Erkan Baş: "Dinci vakıflar hiç konuşulmuyor!"

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Halk TV’de Şule Aydın’ın sunduğu Kayda Geçsin programının konuğu oldu.

Gündem 25.05.2022, 12:44
Erkan Baş: "Dinci vakıflar hiç konuşulmuyor!"

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Halk TV’de Şule Aydın’ın sunduğu Kayda Geçsin programının konuğu oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, iktidarın TÜRGEV ve Ensar Vakıfları aracılığıyla ABD’ye para kaçırdığı iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, “Önemli olan bunların hesabını soracak bir siyasi iradenin ortaya çıkması” dedi.

“Bu memleketin öz evlatları okula gidemiyorlar. Devlet buna imkân sağlaması gerekirken halktan aldığı paraları birtakım dinci vakıflara veriyor. Onlar da bu parayı Amerika’ya kaçırıyorlar” diyen Baş’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

‘ÖNEMLİ OLAN HESAP SORACAK SİYASİ İRADENİN ORTAYA ÇIKMASI’

“Sayın Kılıçdaroğlu bugün paylaştığı video ile zaten kamuoyunun bildiği bir konuyu geniş kesimlerin dikkatine sunmuş oldu. Ben bunu son derece önemli buluyorum. Fakat kritik şey şu: Bunların hesabını soracak bir siyasi iradenin ortaya çıkması.

Devlet halka karşı suç işlese de devleti koruyan bir yaklaşım vardı. Bunun halen sürdüğünü görüyoruz. Hepimiz AKP gider mi, seçim güvenliği, kaçış planları, iktidarı kaybetseler de vermeyecek mi tartışmaları yapıyoruz. AKP kaybetti zaten. 7 Haziran’da kaybetti. Sonra Türkiye yakın dönemin en kanlı sürecini yaşadı. Daha önce de bunlar gündeme geldi,

Davutoğlu’na defalarca çağrı yapıldı. Sen dönemin başbakanısın ve 400’ü verin bu işi huzur içinde çözelim diye bir cumhurbaşkanının desteğiyle yürüttüğünüz seçimlerin sonucunda, önce kaybettiğiniz seçimleri memleketi kan gölüne çevirerek kazandınız. Sonra da sen tasfiye edildin.

‘SOYLU BİRLİKTE YAPTIK DİYEREK ARKADAŞLARINI TEHDİT ETTİ’

Sedat Peker’in iddiaları konusuyla ilgili Süleyman Soylu bir programa katıldı ve o programda açık bir itirafta bulundu aslında. Bütün laf kalabalığı arasından benim çıkardığım iki sonuç vardı. Biri, “Ben yalnız değildim, birlikte yaptık” diyerek arkadaşlarını tehdit etti. İkincisi de çok net bir şekilde “7 Haziran ve 1 Kasım arasındaki süreci ben, Berat Albayrak ve Binali yıldırım beraber yürüttük” dedi.  

Dolayısıyla, bugün Türkiye’nin geleceğine ilişkin bir tartışma yapıyorsak en karanlık noktalardan biri 7 Haziran - 1 Kasım sürecidir. O süreçte başbakanlık yapan, seçimi kazanan, “Patlayan bombalar oylarımızı artırıyor” diyen bir genel başkan var bugün muhalefette olduğunu iddia eden. Ama konuya ilişkin bir karanlık devam ediyor. Bu durum bizim açımızdan kabul edilemez.

’ANKARA KATLİAMI’NIN FAİLLERİNDEN HESAP SORULMADAN TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE DAİR UMUT TAŞIMAK MÜMKÜN MÜ?’

10 bine yakın yurttaşımızın katıldığı bir mitingde, 100 arkadaşımız bu memleketin başkentinde, kontrollü, önü açılan bir katilin, bir canlı bombanın kurbanı oldular. Bunu konuşmadan, bu katliamın bütün ayrıntıları açığa çıkarılmadan, faillerinden hesap sorulmadan, Türkiye’nin geleceğine dair bir umut taşımak mümkün müdür?

‘DİNCİ VAKIFLAR HİÇ KONUŞULMUYOR’

Kemal Bey çok doğru bir şey yapmıştır. Bir yurttaş olarak kendisine çok teşekkür ederim. Benim gördüğüm eksiklik ise bunun hesabını soracak bir siyasi iradenin oluşturulmamasıdır.

