Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ÖZGÜR ÖZEL, MANSUR YAVAŞ İLE SALONA GİRDİ

Özel, salona Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'la geldi.

Yavaş'ın yanı sıra; Başkentin 15 ilçesindeki CHP'li belediye başkanları birlik ve bütünlük içinde olduklarını CHP Grup toplantısına katılım gösterdi.

Tıklım tıklım dolu olan grup toplantı salonunda Özel ve Yavaş'ın salona birlikte girmesiyle alkış tufanı koptu.

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP'den istifa etmesine tepki olarak belediyedeki görevlerinden istifa eden başkan yardımcıları Tolga Turgut, Emircan Tunç ve Selçuk Karadağ CHP grup toplantısında yer aldı.

ÖZGÜR ÖZEL: 'PARTİMİZ TARİHİNİN EN AĞIR SALDIRISI ALTINDA'

Konuşmasının ilk bölümünde 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri anarak başlayan Özel, bir kez daha hayatını kaybedenler için baş sağlığı diledi.

CHP lideri Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

* Bugün burada Ankara Büyükşehir Belediye başkanımızı, Ankara'daki belediye başkanlarımızı, il örgütümüzü misafir ediyoruz. Çok kıymetli konuklarımıza hoş geldiniz diyorum. Partimiz tarihinin en ağır saldırısı altında, iftiralarla karşı karşıya, devlet bütün olanaklarıyla bir partiye hizmet eder halde, ama o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bakın, bir bakın. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.

* Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Birazdan bahsedeceğim ama bu atmosferi görünce oradaki bir anekdotu hatırlatmak, bir sözümü tekrar etmek isterim. İki program arası geçerken Antakya İlçe Başkanımız şunu hatırlatmıştı: Antakya İlçe Başkanımızın bütün ailesi göçük altında kalmıştı. Birinci derece yakınlarını kaybetmişti. Eşi günlerce yoğun bakımdaydı. Yoğun bakımda ziyaretim sırasında 'İlçe de çöktü' dedi. 'İlçeden ancak Atatürk’ümüzün resmini kurtarabildik, çıkarabildik' dedi.

AKP'nin 2025 istikrar tablosu: Vatandaşın arttan borcu
AKP'nin 2025 istikrar tablosu: Vatandaşın arttan borcu
İçeriği Görüntüle

* Dedim ki: 'Gidenlere Allah rahmet eylesin. Ama eşin de ayağa kalkacak, ilçe de ayağa kalkacak. Yeni ilçe binamıza geleceğim, bu resmi ellerimle asacağım' demiştim. İki program arasında 'O resmi, Atatürk'ümüzün portresini asar mısın Genel Başkanım?' dedi. Onu asmaya gittik. Ve bir gittik ki ilçenin önündeki yol kapanmış. Orada baktık ettik, bir portakal kasası mıdır nedir, ters çevirdiler, üstüne çıktık.

"PORTAKAL KASASI ÜSTÜNDEN KONUŞUYORSANIZ..."

* Orada gelenlere dedim ki: Bir partinin iktidar olacağı; 10 milyonluk bir sahneyi bir yere kurdurup, devlet memurlarını toplayıp, teşkilatları 6 ilden oraya getirip, onlara prompterdan bir konuşma yapıyorsanız iktidar olduğunuz ya da iktidar olacağınız oradan anlaşılmaz. Hiç niyetiniz yokken ilçe binasının önü trafiğe kapandıysa, bir portakal kasası üstünden konuşuyorsanız 1500-2000 kişiye; parti iktidara gidiyor demektir!

* Parti tarihinin en ağır saldırısının altında, partinin iktidar yürüyüşünün önünü kesmek için, partinin iktidara gelişine engel olmak için partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhatap; partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda; partiyi ayakta tutan, ayağa kaldıran kim varsa saldırı altında, hakaret altında; devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde; bin türlü kumpas, yalan, iftira, şantaj, tehdit ortada ama gel bir bak ki o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak ya, grup toplantısına bak!

"GERÇEKLE YÜZLEŞMEK SOKAĞA İNMEKLE OLUYOR"

* 6 Şubat'ın üçüncü yıl dönümünde Osmaniye'de, Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta, Hatay'da, Adıyaman'da, Malatya'daydık. Vatandaşlarımızla birlikteydik. Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Bir kez daha kaybettiklerimize Allah'tan rahmet ve deprem bölgesine, milletimize, tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor.

* Osmaniye'ye 10 milyonluk bir sahne kurdurup da biraz önce tarif ettiğim kompozisyonda atıp tutmakla depremi yaşayana, orayı görene video izletmekle siyaset olmuyor. Konteyner kente gitmeden, o ayakları çamurda çocukları görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden; 'evim verildi ama geçemiyorum, tadilatına param yok, aidatına param yok, işim yok' diyenleri dinlemeden; mücbir sebep mağdurlarıyla birlikte ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engellerin nasıl AK Partili müteahhitleri, o şehrin zenginlerini, godamanlarını kayırdığını garibanlardan dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor. Branda ile siyaset dönemi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çöküş dönemidir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürekten, sokakta, samimi siyaseti bir kuruluşun, yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir.