Ekrem İmamoğlu'ndan hakime: "Cesaretle tarihin doğru tarafında durmak elinizdedir”

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açtığı davanın ilk duruşması bugün Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda görüldü.

Gündem 15.01.2026, 21:30
Ekrem İmamoğlu'ndan hakime: "Cesaretle tarihin doğru tarafında durmak elinizdedir”

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptaline karşı açtığı davanın ilk duruşması bugün görüldü.

Dava, İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından, İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi içindeki duruşma salonunda görülecek. Saat 11.00’de başlaması planlanan duruşmaya İmamoğlu’nun katılması beklenirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de duruşmayı izleyeceği bildirildi.

DAVA ÖNCESİ GERGİNLİK

Duruşma salonuna alımların kapatılmasının ardından, davayı takip etmek isteyenler ile jandarma ekipleri arasında kısa süreli arbede yaşandı. CHP’li milletvekilleri, yaşananlara tepki gösterdi.

Mahkeme, daha önce verdiği ara kararda; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ndeki salonların kapasitesinin yetersizliği, teknik donanım eksiklikleri ve tutuklu davacı için uygun alan bulunmaması gerekçeleriyle duruşmanın Silivri’de yapılmasına karar vermişti.

Gazeteci Fatoş Erdoğan'ın aktarımına göre duruşma salonu kapasitesi gerekçe gösterilerek cezaevi yerleşkesine giden yola barikat kuruldu. Özgür Özel, barikatları aşarak duruşma salonuna girdi.

Saat 11.20 civarında Ekrem İmamoğlu da alkışlarla mahkeme salona girdi.

"EKSİKSİZ BİR ŞEKİLDE DİPLOMASINI ALAN BİR GENCİN HİKÂYESİNİ ANLATACAĞIM"

T24'ten Can Öztürk'ün haberine göre duruşmada beyanda bulunan İmamoğlu, şunları söyledi:

Birazdan 18 yaşımı konuşacağız. Orada ne yaptığımı, iyi insan olmak üzerine neler yaptığımı anlatacağım. Bugün ahlak dışı uygulamaların yapıldığı bir ülkedeyiz. Bir yılı aşkın süredir uğradığımız yargı tacizinin ayrı bir boyutta olduğunu görüyoruz.

Çok kötü bir sınav veriyoruz. Bu sınav umarım milletimiz adına iyi yönde sonuçlanır. Bugün burada sadece bir davanın duruşması yapılmıyor; bir ülkenin hukuk devleti olma iddiası sınanıyor.

Bu ülkede “Tapum, diplomam, emeğim, alın terim güvende mi?” sorusu herkesin aklındadır. Bunları 86 milyon adına söylüyorum. Bu cennet vatanda hukuka duyulan güvenin savunusudur. Ben bu duruma asla bireysel olarak bakmıyorum.

Bu mücadelede, Kıbrıs’a gidip yatay geçiş başvurusunda bulunan ve eksiksiz bir şekilde diplomasını alan bir gencin hikâyesini anlatacağım. Ben tam da bu yüzden buradayım; ben hâlâ aynı mücadelede bulunuyorum. Ben tüm belgeleri eksiksiz sundum. Bazen bir kâğıdın bir parçasını yırtıp sunsam ne olurdu, onu düşünüyorum.

"ÜNİVERSİTENİN KENDİ BELGESİ YETERLİ DEĞİLSE, NE YETERLİ OLACAK?"

Diplomamı savunmaya gelmedim. Bir gencin, devletine güvenerek kurduğu hayatın geriye doğru sökülmek istendiğini anlatmaya geldim.

Bu dosyada İstanbul Üniversitesi’nin kendi hazırladığı bilgi notu, bugün aradığınız şartların o gün olmadığını söylüyor. Bu, kişiye özel bir işlem de değil; yüzlerce insan yıllar boyunca aynı şekilde başvurmuş. Normal idari işlemin yürütüldüğü bir ortamda, bunu bir balyoz gibi bir gencin başına indiremezsiniz. Bugüne geldiğimizde ise üniversitenin, kendi belgesiyle bir gerçeği yok saydığını görüyoruz. İnanın, insan sormadan edemiyor: Üniversitenin kendi belgesi yeterli değilse, ne yeterli olacak?

Çok değil, tam bir ay sonra bu sürece bir el değiyor. Böyle bir belge beklenmiyor çünkü. Ne oluyorsa, o bilgi notu nasıl oluyor da yön değiştiriyor? Bunu gören, siyasi talimatı almış bir avuç kişi YÖK’e yazı yazıyor; diplomamın araştırılması isteniyor. Üniversite de bir yazı gönderiyor. Süreç, savcılık yazısından sonra başka bir yere evriliyor.

Onlar kimse, onlarla hukuken sonuna kadar mücadele edeceğime ben de yemin ediyorum.

18 Mart, yani 19 Mart operasyonundan bir gün önce, diplomam iptal ediliyor. Ne büyük tesadüf.

Gerçek şudur; ortadaki tek gerçek şudur: Ne benim için özel oluşturulmuş bir durum vardır ne de başka bir durum. Başvuru belgemde ne gizleme var ne de başka bir şey. Hatta fazla bilgi var. Dilekçemde üniversitenin tanıtım broşürlerini bile eklemiştim. Her şeyi en açık hâliyle dosyaya koymuşum."

ANKA'nın haberine göre Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptaline ilişkin işleme karşı beyanlarında, yatay geçiş için verdiği başvuru dosyasının ekleri arasında yalnızca dilekçe ve kimlik belgeleri değil, geldiği üniversiteye ait resmi transkript belgesinin de yer aldığını belirterek, "Hepsi buradadır; açık, resmî ve belgelidir. Pasaportum vardır. Girdiğim sınavların hiçbirinde dersten kalmamışımdır. Dört üzerinden 2,50 not ortalamasıyla başvuru yapmışımdır. Başvuru dilekçemin ekinde, ilgili fakülteye teslim ettiğim belgeler açıkça yer almaktadır. Öğrencinin aldığı dersleri ve akademik durumunu gösteren en temel belge, yani transkript, eksiksiz biçimde dosyaya konulmuştur. Ben de tam olarak bunu yaptım" diye konuştu.

Yatay geçiş başvurusunun üniversite tarafından incelendiğini, derslerinin tek tek değerlendirildiğini, hangi derslerden muaf olacağı, hangi dersleri alması gerektiğinin açıkça belirlendiğini anlatan İmamoğlu, mahkemeye sunduğu belgede bunların tamamının bulunduğunu söyledi.

"BU, ASILSIZ İTHAMLARLA YÜRÜTÜLEN, BİR KURBAN YARATMA ÇABASIDIR"

Ekrem İmamoğlu, bugün "şu belge yoktu", "bu bilgi bilinmiyordu" gibi öne sürülen iddiaların, yapılan yatay geçiş işlemi karşısında hiçbir anlamının kalmadığını vurguladı. İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Zira istenen belgeler, az önce gösterdiğim ilanda açıkça belirtilmiştir. Hepsi tek tek sunulmuştur. Özetle söylüyorum, her şey dosyadadır. Bugün geriye dönüp, ‘bilgi eksikti’, ‘üniversite yanıltıldı’ demek hem dosyanın içeriğiyle hem de üniversitenin en üst düzeyde yaptığı idari işlemlerle bağdaşmamaktadır. Bu, hukuki bir değerlendirme değil; kötü niyetle yapılmış bir tutumdur. Bu, asılsız ithamlarla yürütülen, bir kurban yaratma çabasıdır. Bu, bir tuzak kurma girişimidir. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim, kim olursa olsun, hangi koşulda bulunursa bulunsun, hukuksuzluğa uğrayan herkes gibi ben de hayatım boyunca hukuk önünde hak arama mücadelesini sonuna kadar vereceğim. Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması, hukukun değil, hukuki güvenliğin tartışma konusu hâline getirildiğini göstermektedir.

"35 YIL BOYUNCA SUSAN İDARE, NEDEN TAM DA BU AÇIKLAMADAN SONRA HAREKETE GEÇMİŞTİR?"

Şimdi, anlatımın ötesinde dosyanın en somut gerçeğini göstermek istiyorum. Biliyor musunuz nedir bu? Anamın ak sütü kadar helal bir diplomam. Bu benim diplomam. Ve bugün deniliyor ki: ‘Üniversite geri alacak.’ Hadi oradan! Hadi oradan! Bu diploma, İstanbul Üniversitesi’nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmî bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur. Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra, 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir. Bu bir yorum değildir. Bu, takvimle sabit bir olgudur. Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?

"ŞİMDİ ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER GELİYOR..."

Şimdi zurnanın zırt dediği yer geliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Üniversitesi’ne, 24 Şubat 2025 tarihinde bir resmî yazı gönderiyor. Bu yazı bir uyarı değildir. Bu yazı bir denetim değildir. Bu yazı açıkça tehdittir. Yazıda aynen şu ifade yer alıyor: ‘Bahse konu diplomanın kullanılmaya devam edildiği (Yüksek Seçim Kurulu ve benzeri) bu kapsamda diplomanın dayanak gösterilerek kurulacak iş ve işlemlerin hukuka aykırı olmaması adına gerekli işlemlerin bir an önce yapılması…’ Şimdi bu cümleleri yavaş yavaş, kelime kelime okuyalım. ‘Diplomanın kullanılmaya devam edildiği’ deniyor. Nerede? Parantez açılıyor: ‘Yüksek Seçim Kurulu’, parantez kapanıyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Açıkça şunu söylüyorlar: ‘Bu kişi, bu diplomasıyla her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Acele edin.’ Soruyorum, o tarihte bir seçim var mı, yok. Peki lisans diploması neden gerekir? Sadece ve sadece cumhurbaşkanı adayı olmak için gerekir. Anayasa’nın 101. maddesi bunu söyler. 4271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6. maddesi bunu söyler. Türk siyasetinde üniversite diplomasının siyasi olarak tek belirleyici olduğu makam vardır, Cumhurbaşkanlığı. Başka hiçbir görev için bu şart yoktur. O yüzden bu yazıda özellikle ‘kullanılmaya devam edilen diploma’ deniyor ve özellikle parantez içinde YSK yazılıyor.

"BU, AĞIR BİR SİYASİ TALİMATIN ALARM HÂLİDİR"

Bu bir hukuki refleks değildir. Bu bir denetim değildir. Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir. Kanunla, hukukla, idari usulle ilgisi yoktur. Bu, siyasi talimatın yargı eliyle uygulanma çabasıdır. Birbirine bakarak, kulak kabartarak, sürünerek o talimatın peşinden gitmenin acziyetidir. Utanç verici bir durumdur. ‘Bir an önce gerekli işlemleri yapın’ deniyor. ‘Acele edin’ deniyor. Neden? Çünkü korkuyorlar, ayıptır. Gerçekten ayıptır. Cesaretiniz yok. Mücadele etmeye cesaretiniz yok. Sandıkta yarışmaya cesaretiniz yok. Bu yüzden hukuka ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu hukuk değildir. Bu, hukukun araçsallaştırılmasının zirvesidir.

"BİR SAVCI, BİR ÜNİVERSİTEYE YAZI YAZARAK, ‘BU KİŞİ ADAY OLABİLİR, DİPLOMASINI İPTAL EDİN’ DİYEBİLİR Mİ?"

Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, ‘Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin’ diyebilir mi? Böyle bir yetki olabilir mi? Bu, yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi’ni tehdit etmektir. Ve bunu yapan anlayış, bir de çıkıp ‘hukuk adına yaptım’ diyecek. Soruyorum: Ben korkulacak bir adam mıyım? Silah mıyım? Tehdit miyim? Hayır. Ben sadece milletin karşısına çıkıp milletten oy isteyen bir siyasetçiyim. İstanbul’da milyonların oyunu almış, İstanbul’u yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Bu yapılan şey şudur: Milletin önüne çıkabilecek bir ihtimali, hukuk yoluyla daha doğmadan boğma çabasıdır. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bir vatandaşın, bir kurumun, bir üniversitenin bu şekilde hizaya sokulmaya çalışılması kabul edilebilir mi? Bu bir hukuk devleti pratiği değildir.Bu, korkunun ve acziyetin belgesidir.”

