Gündem

İBB Davası 18. gününde

İBB Davası 18. gününde devam ediyor. Bugün yapılan duruşmada İBB'deki veri sızıntısı eylemlerine ilişkin savunmalar yapıldı.

İBB Davası’nın 18. celsesi Silivri’de görülmeye devam ediyor.

Beyoğlu davasının birleştirilmesiyle, tutuklu sanık sayısının 92'ye, toplam sanık sayısının ise 414'e yükseldi.

Dün 4 kişinin savunması tamamlanmıştı. Dünkü oturumda İBB HANEM uygulamasına ilişkin Eylem 13 kapsamındaki isimler savunma yaptı. Bugün de aynı çerçevede devam edilecek ve veri sızıntısına ilişkin iddialara yanıt verilecek.

DURUŞMADA YAŞANANLAR

17.00 - YUSUF UTKU ŞAHİN'İN SAVUNMASI: POLİSLER BİLE ŞAŞIRDI

Reklam İstanbul çalışanı Yusuf Utku Şahin kürsüye çıktı ve savunmasına başladı.

"Ben hep özel şirkette çalıştım, İBB bünyesinde hiç çalışmadım. Herhangi bir kamu kurumu, ihale süreci ya da idari yapılanmayla bir ilgim veya görevim olmamıştır. Dosyada adı geçen birçok yapı ve kavramı ilk kez emniyette tarafıma yöneltilen sorular sayesinde duydum. Soruların büyük bir kısmına bu nedenle “bilmiyorum” şeklinde cevap vermek zorunda kaldım. Zira gerçekten bilgim ve bağlantım bulunmamaktadır.

Hatta bu durum o kadar açıktı ki, soruları yönelten polis memurları dahi zaman zaman şaşırmış, “acaba yanlış sorular mı yöneltildi” şeklinde kendi aralarında değerlendirmede bulunmuşlardır.

Benim herhangi bir iş yerimde kullanılan bilgisayar, telefon veya dijital materyallere de el konulmamıştır. Çünkü ben, yaptığım işin tamamen şeffaf ve teknik bir iş olduğunu bildiğim için, gerektiğinde her türlü incelemeye açık olduğumu baştan itibaren ifade ettim.

Dosyada geçen “iletişim çadırı” gibi ifadeleri de ilk kez burada duydum. Bu kavramın ne olduğunu dahi bilmiyordum. Ancak sonrasında bunun teknik olarak bir veri merkezi veya reklam analiz altyapısına benzetildiğini anladım."

14.30 - AYKUT ERDOĞDU'DAN İKTİDARA YAKIN BASINA CEVAP

Aykut Erdoğdu: Söz verdiğiniz için çok teşekkür ederim Sayın Başkan. Duruşma tutanaklarI şu açıdan önemli. Ben mesela burada ifade verdiğimde, Savcı Bey’in veya sizin… Cevap veremediğim bir soru oldu mu? Olmadı. Manşetten şu bilgi girdi: “Aykut Erdoğdu sorulara cevap veremedi!” Oysa ki duruşma tutanağı olsaydı…

Mahkeme Başkanı: Aykut Bey, o SEGBİS kısmını sanırım yükledik herhalde şimdi sistemde olması lazım.

Aykut Erdoğdu: Şunu söylemek istiyorum. Günübirlik… Bu önemli…

Mahkeme Başkanı: O şimdi o zabıttan alınan bir husus değil. Basın…

Aykut Erdoğdu: Anladım. Sadece şunu anlatmak istiyorum Sayın Başkan: Bizi korumak için -bu Türkiye'nin en önemli davası- gerekli zabıt kâtibi sayısı hemen arttırılarak, günübirlik yüklerseniz, bizi bu iftiralara karşı… Sadece benim sorunum değil. Bir sürü arkadaşta var. Bir de son; bütün televizyon kanallarının birçoğu, Sabah… “Aykut Erdoğdu, yemekler konusunda yalan söyledi. Yemek veriliyordu” diye. Günah, bize günah. Şu güne kadar yemek veriliyor muydu bize? Dün Sayın Başsavcı geldi, yemek verildi.

