Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2026 dönemine ilişkin açıkladığı enflasyon verileri, emek ve sendika çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor. DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve DİSK/GENEL-İŞ Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, açıklanan rakamların özellikle dar gelirli yurttaşların, işçilerin, emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik tabloyu yansıtmadığını ifade etti.
Küçük, TÜİK tarafından açıklanan aylık yüzde 1,84 ve yıllık yüzde 31,51 oranındaki enflasyonun, vatandaşın günlük yaşamında karşı karşıya kaldığı fiyat artışlarıyla örtüşmediğini savundu.
“Rakamlar değil, halkın mutfağı gerçeği gösteriyor”
Küçük yaptığı değerlendirmede, enflasyonun yalnızca istatistik tablolarından ibaret olmadığını belirterek, ekonomik tablonun en somut göstergesinin halkın mutfağında ve pazar filesinde görüldüğünü söyledi.
Küçük, “Bugün Türkiye’de milyonlarca insan ay sonunu getirebilmek için hesabını kitabını yapmak zorunda kalıyor. Markette temel gıda ürünlerinin fiyatı sürekli değişiyor. Kiralar, elektrik, su, ulaşım ve diğer zorunlu harcamalar yurttaşın gelirinden çok daha hızlı artıyor. Buna rağmen açıklanan enflasyon oranları, vatandaşın yaşadığı gerçek hayat pahalılığını karşılamıyor” ifadelerini kullandı.
Antalya özelinde hayat pahalılığının çok daha ağır hissedildiğine dikkat çeken Küçük, turizm kenti olmasına rağmen çalışanların önemli bir bölümünün yüksek kira ve yaşam maliyetleri nedeniyle ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti.
“Antalya’da işçi kendi kentinde barınamaz hale geldi”
Antalya’da çalışanların yalnızca ücretleriyle değil, barınma sorunuyla da mücadele ettiğini vurgulayan Küçük, özellikle kira fiyatlarının emekçilerin bütçesi üzerindeki yükünü artırdığını söyledi.
Küçük şöyle konuştu:
Antalya’nın sıcak asfaltında, turizm tesislerinde, belediyelerde, atölyelerde ve tarlalarda alın teri döken işçiler olarak gerçek hayatın içindeyiz. Biz enflasyonu kâğıt üzerinde değil, markette, pazarda, kirada, faturada yaşıyoruz. Antalya’da bir işçinin aldığı ücretin önemli bir bölümü artık kiraya gidiyor. İnsanlar kendi memleketlerinde barınmakta zorlanıyor. Tatile gitmek bir yana, ay sonuna kadar mutfağını nasıl çevireceğini düşünüyor.
Küçük, Antalya’nın turizm açısından Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olduğunu ancak turizm gelirlerinin çalışanların yaşam koşullarına yeterince yansımadığını savundu.
“Asgari ücret açlık sınırının altında kalıyor”
Açıklamasında asgari ücretlilerin ve düşük gelirli çalışanların yaşadığı sorunlara da dikkat çeken Küçük, yüksek enflasyon karşısında ücretlerin hızla eridiğini belirtti.
Küçük, “Asgari ücretle geçinen milyonlarca emekçi, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Gıda fiyatları, kira, ulaşım ve faturalar karşısında ücretler daha işçinin cebine girmeden eriyor. Emekçinin satın alma gücü her geçen gün düşüyor” dedi.
Emeklilerin de ekonomik krizin en ağır yükünü taşıyan kesimlerden biri olduğunu ifade eden Küçük, uzun yıllar çalışarak emekli olan insanların bugün temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakıldığını söyledi.
“Bu tablonun faturasını emekçilere ödetmeyeceğiz”
Ekonomik sorunların faturasının sürekli olarak çalışanlara, emeklilere ve dar gelirli yurttaşlara çıkarılmasını kabul etmediklerini belirten Küçük, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek derinleştiğini savundu.
Küçük, “Bir tarafta ücretleri enflasyon karşısında sürekli eriyen milyonlarca emekçi, diğer tarafta ekonomik kaynaklardan daha fazla pay alan kesimler var. Biz bu adaletsiz tabloyu kabul etmiyoruz. Krizin bedelini krizi yaratmayan işçilere, emekçilere ve emeklilere ödetmek sosyal adalete aykırıdır” diye konuştu.
“TÜİK’in cetveli Antalya’nın gerçeğini gizleyemez”
TÜİK’in açıkladığı rakamların vatandaşın yaşadığı ekonomik gerçeklikle arasındaki farkın giderek büyüdüğünü öne süren Küçük, enflasyon hesaplamalarında kullanılan göstergelerin emekçilerin harcama alışkanlıklarını ve temel ihtiyaçlarını yeterince yansıtmadığını savundu.
Küçük, “TÜİK’in enflasyon cetvelleri sarayın ya da kâğıt üzerindeki tabloların refahını koruyabilir ancak Antalya sokaklarındaki gerçeği gizleyemez. Gerçek enflasyonu vatandaş market arabasında, pazarda, kira sözleşmesinde ve faturalarında görüyor. İnsanların cebindeki para ay bitmeden tükeniyorsa, burada üzerinde durulması gereken asıl mesele rakamların ne söylediği değil, halkın nasıl geçindiğidir” ifadelerini kullandı.
“İnsanca yaşam ve adil ücret için mücadele edeceğiz”
DİSK olarak emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara karşı mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Vedat Küçük, ücretlerin yalnızca enflasyona karşı korunmasının yeterli olmadığını, çalışanların insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyine ulaşması gerektiğini söyledi.
Küçük açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
Biz DİSK olarak yoksulluğa, sefalet ücretlerine, gelir adaletsizliğine ve emeğin her geçen gün daha fazla değersizleştirilmesine karşı sessiz kalmayacağız. Halkın gerçeklerinden kopuk enflasyon oranları üzerinden çalışanların haklarının gasp edilmesine karşı çıkacağız. İnsanca yaşayacak bir ücret, adil bir gelir dağılımı ve sosyal adalet istiyoruz. Geçinemeyenlerin, emeğiyle yaşayanların ve alın teriyle hayatını sürdürenlerin ortak mücadelesi büyüdükçe bu düzen değişecektir. DİSK olarak işçilerle, emekçilerle ve tüm geçinemeyenlerle birlikte mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.