukatların katılımıyla görüşme heyeti netleşti. Avukat Mert Batur’un da aralarında bulunduğu üç kişilik işçi heyeti, İçişleri Bakanlığı'ndaki görüşmeye katılmak üzere harekete geçti. Sendika yöneticileri Gökay Çakır ve Başaran Aksu, taleplerini ve çözüm önerilerini doğrudan Bakanı Mustafa Çiftçi'ye iletecek.</p>

<p><strong>BAKANLIKTAN AÇIKLAMA:</strong></p>

<p><em>"Ankara’da bir süredir devam eden maden işçilerinin eylemlerini değerlendirmek amacıyla, işçi ve işveren tarafları arasında bir görüşme gerçekleştirilmektedir İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik’ın başkanlığındaki toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, Ankara Vali Yardımcısı Gürsoy Osman Bilgin, Emniyet Güvenlik Daire Başkanı Emrullah Gölcük, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, Sendika yetkilisi Başaran Aksu, maden işçisi Sinan Koçak, maden işçisi Özcan Gültekin ve Doruk Madencilik Şirketi sahibi Sabahattin Yıldız yer almaktadır Saat 16:00’da başlayan toplantıda devam eden grev ve eylemleri son erdirmek üzere uzlaşma zemini üzerinde görüşmeler devam etmektedir"</em></p>

<h2><strong>HOLDİNG SAHİBİNE TELEFON</strong></h2>

<p>Bakanlıktaki yüz yüze görüşmenin arka planında sabah saatlerinde yaşanan kritik bir gelişme yer alıyor. İktidara yakınlığıyla bilinen gazetelerde yer alan bilgilere göre, İçişleri Bakanı doğrudan holding sahibini telefonla aradı. Yapılan bu görüşmede Bakan, holding sahibinden işçilerin içeride kalan ve ödenmeyen ücretlerinin verilmesini talep etti. Bakanlık, patronla yapılan bu temasın ardından yönünü doğrudan eylemdeki madencilere çevirerek temas kurma kararı aldı.</p>

<h2><strong>SAAT 19:00'da KURTULUŞ PARKI'NA ÇAĞRI</strong></h2>

<p>İşçi heyeti ile İçişleri Bakanlığı arasında gerçekleşen toplantıdan çıkacak sonuç beklenirken, madencilerin ilan ettiği eylem takvimi de işliyor. İşçiler, bugün saat 19.00'da Kurtuluş Parkı'na gidecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ankarada-madenciler-direnerek-kazandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/190328jpg.webp" type="image/jpeg" length="88006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda 27. gün]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ibb-davasinda-27-gun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ibb-davasinda-27-gun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Davası'nda 27. gün görülmeye başlandı. Duruşmada avukatlar ile heyet arasında reddi hakim krizi çıktı, duruşmaya ara verildi. Aradan sonra reddi hakim talebi reddedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle yargılandığı İBB Davası 8. haftasında devam ediyor.</p>

<p>Geçen hafta 19 Ağustos'tan bu yana tutuklu bulunan ancak iddianameye eklenmeyen 10 kişi arasında olan Ekrem İmamoğlu’nun makam şoförleri Osman Zekai Kırat ve Recep Cebeci, SEGBİS'le yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi.</p>

<p><strong>DURUŞMADA YAŞANANLAR:</strong></p>

<p><strong>17.00 - İBRAHİM KABOĞLU'DAN PEHLİVAN SAVUNMASI</strong></p>

<p>İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, tutuklu avukat Mehmet Pehlivan için söz aldı ve şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Baro başkanı sıfatımla; Avukatlık Kanunu madde 76 uyarınca hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, madde 95.4 uyarınca meslek mensuplarına yönelik saldırılara karşı avukatlık mesleğini ve meslektaşlarını savunmak, aynı maddenin 21. fıkrası uyarınca hukukun üstünlüğü ve insan hakları kavramlarına işlevsellik kazandırmak ve nihayet madde 97.6 uyarınca meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili kanunların ve meslek kurallarının gereğini her türlü organa karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisini göreve zorlayan hususları yapmakla yükümlüyüm.</p>

<p>Sayın Başkan, değerli heyet; tabii ki esasa ilişkin savunmayı müdafiler yapacaktır. Ben bu sıfatla, avukatlık yasasının verdiği yetkiyle genel belirlemelerde bulunacağım. Sizler avukatlık deneyimine de sahip olan bir yargıç olarak bunu çok iyi bilmektesiniz. Ben 31 Mart günü yaptığım benzeri bir konuşmada, sizlere 8 sayfa olarak teslim etmiştim ama özet olarak belirttim. Esasen aynı çerçevede; tutuklama koşullarının neden oluşmadığını ayrıntılı olarak, özellikle Mehmet Pehlivan şahsında ve bütün tutuklulara ilişkin olarak Anayasa madde 19 ve 13 ışığında ortaya koymuştum. Zira burada takdir yetkiniz olsa da 13. madde ışığında ölçülülük testini uygulamak gerekiyor. Tutuklama gerekli mi? Elverişli bir araç mı? Ulaşılmak istenen amaçla araç arasında bir orantı var mı? Eğer bu testler geçerli değilse, aynı maddenin öngördüğü "hakkın özüne dokunma" yani kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının özüne dokunma söz konusu olur demiştim. Aynen burada olduğu gibi o vesileyle şunu belirtmiştim: Burada bulunanların hepsinin serbest bırakılması gerekir; hiçbirinin tutukluluk koşulu gerçekleşmiş değildir. Belki hukukçu olmanın verdiği bir ihtiyat payıyla %1 ihtiyat payı bıraktım ve neden tutukluluk koşullarının oluşmadığını ayrıntılı olarak sizlere sunduğum belgede de ortaya koydum. Tutuklamanın esasen bir özgürlüğün sınırlanması değil, özgürlükten yoksun kılma anlamına geldiğini de vurgulamıştım.</p>

<p>Bu vesileyle İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin kararlarında; tutuklama ile tehlikeli halin özdeş kılındığını, ancak bir kişinin toplumda dolaşması tehlike arz ediyorsa o kişinin tutuklanmasının meşru kılınacağını yine belirtmiştir. Özellikle bu davanın, İstanbul Barosu'nun da üyesi olan Mehmet Pehlivan'ın yargılanıyor olması ve savunma mesleğini icra ettiği sırada böyle bir soruşturma ve tutuklama işlemiyle karşılaşmasını göz önüne alarak; biraz önce Sayın Birlik Başkanı'nın da değindiği üzere İstanbul Barosu davasına birkaç cümleyle değinmek istiyorum. İstanbul Barosu davası neden açıldı? Baro, hukuk hakkını kullandı. Öldürülen iki gazeteci hakkında soruşturma yapılsın talebini kamuoyuna yansıttığı için 7 cümlelik bir bildiri, 14 ay süren bir yargılama ile sonuçlandı. Bugünlerde faili meçhuller aydınlatılsın biçiminde adeta bir devlet seferberliğinin ilan edildiği dikkate alınırsa; İstanbul Barosu'nun az önce zikrettiği maddeler çerçevesinde yaptığı şey yalnızca hakkı değil, sorumluluğu ve yükümlülüğüydü. Etkili bir soruşturma isteme hakkını kullandı; bunu istemesi aynı zamanda bir görevdi.</p>

<p>Sayın Başkan, değerli üyeler; ben İstanbul Barosu Başkanı olarak 7 Ocak 2025'te Çağlayan'da savcılığa verdiğim beyanda kullandığım "Bu işlemler hukuken yok hükmündedir" şeklindeki ifademi aynen burada da tekrarlıyorum. O gün sanık sandalyesinde oturuyordum, 1 yıl sonra 5-9 Ocak günlerinde yine söyledim. Geçen yıl savcılık beyanında "Bu işlemlerin bir kısmı Sayın Savcı tarafından yürütülmüştü; bu işlemler hukuken yok hükmündedir çünkü anayasa ve ilgili yasalar dikkate alınmadan yürütülmüştür" dedim. Sayın Heyet, bu beyanımı izleyen dakikalarda sizin yerinizde oturan mahkeme heyeti oy birliği ile beraat kararı verdi. Oy birliği ile beraat kararı verdi ancak ne var ki sağ tarafta oturan Sayın Savcı, henüz biz bahçeye çıkmadan karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu açıkladı. Ben yalnızca şununla yetiniyorum: Savcılık savunmaya saygı duymadı, savunmayı yaptırıma tabi tutmak istedi; ama hiç değilse burada oturan hükme, yani yargıya saygı duysaydı ve 2 hafta kadar gerekçenin açıklanmasını bekleseydi. İşte bu durum, İstanbul Barosu'na yöneltilen davanın tümüyle siyasal bir dava olduğunu göstermesi açısından acı bir gerçeklikti; bu nedenle beyan etmek isterim.</p>

<p>Bu dava neden siyasal bir davadır Sayın Başkan, değerli üyeler? Birkaç cümleyle 22 Mart gecesinde yaşananları hatırlatmak isterim. Çağlayan'a girişimiz hemen hemen olanaksız kılınma derecesinde zorlaştırılmıştı. Karşılaştığımız polis ekipleri beni tanıyamadıkları gibi her seferinde kimlik sordular. "Peki, iyi de az çok tanınan bir kişiyim kolluk tarafından" dediğimde, "Hayır, biz Çorum'dan geliyoruz" dediler. Bir başkası "Tokat'tan geliyoruz", bir diğeri "Samsun'dan geliyoruz" dedi. Sayın Heyet, gerçekten ben 12 Mart'ı gördüm; Ankara'da saat 14:00'ten gece 00:00'a kadar... Yurt dışında doktora öğrencisiydim, tatile gelmiştim ve gördüm; ama öyle bir kolluk yığınağına ilk kez tanık oldum. Zar zor görev yerim olan Çağlayan'daki odama girdim ama "Yönetim kurulu üyeleri giremez" denildi. Toplantı yapamaz durumdaydık. Birçok telefon görüşmesinden sonra Başsavcılık kanalıyla ancak şu anda salonumuzda bulunan Başkan, Türkiye Barolar Birliği Saymanı ve bugün aramızda olmayan Saymanımız Ahmet Ergin Bey 2 saat sonra, gece yarısına doğru girebildi. Yönetim kurulu üyelerimiz adliye bahçesinde sabahladı.</p>

<p>Bu durum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne karşı yöneltilen ve yürütülen davalar zinciri ile operasyonların neden siyasal olduğunun bir göstergesidir. Burada özellikle belirtmem gereken husus şudur: Usulün sürekli ihlal edilmesi, esasa ilişkin savcılığın suç iddiasında gerçekten zayıf olduğundan esası kirletmek için usule ilişkin hatalar yapmasından mı kaynaklanıyor? Bu çok önemli bir sorudur. Gözaltına alma biçiminden tutuklamaya, hapse konulmaya ve bir hapishaneden bir başka hapishaneye dolaştırılmaya kadar bu süreçte, bildiğiniz üzere anayasamızla da güvence altına alınan insan haklarının sert çekirdeği sürekli olarak ihlal edilmiştir. Bu ihlaller, özellikle bir terör örgütü suçlaması yapılarak gerçekleştirilmektedir; oysa bir yapının terör örgütü olup olmadığı sizlerin vereceği kararla ortaya konur. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan, eğer bir kolluk birimi veya savcılık bir örgütün terör örgütü olduğuna tek başına karar verebilecekse, o zaman bu heyete ne gerek var? Bu kadar mesaiye gerek var mı? Sav, savunma ve hüküm diyalektiği böyle bir ortamda işletilebilir mi? Bu açıdan, özellikle Anayasamızın 15. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve savaş ortamında bile korunan insan haklarının sert çekirdeğinin, herkes için her zaman ve her yerde geçerli olan hakların bu yargılamalar zincirinde sürekli ihlal edilmekte olduğuna tanıklık etmek bizim açımızdan son derece kaygı verici bir durumdur.</p>

<p>Sayın Heyet, bu dava sırasında dile getiren öneriler ve Sayın Başkanın bahsettiği hususlar Anayasa madde 19 fıkra 7 ve 8 ile ilgilidir. Tutukluluğa itiraz duruşması konusundaki ilk konuşmam da bunun üzerineydi. Anayasa'nın öngördüğü 4 koşul vardır: Birincisi duruşmalı yapılması, ikincisi avukatın katılması, üçüncüsü gerekçeli olması ve dördüncüsü tikel olması; yani torba biçiminde değil, her sanık hakkında ayrı ayrı karar verilmesidir. Sayın Yargıç, Sayın Heyet; bu duruşma salonunun ötesinde sizleri yakından izlemeye çalışıyorum. Adil yargılanma hakkına neden özen gösterdiğinizi de biliyorum. Bu bakımdan, bu ayın sonunda veya başında yapılacak tutukluluğa itiraz duruşmaları belki 2 gün kayba neden olabilir ama adil yargılanmanın gerçekleşmesine çok katkıda bulunur. Bu nedenle lütfen bu öneriyi; anayasal gereklilik ile sizin izlediğiniz yol ve yöntemi birleştirmesi açısından önemseyin.</p>

<p>Son olarak şunu belirtmek isterim: Tabii ki bir yargıç heyeti karşısındayız. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ne yazık ki Anayasaya ve yasaya aykırı işlem ve eylemler zincirini sürdürmektedir. Ancak burada yargıç heyeti çok önemlidir ve bu heyet Anayasamızın 138. maddesine göre karar verecektir. Sayın Başkan, değerli üyeler; biz İstanbul Barosu olarak 3-5 Nisan tarihlerinde adil yargılanma ve savunma hakkı konulu bir toplantı yaptık. Yargıtay üyeleri geldi, Bölge Adliye Mahkemesi üyeleriyle konuşuldu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nden bir mahkeme başkanı, "Savcılık sadece aleyhe olan delilleri topluyor, oysa savcılar lehe olan delilleri de toplamak zorundadır" dedi. Ben de kendisine şu yanıtı verdim: "Ben aleyhe olan delillere bile razıydım; eğer ortada gerçekten bir delil olsaydı ve bu deliller kurgu ya da hukuken delil kabul edilmeyen malzemeler olmasaydı."</p>

<p>Yargıçlarla savcıları bu denli ayrıma götüren süreci hukuk diliyle açıklamamız mümkün değildir; bu ancak siyasal yaklaşımla ve siyasal iradeyle açıklanabilir. İstanbul Barosu'na yöneltilen dava da buydu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ve bütününe yöneltilen dava da bu çerçevededir. Sizlerin kararıyla bunu aşabileceğimiz umudunu muhafaza ediyorum. Anayasamızın 138. maddesinin sağladığı bağımsızlık statüsünü hem iç hem de dış bağımsızlık bakımından çok önemsediğimi sürekli vurguluyorum. Bu statü, sizlere madde 9 çerçevesinde tarafsız bir biçimde karar verme olanağı sağlayacaktır; bu da yargıcın erdemidir. Siz yalnızca bağımsızlık çerçevesinde karar vermeyeceksiniz, aynı zamanda Türk milleti adına karar vereceksiniz. Türk milleti adına vereceğiniz bu karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir devlet olduğunu ortaya koyması bakımından da büyük önem taşımaktadır. Dikkatle dinlediğiniz için teşekkür ederim.</p>

<h2><strong>16.20 - PEHLİVAN'IN AVUKATLARI SÖZ ALDI</strong></h2>

<p>Tutuklu Mehmet Pehlivan'ın savunması için söz alan avukat Tora Pekin, iddianameyi imzalayan 7 savcının ödüllendirildiğini söyledi. "Onlarla birlikte başsavcı da Adalet Bakanı yapıldı" diyen Pekin, "Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu’na 'haddini bildiririz' dedi. Bunu tehdit olarak aldık. Hatta Yargıtay kararlarına baktık 'tehdit' diyor. Bize göre tehdit, Yargıtay’a göre tehdit ama Adalet Bakanlığı’na göre gerekli uyarı. Asla kabul etmiyoruz. Bu salonda kimse kimseye haddini bildiremez" dedi.</p>