Mahkeme Başkanı: Evet. Teşekkür ederiz.

GAZETECİLERİN DURUMU TARTIŞILDI: TURKUAZ AYRIMIM YOK

İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz'ın avukatlarından Hüseyin Ersöz söz aldı ve dava süresince yaşanan bazı sıkıntıları aktardı

Ersöz, "UYAP'ta hiç duruşma tutanağı görmedik sayın hakim. Hangi kararlar alındı ve neler konuşuldu bilmiyoruz... Elimizde evrak yok.. Ekran yok. Bizler notlar alıyoruz ama dosyada görmek istiyoruz. Gazetecilerin dışarı çıkarılması için karar aldınız, görmedik. Kararları sözle uyguluyorsunuz biz kararları görmüyoruz. İtirazlar tutanağa geçirildi mi bilmiyoruz.. Ekrem İmamoğlu'na savcının dün sormuş olduğu soru var. Savcı usul kurallarıyla bağdaşmayacak şekilde söz aldı. Bizim mikrofonlarımız kapalıydı. Duruşmanın yönetimi sizde hakim bey" dedi.

Bu konuşmanın ardından duruşmanın hakimi şunları söyledi: Biz gazeteciler için bir karar vermedik. İlk gün belirlenen düzen üzerinden gidiyoruz. Bizim verdiğimiz bir karar yok, hatta yardımcı olduk.

Gazeteciler açısından sorunun devam ettiği, turkuaz kart talep edildiği hatırlatması üzerine hakim "Benim turkuaz ayrımım yok dedi. UYAP'ta evrak eksikliği personel yetersizliğinden kaynaklanıyor, büyük dosyalarda böyle sorunlar olabiliyor. Celse olarak tüm talepleri not aldım, zaptı kapatırken bunları karara bağlayacağım" dedi.

12.00 - ULAŞ YILMAZ SAVUNMA YAPTI

Orhan Gazi Erdoğan'ın ardından İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz kürsüye çıktı. Yılmaz savunmasında şunları söyledi:

Benim burada olmam, altı aya yakındır hapiste olmam, Hukuk Güvenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Özgürlüğümden mahrum bırakılmamın tek nedeni özensiz bir soruşturma, varsayımlara dayalı bir iddianamedir. Ailemden, sevdiklerimden, 2,5 yaşındaki kızımdan uzak bırakılmak vicdana sığmamaktadır. Bana en çok ihtiyaç olduğu bir zamanda kızıma babalık yapamamak bir zulüm, manevi bir işkencedir. Peki ben neden işimden ve ailemden ayrıldım? Günlerce tahtakuruları dolu, pislik içinde yerlerde bekletildim? Aylarca cezaevinde yer yatağında yattım? Neden 28 kişilik koğuşta 55 kişi dip dibe kaldım? 10 metrekarede 10 kişinin neredeyse üst üste yaşadığı, leğende çamaşır yıkadığı, 55 kişi aynı tuvaleti, banyoyu kullandığı bir yerde hangi gerekçeyle tutuldum?

Ben neden sadece haftada 10 dakika telefonla ailemle görüşebiliyorum? Büyümekte olan kızımla 1 dakika daha geçirmek için neden onlarca dilekçe vermek zorunda bırakılıyorum? İçinde bulunduğumuz durumda, bu soruların hiçbirinin ikna edici bir yanıtı olamadığını biliyorum.

Altı aya yaklaşan esaretin telafisinin mümkün olmadığının ben de herkes gibi farkındayım. Hakkımdaki mesnetsiz isnatlara karşı yaptığım savunmalar göz önüne alınarak, adaletin tecelli etmesini; Adil Yargılanma Hakkı ve Hukuk Devleti ilkesinin hukuk kitaplarında yazılı kavramlardan ibaret kalmamasını istiyorum. Aileme ve işime kavuşmayı diliyorum. Bu çerçevede tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.

KOĞUŞTA 2 KİŞİ ÖLDÜ

Bizim bölümde 2 kişi öldü. Birisi gripten öldü eşyalarını çöp poşeti ile verdiler. Diğeri elimde öldü kalp krizinden. Biz bunları neden yaşıyoruz? Bu bize ne öğretecek ben o kadar dil öğrendim kamuda çalıştım. Bu soruların hiçbir cevabı yok. Eşime, kızıma kavuşmak istiyorum. Bu durum çok ağrıma gidiyor umarım sizin başınıza gelmez.

Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan, Eylem 13 kapsamında Dijital Yayın Koordinatörü Ulaş Yılmaz’a soru sordu. Özkan’ın odağı ‘casusluk’ iddialarının merkezindeki Hüseyin Gün oldu.

Necati Özkan: Hüseyin Gün’ü tanıdınız mı?

Ulaş Yılmaz: Sizinle birlikte bir sunuma katılmıştık. Hüseyin Gün’ü orada gördüm.

Necati Özkan: O sunum neydi?

Ulaş Yılmaz: Sosyal medya takibine ilişkindi. Hüseyin Bey de bir tarama takip programından bahsetti. Türkiye’de neredeyse tüm bakanlıklar bu tarz programlar kullanır. Sosyal medyada analiz çıkartan bir program. Hüseyin Bey ‘lokalde sorunları yakalayabilir miyiz, örneğin Silivri’nin en çok dile getirilen sorunu nedir?’ Gi bir sunum yaptı. Ancak sunumu çok mantıklı gelmedi.

Necati Özkan: yani Hüseyin Gün bir proje satmak istedi doğru mu?

Ulaş Yılmaz: Evet, kanaatimi de olumsuz olarak bildirdim. Beyefendinin de üslubu da çok üstenciydi. Sunduğu şey de kaba tabirle çok ‘tırttı’. Çok amatördü. Türkiye’de bunu çok daha ucuz şekilde yapacak şirketler var demiştim. Zaten İBB’de veri var. Zaten 153’e şikayetini bildiren insanlar var.

Necati Özkan: Yani kaba tabirle bizim ‘sepetlediğimiz’ beyefendi örgüt Yöneticisi olarak buraya oturtuldu değil mi?

Ulaş Yılmaz: Evet

10.45 - ORGAN GAZİ ERDOĞAN SAVUNMA YAPTI

Bugün ilk olarak sözü Orhan Gazi Erdoğan aldı. Erdoğan'ın savunması şöyle:

Sayın Başkanım, olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla 5 ayı aşkın bir süredir, 6. aya girecek şekilde dört duvar arasında günlerimi geçiriyorum. Tabii bu 5-6 ay dışarıda çok fazla anlam ifade etmeyebilir; ancak dört duvar arasında, özellikle belli bir yaştan sonra, buradaki 5 ay dışarıdaki 15 aya, 6 ay ise 18 aya tekabül ediyor.

Yani ömrünüzden bunun 3 katı gidiyor. Dışarıda yapmak istediğim birçok şey var. Bu olaylar yaşanmadan önce planladığımız en yakın tarih, evladımın nikahıydı. "Bu ay çıkarsın, öbür ay çıkarsın" diyerek bu tarihi sürekli ertelemek zorunda kalıyoruz. Bu tarihi alabilmek için sizin kararınızı beklemeye devam ediyorum.

Neticede tahliyemi ve sonrasında beraatimi talep ediyorum. Sanırım Türkiye'de iddianamesi en kısa sürede hazırlanan kişi de benim. 7 Kasım'da tutuklandım, 11 Kasım'da iddianame çıktı. Avukatım iddianameyi getirdiğinde orada "ikrar" ibaresini görünce şok oldum.