YENİ Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Özgür Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Türkiye’de reel sektör yatırımlarının finansal araçlara kıyasla cazibesini kaybettiğini belirterek, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi.
Karabat, 500 milyar TL ile yılda toplam 1,5 milyon araç üretim kapasitesine sahip 10 otomobil fabrikasının kurulabileceğini ve yaklaşık 50 bin kişiye istihdam sağlanabileceğini belirtirken, aynı kaynakla yıllık 40 GW üretim kapasitesine ulaşacak yaklaşık 20 güneş enerjisi teknolojileri yatırımı yapılabileceğini ifade etti.
Şirketlerin yeni fabrika ve kapasite yatırımları yerine yüksek getirili finansal araçlara yönelmesinin mevcut ekonomik düzenin sonucu olduğunu savunan Karabat; carry trade, faizgelirleri, fonlardaki fiyat hareketleri ve kayıt dışı ekonomi üzerinden yaptığı değerlendirmede, “Ekonomideki ödül-ceza sistemi tersine döndü” ifadelerini kullandı.
Karabat’ın açıklamasının tamamı şöyle:
ŞİRKETLER ÜRETİME VE FABRİKAYA DEĞİL, FAİZE YATIRIM YAPIYORLAR!
1) Ortaya saçılan fon rezaletinde de gördüğümüz üzere AKP’nin Türkiye’ye faiz, sıcak para, vurgun, sefalet dışında verecek bir şeyi kalmamıştır. AKP böyle yaparsa şirketler ne yapmasın! İbretlik verileri hep birlikte inceleyelim.
2) Türkiye'yi üretim ekonomisinden çıkarıp faiz ekonomisine çevirdiler. Üretmek zor, yatırım yapmak pahalı, sanayici olmak riskli... Ama paradan para kazanmak kolay. 50 büyük şirketin 6 aylık finansallarını inceledik. Faizden elde edilen/tahsil edilen tutar 100 milyar TL'yi aşıyor!
3) Rakamın büyüklüğüne bakın: Sadece THY'nin nakit akışında yatırım faaliyetleri altında 33,5 milyar TL alınan faiz var. Turkcell'de 7,4 milyar TL. Ereğli Demir Çelik'in finansallarında 3,1 milyar TL faiz geliri görülüyor. Petkim'de de faiz kalemi var. Fabrikası olan, uçak uçuran, iletişim hizmeti veren dev şirketlerin bilançolarında artık milyarlarca liralık faiz gelirlerini konuşuyoruz.
4) 50 şirketin faiz getirisi elde edebilecek yaklaşık 500 milyar TL finansal varlığı bulunuyor. 500 milyar TL’yi faize koymak yerine ne yapılabilirdi? En az 5 tane büyük petro-kimya tesisi kurulurdu. İnşaat döneminde 22.500 kişiye kadar istihdam sağlanırdı. Tesisler bitince de yaklaşık 1.500 kalıcı doğrudan istihdam olurdu.
5) 500 milyar TL ile 10 tane otomobil fabrikası kurulurdu. Yılda 1,5 milyon araç üretim kapasitesine sahip bu fabrikalarda 50 bine yakın insan çalışırdı.
Yıllık 40 GW üretim kapasitesine sahip 20’ye yakın güneş enerjisi teknolojileri yatırımı yapılıp, 40 binin üzerinde doğrudan istihdam sağlanabilirdi.
6) Fakat hiçbir şirket yatırım yapmak istemiyor.
Bunun sorumlusu şirketler değil, ülkeyi bu hale getiren AKP’dir. Bu ekonomik düzeni kuranlardır.
Şirket elindeki parayı elbette en yüksek getiriyi sağlayacak yerde değerlendirecek.
Bir ülkede fabrika kurmak, makine almak, kapasite artırmak yerine parayı finansal araçlarda değerlendirmek bu kadar cazip hale gelmişse, o ülkenin üretim ekonomisine ne olur?
7) AKP’nin kurduğu düzende şunlar isteniyor:
Yurt dışından para gelsin, yüksek getiriyi alsın, zamanı geldiğinde çıkıp gitsin...Carry trade yapan kazansın.Borsada, fonlarda milyarlarca liralık vurgun yapılsın.Ama fabrika kuracak, teknoloji geliştirecek, uzun vadeli yatırım yapacak sermaye aynı iştahla gelmesin.
8) Üretim yerine paradan para kazanmayı merkeze koyan bir ekonomik düzen ortaya çıktı.
Yetmedi.
Vatandaşın tasarrufları fonlara aktı. Sonra fonların içinden düşük fiili dolaşımlı hisseler, olağan dışı fiyat hareketleri, likidite sorunları çıktı.
Ve bir bakmışız ki, üst düzey AKP’li isimler bu fonlardan milyarlarca liralık vurgun yapıyor!
9) Bir tarafta carry trade yapanlar...
Bir tarafta sıcak paradan kazananlar...
Bir tarafta 100 milyar TL’yi aşan faiz geliri/tahsilatı bulunan büyük şirketler...
Bir tarafta fonların içinde servetlerini büyütenler...
Diğer tarafta maaşıyla geçinmeye, vergisini ödemeye ve üretmeye çalışan milyonlar.
Ekonomideki ödül-ceza sistemi tersine döndü.
10) Kayıt dışı ekonomi de bu çarpık düzenin başka yüzü.
Vergisini tam ödeyen, çalışanını kayıtlı istihdam eden, bütün maliyetlerini üstlenen işletme ayakta kalmaya çalışıyor. Kayıt dışına çıkan ise maliyet avantajı elde ediyor.
Sonra “Kayıt dışılık neden büyüyor?” diye soruyoruz.
Dürüst çalışanı ödüllendirmeyen bir sistem, kendi kayıt dışılığını da yaratıyor.
11) Bütün parçaları yan yana koyalım...
Faizden milyarlar kazanmak...
Carry trade...
Sıcak para...
Fon rezaleti...
Borsadaki güven kaybı...
Kayıt dışılık...
Hepsinin sonunda aynı yere geliyoruz. Türkiye’de üretmekten çok paranın etrafında pozisyon almak kazandırıyor.
12) Türkiye’nin asıl meselesi sadece enflasyon ya da faiz değil.
Üretmenin yeniden kazandırdığı bir düzen kurmak.
Sanayicinin “fabrika mı kurayım, paramı faize mi koyayım?” diye düşünmediği...
Gencin manipülatif hisselerin peşinden koşmadan emeğiyle geleceğini kurabildiği...
Tasarruf sahibinin parasını teslim ettiği kuruma güvenebildiği bir düzen.
Bunu da YENİ Parti olarak biz başaracağız.