<h2><strong>16.00 - MAHMET PEHLİVAN VE SAVCI ARASINDAKİ DİYALOG</strong></h2>

<p><strong>Savcı:</strong> Mehmet Bey. Bu soruşturma aşamasında dosyaya yansıyan birtakım tapeler vardı. Onları inceleyince fark ettim. Bu tapelerde isminiz geçmiyor ve direkt sizle ilgili değil ama devamında gerçekleşen toplantılar nezdinde beyanlarda isminiz geçtiği için sormak istiyorum bu soruyu. Tapelerde adınız geçmiyor ama tapede bahsedilen bir toplantı var. O toplantıyla ilgili hakkınızda beyan var. Onunla ilgili soru sormak istiyorum. Şimdi söz konusu tapede, Adem Soytekin ve İBB özel kalemden olduğunu olduğunu beyan eden Cengiz isimli şahıs arasında 6 Mart 2025 yılında 22.42 sıralarında gerçekleşmiş ve Cengiz isimli şahıs, Adem Soytekin’e yönelik, “Efendim şöyle sizin de bir müsaitliğiniz varsa, Başkanımız yarın sabah 09.15 geçe, kendi konutunda birebir bir görüşme gerçekleştirmek üzere sizi görüşmeye davet etmek ister” şeklinde bir konuşma gerçekleşiyor ve bu da tespitte dosyaya aksiyor tapelerde. Bunun üzerine Adem Soytekin’in alınan beyanlarında, söz konusu 7 Mart 2025 tarihi saat 19.15'te tapelere yansıyan görüşmeye gittiğini söylüyor. İfadesinde "Ekrem İmamoğlu ile başkanlık konutunda yapmış olduğum görüşmede, Ekrem İmamoğlu bana 'Tedbir aldın mı? Operasyon yapılacak. Sen de listedesin. Eğer emanet etmen gereken para veya belge varsa, bunları Turan Taşkın Özer’e emanet et' demiştir. Bu görüşme esnasında Avukat Mehmet Pehlivan da yanımızdaydı" şeklinde bir ifadesi var. Bu hususta ne diyorsunuz? 7 Mart günü ilgili toplantıya katıldınız mı veya katıldıysanız böyle bir konuşma yaşandı mı?</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Sayın Savcım, 7 Mart tarihli HTS kayıtlarım dosyada mübrez, iddianameye de eklenmiş. Öyle bir toplantıda olmadığım hem HTS kayıtlarında; yani soruşturma makamının bu denli değer atfettiği -ki o kadar değerli değil ama- HTS kayıtlarında bile benim 7 Mart tarihli toplantıda olmadığım açıkça görülmektedir. Bunun yanı sıra Adem Soytekin müdafii Onur Büyükatipoğlu da soruşturma dosyası kapsamında vermiş olduğu ifadede, öyle bir toplantının olduğunu ama benim o toplantıda olmadığımı, bizzat soruşturma makamlarına yazılı olarak bildirmiştir.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Tamam. Böyle bir toplantıda o zaman siz yoktunuz…</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Yani olmadığım bir toplantının yapılıp yapılmadığını, böyle bir konuşma geçip geçmediğini ben bilemem Sayın Savcım.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Tamam, bir de bu Adem’in oğlunun bir beyanı var eylem kapsamında, hani devrin konusuyla ilgili. Güllüce Tarım şirketi ve içinde bulunan iki adet villanın Ekrem İmamoğlu'nun şirketlerine devir süreci var iddianameye yansıyan ve eylem bazında geçen. Bu devir sürecinde bulundunuz mu veya süreç aşamasında herhangi bir dahliniz var mı?</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Sayın Savcım, ilk sorunuza da tapelere dayandığı için bir şerh düşmedim ama bu sorunuzdan önce bir hukukçu ve meslektaş olmam gereği, şu şerhi düşmek isterim: Savunmam boyunca, bahsettiğiniz sanığın ifadesi dahil bu ifadelerin tamamının yasak sorgu yoluyla elde edilmiş olduğunu anlattım. Yargıtayımızın da kararı çerçevesinde önce bu şerhi belirteyim; zira yasak sorguya zımni iddia yoluyla teyit alanı açmak da istemem. Bu bir yasak sorgudur. Önce bunu şerh ederek sorunuza cevap vereyim: Ben Nuhoğlu’nun bahsettiği sürece dair delillere de sahibim. İzniniz olursa Sayın Başkan, göstermek istiyorum. Savunma esnasında bu soruyu aslında daha aydınlatıcı olması açısından doğru cevap kısmında da vermiştik.</p>

<p>Bahsedilen Güllüce Tarımcılık olayı, bir iddianamede olduğu haliyle var, bir ifadede olduğu haliyle var, bir de gerçekte olduğu haliyle var. Gerçekte olduğu halini Sayın İmamoğlu’nun bu dava kapsamında müdafinliğini yapacak, daha doğrusu eylem bazlı savunmasını yapacak meslektaşlardır. Ben onlar yerine savunma yapmam uygun olmaz. Kendi açımdan size şunu anlatayım. Güllüce Tarımcılık meselesinde Eylem 14’te iddia edilen konu sağda yazıyor: Geriye dönük usulsüz sözleşmeler hazırladığım isnadı var. Doğru biliyorum değil mi Sayın Savcım?</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Doğru.</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Peki, bu Ali Nuhoğlu’nun beyanında nasıl? Solda gördüğünüz üzere formaliteden bir ek sözleşme. Şimdi net açıdan belirlemek açısından soruyorum ve açıklama yapmaya çalışacağım. Bir ek sözleşme olduğu iddiası varsa, ki şahsın bu şekilde açık ve net bir ifadesi var, avukat huzurunda alınmış—bu ifadenin yasak sorgu olmasını bir tarafa bırakıyorum, şerh düşerek soruyorum—ek sözleşme niye dosya arasında değil? Soruşturma makamları şahıstan—ki etkin pişmanlık beyanını destekleyen deliller istemiştir—bunu neden istememiştir? Yani ifadede ek sözleşme, iddianame yazım aşamasında ortada bir ek sözleşme bulunamayınca geriye dönük usulsüz sözleşmeye dönmüş Sayın Savcım. Bunun ben bir hatalı olduğunu çok net görüyorum ve sizlere de göstermek için bu delili hazırladım. Benim Nuhoğlu’yla yaptığım görüşme esnasında katıldığım tek süreç arabuluculuk sürecidir. O da resmi arabuluculuk, şahsın avukatı çerçevesinde olmuştur.</p>

<p><strong>Savcı</strong>: Hangi konuda arabuluculuk? Hangi süreç devreye giriyor?</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Hisse devir sözleşmesiyle alakalı bir arabuluculuk süreci yaptım. O da kayıtlarınızda var. Arabuluculuk sürecine dair bir çekince ve soru işareti yok. Ama bu hem beni ilgilendirdiği için hem müvekkili ilgilendirdiği için en önemli konu olduğunu düşünüyorum. Böyle bir geriye dönük usulsüz sözleşme hazırlama yok. Ayrıyeten şunu da söylemek isterim: Bir yazılı sözleşme var, yazılı belge var. Şahıs imzalamış. Özgür iradesi, özgür iradesinin dışında imzaladığına dair bir şerh yok. Öyle bir iddia da yok, iddia dahi yok dosyada. Avukatı imzalamış. Yazılı belgeyle edinmiş bir ispat var. Bunların hepsini dışlayıp, hepsini dışlayıp getirdiği yer şöyle olmuş—onun da dayanağı yok ama—ek sözleşmeydi ama ek sözleşme de yok. Soruşturma makamlarına, bizim benim soruşturma aşamasına yönelttiğim eleştiriler Sayın Savcım, hani bu somut delillere dayanarak yöneltildi. Umarım cevap verebilmişimdir.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Yani özgür iradeyle imzalanan bir evrak olduğu zaman bunu geçerli kabul ediyoruz doğru mu? Herhangi bir şerh konulmadıysa veya şu olmadıysa...</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Hayır, şahsın bu sözleşmenin… yani bu bahsettiği ek sözleşme konusuna dair bir iddiası yok. Bir ek sözleşme diyor, söyleyivermesinden ibaret bir şey. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Söyleyivermiş ama bu soruşturmada isnada dönmüş.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Yine bu Adem Soytekin’in beyanlarında bu Topkapı Aksoy Plaza’da İmamoğlu’na ait SSB Gayrimenkul Şirketi’nden devredilen tapu meselesi var, iddianameye yansımış. Adem bir şeylerden bahsediyor burada. Adem bu tapu devri sürecinde 5 milyon doların, hani iddiaya göre sistemden getirildiğini, sizin ise operasyon öncesi bu aktarıldığı iddia edilen paraları fatura işlemleri üzerine geldiğinizi söyleyerek muhasebeyle görüştüğünüzü fakat operasyonlar nedeniyle işlemin askıda kaldığı şeklinde bir beyanı var. Hani avukat sıfatıyla müvekkillerinizi veya dosya kapsamında fatura ilişkisine dair bir süreciniz oldu mu</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Yani iddianamede de avukat olarak tasvir ediliyorum, mali müşavir değilim. Bir kimseye fatura düzenletme gibi bir yetkim de yok. Adem Soytekin’in yine en başta söylediğim gibi bu ifadenin bir yasak sorgu olduğunu şerh ederek cevap vereyim. İkrar ettiğimi düşünmeyin ifadenin salahiyetini. Adem Soytekin’in bahsettiği şekliyle bile bu ifadeyi verdiği tarih 27 Haziran. Ali Nuhoğlu’nun oradan geliyormuş, fatura işlerini orada da düzeltmiş. Benim Ali Nuhoğlu’yla fatura işi yaptığıma dair bir iddia da… Yani Ali Nuhoğlu 1 Haziran’da bunu veriyor, bu ifadeler basına düşüyor, Adem Soytekin oradan duyuyor ve yeni bir uyum baskısı altında genişletilmiş itiraf dediğimiz şey gelişiyor. Bu sadece bende değil. 16 Haziran tarihli ifadesinin 12. sayfasını açın, 24 nolu başlıkta da şöyle başlıyor cümlesi: "Basından duyduğum kadarıyla Selim İmamoğlu Makedonya’da 670 bin Euro para yatırmış." Basından duymuş, Makedonya’ymış, 670 bin Euro'ymuş. Makedonya değil Hırvatistan iddia konusu olay. 670 bin değil 380. Yani ifadelerin oluş biçimi, oluşturuluş biçimi bu. Söz konusu iddiayla alakalı bir bilgi sahipliğim dahi yok. Fatura düzenleme yetkimin olmadığını da açıkça belirteyim.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Yine bu Adem’in bahsettiği toplantı süreci var operasyon sürecine kadar. Onunla ilgili dosyada HTS bazları alınmış. Birden fazla kişi Adem Soytekin, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Hüseyin Köksal tarzında. Orada da sizin hangi tarih bakıyorum... 11 Mart 2025 yılında Adem Soytekin’le ortak baz var Beylikdüzü’nde. O güne dair hani diyeceğiniz var mı? Niye bir araya geldiniz?</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Ona dair Sayın Savcım doğrudan bir toplantı eşleştirmesi yapmıyor. 7 Mart tarihli bir toplantıdan bahsediyor ki o toplantıda olmadığımı HTS kayıtları—dosyanız arasında olan HTS kayıtları—o toplantıda olmadığımı söylüyor. Buna rağmen tutukluluğuma gerekçe olarak o HTS kayıtları yazıyor, o da ayrı bir konu. 11 Mart’a dair özel bir toplantı nitelendirmesi yok. Bu soruşturmanın oluşturuluş biçiminde HTS kayıtları bu şekilde kullanılmıştır. Şahıslar arasındaki HTS kayıtları getiriliyor, eşleşen tarihlere bir iddia yerleştiriliyor. Örnek vereyim bir tane daha, somutlaşması açısından söylüyorum. Bir şahıs ifadesinde 2023 yılında Murat Erenler, Ali Kotil "2023 yılında görüştük" diyor ve birtakım iddialar geliştiriyor görüştüğüne dair. Savcılık HTS kayıtlarını getirtmiş, 2021 yılında sadece ortak bazları var ve iddianame şöyle geçmiş: "Her ne kadar şahıslar 2023 yılında böyle bir olaya karıştıklarını söyleseler de HTS kayıtları 2021 diyor." Yani iki yılı geriye çekiyor. HTS kayıtları bu dosyada, HTS verileri yan delilken, tek başına hiçbir soruşturmada, davada—bırakın davada olmayı—tutukluluk tedbiri için delil alınamayacakken bu şekilde manipülatif şekilde kullanılmaya çalışılmış. Bahsettiğiniz, bana sormuş olduğunuz HTS kaydı da onlardan herhangi biri Sayın Savcım.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Adem Soytekin'le daha görüşmeniz oldu mu veya tanışıklığınız var mı?</p>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> Ben Adem Soytekin'le tanıştığımı söylüyorum. Belki hatta bir önceki sorgumda kendisiyle bir husumetim olmadığını açıkça belirttim. Hatta o husumetten de öte böyle bir husumet iddiasında biri bulunmadım. Görüştüğüme dair de ya görüşmedim demiyorum, görüştüm görüşüyordum. Sosyal olarak tanıdığım bir insan. Haliyle o tarihte görüşmüş olabilir miyim spesifik olarak diyemem ama hatırlamıyorum. Bir yerde baz vermiş, bir restoranda bile baz vermiş olabilirim veyahut da oturup görüşmüş de olabilirim. Benim Adem Soytekin'le görüşmemle alakalı bir çelişme çekişme durumu yok. Kendisi ki bu soruşturma kapsamında en çok ifade süreçlerine maruz kaldığı zor bakımından kendisinin de ne kadar mağdur edildiğini de anlatmıştım. Yani onun güvenilir ve itibar edilebilir tarafı olmadığına dair beyanlarımın yanı sıra esasında onun da ne kadar zora kaldığını, tüm itirafçılar gibi ne kadar zora kaldığını da burada anlatmıştım. O yüzden görüşmüş olabilirim. Ne görüştün diye soruyorsanız hatırlamıyorum.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Bu yine bu Zorlu Center'da bir olay meselesi var, onunla ilgili bir HTS baz incelemesi yapılmış. İncelemede işte belli tarihlerde Hüseyin Köksal, Murat Gülibrahimoğlu, Hüseyin Köksal, ondan sonra Ekrem İmamoğlu, Murat Kapki ile birçok ismin ortak bazda gözüküyor. Hatta Ekrem Bey vekil olduğu için o tarihlerdeki soru sormuyor ama mesele şu, bu Hüseyin Köksal, Gülübrahimoğlu ve Kapki ile bir tanışıklığınız var mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mehmet Pehlivan:</strong> HTS kayıtları da yine aynı şeyi söyleyeceğim. Hani bu soruşturmanın usul ekonomisi açısından söylüyorum. Bu HTS kayıtları tek başına hiçbir anlam ifade etmez. Bununla beraber şunu belirteyim. Murat Gülübrahimoğlu'yla hayatımda bir tanışıklığım yok. Murat Kapki'yi de yalnızca Hüseyin Köksal'ın ortağı olması vesilesiyle tanırım. Hüseyin Köksal da beni hem sosyal olarak tanıdığım bir isim hem de aramızda avukat-müvekkil ilişkisi var.</p>

<p><strong>Savcı:</strong> Anladım. Başka sorumuz yok, sağ olun.</p>

<h2><strong>15.45- ÇAPRAZ SORGUDA MEHMET PEHLİVAN KONUŞTU</strong></h2>

<p>Pehlivan, 'Çoğumuz bu tutukluluk halini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yiyenlerle aynı koşullarda geçiriyoruz' ifadesini kullandı. Ve şunun altını çizdi, 'Aslında bu iddia makamının savcıların buralarda staj yapması, staj görmesi gerekiyor. İnanın ki adaletimiz için çok büyük bir farklılık olur. Çünkü bizim bu kapatılmamızın nasıl bir şey olduğunu hiçbiriniz tahayyül edemezsiniz, hayal edemezsiniz' dedi.</p>

<p>Kendisinin yan tarafına hemen oradaki cezaevinde, Çorlu cezaevinde bir savcının tutuklu olduğunu, 60 saat boyunca uyuyamadıklarını söyledi. 'Neden uyuyamadık, biliyor musunuz?' diyerek anlattı. 'Çünkü kendisine bir şey yapacak korkusuyla infaz muhafızları kapısında bekledi. 60 saat boyunca kendisiyle konuştular.</p>

<p>"Ve leblebi çekirdek gibi tutuklama kararı veriyorlar. Bunu, bu kararı verenlerin hepsinin staj etmeleri, bunu yaşamaları zorunlu. Adaletin ülkede nasıl hızla değişeceğini bilseniz inanamazsınız dedi.</p>

