Gündem

Enflasyon belli oldu: Memur ve emekliler ne zam alacak?

Haziran enflasyonuyla temmuz zam oranları kesinleşti. Ancak açıklanan artışların yüksek hayat pahalılığı karşısında alım gücünü ne ölçüde koruyacağı tartışılıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte milyonlarca memur ve emeklinin temmuz ayında alacağı zam oranları kesinleşti. TÜFE, haziranda aylık yüzde 0,99 arttı. Böylece yılın ilk altı ayındaki resmi enflasyon yüzde 17,76, yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 oldu.

Bu oranlara göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri temmuz ayında yüzde 17,76 oranında zam alacak. Memur ve memur emeklilerinin maaş artışı ise toplu sözleşme hükümleri ve enflasyon farkıyla birlikte yüzde 13,51 olarak uygulanacak. Böylece iki kesim arasında 4,25 puanlık zam farkı oluştu.

Buna karşılık hükümet daha önce temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmayacağını açıklamıştı. Böylece milyonlarca asgari ücretli yıl sonuna kadar mevcut ücretle çalışmaya devam edecek. İşsizlik ödeneğinde de herhangi bir artış yapılmayacak.

DW Türkçe'ye konuşan iktisatçı Prof. Dr. Oğuz Oyan, açıklanan zam oranlarının yüksek hayat pahalılığı karşısında çalışanların ve emeklilerin alım gücünü korumaya yetmeyeceğini belirtiyor. Oyan'a göre resmi enflasyon oranı ücret artışlarının hesaplanmasında esas alınsa da özellikle dar gelirli kesimlerin harcamalarında önemli yer tutan gıda, konut ve sağlık gibi kalemlerdeki fiyat artışları çok daha yüksek seviyelerde seyrediyor.

Memurlar neden daha düşük zam aldı?

SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları yılın ilk altı aylık enflasyon oranı kadar artırılırken, memur ve memur emeklilerinin maaşları farklı bir yöntemle hesaplanıyor.

Memur ve memur emeklileri toplu sözleşmeyle belirlenen zam oranına ek olarak yalnızca bu oranı aşan enflasyon kadar fark alıyor. 2026 yılının ikinci altı ayı için toplu sözleşmeyle belirlenen zam oranı yüzde 5 olduğu için memur maaş artışı resmi enflasyonun altında kaldı. Sonuçta memur ve memur emeklileri yüzde 13,51 zam alırken, SSK ve Bağ-Kur emeklileri altı aylık enflasyon oranı olan yüzde 17,76 oranında artıştan yararlanacak.

Oyan, mevcut sistemin özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kamu çalışanlarının ücretlerini korumakta yetersiz kaldığını ifade ediyor. Memurların enflasyonun gerisinde kalan ücret artışlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Oyan, bunun toplu sözleşme sisteminin yapısından kaynaklandığını dile getiriyor.

Resmi enflasyon ile hissedilen enflasyon aynı mı?

TÜİK verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,11 olarak gerçekleşti. Ancak temel harcama kalemlerinde fiyat artışları genel enflasyonun üzerinde seyretti. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 35,45 olurken konut, su, elektrik, doğal gaz ve diğer yakıtlar grubunda artış yüzde 45,14'e ulaştı. Ulaştırma grubundaki yıllık fiyat artışı ise yüzde 31,15 olarak hesaplandı.

Oyan'a göre özellikle düşük gelirli hanelerin bütçesinde en büyük payı oluşturan gıda ve barınma harcamalarındaki artışlar dikkate alındığında hissedilen enflasyon resmi ortalamanın üzerine çıkıyor. Bu nedenle maaşlara yapılan artışlar teknik olarak enflasyona göre hesaplanmış olsa bile vatandaşın gündelik yaşamındaki fiyat artışlarını telafi etmekte yetersiz kalıyor. "Bu yüzde 17,76'lık artış derde deva olmaz" diyen Oyan, "İnsanların zaten son derece zor geçinme koşulları altında" yaşadığını vurguluyor.

En düşük emekli aylığı için yasa teklifi Meclis'te

Açıklanan enflasyon verileriyle SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranı kesinleşmiş olsa da en düşük emekli aylığının kaç lira olacağına ilişkin yasal süreç henüz tamamlanmadı. En düşük emekli aylığı, kök aylığı düşük olduğu için zam sonrasında da belirlenen taban tutarın altında kalan milyonlarca emekliyi ilgilendiriyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, en düşük emekli aylığına ilişkin düzenlemenin enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından Meclis'e sunulacağını açıklamıştı. En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren kanun teklifi bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sunuldu. Teklifte, en düşük emekli aylığının temmuz ödeme döneminden itibaren 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılması öngörülüyor.

Düzenlemenin yürürlüğe girebilmesi için kanun teklifinin TBMM'de kabul edilmesi gerekiyor. Teklif yasalaşırsa, kök aylığı düşük olduğu için normal zam sonrasında da taban aylığın altında kalan milyonlarca emeklinin en düşük aylık ödemesi 23 bin 552 liraya yükselecek.

Oyan ise en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkarılmasının da geçim sorununu çözmeyeceğini belirterek dört kişilik bir aile için açlık sınırının 35 bin lira civarına ulaştığı bir ortamda en düşük emekli aylığının bu seviyenin altında kalmasının emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyeceğini şu sözlerle ifade ediyor: "Açlık sınırının 35 bin lira olduğu bir ortamda bu 23 bin 500 lira en azından 35 bin lira olması gerekir. Hepsi sefalet ücretleri."

Zam yalnızca maaşları etkilemiyor

Haziran enflasyonunun açıklanması yalnızca memur maaşları ve emekli aylıklarını değil, memur maaş katsayısına bağlı çok sayıda ödeme ve mali yükümlülüğü de değiştirecek.

Memur maaş katsayısındaki yüzde 13,51'lik artışla birlikte kıdem tazminatı tavanı da yükselecek. Aynı katsayı doğrultusunda 65 yaş aylığı, engelli aylıkları, evde bakım yardımı, bedelli askerlik ücreti ve memur maaş katsayısına bağlı çeşitli sosyal yardım ödemeleri de artacak.

Buna karşılık hükümetin temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapmama kararı nedeniyle milyonlarca asgari ücretlinin geliri yıl sonuna kadar değişmeyecek. İşsizlik ödeneğinde de temmuz ayında herhangi bir artış uygulanmayacak.

TÜİK'in açıkladığı on iki aylık ortalama enflasyon yüzde 32,03 oldu. Bu oran, temmuz ayında yenilenecek konut ve iş yeri kira sözleşmelerinde uygulanabilecek azami zam oranı olarak da dikkate alınacak.

Sendikalar ek zam talebini sürdürüyor

Zam oranlarının kesinleşmesine rağmen kamu çalışanları ve emeklileri temsil eden sendikalar ek zam ve refah payı taleplerini sürdürüyor.

Türkiye Kamu-Sen, memur ve emekliler için ek zam yapılmasını, refah payı verilmesini ve maaşların gerçekleşen enflasyona göre güncellenmesini sağlayacak eşel mobil sistemine geçilmesini talep ediyor.

KESK ise TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerinin hayat pahalılığını yansıtmadığını savunarak "Acil ek zam istiyoruz" çağrısını yineledi. Konfederasyon, temmuz maaşlarına ek yüzde 35 artış yapılmasını, seyyanen ödemenin taban aylığa yansıtılmasını ve mevcut toplu sözleşme sisteminin değiştirilmesini istedi.

Benzer şekilde sağlık çalışanlarının örgütlerinden HEKİMSEN de "Enflasyon farkı zam değildir" diyerek temmuz ayında refah payı verilmesi gerektiğini savunuyor.

Seçim ekonomisi tartışması

Oyan ise ücret artışlarının yalnızca resmi enflasyon oranıyla sınırlandırılmasının toplumun geniş kesimlerinin yaşadığı hayat pahalılığını telafi etmediğini belirtiyor. Otoyol geçiş ücretleri ile sağlık hizmetlerindeki katkı payları gibi kamusal hizmetlere yapılan zamların maaş artışlarının üzerinde seyrettiğini, bunun da hane bütçesi üzerindeki yükü artırdığını dile getiriyor: "Herkes arabayla otoyoldan mı geçiyor diyeceksiniz. Geçmeyen de bunun vergisini ödüyor. Dolayısıyla vergi ödeyen herkes buna katkıda bulunuyor."

Oyan, geçmişte seçim dönemlerinde ücret artışlarının daha yüksek tutulduğunu, mevcut ekonomi programında ise ücretlerin baskılandığını ifade ediyor. Buna rağmen toplumdaki geçim sıkıntısının giderek derinleştiğini belirten Oyan, seçim döneminde yapılabilecek ücret artışlarının bu tabloyu değiştirmesinin zor olacağını savunuyor.

"Ne zaman seçim olacak; o zaman biraz daha zam yapacaklar. Diyorlar ki şimdiden zam yaparsak etkisi gider, seçime yansımaz. Bekleyelim, seçim zamanı gelince göz boyamaya devam ederiz. Ama bu göz boyama işi bu defa başarılı olmayacak gibi görünüyor. Çünkü insanlar gerçekten çok zor durumdalar."