Türkiye’de istenen şey şu: Halk izleyici olsun isteniyor. ¨Halk tribünde otursun ve seçimden seçime bize oy versin.¨ Oysa, bu tarz halka karşı işlenen suçlar, emekçileri, halkı, sürecin öznesi yaparak, onları siyasete dahil ederek, onları bu tartışmanın öznesi kılarak çözülür.

‘BU PARALARLA KAÇ YURT AÇILIR, KAÇ ÖĞRENCİ TARİKATLARIN ELİNDEN KURTARILABİLİRDİ?’

Para kaçırmadan söz ediyoruz değil mi? Kimin parası kaçırılıyor? Bu para kimin parası? Bu para şu anda bizi televizyondan izleyen yurttaşların alın terinin gasbedilen parası. Ben izlediğim anda aklıma şu geldi: Hiç konuşulmuyor bu dinci vakıflar. Kim bunlar? Ben en son bu programa geldiğimde Enes Kara diye bir kardeşim, bir tarikat yurdunda uğradığı baskılar sonucunda intihar etmiş ve hayatını kaybetmişti. Aylarca bu ülkenin sokaklarında gençler ¨Barınamıyoruz, yurt yok, okula gidemiyoruz¨ diye bağırıyorlardı. Bu memlekette, bu memleketin öz evlatları okula gidemiyorlar. Devlet buna imkân sağlaması gerekirken halktan aldığı paraları birtakım dinci vakıflara veriyor. Onlar da bu parayı Amerika’ya kaçırıyorlar. Allah belanızı versin diyorum başka bir şey diyemiyorum. Öbür dünyada çekecekleri bir yana, bu dünyada bunun hesabını sormak zorundayız. Hesaplamaya çalışıyorum şimdi. Bu paralarla bu ülkede kaç tane yurt açılırdı? Kaç öğrenci bu tarikatların elinden kurtarılabilirdi?

‘İŞ TARİKATLARA GELİNCE SUSUP BEKLENİYOR’

Gazeteci arkadaşımız Metin Cihan TÜGVA belgelerini paylaştığında dedik ki ¨Paralel yapılar inşa ediliyor¨, ¨Aman tarikatlara, cemaatlere laf söylemeyelim¨ dediler. 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni yaşadı bu memleket. Aynı zihniyetin legal görünümlü illegal yapıları neler yapabileceğini, devlete nasıl sızacağını, bu paralel yapı denen şeylerin başladığında nerelere kadar gidebileceğini gördük.

İş tarikatlara, cemaatlere geldiğinde susup bekleniyor. AKP kurulduğunda Amerikancı, gerici, sermaye yanlısı bir partiydi. Gericilik toplumun her yanına yayılmış, bir taraftan paraları Amerika’ya aktarma çalışmaları devam ediyor, bir taraftan memlekette emeğiyle çalışan insanlar yoksullaşırken Saray etrafındakiler her gün zenginleşiyor. Bu 20 yıllık dönemde özetle baktığımızda Türkiye çökertildi ve her tür müdahaleye açık hale geldi. Kısa dönem politikalarla biz ekonomik sorunları, günlük yıkımları çözeriz ama Türkiye dış müdahalelere açık hale getirilmiş durumda.

‘ÖRGÜTLÜ HAREKETLER PROVOKASYONLARA GELMEZ’

Bir taraftan iktidar elindeki medya olanaklarını kullanıyor, AKP’nin bütün yetkilileri kanal kanal gezerek yanıt üretmeye çalışıyorlar. 7 Haziran-1 Kasım arasına işaret ediyorum, AKP büyük bir korku toplumu yarattı. İnsanları cezaevlerine atıyorsunuz, sokağa çıkan herkes gazın, copun muhatabı haline getiriliyor. Muhalefetten ise ¨sokağa çıkarsak provokasyonlara geliriz¨ sesleri yükseliyor. Buna karşı yapılacak tek şey örgütlü ve disiplinli bir halk hareketidir. Örgütlü hareketler provokasyona gelmez.

Biz Türkiye İşçi Partisi olarak üçüncü ittifak çalışmalarında aslında tam da bunu yapmaya çalışıyoruz. Siyasetin Ankara koridorlarına genel merkez binalarına, masalara sıkıştırılmasının ötesine götürülmesi gerekiyor. Halkın özne olabileceği, söz söyleyebileceği bir güç haline gelmesi lazım. Ancak bu da yetmez. Mahalle dernekleri, sendikalar, meslek odaları, kadın örgütleri, öğrenci örgütleri, yani hayatın her alanında örgütlenilmesi lazım.

‘SIRADAN YURTTAŞI KORKUTMA İSTEĞİ VAR’

Gezi Davası’nda verilen karar, aslında halkın eve hapsedilmesi kararıdır. İktidar Gezi Davası’nda verilen kararla halka diyor ki ¨Evinden çıkma, pencereden kafanı uzatma. Ben Gezi gibi milyonlarca insanın parçası olduğu bir halk hareketini bile suç haline getirebilirim ve onun temsilcilerini cezaevine atabilirim¨. Yani korku ikliminin başlangıç adımlarından bir tanesiydi. Kaftancıoğlu kararını da doğrudan bu şekilde değerlendiriyorum. Doğrudan ana muhalefet partisinin İstanbul il başkanına, herkesin ama herkesin siyasi bir karar olduğunu bildiği biçimde bir ceza verildi. Bunu göstere göstere yapıyorlar. FETÖ’cüler sahte deliller üretirlerdi. Bunlar da bunu yapabilirler ama buna ihtiyaç bile duymuyorlar. ¨Biz buna ihtiyaç duymadan hepinizin gözü önünde bu insanları tutukluyoruz¨u göstermek gibi bir çabaları var. Bence bütün bunların arkasında sıradan yurttaşı korkutma isteği var.

‘SADAT BU KILICIN PARÇASI’

Şunu biliyor: Kaftancıoğlu’na 4 yıl değil 44 yıl ceza versen yine inandığı şeyi yapmaya devam edecek. Gezi Davası’nda yargılanan arkadaşlarımızın tümü için söyleyebilirim bunu. Şu anda verdiği cezanın 10 katını verseler onlar mücadeleye devam edecekler çünkü hayatlarını buna adamışlar. İktidar zayıfladığını görüyor. Bu zayıflamanın ürünü olarak attığı bu adımlarla içerideki çözülmeyi engellemeye çalışıyor. İçeride ¨halen güçlüyüz¨ görüntüsü vermeye çalışıyor. Bu iktidar her şeyi yaptı zaten. Güçlü oldukları için değil, zayıf oldukları için gaddarlaşıyorlar. O zaman biz de bu gerçeği göreceğiz ve bunun karşısında duracağız.

Yönetebilen bir iktidar, halka refah, huzur, hayal mutluluk, umut verebiliyorsa niye sopaya başvursun? En kanlı diktatörler yönetemediklerini gördükleri zaman kılıca davranır. Bence SADAT bu kılıcın bir parçası.

‘SOYLU’NUN İÇİŞLERİ BAKANI OLDUĞU ÜLKEDE KİMSE SANDIK GÜVENLİĞİNDEN SÖZ EDEMEZ’

Memleketin İçişleri Bakanı, ¨suç işleri bakanı¨ olarak anılıyor sokakta. Bir mafya lideri, memleketin içişleri bakanının suçlarını açıklıyor. Bu memlekette bunun ötesinde bir şeye ihtiyacımız yok. Bir seçim olduğunda Süleyman Soylu’nun başında olduğu teşkilata bağlı kolluk görevlilerinin sandık başında olacağı bir seçime gideceğiz biz. Türkiye’de sandıkların güvenliğinden sorumlu kişi Süleyman Soylu. Memlekette seçime dair tereddüt etmemiz gereken başka bir şeye ihtiyacımız yok. Ben bütün muhalefete bir kez daha çağrı yapıyorum: Seçime gideceksek, birinci şart Süleyman Soylu’nun o koltuktan indirilmesidir. Soylu’nun içişleri bakanı olduğu bir ülkede hiç kimse sandık güvenliğinden söz edemez.