<p>Sonrasında da kendisinden bahsetti, aslında bu süreçle alakalı. Çünkü bir ara değerlendirme yapılmıştı daha öncesinde kendisi hakkında tutukluluk devam kararı verilmişti. Delilleri karartma şüphem olduğunu söylüyorsunuz. Hangi delilleri karartacağım ve bu deliller dahası da neden hala bu zamana kadar toplanmadı sorusunu sordu. Adli kontrol tedbirleriyle neden hangi gerekçeyle serbest bırakılmadığımı öğrenmek istiyorum dedi. Beni kızımdan ayrı bırakmanızın ek gerekçesi nedir diye sordu.</p>

<p>Mehmet Pehlivan, kızım bana açık görüşte okul arkadaşının babasının adıyla sesleniyor. Çünkü okul arkadaşının babasına baba diyor ifadesini kullandı. Buna niyet gerekçe yazmıyorsunuz diye sözlerini de toparladı. Ardından da az önce de söylediğimiz gibi avukatları savunmalarını yapıyorlar ama bir diğer taraftan bir gelişme daha oldu bu hafta. Yine bir ara değerlendirme yapılacak sekizinci hafta içerisinde. Perşembe günü o ara değerlendirmede 92 kişiden kimlerin tahliye olacağını duyabileceğiz. Bunun öncesinde avukatlar yine tahliye taleplerini sözlü olarak iletmek istediklerini beyan ettiler. Bu talep kabul edilmeyince de avukatlar tarafından yine bir reddi hakim talebi geldi. O talep değerlendirildi ve o talep reddedildi. Ama yine bu tutuklu isimlerin daha önce tahliye talebi sözlü bir şekilde beyan eden isimlerin yazılı bir şekilde beyan etmesi noktasında bir ısrar vardı. Geçtiğimiz hafta yine sorun aslında çıkmıştı. Burada bir gerginlik yaşanmıştı. Adem Soytekin bir dilekçe yazmıştı. Buna ilişkin bir söz verilecek denmişti. Buna ilişkin de konuştu mahkeme başkanı. Dilekçeni değerlendirdik. Savunmanı hazırlarsan Pehlivan'dan sonra seni alacağız sıranı öne çekip. Sonrasında da Bursa, Bursa'ya gelmemem için müzekker yazacağız ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>15.00- İMAMOĞLU'NDAN ADEM SOYTEKİN'E TEPKİ</strong></h2>

<p>Ekrem İmamoğlu Mehmet Pehlivan’a soru sormadan önce söz aldı. İrem Karataş'ın aktarımına göre İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bugün burada avukatımı tutsak şekilde dinlemenin üzüntüsünü yaşamaktayım. Tutsak edilen aslında benim savunma hakkımdır. Bu şaşılacak bir şey değil bana odaklı bir yargı sürecini Türkiye olarak uzun süredir yaşamaktayız. Sorularımdan önce önemli bulduğum iki hususu paylaşmak istiyorum. Perşembe günü tahliye ile ilgili sadece yeni katılan arkadaşlarımızın savunmasını alacağınızı ifade ettiniz onun dışındakilerin yazılı beyanda bulunmasını istediniz.</p>

<p>Bu dava Ekrem İmamoğlu üzerine kurulu ve İmamoğlu üzerinden yürütülmeye çalışılan tarihi bir davadır. Dolayısıyla hem kendi adıma hem burada bulunan tutsak arkadaşlarım adına söylüyorum, perşembe günü mutlaka tahliyeyle ilgili görüşlerimi belirtme hakkım vardır. İkinci husus ise, bu sabah Adem Soytekin’in talebi doğrultusunda Mehmet Pehlivan’dan sonra savunmasını yapacağını söylediniz. Kimsenin savunma hakkına zeval gelmesini istemem, herkesin savunma hakkı benimki kadar kutsaldır.</p>

<p>Adem beyin savunmasını en doğru zamanda yapması gerekir, pozisyonunun itirafçı olması bana göre iftiracı olmasının önemi yoktur. Beyanında tehdide yönelik baskı altında olduğuna yönelik ifadeleri var. Bizi ifade ediyor olabilir ya da jandarmaları zan altında bırakabilir. Aşağıda başka bir yerde bekletiliyor, burada da en arkada oturuyor. Beni her seferinde burada ayakta karşıladı, şu an burada yok, ben de her gördüğümde kendisine selam verdim. Böyle bir düzenlemeyi yapma ihtiyacı duymanız bizi zan altında bırakır.</p>

<p>Adem bey bugün burada tutuklu yargılanıyor, en az diğer arkadaşlarım kadar tutuksuz yargılanmasını isterim. Burada kimse kimseye baskı altında hissedecek bir durumda bulunmaz. Siz bir mahkeme düzeni kurdunuz, buradaki avukatlar soru soruyorlar, ona göre bir hazırlık yaptılar. Belki 5-6 gün sonrası için plan yapabilirsiniz. Bugün tahliye edilebilir, savunması sonra alınır, o da olabilir. Perşembe günü tahliye olacak, keşke o da olsa. Kimseyle husumetli değilim. İki defa aşağıya gelişimde şahit oldum, 5-10 tane korumayla bir iftiracı şov yapar gibi yürüyorsa bunlar utanç verici manzaralardır."</p>

<h2><strong>14.30- ÇAPRAZ SORGU BAŞLADI</strong></h2>

<p>Duruşmaya tekrar ara verildi. Aradan sonra Mehmet Pehlivan'ın çapraz sorgusuna geçildi.</p>

<h2><strong>13.00 - MEHMET PEHLİVAN SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR</strong></h2>

<p>Gazeteci Furkan Karabay'ın aktardığına göre; Mehmet Pehlivan, iktidara yakın medyada çıkan haberlere dikkat çekti:</p>

<p><em>“Yandaş medya her türlü karalamayı yaparken mağdurların suç duyuruları bile kabul görmüyor. Hani nerede Florya’ya gömülü paralar, cenaze aracıyla kaçırılan rüşvetler, 560 milyar kamu zararı? Nerede para dolu bavullar, dağıtılan iPhone 16’lar? Onlarca kişi keyfi şekilde tutuklanırken savcılığın etkin pişmanlık uygulamasını bir kampanyaya çevirdiği aşikardır.”</em></p>

<h2><strong>12.30 - ADEM SOYTEKİN'İN SAVUNMA SIRASI ÖNE ÇEKİLDİ</strong></h2>

<p>Reddi hakim talebini reddeden hakim, itirafçı Adem Soytekin'in savunma sırasının öne çekilmesi talebini kabul etti. Normalde 105. sırada savunma verecek olan Soytekin, Mehmet Pehlivan'ın savunmasının ardından savunma verecek. Mahkeme Başkanı: Adem, dilekçeni değerlendirdik. Savunmanı hazırlarsan Pehlivan’dan sonra seni alacağız sıranı öne çekip. Sonrasında da gelmemen için müzekkere yazacağız.</p>

<p>Hakimin bu sözlerinin ardından Adem Soytekin duruşma salonundan ayrıldı. Soytekin cezaevine geri gönderiliyor.</p>

<h2><strong>12.13 | REDDİ HAKİM TALEBİ REDDEDİLDİ</strong></h2>

<p>Avukatların reddi hakim talebinin reddedildi.</p>

<h2><strong>11.30 - DURUŞMAYA ARA VERİLDİ</strong></h2>

<p>Avukatlar tahliye talepleri için söz istedi, hakim izin vermedi. Avukatların reddi hakim talebinin ardından duruşmaya talebin değerlendirilmesi için ara verildi. Avukat Uğur Poyraz tutukluluk incelemesi sırasında her sanığın avukatına söz hakkı tanınması için itiraz edince Mahkeme Başkanı ile aralarında tartışma yaşandı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı reddi hakim talebini değerlendirmek için duruşmaya ara verdi.</p>

<p>Uğur Poyraz 'söz hakkı vermeyecekseniz adil yargılama yapmıyorsunuz demektir' dedi. Poyraz, 'Heyetinizi reddediyorum' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ibb-davasinda-27-gun</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/190123jpg.webp" type="image/jpeg" length="43953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayaş Kaymakamı’na soruşturma açıldı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ayas-kaymakamina-sorusturma-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ayas-kaymakamina-sorusturma-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma açıldığını duyurdu. Bakanlık, soruşturma kapsamında Mülkiye Müfettişi görevlendirildiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma açıldığı. İçişleri Bakanlığı, soruşturma kapsamında Mülkiye Müfettişi görevlendirildiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Ayaş’ta 23 Nisan kutlamalarında belediye basın sorumlusunun Kaymakamlık tarafından tören alanına alınmadığı iddiası üzerine Kaymakam <strong>Muharrem Eligül</strong> hem Türkçe hem de Arapça olarak "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek başladığı bir mesaj yayımlamıştı.</p>

<p>Eligül, daha sonra sildiği paylaşımda; <em>"Belediye görevlileri tören alanında gayet özgür bir şekilde fotoğraf ve video çekimi yapmışlardır. Bu durum, zaten kendi paylaşımlarından da anlaşılmaktadır. Madem ben kamu gücünü kullanıp engellemişim de o kadar fotoğrafı kim çekmiştir uzaylılar mı?"</em> ifadelerini kullanmıştı. Ankara Valiliği, Ayaş Kaymakamlığı'nın paylaşımı hakkında inceleme başlattığını duyurmuştu.</p>

<p>CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Eligül'ü gündemde tutacaklarını belirterek "<em>Ayaş Kaymakamı, seni unuttuk sanma. TBMM'de de senin ve senin gibilerin hadsizliğini konuşacağız bu hafta"</em>dedi. Eligül, Akdoğan'a yönelik "Kes lan!" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ayas-kaymakamina-sorusturma-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/190203jpg.webp" type="image/jpeg" length="93440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den Bozbey'e ziyaret: Mafya yöntemiyle tutuklandı!]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-bozbeye-ziyaret-mafya-yontemiyle-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-bozbeye-ziyaret-mafya-yontemiyle-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa'da cezaevinde bulunan Mustafa Bozbey'i ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da tutuklu Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etti. Özel ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Bozbey’in bir mafya yöntemi ile tutuklandığını söyledi.</p>

<p>Özel ayrıca dün 23 Nisan resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "iktidar partisiyiz CHP ile görüşürüz" demesini de değerlendirdi. Özel açıklamasında, Ben ülkenin birinci partisinin genel başkanıyım elbette gerekli olursa ikinci partiyle görüşürüm" dedi.</p>

<p><strong>Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle:</strong></p>

<p><em>Mustafa Bozbey yiğit bir insan, mert bir insan. Bana defalarca geldi. 2 yıl boyunca defalarca geldi. Son geldiğinde dedi ki: "Ben bıktım bunlardan İlla da illa AK Parti'ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin. Ben de açık açık söylüyorum. Ne buluyorsanız bulun. Hadi diyorum." dedi. Arkadaşlar, Mustafa Bozbey'in Bursa Büyükşehir'le ilgili yaptığı tüm işlemler didik didik didik didik didik edildiği halde hiçbir şey bulamadılar.</em></p>

<p><em>"1 Milyar liralık borçla devralmıştı burayı. Bu borcu AK Parti yönetimi yaptı. Bu borcu ödeyerek yönetimi sürdürdü. Sonra ne oldu bu borcu yapanlar belediyeye çöktü. Seçimden önce kayyım atandı sonra seçim yapıldı. Gelip aymazlıkla irade tecelli etti filan dediler. Yüzde 50 ile seçilmiş adamı atıyorsun içeri belediyeye çöküyorlar.</em></p>

<p><em>Gelir gelmez genel sekreter vardı onu işten atıp yerine Eyüpsultan’da yendiğimiz eski başkanı oraya atıyor. Orada biz kazandık ve kaybeden buraya geliyor ta Bursa’ya. Bursa tekrar borç batağına batırmak üzere göreve geldiler.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Belediye Meclis üyelerinden biri başkan oldu. Eyüpsultan’ın yaka silktiği kişiyi Bursa’ya getirdiler.</em></p>

<p><em>Cesaretin varsa burada koy sandığı. Olacağını söyleyip belediye meclisinde CHP alır. Bozbey de yüzde 60 alır. Denemesi bedava. Biz dimdik arkadaşlarımızın arkasındayız. Bozbey'in haksızlığa uğradığını Bursa biliyor. Er ya da geç aklanacak. Emaneti vermezseniz millet Bursa'da size bir şey göstermez. Çoluna çocuğuna acımasam bu iş gerçekten tek bizim menfaatimize. Buradan CHP güçlü çıkar. Şu kadar stratejik aklı olan birisi bunu yapmaz. Önümüzdeki ilk seçimlerde Bursalılar darbecilere gereken tepkiyi gösterecek. Burada yapılan iş, ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanıyım. Önce ülkemin, sonra partimin menfaatine bakarım. Burada yapılan iş Bursa'nın menfaatine değildir, kötü yönetilecek.</em></p>

<h2><strong>ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME SORUSUNA CEVAP</strong></h2>

<p><em>"Bir kere hani öyle planlanan bir görüşme yok. Sayın Erdoğan'ın böyle bir görüşme arzusu varsa, o konuda bize doğrudan bir talep iletilirse elbette bu değerlendirilir. Ya da bütün siyasi partilere yönelik bir yaklaşımı olacaksa, onda da bence çok gecikmiştir.</em></p>

<p><em>Bölge bu kadar zorluklar varken, İran savaşı varken, bu kadar ekonomik güçlükler varken, efendim iç cephenin güçlendirilmesi bu kadar mühimken; Cumhurbaşkanı'nın bir başına kalması, yalnızlaşması, AK Parti'nin yalnızlaşması hep kendi hataları yüzündendir. Bir kere bu hatayı fark ettilerse doğru bir şey yapıyorlar.</em></p>

<p><em>Ama bizim Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelince; bizden görüşmek isteyen ve ülkenin ortak sorunlarında birlikte hareket etmek isteyenler, bize düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler önce. Düşman hukuku uyguluyorlar. E şöyle bir şey olmaz yani: Sen karşındakine düşman hukukunu uygulayacaksın, uygulayacaksın... Hani şey gibi, Nazilerin Yahudilere yaptığı gibi, toplama kamplarına atacaksın -bir tanesi arkamda-, onların malına kast edeceksin, canına kast edeceksin, sonra Rus ordusu Berlin'e yaklaşınca açacaksın kapıları 'hepimiz aynı gemideyiz'. O yüzden önce düşman hukukundan vazgeçecekler.</em></p>

<p><em>Ben ülkenin birinci partisinin genel başkanıyım elbette ihtiyaç varsa ikinci partiyle görüşürüm. Ancak düşman hukuku uygulamayacaklar yok öyle.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-bozbeye-ziyaret-mafya-yontemiyle-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/189899.jpg" type="image/jpeg" length="65204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Onursal Adıgüzel'i ziyaret etti]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-ekrem-imamoglu-ve-onursal-adiguzeli-ziyaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-ekrem-imamoglu-ve-onursal-adiguzeli-ziyaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri Marmara Cezaevi'nde tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'i ziyaret etti. Özel, Mustafa Bozbey'i ziyaret etmek üzere Bursa'ya hareket etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sabah saat 09.30 sıralarında Silivri'de bulunan Marmara Cezaevi'ne geldi.</p>

<p>Özel'in, burada tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'i ziyaret ettiği belirtildi. Özel saat 11.00'de cezaevinden ayrıldı.</p>

<h3><strong>BURSA'YA GEÇTİ</strong></h3>

<p>Yaklaşık bir buçuk saat süren ziyaret sonra Özel, tutuklu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'i ziyaret etmek üzere Bursa'ya hareket etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel'in saat 14.30 sularında Bursa'ya geçerek Bursa H Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda Bozbey ile görüşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozel-ekrem-imamoglu-ve-onursal-adiguzeli-ziyaret-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/03/ozgur-ozel-2.jpg" type="image/jpeg" length="63416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar Atatürk ile “Atatürk ve 23 Nisan” Kitabında Buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/cocuklar-ataturk-ile-ataturk-ve-23-nisan-kitabinda-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/cocuklar-ataturk-ile-ataturk-ve-23-nisan-kitabinda-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Muratpaşa İlçe Başkanlığı, çocukların Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, Cumhuriyetin temel değerlerini ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlamını erken yaşta öğrenmeleri amacıyla özel bir projeyi hayata geçirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlçe Başkanlığı tarafından hazırlanan “Atatürk ve 23 Nisan” adlı çocuk kitabı, çocukların Atatürk ile tanışabilecekleri, 23 Nisan’a dair merak ettikleri sorulara yanıt bulabilecekleri ve okuyarak interaktif bir şekilde öğrenebilecekleri bir içerikle tasarlandı. Eğitici ve ilham verici nitelikte hazırlanan kitap, çocuklara tarih bilinci kazandırmayı ve Cumhuriyet değerlerini benimsetmeyi hedefliyor.</p>

