"Lütfen Ellerinizi Kaldırır Mısınız?"

Ölüm ve yaşam arasında bir mücadele hikayesi...

Bazı kitaplar yalnızca bir dönemi anlatır. Bazıları ise dönemin içindeki insanı… İhsan Zafer'in Lütfen Ellerinizi Kaldırır mısınız? adlı kitabı, benim için ikinci gruba giriyor.
1970-1980'lerin en sert siyasal atmosferinde, idam cezasıyla yargılanan, ölümle burun buruna yaşayan insanların hikayesini okurken beni en çok etkileyen şey; silahlı eylemler ya da kaçışlar değil, bütün bunların içinde kaybolmayan insanlık oldu.
Kitabın kahramanları, dönemin en tehlikeli sayılabilecek eylemlerini gerçekleştirirken bile sivillere zarar vermemek için gösterdikleri özen, insanlara karşı nezaketlerini korumaları ve soğukkanlı davranmalarıyla dikkat çekiyor. Okur, satır aralarında yalnızca siyasi bir mücadeleyi değil, vicdanın sürekli kendini hatırlattığı bir dünyayı da görüyor.
Belki de kitabın en güçlü yanı burada yatıyor. Çünkü ölüm cezasıyla yargılanan, her sabah infaz edilme ihtimaliyle yaşayan insanların bile umut etmeye devam ettiğini görüyoruz. Umutsuzluğun en koyu anında bile küçücük bir haber, bir gülümseme ya da beklenmedik bir gelişme yeniden yaşama tutunmalarına yetiyor. Bu, kitabın bana bıraktığı en derin izlerden biri oldu.
Kitap boyunca Azmi Pat'tan söz edilirken dikkat çekici bir anlatım dili var. Büyük cümleler kurulmuyor, duygular özellikle abartılmıyor. Ama tam da bu nedenle satırların arasında tarifsiz bir hüzün dolaşıyor. Azmi Pat'ın cezaevinde yaşamına son verdiğini bilerek o bölümleri okumak, anlatılmayan duyguların ağırlığını daha da hissettiriyor. Yazar bunu açıkça söylemese de, sanki kitabın bazı sayfaları mürekkeple değil, gözyaşıyla yazılmış gibi geliyor.
Bu kitap bana bir gerçeği yeniden hatırlattı: Tarih, yalnızca mahkeme dosyalarından, gazete kupürlerinden ya da siyasi sloganlardan ibaret değildir. Tarih; korkan, umut eden, dostlarını özleyen, gülümseyen, ağlayan insanların da hikâyesidir.
İhsan Zafer'in anlattıkları, okuru tek bir düşünceye yönlendirmeye çalışmıyor. Bunun yerine, yaşanmışlıkların içinden insanın direncini, dostluğunu ve umudunu gösteriyor. Belki de bu yüzden kitap bittiğinde aklımda eylemlerden çok insanlar kaldı.
Çünkü bazen en büyük cesaret, en zor koşullarda bile insan kalabilmektir.

Not: Bu kitabın okurla buluşmasında emeği geçen başta Kadir Akın olmak üzere Mustafa Kemal Kaçaroğlu'na, Mahir Sayın'a ve Erdoğan Usta'ya saygılarımı sunuyorum. Bazen en anlamlı mücadele, yalnızca yaşananları yaşamak değil; onları unutturmamak, gelecek kuşaklara eksiksiz aktarabilmektir. Bu yönüyle Lütfen Ellerinizi Kaldırır mısınız? kitabının hazırlanmasına katkı sunan herkes, ortak hafızaya kıymetli bir iz bırakmıştır.