‘KAYBEDECEKLER VE BİZ GÖNDERECEĞİZ’

Önümüzdeki seçimler itibarıyla bu karanlık sürece bir nokta konacak. Fakat birtakım kritik başlıklarda hata yapmamamız lazım. Ben artık AKP’nin kazanacağına inanmıyorum fakat muhalefet hata yapabilir. Hata yaparsa kaybedebilir. Hep birlikte dikkatli olmamız gereken konular var: Bir tanesi ¨seçimi bekleyelim¨ yaklaşımı. Bu yanlış. Seçim, seçim öncesi mücadelenin bir sonucu olarak kazanılır. Bugünden başlayarak seçim gününe kadar, her yerde bütün muhaliflerin yan yana gelmesi ve neler yapabileceklerini konuşmaları gerekiyor.

¨Zaten ilk seçimde gidiyorlar¨ demek yanlış. Daha önce bunları yaşadık. Korkacak bir şey yok denilecek bir durum değil. Bu iktidar her şeyi yapabilir ama korkarak buna karşı duramayız. Korkmayacağız. Sesimizi çıkaracağız. Kimseyi yalnız bırakmayacağız. Bunların kaybetseler de gitmeyecekleri anlayışını kabul etmememiz lazım. Kaybedecekler ve biz göndereceğiz.

Türkiye’nin önündeki en büyük sorunlardan bir tanesi Saray Rejimi’nin ortadan kaldırılması. 20 yıllık bir iktidardan söz ediyoruz ve bana göre Türkiye’nin en halk düşmanı iktidarı. Ama 20 yıldır da o koltukta oturuyor. Demek ki bizim burada bir hatamız var. 20 yıldır yaptığımız hatalardan ders alacağız ve bir daha yapmayacağız.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

Muhalefet daha önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birinde dedi ki ¨Bu iktidar sağcı, biz sağ bir aday çıkaralım. Bu iktidar gerici, biz de gerici bir aday çıkaralım böyle kazanabiliriz¨. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı böyleydi ve başarısızlıkla sonuçlandı. Demek ki Tayyip Erdoğan prototipini karşısına koyduğumuzda kazanamıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak için değil o koltuğu çöpe atmak için bir aday çıkacaksa ve bu halkın desteğini arkasına alabilecek bir aday çıkarılırsa, biz TİP olarak bu adayı hiçbir pazarlık yapmadan desteklemeye hazırız.

Muharrem İnce cumhurbaşkanı adayı oldu. ‘Yüzde 30 aldım’ diye açıklamalar yaptı. Bu isim bugün siyasette neredeyse yok. Önemli olan kişiler değil, o kişinin temsil ettiği değerler.

Eğer böyle bir aday çıkmazsa, biz deriz ki ¨Aday gösterilecek bu isim halkın teveccühünü alamayacak, gelin biz adayımızı çıkaralım. İkinci tura bizim adayımız çıksın¨. Sembolik, bizim de oyumuz belli olsun diye değil. İkinci tura kalacak kişinin bizim adayımız olması için elimizden geleni yaparız.

‘EMEĞİN İKTİDARI OLMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Türkiye siyasetinde bir şeyi değiştirebilecek gücüm olsa, halka seçmen gözüyle bakan anlayışı ortadan kaldırmak isterdim. Biz sosyalistler, yurttaşlarla kurduğumuz ilişkilerde ¨Orada oyu alınması gereken bir seçmen var. Onun hoşuna gidebilecek bir şey söyleyeyim de oyunu bana versin¨ diye düşünmeyiz.

AKP o kadar sermaye yanlılığı yarattı ve sınıfsal uçurum o kadar arttı ki artık kimi sermaye çevreleri açısından AKP iktidarını koruyalım derken kendi iktidarımızı kaybedeceğiz tedirginliği baş göstermeye başladı. Sosyal demokrasi emek ve sermaye arasında köprü olmaya çalışır. Biz emeğin iktidarı olmaya çalışıyoruz.

KONUT KRİZİ

Herkes kira tartışması yapıyor. Onlarca evi olan insanlar var ve sadece buradan aldığı kira gelirleriyle servetini artırıyor. Biz artan oranlı emlak vergisi ile ilgili bir kanun teklifi verdik. Üçüncü evden itibaren artan oranlı vergi koyarsınız ve insanlar da bunu gelir getirici bir araç olarak görmez. Hem ev fiyatlarını hem de kira fiyatlarını düşürürsünüz. İstense yapılabilir ama bugünkü iktidar sahipleri betona yatırım yapmayı, müteahhitleri zenginleştirmeyi ve oradan da pay almayı sistem haline getirmişler.

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31