<p>Proje kapsamında Muratpaşa genelinde dağıtımına başlanan kitap, çocuklar tarafından ilgiyle karşılandı. Çocukların gözlerindeki umut ve heyecanın, Cumhuriyetin geleceğine dair güçlü bir mesaj verdiği ifade edildi.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi Muratpaşa İlçe Başkanı Av. Can Okan KIRAN yaptığı açıklamada, Atatürk’ün izinde çağdaş ve aydınlık bir gelecek hedeflendiği vurgulanarak, Cumhuriyetine sahip çıkan nesiller yetiştirmenin öncelikli amaç olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, çocuklara daha mutlu, huzurlu, sağlıklı ve modern bir ülke bırakma sorumluluğuyla çalışmaların sürdürüleceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi Muratpaşa İlçe Başkanı Av. Can Okan KIRAN, çocukların bilinçli, özgüvenli ve Cumhuriyet değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmeleri için benzer projelere devam edileceğini duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/cocuklar-ataturk-ile-ataturk-ve-23-nisan-kitabinda-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/adsiz-tasarim-3.png" type="image/jpeg" length="38603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belediye-İş Antalya Şube Başkanı Ali Kuş'tan 23 Nisan Mesajı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ali-kustan-23-nisan-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ali-kustan-23-nisan-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye-İş Antalya Şube Başkanı Ali Kuş’tan 23 Nisan Mesajı: “Cumhuriyet ve emek değerlerine sahip çıkmalıyız”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belediye-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Ali Kuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Cumhuriyet’in temel değerlerine ve emek mücadelesine vurgu yaptı.</p>

<p>23 Nisan 1920’nin, Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının öncülüğünde halk egemenliğinin ilan edildiği tarihsel bir dönüm noktası olduğunu belirten Kuş, bu sürecin aynı zamanda halkın ve emeğin esas alındığı bir yönetim anlayışının başlangıcı olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık temelinde yükseldiğini vurgulayan Kuş, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesinin, geleceğin emekçi kuşaklarına duyulan güvenin göstergesi olduğunu kaydetti.</p>

<p>Ancak günümüzde emekçilerin ve çocukların ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Kuş, artan hayat pahalılığı, güvencesiz çalışma koşulları ve yoksulluğun emekçi aileleri derinden etkilediğini söyledi. Çocukların eşit ve nitelikli eğitime erişimde zorluk yaşadığını, temel haklara ulaşımda ciddi eşitsizlikler bulunduğunu ifade eden Kuş, bu durumun Cumhuriyet’in kuruluş felsefesiyle çeliştiğini belirtti.</p>

<p>Belediye-İş Sendikası olarak emek mücadelesini sürdüreceklerini belirten Kuş, çocukların eşit, özgür ve adil bir ülkede yaşayabilmesi için Cumhuriyet’in kazanımlarına sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Açıklamasında, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık ve Cumhuriyet mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle andıklarını ifade eden Kuş, tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ali-kustan-23-nisan-mesaji</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/650855353-18402037615179792-7857216782862342144-n-2.webp" type="image/jpeg" length="20916"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hasan Balık’tan 23 Nisan mesajı: Çocuklar güvenli ve sağlıklı bir yaşamdan uzaklaşıyor]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/hasan-baliktan-23-nisan-mesaji-cocuklar-guvenli-ve-saglikli-bir-yasamdan-uzaklasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/hasan-baliktan-23-nisan-mesaji-cocuklar-guvenli-ve-saglikli-bir-yasamdan-uzaklasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm Yerel-Sen Antalya Şube Başkanı Hasan Balık’tan 23 Nisan Mesajı: “Çocukların eşit ve özgür geleceği için mücadeleyi sürdüreceğiz”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm Yerel-Sen Antalya Şube Başkanı Hasan Balık, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, çocukların içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullara dikkat çekerek eşit ve adil bir gelecek vurgusu yaptı.</p>

<p>23 Nisan 1920’nin, halk egemenliğinin ilan edildiği tarihsel bir dönüm noktası olduğunu belirten Balık, bu tarihin yalnızca bir meclisin açılışı değil, aynı zamanda halkın kendi kaderini tayin etme iradesinin güçlü bir ifadesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesinin, geleceğe duyulan güvenin ve barışın simgesi olduğunu kaydeden Balık, bu özel günün çocukların eşit, özgür ve adil bir ülkede yaşama hakkını hatırlattığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde çocukların önemli bir bölümünün yoksulluk ve eşitsizlik koşulları altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Balık, eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleştiğini ve çocuk işçiliğinin arttığını dile getirdi. Balık, çocukların güvenli ve sağlıklı bir yaşamdan giderek uzaklaştığını ifade ederek, mevcut tablonun 23 Nisan’ın anlamıyla çeliştiğini söyledi.</p>

<p>Tüm Yerel-Sen olarak çocukların geleceğinin piyasa koşullarına ve ihmale terk edilmesine karşı duracaklarını belirten Balık, kamusal, bilimsel ve eşitlikçi bir eğitim sisteminin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Açıklamasında, çocukların haklarını savunmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Balık, daha adil bir ülke için mücadelenin büyütülmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Balık, başta çocuklar olmak üzere tüm halkın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak, eşit, özgür ve aydınlık bir gelecek için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/hasan-baliktan-23-nisan-mesaji-cocuklar-guvenli-ve-saglikli-bir-yasamdan-uzaklasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/tum-yerel-sen-antalya-sube-baskani-hasan-balikjpg.webp" type="image/jpeg" length="10611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sezgin Sevinç 'ten 23 Nisan mesajı: Egemenlik yalnızca bir söz değil, sorumluluktur]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/sezgin-sevinc-ten-23-nisan-mesaji-egemenlik-yalnizca-bir-soz-degil-sorumluluktur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/sezgin-sevinc-ten-23-nisan-mesaji-egemenlik-yalnizca-bir-soz-degil-sorumluluktur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm Yerel-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Sezgin Sevinç,  tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak, eşit ve özgür bir gelecek için mücadele çağrısını dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm Yerel-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Sezgin Sevinç, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, çocukların içinde bulunduğu yaşam koşullarına dikkat çekerek eşit ve adil bir gelecek çağrısında bulundu.</p>

<p>Sevinç, 23 Nisan 1920’nin halk egemenliğinin ilan edildiği tarihsel bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, bu tarihin yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı değil, aynı zamanda halkın kendi geleceğini belirleme iradesinin simgesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesinin Cumhuriyet’in geleceği emanet ettiği kuşaklara duyulan güvenin göstergesi olduğunu belirten Sevinç, günümüzde özellikle büyük şehirlerde yaşayan çocukların bu güveni karşılayan koşullara sahip olmadığını dile getirdi.</p>

<p>Açıklamada, İstanbul gibi metropollerde çocukların yoksulluk, güvencesizlik ve eşitsizlikle karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Derinleşen ekonomik kriz, eğitimde kamusal yapının zayıflaması ve sosyal desteklerin yetersizliği nedeniyle çocukların yaşam koşullarının olumsuz etkilendiği ifade edildi. Sevinç, okula aç giden, çalışmak zorunda kalan ve oyun hakkından mahrum bırakılan çocukların varlığının, 23 Nisan’ın anlamını yeniden hatırlamayı zorunlu kıldığını belirtti.</p>

<p>Tüm Yerel-Sen olarak çocukların eşit, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkını savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Sevinç, çocukların sağlıklı ve güvenli yaşam koşullarına kavuşması için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada ayrıca, “Egemenlik yalnızca bir söz değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bu sorumluluk, çocuklara daha adil bir ülke bırakma görevini de içerir” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Sevinç, tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak, eşit ve özgür bir gelecek için mücadele çağrısını yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/sezgin-sevinc-ten-23-nisan-mesaji-egemenlik-yalnizca-bir-soz-degil-sorumluluktur</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/tum-yerel-sen-istanbul-3-nolu-sube-baskani-sezgin-sevinc-bagimsizlik-mucadelesi-ile-emek-mucadelesi-ayni-damardan-beslenir-h26690-77185.webp" type="image/jpeg" length="50388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Resul Emrah Şahan CHP’ye yönelik operasyonların amacını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/resul-emrah-sahan-chpye-yonelik-operasyonlarin-amacini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/resul-emrah-sahan-chpye-yonelik-operasyonlarin-amacini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu CHP'li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, cezaevinden soruları yanıtladı. Şahan; "Terörsüz Türkiye" adı verilen sürece dair "samimiyet" vurgusu yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Kent uzlaşısı" soruşturması kapsamında 23 Mart 2025'te tutuklanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, hakkında tahliye kararı verilse de İBB davasındaki tutuklama kararı nedeniyle yaklaşık bir buçuk yıldır cezaevinde bulunuyor.</p>

<p>Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde bulunan Şahan; 'Terörsüz Türkiye' adı verilen süreç ile CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalara ilişkin <a>Halk TV'nin sorularını</a> yanıtladı.</p>

<p>Soruşturmalarla iktidarın, CHP’nin ortaya koyduğu siyasi hattı durdurmayı amaçladığını belirten Şahan; "Terörsüz Türkiye" adı verilen süreç için ise "Artık sözlerin değil, samimiyetin ve icraatın sınandığı bir eşikteyiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>- Önce ‘kent uzlaşısından’ tutuklandınız. Sonra bu soruşturmadan tahliye edildiniz ve bu kez de ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ iddiasıyla tutuklandınız. Belediye başkanları içinde siz ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in bu bakımdan bir özgünlüğü var. Seçim ittifakının suç sayıldığı bir soruşturmanın aktörleri oldunuz. Eğer Meclis’te yeni ‘süreç’ başlamasaydı, İBB davası bir ‘terör davası’ olarak mı kurgulanacaktı? Çünkü baştaki ilk suçlamaların ana dayanağı buydu.</strong></p>

<p>Bu sürecin ilk anda hangi niyetle başlatıldığını kesin olarak bilemem elbette. Ama yaşananların bütününe baktığımda, olan biteni siyasi bir operasyon niteliğinde değerlendiriyorum. Çünkü en başta hedefe konulan şey, DEM Parti’nin “Kent Uzlaşısı”, bizim ise CHP olarak “Türkiye İttifakı” dediğimiz zemin oldu. Yani aslında suçlanan, bu ülkenin birlikte yaşama iradesiydi; farklılıklarına rağmen ortak bir gelecek kurabilme kapasitesiydi, kısacası “biz” olma halinin kendisiydi. Oysa bizim anlatmaya çalıştığımız o kadar açıktı ki: Batı’daki Kürtlerin, bu ülkenin farklı toplumsal kesimlerinin, şehirlerin meclislerinde görünür, meşru ve demokratik biçimde temsil edilmesi. Ortada gizli saklı bir yapı yoktu; açık bir siyasal irade, açık bir temsil arayışı vardı. Ama buna rağmen tam da bu zemin kriminalize edildi. Sonra ülkenin siyasi atmosferi değişti ve bu kez başka bir dosya devreye sokuldu. Savunmamda da söyledim; düşünün, temmuz ayında Ahmet Hoca uzlaşı dosyasından tahliye aldığında ben kendi hücremde sanki benim de kapımın kilidi açılmış gibi hissettim. Hani kolu indirseniz, ben de çıkacaktım. Ama çok geçmeden, Ağustos sonunda, apar topar etkin pişmanlık ifadelerinde benim adım sorulmaya başlandı. Eylül’de ise iktidar bloğundan “iç cephe”, “süreç hassasiyetleri” gibi açıklamalar gelmeye başlayınca ben bu kez son dakika, adeta yedek bir tutuklamayla İBB dosyasına eklendim. Yani bir dosyada tahliye ihtimali belirir belirmez, üzerime başka bir kapı kapatıldı. O yüzden ben bu meseleyi dosyalara bakarak değil, yaşanan akışa bakarak okuyorum. Çünkü bazen gerçeği en iyi başlıklar değil, olayların nasıl aktığı anlatır. Ve ben o akışa baktığımda hukuk görüntüsü altında siyasal bir kurgu işletildi diyorum. Ve ortada bir kurgu varsa, o da istenildiği gibi eğilip bükülebilir elbette.</p>

<p>Ama bunların hepsinden çok daha önemli bir şeyin üzerinde durmak istiyorum. Çünkü burada mesele kişilerden çok daha büyük. Hepimizin daha geniş, daha tarihsel bir yerden bakması gerekiyor. Bunu, bugün yaşadığımız hukuksuzlukları küçümseyerek söylemiyorum; tam tersine, tam da onların içinden geçerken, onlara teslim olmadan söylemeye çalışıyorum. Optik bir sorun yaşamadan, kısa mesafeyle uzak mesafeyi birbirinden ayırmak zorundayız. Bir yanda güncel hukuksuzluklar var; ağırdır, yıpratıcıdır, insan hayatında derin izler bırakır. Ama öte yanda, bu ülkenin uzun vadeli en büyük meselelerinden biri duruyor. Biz bugün “İkinci Yüzyıl Cumhuriyeti” diyorsak, “yeni bir eşik” diyorsak, tam da bundan söz ediyoruz. Biz bu meseleye CHP olarak bu hassasiyetle bakarız. Çünkü biz kurucu iradenin olduğu zemindeyiz. Bu memleketin yalnız bugünüyle değil, yarınıyla da konuşmak zorundayız. O yüzden benim derdim sadece kendi davam değil. Ben Türkiye’nin önündeki tarihsel eşiğin ciddiyetinden söz ediyorum. Eğer siz bu kadar büyük bir meseleye yürürken, yakın vadeli siyasi hesaplara, dar operasyonlara, günü kurtarma reflekslerine takılırsanız, o zaman konu birkaç insanın hayatından çıkar, bu memleketin geleceğine gelir. Büyük bir meseleyi küçültmüş, tarihi bir fırsatı heba etmiş olursunuz.</p>

<p>Çünkü bu ülkenin artık samimiyetsizliğe tahammülü yok. Toplumsal rıza ancak samimiyetle kurulur, gerçeklerle kurulur. Ne Kürtü, ne Türkü, ne Aleviyi, ne de başka herhangi bir yurttaşı samimi olmayan bir dille ikna edebilirsiniz. Bu meseleye, bu memleketin vicdanıyla bakmak zorundasınız. Yoksul bir Anadolu kasabasında evladı askerde şehit düşmüş bir annenin acısını da; çok değil, yaklaşık on yıl önce şehrin ortasındaki çatışmalarda evladını kaybeden ve onu defnedemediği için cenazesini evindeki derin dondurucuda saklamak zorunda kalan annenin acısını da hisseden her vicdan, bu sürecin gerçekten hakkıyla tamamlanmasını ister. Türkiye artık acıları yarıştıran değil, acıları anlayan ve onlardan ortak bir gelecek kuran bir siyaset üretmek zorunda.</p>

<p>Bir yandan ‘kardeşlik’, ‘demokratik Türkiye’, ‘yeni süreç’ diyeceksiniz, öte yandan bu toplumsal yakınlaşmanın yereldeki temsil biçimlerini suç gibi göstereceksiniz; o zaman bu çelişkiyi toplum görür. Bu güven üretmez; tam tersine güveni aşındırır. Oysa Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey daha fazla korku değil, daha fazla güven. Daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla ortak akıl ve daha fazla demokrasi.</p>

<p>Ben buradan kişisel bir kırgınlık dili kurmak istemiyorum. Elbette yaşadıklarımız ağır. Aileler açısından, çocuklar açısından, hayatlarımız açısından çok ağır. Ama ben yine de bütün bu sancının, daha adil ve daha kapsayıcı bir geleceğin doğum sancısı olabileceğine inanmak istiyorum. Yeter ki kısa vadeli siyasi hesaplar, uzun vadeli memleket meselesinin önüne geçirilmesin. Yeter ki bu ülkenin geleceği, günübirlik ihtiyaçlara kurban edilmesin.</p>

<p><strong>- Çözüm sürecini ve hazırlanan raporları nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP "Barışın yayındayım" demişti. Bundan sonra atılması gereken adımlar neler? Ve bu sürecin başarıya ulaşacağını düşünüyor musunuz? (Başarıyı siz nasıl tanımlıyorsunuz?)</strong></p>

<p>Sürece ilişkin ortaya çıkan raporu elbette önemsiyorum. Sonuçta Türkiye’nin yıllardır ağırlaşarak büyüyen bir meselesiyle ilgili ortaya konmuş bir irade var. Ama açıkçası ben bunu daha çok bir niyet beyanı olarak görüyorum. Çünkü bugün siz Türkiye’yi iyi kurulmuş cümlelerle ikna edemezsiniz. İnsanlar çok daha somut bir yerden, bu ülkede gerçekten bir değişim olacak mı, buna bakıyorlar. Çünkü barış da, demokrasi de, adalet de ancak insanların gündelik hayatında hissedildiğinde anlam kazanır. Yasaya yansıdığında, kurumların işleyişine sindiğinde, hukuksuzluklar gerçekten ortadan kalktığında karşılık bulur. Artık sözlerin değil, samimiyetin ve icraatın sınandığı bir eşikteyiz.</p>

<p>Şiddet sarmalının giderek toplumun tüm katmanlarını sardığı bir ülkede yaşıyoruz. Bakın çocuklar çocukları okulda öldürüyor. Çıplak hakikat bu. Bunu gören bir yerden konuşuyorum.</p>

<p>İnsanlar bu ülkede kendilerini güvende hissetmek istiyorlar. Silahlar sussun, ama güveni tesis edecek olan, bunun ötesine geçip herkese güvenli bir gelecek inşa edebilmektir. Demokrasi, hak ve özgürlükler, yurttaş güvenliğinin temel koşuludur. Korkunun yönettiği bir iklimde kimse gelecekten umutlu olamaz. İnsanlar sabah kapı çaldığında ürperiyorsa, gazeteci yazarken, siyasetçi konuşurken, yurttaş fikrini söylerken başına ne geleceğini hesap ediyorsa, orada korku artık bir yönetim biçimine dönüşmüş demektir. Korkuyla yönetenler de aslında insanın vicdanının güç kavgalarına galip gelmesinden korkuyorlardır. Bu toprakların hafızasından, Anadolu’nun derin ferasetinden korkuyorlardır.</p>

<p>Oysa Anadolu irfanı, baskının değil birlikte yaşamanın dilidir. Bu topraklar korkuyu Kerbela’da bırakmıştır. Cumhuriyet’in kuruluş hikâyesi de böyledir. İdam fermanıyla yola çıkan bir kurucu iradenin, Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketidir burası. Bu toplum da tarih boyunca kendisini korkuyla teslim almaya çalışan her anlayışı aşmayı bilmiştir. Bugün de korkuyla yönetenler, geleceğe cesaretle bakabilenlere yenilecektir. Bundan hiç şüphem yok.</p>

<p>Bugün asıl sorulması gereken soru: bu süreç gerçekten barışı büyütmek için mi yürütülüyor, yoksa siyasi ihtiyaçlara göre açılıp kapanacak bir parantez mi? Eğer Tayfun Kahraman, Selahattin Demirtaş hâlâ içerideyse, cezaevinde bulunduğu süre boyunca ailesinden üç kişiyi kaybetmiş Figen Yüksekdağ için adalet işlemiyorsa, seçilmiş milletvekili Can Atalay’ın iradesi yok sayılıyorsa, 22,5 milyon insanın imzasıyla cumhurbaşkanı adayı olmuş Ekrem İmamoğlu hukuksuz biçimde hedef alınıyorsa, biz seçilmiş belediye başkanları hâlâ siyasi operasyonların konusu yapılıyorsak, gazeteciler, sendikacılar, aydınlar üzerinde baskı sürüyorsa; o zaman topluma bu sürecin neden ihtiyaç olduğunu, neye çözüm arandığını, sonunda yurttaşın ne kazanacağını anlatamazsınız. Toplumsallaşmamış barış, tutulamamış bir sözden ibaret kalır.</p>

<p>CHP’ye düşen tarihsel sorumluluk da tam burada büyüyor. Bugün biz ayağımızda prangayla bu ülkenin demokratik geleceğini savunuyoruz. Biz şu sorumluluğu hissediyoruz: İnsanlara ortak bir gelecek duygusu verebilen bir siyaset üretmek zorundayız. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını böyle kurabiliriz.</p>

<p>Burada sihirli bir formül yok. Mesele, milletle sahici bir ilişki kurabilmek, göz hizasında konuşabilmek, samimiyeti büyütebilmektir. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde ortaya konan emeği, iradeyi ve kararlılığı sürdürmek tam bunun parçasıdır. Ne Ekrem İmamoğlu ne bizler; ne yıllardır hukuksuz biçimde içeride tutulan Demirtaş; ne de bu ülkede bedel ödeyen diğer siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar ve hak savunucuları korkuyla yolundan dönecek insanlar değiliz. Biz bu ülkenin daha adil, daha demokratik, daha huzurlu bir geleceği hak ettiğine inanıyoruz. Ve o inanç baskıyla ortadan kaldırılamaz.</p>

<p>Bugün kaybettiğimiz en büyük şey zaman. Oysa zaman, bazen her şeyden daha kıymetlidir. Zaman geçtikçe ortak geleceğe olan inanç zedeleniyor, toplumda yeşermesi gereken güven duygusu ayaklar altında eziliyor. Etrafımız ateş çemberiyken, tepemizde füzeler uçarken artık birbirimizi tüketmeyi bırakmamız gerekiyor. Sayın Özgür Özel’in dediği gibi, biz birbirimizin düşmanı değiliz; düşman dışarıda. Türkiye’nin enerjisini birbirini bastırmaya değil, birlikte ayağa kalkmaya yöneltmek zorundayız. Sürecin başarıya ulaşıp ulaşmayacağını da tam buradan anlayacağız. Birbirine yaslandıkça güçlenen eşit yurttaşlar; huzurlu, güvenli bir gelecek ve demokratik bir Türkiye hayalinde birleşebilirse, işte o başarıdır.</p>

<p><strong>- Karşımda Türkiye’nin en zengin müteahhitleri var” ve onların istediğini yapmadığınız için tutuklandığınızı söylüyorsunuz. İktidar-sermaye ilişkisi üzerinden bir değerlendirme yaptığınızda tutuklanmanızın bir gerekçesinin de kent rantını belli bir elde toplama olduğunu düşünüyor musunuz?</strong></p>

<p>Burada kesinlikle kentlerde sermayenin işleyiş modelini görmezden gelerek konuşamayız. Yedek tutukluluk dosyamın tamamı Türkiye’nin en büyük müteahhitlerinin hukuken tartışmalı isnatlarla örülü ifadelerinden oluşuyor. Aynen şöyle diyorlar, biz “Suçlusun” diyoruz. “Sen suçsuz olduğunu ispat et”. Bu durum bile aslında meselenin ne kadar siyasi ve yapısal bir yerde durduğunu gösteriyor.</p>

<p>Çok uzun zamandır bu ülkede müteahhitler, kamu kurumları karşısında çok güçlü hale geldi. Benimle ilgili konuşan her aktörün, Şişli Belediyesi’ne ihtiyaç duymadığını; taleplerini merkezi hükümet kurumlarıyla resmileştirebilme kapasitesine sahip olduğunu biliyorum. Ama ben buna boyun eğmedim. Yaptığım tek şey, bu kentte halkın ve kamunun hakkının yanında durmak oldu.</p>

<p>Dolayısıyla evet, kent rantını belli ellerde toplama iradesinin bu tabloda önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün Türkiye, kamusal alanın adım adım müteahhitlere terk edildiği bir düzene dönüştürüldü. Kamu, kamusal hizmet ve kamu kurumu arasındaki o hayati alan gri ve soğuk bir betonla kaplandı. Yurttaşı müşteri gibi gören bu anlayıştan çıkmak zorundayız. Devlet ile toplum arasındaki doğru ilişkiyi, yurttaşın bu kentte ve bu ülkede sahip olduğu hakları güvence altına alan bir kamu anlayışına dönmek zorundayız. Yerel yönetimler de bunun en somut, en canlı uygulama alanıdır.</p>

<p>Çünkü o binalar Şişli’deki yoksulun, garibanın, kentsel dönüşüm bekleyen çevredeki 5 katlı apartmanların ve bu kentin geleceğinin hakkından yiyor. Ama eminim, toparlayacağız. İstanbul tam da böyle bir şehir çünkü. Harvey, mekânın kendini yeniden üretmesinden söz eder. İstanbul da kendini yeniden üretir; çözümünü de bulur. Yeter ki bizler durmamız gereken yerde duralım. Kent hakkını, milletin hakkını ve oturduğumuz koltukların sorumluluğunu koruyalım.</p>

<p><strong>- Türkiye’nin hem ekonomik hem siyasi gidişatına baktığınızda iktidar değişimi öngörüyor musunuz? Böyle bir ihtimali ilk seçimde mi, sonraki seçimde mi mümkün görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Türkiye’de iktidar, millet isterse, elbette değişir. Bu ülkenin demokratikleşme tarihini küçümsememek gerekir. Avrupa-Asya-Ortadoğu-Afrika matrisine yerleşmiş bu ülkede sandıktan çıkan irade, çok önemli bir toplumsal değer olarak kabul edilmiştir.</p>

<p>Önemli olan o iradeyi tecelli ettirecek siyaseti üretebilmektir. O yüzden ben sıklıkla önümüze hedef olarak seçim kazanmayı değil, siyasi kültürün değişimini koyuyorum. Bugün Türkiye’de iktidarın yorulması ve değişim ihtiyacı meselenin sadece bir boyutudur. Daha derin bir tablo var. Hem ekonomik olarak var, hem siyasal olarak var, hem de toplumun ruh halinde var. Esas mesele, toplumun ihtiyaçlarının, kurulan güç ilişkileri içinde giderek önemsizleşmesi, yurttaşın giderek güçsüzleşmesi, haklarından, hayallerinden ve taleplerinden her geçen gün vazgeçmek zorunda bırakılmasıdır.</p>

<p>Bir de artık bunu dünyadan bağımsız düşünemeyiz. Dünya çok sert bir dönemden geçiyor. Bizim coğrafyamız zaten uzun süredir savaşların, gerilimlerin, büyük güç mücadelelerinin içinde. Yeni dünya deseniz daha kırılgan, daha güvensiz, hakların daha kolay geri çekildiği bir yere gidiyor. Böyle zamanlarda iktidarlar da toplumu daha fazla korkuyla, daha fazla güvenlik diliyle, daha fazla kapanmayla yönetmeye çalışıyor.</p>

<p>Tam da bu noktada, yakın zamanda gördük ki, Macaristan’da uzun süredir süren güvenlikçi ve otoriter yönetim, güçlü bir toplumsal değişim talebiyle sandıkta geriletildi. Bu sonuç, dünyada otoriter yükselişin karşısında yurttaşlık haklarına sahip çıkan ve yeni bir siyaset talep eden toplumların güçlenebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla, o buyurgan dilin, toplumu yukarıdan biçimlendirmeye çalışan anlayışın, korkuyla düzen kurma alışkanlığının da bir sınırı var. Evet, bir süre daha can yakabilir. Evet, daha da sertleşebilir. Bunu küçümsemiyorum. Ama bence o anlayış artık geleceği temsil etmiyor. Yeni nesil siyaset, yeni bir siyasi kültürü inşa etmeye başlayacak.</p>

<p>Ben buna Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratik ve çoğulcu bir eşik diyorum. Bizim bu konuda topluma mutlaka güven vermemiz ve bunu iyi anlatmamız gerek. Nasıl bir ülke tasavvur ettiğimizi, nasıl bir hukuk, nasıl bir ekonomi, nasıl bir birlikte yaşama zemini kurmak istediğimizi çok net biçimde göstermemiz gerek. Eğer bunu sahici biçimde kurabilirsek, toplumun önüne güvenilir bir rota koyabilirsek, değişim de ilk fırsatta olur. Bunun sorumluluğunu duyanları, bizleri, genel başkanımız Özgür Özel’i, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu, Cumuriyet Halk Partisi’ni ve aslında bu ülkenin tüm demokratlarını ne dört duvar durdurabilir, ne de korku sindirebilir.</p>

<p><strong>- Şişli Belediyesi’nde bugüne kadar en yüksek oy oranıyla seçilen belediye başkanısınız. Görevinizde gezici kent lokantasından kent markete kadar birçok yeni uygulamayı hayata geçirdiniz. Şişli’ye dair en çok neyi özlüyorsunuz, yarım kalan ya da devam etmesini en çok istediğiniz proje hangisi?</strong></p>

<p>Şişli özgün yönleriyle, tarihiyle, ekonomisiyle, kültürüyle çok önemli bir ilçe. Şişli’de temizlik hizmetlerinden, sosyal politikalara, zabıta hizmetlerinden bir arada yaşamı koruyan kültürel etkinliklere kadar tüm politikalarımızın bir hedefi vardı: Gündelik hayatta yurttaşı güçlendiren, haklarını tanıyan ve koruyan, yerelin ihtiyaçlarını gören bir siyasal kültür iklimi yaratmak.</p>

<p>Elbette özgürlüğüme kavuştuktan sonra bu anlayışla geliştirdiğimiz tüm projelerin, bilhassa Şişli’nin hakkını Şişli’ye teslim eden kent politikalarının; kadınları destekleyen, gençleri, çocukları güçlendirerek geleceğe hazırlayan sosyal politikaların devam etmesi en büyük arzum. Ancak Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiler olarak daha büyük hedefimiz, iktidara geldiğimizde yerel-merkez arasında en doğru kamusal reformları hayata geçirerek demokratik ve iyi işleyen bir dengeyi kurmaktır. Şişli’de hedefimiz yerel yönetimle merkezi hükümet arasında denge kurarak, iyi işleyen bir kamu yönetimi oluşturmak idi. Savunmamda da belirttiğim gibi, 11 aylık görev sürem boyunca diyalog kapılarını açık tutarak bunun için çaba gösterdim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde planlama aklı ile çalışırken de hedefimiz buydu. Türkiye için de hedefimiz adil, demokratik, özgürlükçü, kapsayıcı bir sosyal devleti inşa etmektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Çocuğumun devletle böyle tanışmasını istemezdim dediniz, genç bir siyasetçi olarak, özgürlüğünüze kavuştuğunuzda bu ülkenin çocuklarına, gençlerine nasıl bir devlet anlayışı anlatmak istersiniz?</strong></p>

<p>Bürokrat kökenli bir belediye başkanı olarak “nasıl bir devlet?” sorusu beni çokça meşgul eder. Görevde, makamda, sahada, siyasette, cezaevinde… Fark etmez. Her yerde buna kafa yoruyorum. Çünkü devlet yaşayan bir sistemdir, bu sistemi kime nasıl işlettiğimize bakalım.</p>

<p>Devlet, tüm yurttaşlar için eşit bir şekilde öngörülebilir, iyi işleyen bir sistem kurabildiği ölçüde, dünyanın krizleri karşısında daha dirençli bir toplum oluruz. Araştırmaları iyi takip eden bir bürokrat ve siyasetçi oldum her zaman. Ve görüyorum ki aileler de, gençler de kendilerine adil davranıldığını düşünmüyorlar. İşsizlikten, kayırmacılıktan, kurumların ve kuralların herkese eşit işlememesinden şikâyetçiler. Bu da, özellikle gençler için, zaten krizlerle örülü bir dünya düzeninde, hiçbir zaman güvende olmayacakları kaygısını büyütüyor. Umutsuzluk giderek artan bir şiddete dönüşüyor. Bu şiddet Urfa’da, Maraş’ta çocuklarımızın canını aldı. Gençler her geçen gün artan bir şekilde intihara sürükleniyor. Bunlardan gözümüzü kulağımızı kaçırabilir miyiz? Kaçıramayız.</p>

<p>Aile de bu devlet içinde bir sistem. Anne-baba-çocuk ilişkisinin nasıl kurulacağı, kamu sistemine dahildir. Zamanında sokakta sosyalleşsin, devlet okuluna yollayalım, büyük çocuk küçüğün ödevini yaptırsın, büyür gider deniyordu. Şimdi ise çocuklar ancak anne babanın imkânına göre her açıdan özelleştirilmiş, yapılandırılmış bir şekilde sisteme dahil olabiliyorlar. Ya da büsbütün dışlanıyorlar. Gençlerin geleceğinin sigortası devlet olamazsa, kaçınılmaz son çeteler, bunalıma giren kayıp kuşaklar ve şiddet sarmalı oluyor.</p>

<p>Ben bu ülkenin çocuklarına ve gençlerine, korkmadan temas edebilecekleri bir devlet anlatmak isterim. Hakkını aradığında karşısına engel çıkarmayan, fırsatları eşit dağıtan, kimseyi kayırmayan ve kimseyi geride bırakmayan bir devlet. Çocukları asla gözden kaçırmadan destekleyen, gençlerin değişen ihtiyaçlara göre rota çizmelerine imkân sağlayan, aile sistemini iyi işemesi için destekleyen; geleceğini güvence altına alan bir sosyal devlet. Çünkü gençler devlete güvendiğinde, kendilerine de güvenirler.</p>

<p><strong>- Son olarak, sadece belediye başkanlarının tutuklanması değil, partiyi de yargı üzerinden bir dizayn etme çabası var. Bu operasyonları bir arada değerlendirirseniz ne söylersiniz? Neden CHP böyle topyekûn bir yargı savaşına çekiliyor?</strong></p>

<p>Bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu, belediye başkanlarına yönelik yargı operasyonlarıyla sınırlı görmek eksik olur. Bütüncül düşündüğümüzde, ortada daha geniş bir siyasi dizayn çabası olduğunu görüyoruz. Bir yandan yerel yönetimlerde elde edilen başarıyı zayıflatmaya dönük adımlar atılıyor, diğer yandan partinin kurumsal bütünlüğü tartışmaya açılmak isteniyor. Bu iki süreç, aynı hedefe yöneliyor: CHP’nin ortaya koyduğu siyasi hattı durdurmak. Bunun en son ve en açık örneği de, CHP’nin gençlik kollarından başlayarak tüm kurullarında siyaset yapmış, genel başkan yardımcılığı görevi üstlenmiş Ataşehir Belediye Başkanımız Onursal Adıgüzel’in bir gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınmasıdır.</p>

<p>Değişim hareketi ve 2024 yerel seçimleri, CHP’nin yazgısını, dolayısıyla da ülkenin kaderini değiştirdi. İki önemli siyasi hat açıldı: Birincisi, değişimle birlikte CHP Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, değerlerine sadık kalarak vizyonunu geliştireceğini beyan etti. Yurttaş bu vaadi önemsedi, kayda geçirdi. Arkasından gelen yerel seçimlerde, CHP değişimin sac ayaklarından biri olan Türkiye İttifakı modelini benimsedi. Kapsayıcı siyasetin önünü açtı. Türkiye’de aslında gündelik hayatın dokusuna sinen, ortak bir yaşamı sürdüren farklı kimlik ve toplumsal kesimlere meclis sıralarında yer verdi. Millet, bu siyasette kendini buldu. Böylece 2024 yerel seçimleri, aslında bir sonraki genel seçimin adeta seçim beyannamesi haline geldi.</p>

<p>Bugün yaşadığımız yargı savaşıyla, biz başarımızın bedelini ödüyoruz. Tutukluluklarımız, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortaya koyduğu başarının ve yarattığı umudun bir sonucudur.</p>

<p>Türkiye İttifakı modeli ile, iktidar değişikliği isteyen herkesi tabanda birleştiren siyaset sayesinde bu başarı elde edildiyse, o tabanı bir araya getiren her siyasi aktör, her parti, tabelası ne olursa olsun Türkiye’nin geleceğinde var olacaktır. Ne bizim Türkiye’nin geleceği için vereceğimiz mücadeleyi durdurabilirler, ne de kayyum düzenini sürdürebilirler. Bu millet, demokrasiyi düştüğü yerden kaldırmayı hep bilmiştir.</p>

<p>O yüzden, bu dar boğazdan çıkacağımıza inancım tam. Her gün gittiğimiz o mahkeme salonundan, daha da güçlenmiş bir şekilde, ülkemizi de güçlendirecek bir vizyonla çıkacağız. Kimsenin şüphesi olmasın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/resul-emrah-sahan-chpye-yonelik-operasyonlarin-amacini-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/189383.jpg" type="image/jpeg" length="42068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den seçim çağrısı: Hodri meydan, korkmayan çıksın karşımıza!]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-secim-cagrisi-hodri-meydan-korkmayan-ciksin-karsimiza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-secim-cagrisi-hodri-meydan-korkmayan-ciksin-karsimiza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında erken seçim ve ara seçim çağrısını yineledi. Özel, "Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza. Korkmayan çıksın karşımıza, var mısınız?" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grubu'nda açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarında hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa dileyen Özgür Özel, "Bir kez daha milletimizin başı sağolsun, bir daha böyle acıları yaşamayalım" dedi.</p>

<p>Özel, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Orta Doğu Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki "Orta Doğu'da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen, insan hakları adına üzerine gittiğimiz ülkeler başarısız oldu" sözlerine de tepki gösterdi.</p>

<p>Özel, "Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik hadsiz bir saldırı gerçekleşti. ABD Büyükelçisi Tom Barrack... Duvarında 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözünün yer aldığı, Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Meclis'in çatısı altındayız. Gelip bu ülkeyi yönetene güven mektubu sunan, bu ülkeye saygılıyız diyenler Antalya'da oturup bacak bacak üstüne atıp gerilip, yayılıp özensiz cümleler kuruyorlar" diye konuştu.</p>

<h3><strong>"HERKES LAYIĞIYLA BERABER"</strong></h3>

<p>Dünyada demokrasi ve özgürlüklerin gerilediğini belirten Özel, "Elon Musk ve Donald Trump, Almanya'da AFD'yi destekliyor. Dünyanın tüm otokratları dayanışma içinde, nerede özgürlüğü kısıtlayan bir şey varsa birbirinden öğreniyorlar. Demokrasiye gerileterek, yoksulları daha yoksul bırakan yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sosyalist Enternasyonel'in İspanya'daki toplantısına katıldıklarını hatırlatan Özel, "Herkes layığıyla beraber. Onlar Avrupa'nın aşırı sağcılarını destekleyen Trump'la, Trump'ın desteklediği Netanyahu'yla aynı saftalar, biz dünyanın tüm demokratlarıyla aynı saftayız" dedi.</p>

<h3><strong>ÖZEL'DEN ERDOĞAN'A GÖNDERME: VİDEO İZLETTİ</strong></h3>

<p>"Şimdi çaresiz kalınca gruplarında perde indirip video izletiyorlar. Geçmişteki konuşmalardan parçalar kesip yalanı oynatıp onun üzerine CHP'ye, kurumsal kimliğine, geçmişine.. Sevr'i yırtıp atanların, Gazi'nin hattını tutturamayanlar, CHP'ye demokrasi dışı yeni bir hat tarif edemezler" diyen Özel, daha sonra Tom Barrack'ın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili sözlerinin yer aldığı bir video izletti.</p>

<h3><strong>"İLK SEÇİM DEMOKRATLARLA OTOKRAT ARASINDA OLACAK"</strong></h3>

<p>İlk seçimde iktidar olacaklarını söyleyen Özel, "Türkiye'de iktidarın değişmesi için saflar bellidir. Dünyanın bütün demokratlarıyla birlikte yapılacak ilk seçimi bekliyoruz. Herkes emin olsun ki, yapılacak ilk seçim aynı Macaristan'da, Brezilya'da olduğu gibi demokratlarla otokrat arasında olacaktır. Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz. Türkiye’ye demokrasiyi geri getireceğiz" şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>"OKUL SALDIRILARI MÜNFERİT DEĞİL"</strong></h3>

<p>Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırıları nedeniyle iktidar ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i eleştiren Özgür Özel, "Bu saldırılar münferit değil. Bunlar devletin sosyal alandaki çöküşünün göstergesi. Yıllardır söylüyor, sorunları tespit ediyor ve önerilerde bulunuyoruz. Bu bakan döneminde okullarda 45 şiddet olayı oldu. 6 öğretmen, 11 öğrenci, 2 okul çalışanı ve 1 veli hayatını kaybetti. CHP olarak bu sorunu sadece fiziki bir güvenlik sorunu olarak ele almadık, almıyoruz. Maalesef sosyal bir çöküş var" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"SORUMLULUĞU DİZİLERE, FİLMLERE ATIP KURTULAMAZSINIZ"</strong></h3>

<p>AK Parti'nin 2002'den beri tek başına iktidar olduğunu hatırlatan Özel, "Sorumluluğu dizilere, filmlere atıp kurtulamazsınız. Bu ülkeyi 23-24 yıldır tüm yönleriyle, hiçbir mazeretiniz olmaksızın siz yönetiyorsunuz. Yönetimdeki çürüme, bir sosyal kriz olarak karşımızdadır. Bugün Sayın Bahçeli'nin, Erdoğan'ın yaptıkları tespitler dahi bir krize, bir çürümüşlüğe, bir boşvermişliğe işaret etmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>MADEN İŞÇİLERİNİN EYLEMİNE DESTEK</strong></h3>

<p>Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki oturma eylemine destek veren Özgür Özel, "Orada açlık grevine geçtiler. 110 tane çıplak ayakla yürüyen, çocuğunu ekmeğinin hakkını arayan madencileri gözaltına aldılar. Bu baret size bir şey anlatıyor, Soma'da dinlemediniz işçiler canıyla ödedi. CHP madencinin yanındadır, arkasındadır. İktidarımızda bu sarı baretler işçinin güvenliğinin başında duracak. Hiç kimse hak aramak için baretini yere vurmak zorunda kalmayacak" diye konuştu.</p>

<h3><strong>"TUTUKLU GAZETECİLERİ SELAMLIYORUZ"</strong></h3>

<p>Tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ın Gebze'de çöken binalar hakkındaki bilirkişi raporuyla ilgili haberini hatırlatan Özel, "Meslek odasının metro inşaatı nedeniyle 'bu bina çöker' dediği raporu gazeteci Alican Uludağ haberleştiriyor. Bunun üzerine Ulaştırma Bakanı önce haberi yalanlayıp ardından Uludağ hakkında halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu nedeniyle soruşturma açılıyor. Şu anda Alican Uludağ iktidarı rahatsız eden haberleri nedeniyle cezaevinde yatıyor. İşte AK Parti'nin kara düzeni budur, alaşağı edeceğimiz düzen budur. Alican Uludağ ve cezaevlerindeki 17 gazeteci arkadaşımızı dayanışma alkışlarımızla selamlıyoruz" dedi.</p>

<h3><strong>"ONURSAL ADIGÜZEL'LE İLGİLİ YALANDAN DA OLSA HTS KAYDI BİLE YOK"</strong></h3>

<p>Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in gözaltına alınmasına tepki gösteren Özgür Özel, "Onursal'ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Hiçbir kanıt yok, yalandan da olsa bir HTS kaydı bile yok. Ataşehir Belediye Başkanını tutuklayacak bir şey bulamamışlar, belediye çalışanlarını suç örgütü yapmışlar, belediye başkanı da bunların başıymış" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Ne zamanki yerel seçimleri kazandık, Türkiye'nin birinci partisi olduk, iktidarın seçimle değişeceğini gösterdik o gün bugündür huzurumuz yok, saldırı altındayız" diyen Özel, "Bizimle hizmette yarışamayanlar AK Parti yargı kollarıyla üzerimize saldırmaktadır. Onlardaki esas korku Allah korkusu yerine sandık korkusudur" şeklinde konuştu.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı davanın 1 yıl sonra başlamasına da değinen Özel, "Bir yıldır ülkenin huzur ve refahından çalıyorlar. Ekrem Başkan'ı aldılar bomboş bir iddianameyle rezil oldular. Şimdi Ekrem Başkan her gün bir yalanı çökertirken, Aziz İhsan Aktaş'ta 700 yılla yargılanan serbest gezerken, iftira attıkları cezaevinde. En son Aziz İhsan Aktaş'ın malvarlığındaki tedbiri de kaldırdılar" dedi.</p>

<p>Ara seçim çağrısını yineleyen Özel, "Ara seçime de genişletilmiş ara seçim de erken seçime de hazırız. Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza. Korkmayan çıksın karşımıza, var mısınız?" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-secim-cagrisi-hodri-meydan-korkmayan-ciksin-karsimiza</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/thumbs-b-c-fa4a8e8d3220f736339a7851d1516446.jpg" type="image/jpeg" length="16394"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel’den Erdoğan’a Orban hatırlatması: Aynı olacak sonunuz!]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-erdogana-orban-hatirlatmasi-ayni-olacak-sonunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-erdogana-orban-hatirlatmasi-ayni-olacak-sonunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP, gözaltına alınan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'e destek olmak için Ataşehir'de miting düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in gözaltına alınmasının ardından CHP, Ataşehir Belediyesi önünde miting düzenledi.</p>

<p>'Ataşehir İradesine Sahip Çıkıyor' başlığı ile yapılacak miting için yurttaşlar alanda toplandı.</p>

<p>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mesajını okudu:</p>

<p>“Değerli İstanbullular, kıymetli Ataşehirliler, benim canım hemşehrilerim… Ataşehir’in iradesi, Ataşehir’in onuru, Onursal Adıgüzel Başkanımızı gece yarısı operasyonuyla gözaltına aldılar. Biz mertçe direndikçe, onlar namertçe yollara daha çok sapıyorlar. Biz, Silivri mahkemesinde yalanlarını ve iftiralarını yüzlerine vurdukça, onlar yeni kumpasların peşinde koşuyorlar. Yalanlarını daha büyük yalanlarla örtmeye uğraşıyorlar. Milletten kaçıyor, yalanlara sarılıyorlar.”</p>

<h2><strong>“ÖYLE BİR BATAKLIĞA SAPLANDILAR Kİ…”</strong></h2>

<p>“Öyle bir bataklığa saplandılar ki; iftiralarını ve yalanlarını büyüttükçe, milletin gözünde küçülüyorlar. Onlar baskıyı, zorbalığı artırıp bizi korkutmaya ve sindirmeye çalıştıkça; bizim cesaretimiz ile direncimiz artıyor. Bir yanda bir avuç koltuk sevdalısı, öbür yanda milyonlarca vatan sevdalısı bizler varız! Bir yanda koltuklarını kaybettiğinde bir hiç olacak gözü dönmüşler, öbür yanda milyonlarla birlikte çoğalacak bizler varız! Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile…”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“HAKLI BİR DAVAYA KENDİNİ ADAMIŞ MERT, İNANÇLI VE İYİ YÜREKLİ 10 MİLYONLARIZ…”</strong></h2>

<p>“Ülkemize dayattıkları bu adaletsiz ve çürümüş düzeni değiştireceğiz. Her birimizi hapsetseniz, dışarıda tek bir Cumhuriyet Halk Partili kalmasa bile başaracağız. Çünkü bizim davamız, Cumhuriyet ve demokrasi davası. Bizim davamız, herkes için adalet ve hürriyet davası. Bizim davamız; herkes için refah, bolluk ve bereket davası. Haklı bir davaya kendini adamış mert, inançlı ve iyi yürekli 10 milyonlarız. Elbette kazanacağız. Can havliyle çırpınanların memlekete yaydığı karanlığa bakmayın. Sandık kurulacak, millet mührü vuracak. Onlar kaybedecek, milyonlar kazanacak. Her şey çok güzel olacak! Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”</p>

<h2><strong>ÖZGÜR ÖZEL YURTTAŞLARA SESLENİYOR</strong></h2>

<p>CHP lideri Özgür Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde:</p>

<p>"<em>Birileri karşımıza çıkmış, İstanbul'da Ekrem olmaz, kayyum olsun diyor. Ataşehir'i kendimize ayırdık diyor. Siz bilemezsiniz diyor. Korkuturum, sindiririm diyen, bak bu meydana da biraz daha kudur! Onursal Adıgüzel, 18 yaşından beridir partimizin bir neferidir. Gençlerin desteği ile ön seçimle milletvekili adayı olmuş, genelbaşkan yardımcısı olmuş, Ataşehir'de önemli işler yapmış, Ata'nın şehrinde çalışan, topluma önderlik eden bir başkan olarak sizin gönlünüze taht kurmuş bir kardeşiniz. Adıgüzel'e ne bir baz kayde ki olsa ne yazar İstanbul'da herkesin bir yerlerde baz kaydı var ama ne baz kaydı ne de bir para kaydı var. Ne iz var ne kanıt ona rağmen Onursal'ı sorumlu tutuyorlar.</em></p>

<p><em>Sırf 19 Mart darbesi devam etsin diye, CHP'ye iktidar yolunda çelme çakılsın diye yapılan bir operasyon. Büyük bir özgüvenle, Onursal'ın abisi ve partisinin başkanı olarak diyorum ki bunun hesabı sorulacaktır.</em></p>

<h2><strong>"YÜZDE 65 İLE AŞAĞI İNDİ ORBAN. AYNI OLACAK SONUNUZ!"</strong></h2>

<p><em>Halk da Allah da sizden hesap soracak. Yaz boyunca iftiracıları okuduk. Daha bugün Silivri'de Beşiktaş davasında attığı iftiradan vazgeçti, yalan söyledim dedi. Hakim bile 'bunu nasıl yaparsın, senin ifadenle tutuklananlar oldu' dedi. Atılan her adım CHP'nin siyasi yolculuğunu engellemek içindir. Güya geçmişte CHP'li olup, parayla satın alınanlar, bugün de başka bir iftirayla benimle, sizinle Onursal'ın arasına nifak sokacaklar. Haftasonu herkes sevdeikleriyle birlikteydi, ben Pedro Sanchez ile ilerici liderlerle Barselona'daydım. Macaristan'ın diktatörüne 'kardeşim' diyen Erdoğan, aman Orban canım Orban dedi, yüzde 65 ile aşağı indi Orban. Aynı olacak sonunuz!</em></p>

<p><em>Tom Barrack, küstah küstah, 'Buralarda demokrasi işlemiyor, yumuşak monarşiler, tek adamlar lazım' diyor. Biz senin gibi bütün emperyalistlerin alnını karışlarız. 'Trump çok akıllı, Trump Erdoğan'a meşruiyet veriyor' diyor. Erdoğan, senin arkanda, Tom Barrack mı var, Trump'ı var? Benim arkamda millet var. Deli Trump'ın küstah elçisi 'istenmeyen kişidir' gitsin meleketine. Bize diyorlar ki, böyle konuşma, Trump yanında olmazsa seçimi kazanamazsın. Biz onları denize dökenlerdeniz. Alayınızı yenmek için tek ihtiyacımız olan, seçimi kazanmaktır."</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-erdogana-orban-hatirlatmasi-ayni-olacak-sonunuz</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/189352jpg.webp" type="image/jpeg" length="69006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Karabat verilerle ortaya koydu: 'Yolsuzluk iftirasına dünyada inanan yok']]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-karabat-verilerle-ortaya-koydu-yolsuzluk-iftirasina-dunyada-inanan-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-karabat-verilerle-ortaya-koydu-yolsuzluk-iftirasina-dunyada-inanan-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’de “yolsuzlukla mücadele” adı altında CHP'li belediyeleri hedef alarak yapılan operasyonların uluslararası verilerde karşılık bulmadığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’de “yolsuzlukla mücadele” adıyla yürütülen operasyonların uluslararası verilerde karşılık bulmadığını belirterek, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi’nde ülkenin puanının son yıllarda gerilediğine dikkati çekti.</p>

<p>Özgür Karabat, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, Türkiye’de “yolsuzlukla mücadele” adı altında yürütülen operasyonların uluslararası verilerle örtüşmediğini belirtti.</p>

<h3><strong>TÜRKİYE EN HIZLI GERİLEYEN ÜLKELERDEN</strong></h3>

<p>Karabat, “Yolsuzluk iftirasına dünyada inanan yok, işte gerçek veriler” başlıklı açıklamasında şunları kaydetti:</p>

<p>“Türkiye’de son bir yıldır ‘yolsuzlukla mücadele’ başlığı altında özellikle CHP’li belediyelere yönelik çok sayıda operasyon yapılıyor. Peki bu süreç uluslararası göstergelere nasıl yansıyor? Verilere bakalım. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI) verisi en temel referanslardan biri. Türkiye’nin puanı yıllardır düşüyor: 2020: 40, 2021: 38, 2022: 36, 2023: 34, 2024: 34, 2025: 31.</p>

<p>Yani son 5 yılda Türkiye toplamda 9 puan kaybetmiş durumda. Bu, aynı endekste en hızlı gerileyen ülkelerden biri olmak anlamına geliyor. 2025 verisi özellikle dikkat çekici. Türkiye 31 puana gerileyerek 182 ülke arasında 124’üncü sıraya düştü. Bu seviye, 42 olan dünya ortalamasının oldukça altında. Eğer yürütülen operasyonlar uluslararası ölçekte ‘etkili bir yolsuzlukla mücadele’ olarak algılansaydı, bunun CPI verisine en azından sınırlı bir pozitif yansıması beklenirdi. Ancak tam tersi oluyor. Operasyonların yoğunlaştığı dönemde Türkiye’nin puanı düşmeye devam ediyor. Eğer gerçekten güçlü bir yolsuzlukla mücadele yürütülüyorsa, bu neden en temel küresel endekste en ufak bir iyileşme olarak bile görünmüyor? Çünkü tüm dünya, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele edilmediğini, otoriter rejim inşası için yargı operasyonları yapıldığını biliyor.</p>

<h3><strong>TRUMP VE BARRACK'IN EMİRLERİYLE TASFİYE</strong></h3>

<p>19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan süreçte çok sayıda belediyeye operasyon yapıldı. Ancak bu süreç, uluslararası göstergelerde yolsuzlukla mücadelede iyileşme olarak yansımıyor. Tüm dünya Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanının yargı ile esir alındığını görüyor. Bir ülkede yolsuzlukla mücadele gerçekten etkiliyse, bunun en temel çıktılarından biri neden uluslararası güven endekslerine yansımıyor? Çünkü Türkiye’de esas yapılan, Trump ve Tom Barrack’ın emirleri altında demokrasinin tasfiye edilmesidir. Sadece yolsuzlukta değil, diğer pek çok alanda da AKP Türkiye’yi dünyada dibe çekmektedir: Türkiye dünyadaki araştırmalarda artık demokrasi değil, seçimli otoriter sistem olarak da bilinen ‘Hibrit rejim’ kategorisinde yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>SEFALET ENDEKSİNDE 5'İNCİ SIRADAYIZ</strong></h3>

<p>Türkiye ayrıca, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118. sırada. Sefalet Endeksi’nde dünyada 5’inci sırada. Temel Haklar kategorisinde 143 ülke arasında 134. sırada. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içinde 159. sırada.</p>

<p>Toplumsal desteğini kaybeden AKP, kurduğu yargı cuntası ile muhalefeti sindirmek ve tüm bu gerçekleri gizlemeye çalışmaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar güneş balçıkla sıvanmaz. Halkımız bunların hesabını eninde sonunda sorar.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-karabat-verilerle-ortaya-koydu-yolsuzluk-iftirasina-dunyada-inanan-yok</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/305990.jpeg" type="image/jpeg" length="48222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okulda 10 kişiyi öldüren saldırganın babasının ifadesi ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/okulda-10-kisiyi-olduren-saldirganin-babasinin-ifadesi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/okulda-10-kisiyi-olduren-saldirganin-babasinin-ifadesi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta dün okula saldırı gerçekleştiren ve 10 kişiyi öldüren İ.A.M'nin tutuklanan polis babası Uğur M.'nin verdiği ifade ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesine saldırı düzenleyen ve 9'u çocuk 10 kişinin can kaybının yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleştirdiği saldırıyı gerçekleşen 8'inci sınıf öğrencisi İ.A.M.'nin polis olan babası Uğur M. önce gözaltına alındı, ardından tutuklandı.</p>

<p>Uğur M.'nin emniyette verdiği ifade ortaya çıktı.</p>

<h2><strong>'PSİKOLOG TAKİP EDİLMELİ DEDİ'</strong></h2>

<p>Yeni Şafak'ta yer alan habere göre oğlunun psikolojik sıkıntıları olduğunu söyleyen baba, "Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktadır. Oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durum olmadığını oğlum çok zeki olduğunu söylediler, yaklaşık 2 aydır evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa oğlumu götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir dedi' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'SİLAH NAMUSTUR' DEDİM</strong></h2>

<p>Oğlunun silah kullanmaya olan merakını olduğunu söyleyen baba, oğlunu poligona götürüp silahla atış yaptırdığını söyleyerek şöyle konuştu:</p>

<p>''Yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını kendisine ne zaman yaptıracağımı sordu, yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifoniyerin üzerine bırakmıştım oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım, kendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim, yine kendisine emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim, bu söylemimdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti, ileride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana Amerika’da herkes silah alabiliyor dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimin eline silah alabileceğini taşıyabileceğini söyledim, oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi, bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe ya da cuma gerçekleşmiş olabilir.</p>

<h2><strong>'BİRLİKTE ATIŞ YAPTIK'</strong></h2>

<p>"Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım, oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını hedef alınarak atış yapılacağını söyledim, ben de oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti, fotoğrafları daha sonra Whatsapp üzerinden oğlum İsa'ya gönderdim.''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oğlunun çevrim içi oyun oynadığını anlatan baba, ''Oğlum interaktif (konuşmalı-çevrimiçi) oyunlar oynardı, odasına girdiğimde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi, biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p>

<p>Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda 14 yaşındaki bir öğrencinin düzenlediği silahlı saldırıda 8’i öğrenci, 1’i öğretmen olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştı.</p>

<p>Saldırganın babasına ait silahları kullandığı, saldırının ardından öldüğü açıklanmıştı.</p>

<p>Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatılmış, çok sayıda müfettiş ve savcı görevlendirilmiş, saldırganın anne ve babası gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Kentte eğitime 2 gün ara verilirken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından saldırıya ilişkin yayın yasağı getirilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/okulda-10-kisiyi-olduren-saldirganin-babasinin-ifadesi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/188826jpg.webp" type="image/jpeg" length="32739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den 80 il başkanıyla 4 saatlik kritik zirve]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-80-il-baskaniyla-4-saatlik-kritik-zirve</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-80-il-baskaniyla-4-saatlik-kritik-zirve" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un tutuklanmasının ardından partinin 80 il başkanına çağrı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün genel merkezde düzenlenen olağan İl Başkanları Toplantısı başkanlığına katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font><font><font><font>CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un önceki pazar günü tutuklanmasının ardından Genel Başkan Özgür Özel, partinin 80 il başkanından Ankara'ya gelmelerini istedi. Özel, bugün partinin haftalık grup toplantısının ardından CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen İl Başkanları Toplantısı başkanlığına katıldı. Saat 16.00 itibarıyla basına kapalı olarak başlayan toplantı, yaklaşık dört saat ileri sürdü. Toplantıda Özel'e Yurt İçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin grubu yaptı. Toplantıya ayrıca Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın da katıldı.</font></font></font></font></p>

<p><font><font><font><font>Özel, CHP'ye yönelik olarak bir yıl boyunca devam eden operasyonlara partinin yol haritasını belirlemek üzere, il başkanlarından görüş ve öneri aldı. İl başkanlarını tek dinleyen ve notlar alan Özel, toplantı boyunca devam eden konuşmasında kaydedilen notlara ilişkin yanıtlar verdi.</font></font></font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font><font><font><font>Özel, yarın saat 11.00'de ise partisinin Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) toplayacak. Burada partiye yönelik devam eden operasyonlara ilişkin yeni yol haritalarının başkanlardan alınan görüşler ve önerilerle şekillenmesi bekleniyor.</font></font></font></font></p>

<p><font><font><font><font>Toplantıdan çıkan sonuç raporlamasının tüm il başkanları tarafından eş zamanlı olarak kendi illerinde açıklanacağı öğrenildi.</font></font></font></font></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ozgur-ozelden-80-il-baskaniyla-4-saatlik-kritik-zirve</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/188647jpg.webp" type="image/jpeg" length="35259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu: Devleti yeniden ayağa kaldırmak için her bedeli ödemeye hazırız]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/devleti-yeniden-ayaga-kaldirmak-icin-her-bedeli-odemeye-haziriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/devleti-yeniden-ayaga-kaldirmak-icin-her-bedeli-odemeye-haziriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu yaptığı paylaşımda adalet talebinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İBB Davası devam ederken CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye’de gazetecilerden, depremzedelere, Sinan Ateş cinayetinden, emeklilerin haklarına ilişkin eylemlerin ve haberlerin yer aldığı bir video paylaştı.</p>

<p>İmamoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Adalet devletin temelidir. Bugün o temel çürütülmüştür ve milletimizin üzerine yıkılmaktadır. Memleketin her köşesinden “adalet istiyoruz” haykırışları yükselmektedir” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İmamoğlu’nun paylaşımı şöyle:</strong></p>

<p><em>Adalet devletin temelidir. Bugün o temel çürütülmüştür ve milletimizin üzerine yıkılmaktadır. Memleketin her köşesinden “adalet istiyoruz” haykırışları yükselmektedir.</em></p>

<p><em>Adalete güvenmeyenlerin oranının %85 olduğu bir ülkede ne ekonomi düzelir ne de iç cephede tahkimat olur.</em></p>

<p><em>Milletimizin gözyaşlarını dindirmek, devleti adaletle yeniden ayağa kaldırmak için her bedeli ödemeye hazırız.</em></p>

<p><em>Millet kazanacak, herkes rahat bir nefes alacak.</em></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/devleti-yeniden-ayaga-kaldirmak-icin-her-bedeli-odemeye-haziriz</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187808.jpg" type="image/jpeg" length="13759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'den ortak açıklama: 1 Mayıs'ta Taksim'deyiz]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/disk-kesk-tmmob-ve-ttbden-ortak-aciklama-1-mayista-taksimdeyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/disk-kesk-tmmob-ve-ttbden-ortak-aciklama-1-mayista-taksimdeyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yaptıkları ortak açıklama ile 1 Mayıs'ın nerelerde kutlanacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 2026 yılı 1 Mayıs programını ortak bir açıklamayla açıkladı.</p>

<p>Sendikalar ve meslek örgütleri adına açıklamayı yapan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, gerçek bir demokrasi için halkı Türkiye'nin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında birleşmeye çağırdı.</p>

<p>4 kurumun 1 Mayıs'ı birlikte örgütledikleri bütün bileşenler olarak 2026 1 Mayıs'ı için çalışmalarını başlattıklarını kaydeden Çerkezoğlu, tüm illerde gerekli başvuruları yaptıklarını vurguladı.</p>

<h2>İSTANBUL'DA ADRES: TAKSİM</h2>

<p>"İstanbul'da 1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı'dır" diyen Çerkezoğlu, DİSK olarak 1 Mayıs'ı Taksim Meydanı'nda kutlamak için 25 Mart'ta İstanbul Valiliği'ne resmi başvuru yaptıklarını kaydetti. Çerkezoğlu, diğer iller için de gerekli adımları attıklarını belirtirken, İstanbul için yaptıkları başvurunun Valilik tarafından henüz sonuçlandırılmadığını söyledi.</p>

<h2><strong>İL İL KUTLAMA ALANLARI</strong></h2>

<p>DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, başvurusu yapılan ve 1 Mayıs'ın kutlanacağı diğer illerdeki meydanları ise şu şekilde sıraladı:</p>

<p>Ankara: Tandoğan Meydanı</p>

<p>İzmir: Gündoğdu Meydanı</p>

<p>Antalya: Cumhuriyet Meydanı</p>

<p>Mersin: Cumhuriyet Meydanı</p>

<p>Adana: Uğur Mumcu Meydanı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun: Cumhuriyet Meydanı</p>

<p>Kayseri: Mimar Sinan Parkı</p>

<p>Eskişehir: Cumhuriyet Meydanı</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/disk-kesk-tmmob-ve-ttbden-ortak-aciklama-1-mayista-taksimdeyiz</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187821jpg.webp" type="image/jpeg" length="42383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Silivri’de Ekrem İmamoğlu için kurulan temsili hücre yıkıldı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/silivride-ekrem-imamoglu-icin-kurulan-temsili-hucre-yikildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/silivride-ekrem-imamoglu-icin-kurulan-temsili-hucre-yikildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun kaldığı koşulları simgeleyen "temsilî hücre" yıkıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için bir direniş sembolü olarak Silivri'deki Dayanışma Evi'nde kurulan temsilî hücre, yıkıldı. Sosyal medya platformu X üzerinden paylaşılan görüntülerde, İmamoğlu'nun cezaevindeki yaşam alanını birebir yansıtan yapının söküldüğü, alanın tahta parçaları ve döküntülerle dolduğu görüldü.</p>

<p>Yıkım işleminin hangi resmî karara dayandığı ve hangi kurum tarafından gerçekleştirildiği konusunda yetkili makamlar henüz bir açıklama yapmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmamoğlu davası öncesi Silivri'de temsili hücre kuruldu İmamoğlu davası öncesi Silivri'de temsili hücre kuruldu</p>

<h2><strong>12 METREKARELİK HÜCRENİN AYRINTILARI</strong></h2>

<p>Yıkılan temsilî hücre, İmamoğlu'nun bir yıldır içinde tutulduğu fiziksel koşulları kamuoyuna göstermek amacıyla birebir ölçülerde inşa edilmişti. 12 metrekarelik kapalı yaşam alanı ve 24 metrekarelik havalandırma (yürüyüş) alanından oluşan yapıda şu detaylar yer alıyordu:</p>

<p>Yalnızca bir yatak, bir masa ve bir sandalye.</p>

<p>Dış dünyayla tek iletişim aracı olan 37 ekran tüplü bir televizyon.</p>

<p>Duvarda bir Mustafa Kemal Atatürk portresi ve İmamoğlu'nun cezaevindeki bir açık görüş sırasında ailesiyle çektirdiği fotoğraf.</p>

<p>Ziyarete açıldığı dönemde yoğun ilgi gören bu yapı, İmamoğlu'nun hayatını idame ettirdiği koşulları yerinde görmeye gelen binlerce vatandaşı ağırlamıştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/silivride-ekrem-imamoglu-icin-kurulan-temsili-hucre-yikildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187858jpg.webp" type="image/jpeg" length="62714"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayşe Ateş: Sinan'ı katledenleri koruyan güç artık pamuk ipliğine bağlı]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ayse-ates-sinani-katledenleri-koruyan-guc-artik-pamuk-ipligine-bagli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ayse-ates-sinani-katledenleri-koruyan-guc-artik-pamuk-ipligine-bagli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, son dönemde MHP'de yaşanan gelişmeler sonrası açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP, bugünlerde İstanbul il örgütünün feshedilmesi ve İzzet Ulvi Yönter’in görevinden istifasıyla gündemdeyken, 2022’de silahlı saldırı sonucu öldürülen Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, dikakt çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<h2><strong>'ONLARI KORUYAN GÜCÜN...'</strong></h2>

<p><em><strong>Yeniçağ Genel Yayın Yönetmeni Berna Can</strong></em>’a konuşan Ayşe Ateş, “Süreç bekledikleri gibi ilerlemedi. Evet, ellerinde tasmayla meydan okudular ama nihayetinde boynunda tasmayla gezen, Sinan'ı katledenler oldu. Derler ya ‘Kurdun boynuna tasma geçmez, geçerse itin boynuna geçer.’ Onları koruyan gücün artık pamuk ipliğine bağlı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İpin kopuşunu da zaman içerisinde müşahede edeceğiz” dedi.</p>

<h2><strong>'BU İŞ ÇOK UZADI DİYORDUM'</strong></h2>

<p>“Bugün İzzet Ulvi Yönter'in kamuoyuna yansıyan, MHP'den dışlanma hadisesinin mazisi eski” diyen Ateş, şöyle devam etti: “Ankara'da geçtiğimiz aylarda yaşanan bazı olaylar var. O olayları da içine alan bir sosyal medya paylaşımım olmuştu. Beklediğim bir durumdu. Ne zaman olacağını öngörememekle birlikte son dönemde kendi kendime, ‘Bu iş çok uzadı’ diyordum.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SİNAN ATEŞ'İN ÖLDÜRÜLMESİ</strong></p>

<p>Sinan Ateş, 30 Aralık 2022 tarihinde; akrabası Selman Bozkurt ile Çankaya'nın Kızılırmak Mahallesi'ndeki 1456. Sokak'ta, bir aracın arkasına saklanmış Eray Özyağcı'nın silahlı saldırısına uğradı. Özyağcı tarafından sıkılan bir mermi Bozkurt'a, beş mermi ise Ateş'e isabet etti. Bozkurt omzundan yaralandı, Ateş ise ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.</p>

<p>Ölümü, MHP ve Ülkü Ocakları ile yakından ilişkilendirildi; olaya ilişkin soruşturma kapsamında MHP Yöneticisi Emre Yüksel, eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş ve iki polis tutuklandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ayse-ates-sinani-katledenleri-koruyan-guc-artik-pamuk-ipligine-bagli</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187864.jpg" type="image/jpeg" length="73653"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Davası 18. gününde]]></title>
      <link>https://www.yurttansesler.org/ibb-davasi-18-gununde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yurttansesler.org/ibb-davasi-18-gununde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Davası 18. gününde devam ediyor. Bugün yapılan duruşmada İBB'deki veri sızıntısı eylemlerine ilişkin savunmalar yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İBB Davası’nın 18. celsesi Silivri’de görülmeye devam ediyor.</p>

<p>Beyoğlu davasının birleştirilmesiyle, tutuklu sanık sayısının 92'ye, toplam sanık sayısının ise 414'e yükseldi.</p>

<p>Dün 4 kişinin savunması tamamlanmıştı. Dünkü oturumda İBB HANEM uygulamasına ilişkin Eylem 13 kapsamındaki isimler savunma yaptı. Bugün de aynı çerçevede devam edilecek ve veri sızıntısına ilişkin iddialara yanıt verilecek.</p>

<p><strong>DURUŞMADA YAŞANANLAR</strong></p>

<h2><strong>17.00 - YUSUF UTKU ŞAHİN'İN SAVUNMASI: POLİSLER BİLE ŞAŞIRDI</strong></h2>

<p>Reklam İstanbul çalışanı Yusuf Utku Şahin kürsüye çıktı ve savunmasına başladı.</p>

<p>"Ben hep özel şirkette çalıştım, İBB bünyesinde hiç çalışmadım. Herhangi bir kamu kurumu, ihale süreci ya da idari yapılanmayla bir ilgim veya görevim olmamıştır. Dosyada adı geçen birçok yapı ve kavramı ilk kez emniyette tarafıma yöneltilen sorular sayesinde duydum. Soruların büyük bir kısmına bu nedenle “bilmiyorum” şeklinde cevap vermek zorunda kaldım. Zira gerçekten bilgim ve bağlantım bulunmamaktadır.</p>

<p>Hatta bu durum o kadar açıktı ki, soruları yönelten polis memurları dahi zaman zaman şaşırmış, “acaba yanlış sorular mı yöneltildi” şeklinde kendi aralarında değerlendirmede bulunmuşlardır.</p>

<p>Benim herhangi bir iş yerimde kullanılan bilgisayar, telefon veya dijital materyallere de el konulmamıştır. Çünkü ben, yaptığım işin tamamen şeffaf ve teknik bir iş olduğunu bildiğim için, gerektiğinde her türlü incelemeye açık olduğumu baştan itibaren ifade ettim.</p>

<p>Dosyada geçen “iletişim çadırı” gibi ifadeleri de ilk kez burada duydum. Bu kavramın ne olduğunu dahi bilmiyordum. Ancak sonrasında bunun teknik olarak bir veri merkezi veya reklam analiz altyapısına benzetildiğini anladım."</p>

<h2><strong>14.30 - AYKUT ERDOĞDU'DAN İKTİDARA YAKIN BASINA CEVAP</strong></h2>

<p><strong>Aykut Erdoğdu:</strong> Söz verdiğiniz için çok teşekkür ederim Sayın Başkan. Duruşma tutanaklarI şu açıdan önemli. Ben mesela burada ifade verdiğimde, Savcı Bey’in veya sizin… Cevap veremediğim bir soru oldu mu? Olmadı. Manşetten şu bilgi girdi: “Aykut Erdoğdu sorulara cevap veremedi!” Oysa ki duruşma tutanağı olsaydı…</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> Aykut Bey, o SEGBİS kısmını sanırım yükledik herhalde şimdi sistemde olması lazım.</p>

<p><strong>Aykut Erdoğdu:</strong> Şunu söylemek istiyorum. Günübirlik… Bu önemli…</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> O şimdi o zabıttan alınan bir husus değil. Basın…</p>

<p><strong>Aykut Erdoğdu:</strong> Anladım. Sadece şunu anlatmak istiyorum Sayın Başkan: Bizi korumak için -bu Türkiye'nin en önemli davası- gerekli zabıt kâtibi sayısı hemen arttırılarak, günübirlik yüklerseniz, bizi bu iftiralara karşı… Sadece benim sorunum değil. Bir sürü arkadaşta var. Bir de son; bütün televizyon kanallarının birçoğu, Sabah… “Aykut Erdoğdu, yemekler konusunda yalan söyledi. Yemek veriliyordu” diye. Günah, bize günah. Şu güne kadar yemek veriliyor muydu bize? Dün Sayın Başsavcı geldi, yemek verildi.</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> Evet. Teşekkür ederiz.</p>

<h2><strong>GAZETECİLERİN DURUMU TARTIŞILDI: TURKUAZ AYRIMIM YOK</strong></h2>

<p>İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz'ın avukatlarından Hüseyin Ersöz söz aldı ve dava süresince yaşanan bazı sıkıntıları aktardı</p>

<p>Ersöz, "UYAP'ta hiç duruşma tutanağı görmedik sayın hakim. Hangi kararlar alındı ve neler konuşuldu bilmiyoruz... Elimizde evrak yok.. Ekran yok. Bizler notlar alıyoruz ama dosyada görmek istiyoruz. Gazetecilerin dışarı çıkarılması için karar aldınız, görmedik. Kararları sözle uyguluyorsunuz biz kararları görmüyoruz. İtirazlar tutanağa geçirildi mi bilmiyoruz.. Ekrem İmamoğlu'na savcının dün sormuş olduğu soru var. Savcı usul kurallarıyla bağdaşmayacak şekilde söz aldı. Bizim mikrofonlarımız kapalıydı. Duruşmanın yönetimi sizde hakim bey" dedi.</p>

<p>Bu konuşmanın ardından duruşmanın hakimi şunları söyledi: Biz gazeteciler için bir karar vermedik. İlk gün belirlenen düzen üzerinden gidiyoruz. Bizim verdiğimiz bir karar yok, hatta yardımcı olduk.</p>

<p>Gazeteciler açısından sorunun devam ettiği, turkuaz kart talep edildiği hatırlatması üzerine hakim "<strong>Benim turkuaz ayrımım yok dedi. UYAP'ta evrak eksikliği personel yetersizliğinden kaynaklanıyor, büyük dosyalarda böyle sorunlar olabiliyor. Celse olarak tüm talepleri not aldım, zaptı kapatırken bunları karara bağlayacağım</strong>" dedi.</p>

<h2>12.00 - ULAŞ YILMAZ SAVUNMA YAPTI</h2>

<p>Orhan Gazi Erdoğan'ın ardından İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz kürsüye çıktı. Yılmaz savunmasında şunları söyledi:</p>

<p>Benim burada olmam, altı aya yakındır hapiste olmam, Hukuk Güvenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Özgürlüğümden mahrum bırakılmamın tek nedeni özensiz bir soruşturma, varsayımlara dayalı bir iddianamedir. Ailemden, sevdiklerimden, 2,5 yaşındaki kızımdan uzak bırakılmak vicdana sığmamaktadır. Bana en çok ihtiyaç olduğu bir zamanda kızıma babalık yapamamak bir zulüm, manevi bir işkencedir. Peki ben neden işimden ve ailemden ayrıldım? Günlerce tahtakuruları dolu, pislik içinde yerlerde bekletildim? Aylarca cezaevinde yer yatağında yattım? Neden 28 kişilik koğuşta 55 kişi dip dibe kaldım? 10 metrekarede 10 kişinin neredeyse üst üste yaşadığı, leğende çamaşır yıkadığı, 55 kişi aynı tuvaleti, banyoyu kullandığı bir yerde hangi gerekçeyle tutuldum?</p>

<p>Ben neden sadece haftada 10 dakika telefonla ailemle görüşebiliyorum? Büyümekte olan kızımla 1 dakika daha geçirmek için neden onlarca dilekçe vermek zorunda bırakılıyorum? İçinde bulunduğumuz durumda, bu soruların hiçbirinin ikna edici bir yanıtı olamadığını biliyorum.</p>

<p>Altı aya yaklaşan esaretin telafisinin mümkün olmadığının ben de herkes gibi farkındayım. Hakkımdaki mesnetsiz isnatlara karşı yaptığım savunmalar göz önüne alınarak, adaletin tecelli etmesini; Adil Yargılanma Hakkı ve Hukuk Devleti ilkesinin hukuk kitaplarında yazılı kavramlardan ibaret kalmamasını istiyorum. Aileme ve işime kavuşmayı diliyorum. Bu çerçevede tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.</p>

<h2><strong>KOĞUŞTA 2 KİŞİ ÖLDÜ</strong></h2>

<p>Bizim bölümde 2 kişi öldü. Birisi gripten öldü eşyalarını çöp poşeti ile verdiler. Diğeri elimde öldü kalp krizinden. Biz bunları neden yaşıyoruz? Bu bize ne öğretecek ben o kadar dil öğrendim kamuda çalıştım. Bu soruların hiçbir cevabı yok. Eşime, kızıma kavuşmak istiyorum. Bu durum çok ağrıma gidiyor umarım sizin başınıza gelmez.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan, Eylem 13 kapsamında Dijital Yayın Koordinatörü Ulaş Yılmaz’a soru sordu. Özkan’ın odağı ‘casusluk’ iddialarının merkezindeki Hüseyin Gün oldu.</p>

<p>Necati Özkan: Hüseyin Gün’ü tanıdınız mı?</p>

<p>Ulaş Yılmaz: Sizinle birlikte bir sunuma katılmıştık. Hüseyin Gün’ü orada gördüm.</p>

<p>Necati Özkan: O sunum neydi?</p>

<p>Ulaş Yılmaz: Sosyal medya takibine ilişkindi. Hüseyin Bey de bir tarama takip programından bahsetti. Türkiye’de neredeyse tüm bakanlıklar bu tarz programlar kullanır. Sosyal medyada analiz çıkartan bir program. Hüseyin Bey ‘lokalde sorunları yakalayabilir miyiz, örneğin Silivri’nin en çok dile getirilen sorunu nedir?’ Gi bir sunum yaptı. Ancak sunumu çok mantıklı gelmedi.</p>

<p>Necati Özkan: yani Hüseyin Gün bir proje satmak istedi doğru mu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ulaş Yılmaz: Evet, kanaatimi de olumsuz olarak bildirdim. Beyefendinin de üslubu da çok üstenciydi. Sunduğu şey de kaba tabirle çok ‘tırttı’. Çok amatördü. Türkiye’de bunu çok daha ucuz şekilde yapacak şirketler var demiştim. Zaten İBB’de veri var. Zaten 153’e şikayetini bildiren insanlar var.</p>

<p>Necati Özkan: Yani kaba tabirle bizim ‘sepetlediğimiz’ beyefendi örgüt Yöneticisi olarak buraya oturtuldu değil mi?</p>

<p>Ulaş Yılmaz: Evet</p>

<h2><strong>10.45 - ORGAN GAZİ ERDOĞAN SAVUNMA YAPTI</strong></h2>

<p>Bugün ilk olarak sözü Orhan Gazi Erdoğan aldı. Erdoğan'ın savunması şöyle:</p>

<p>Sayın Başkanım, olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla 5 ayı aşkın bir süredir, 6. aya girecek şekilde dört duvar arasında günlerimi geçiriyorum. Tabii bu 5-6 ay dışarıda çok fazla anlam ifade etmeyebilir; ancak dört duvar arasında, özellikle belli bir yaştan sonra, buradaki 5 ay dışarıdaki 15 aya, 6 ay ise 18 aya tekabül ediyor.</p>

<p>Yani ömrünüzden bunun 3 katı gidiyor. Dışarıda yapmak istediğim birçok şey var. Bu olaylar yaşanmadan önce planladığımız en yakın tarih, evladımın nikahıydı. "Bu ay çıkarsın, öbür ay çıkarsın" diyerek bu tarihi sürekli ertelemek zorunda kalıyoruz. Bu tarihi alabilmek için sizin kararınızı beklemeye devam ediyorum.</p>

<p>Neticede tahliyemi ve sonrasında beraatimi talep ediyorum. Sanırım Türkiye'de iddianamesi en kısa sürede hazırlanan kişi de benim. 7 Kasım'da tutuklandım, 11 Kasım'da iddianame çıktı. Avukatım iddianameyi getirdiğinde orada "ikrar" ibaresini görünce şok oldum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.yurttansesler.org/ibb-davasi-18-gununde</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 19:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yurttanseslerorg.teimg.com/crop/1280x720/yurttansesler-org/uploads/2026/04/187823jpg.webp" type="image/jpeg" length="75316"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