ÜNİVERSİTE AVUKATI: "İDARİ YETKİLER BİLEREK YANLIŞ KULLANILMIŞTIR"

İmamoğlu'nun ardından İstanbul Üniversitesi avukatı beyanda bulundu. Avukat, şunları söyledi:

"İdare, hukuka aykırı işlemlerini geri almakla yükümlüdür. Bu 60 günlük süre içerisinde gerçekleşebilir. Sıklıkla bu durum hataya mahsus gerçekleşir.

İnceleme raporunda yatay geçişin usulsüz olduğu ifade edilmiştir. O dönemin idarecileri gerekli incelemeleri yapmamıştır. Süre sınırlarına uyulmamıştır. Maalesef burada idari yetkiler bilerek yanlış kullanılmıştır. YÖK araştırma raporunda da usule uygun olmadığı ifade edilmiştir. Genel kurallar uygulanmamıştır.

Kamu gücü büyük yetkiler barındırır. Bu yetkilerin de denetlenmesi gerekir. Bu işlem idareciler anlamınsa usulsüzlükler içermesi durumunda iyi niyetle yapılmış olması durumunda yürütmenin devamı istenir. Danıştay’ın da kararlarına bakınca bunun mümkün olmayacağını görüyoruz. Mahkeme iyi niyet üzerine bir araştırma yapsa bile öyle bir durumun davayı etkilemesi söz konusu olmamalı.

Sayın davacının doğrudan yaptığı bir eylemi zaten belirtmiyoruz. Aynı kurumdan 9 kişi o sene geçiş yapmıştır. Bu kadar fazla kişinin geçiş yapmış olması şüphelidir. Buradaki açığı yakalayan kişilerin iyi niyeti kötüye kullandığını düşünüyoruz. Burada yapılan işlemler sistematik ve idareyi sakatlayacak işlemlerdir."

İMAMOĞLU: "BENİMLE İLGİLİ SOMUT, BELGELİ, TEK BİR CÜMLE YOK

Duruşmada son olarak söz hakkı verilen İmamoğlu şunları söyledi:

"Bu konuşulanlara karşı benim ismimin geçtiği tek yer, tek bir kelime yok. Ben bu konuşmalara karşı, 'eee?' diyorum sadece. Hicap verici bir durum. Hangi kanıt üzerinden mütalaa ediliyor? Bu durum İstanbul Üniversitesi adına utanç verici. Çok kötü niyetli bir süreç, bu sürece ortak olan herkesi kınıyorum. 17-19 yaşındaki yüzlerce insan için tek bir delil yok, ben oysaki size somut delil sundum. Ekrem İmamoğlu ile ilgili tek bir cümle kurulmadı. Hukuk beni korur kavramı önemli. 19 yaşındaki Ekrem İmamoğlu yargılanıyor burada.

Bu savunmalar karşısında insan gerçekten üzülüyor. Çünkü ne yapıldığını çok iyi biliyoruz. Olasılıklar üzerinden, varsayımlar üzerinden bir savunma kurulmaya çalışılıyor. Oysa benim sunduğum belgelerde, beyanlarımda tek bir yabancı kelime dahi yok, tek bir muğlak ifade yok. Olmayan şeyler var. Uydurulmuş iddialar var.

Daha önce de söyledim; şu evrakların birinin köşesi yırtık olsaydı, onu bile aleyhime delil yaparlardı. Böyle bir psikolojiyle karşı karşıyayız. Ben idareye doğruyu anlatabilirim Sayın Başkan, anlatırım da. Ama mesele anlatmak değil; mesele dinlemek istemeyen bir anlayışla karşı karşıya olmamız.

Usule aykırı olan ben miyim? Soruyorum. Benimle ilgili somut, belgeli, tek bir cümle yok. Buna rağmen icat edilen iddialar var. Bu utanç vericidir. Gerçekten çok ayıptır.

Burada sanki 1988, 1989, 1990, 1991 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde görev yapan akademisyenler, yöneticiler, kurullar ve onların imzaları yokmuş gibi davranılıyor. Ben mi görmüyorum bu insanları? Kim yargılanıyor burada? Hangi işlem tartışılıyor? Hangi somut hukuka aykırılık ortaya konuluyor?

"İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ADINA DA UTANÇ VERİCİ"

Sunulan örneklerin tamamı, benim yatay geçişimden sonraki dönemlere ilişkindir. Bu, İstanbul Üniversitesi adına da utanç vericidir. Ne yazık ki bu utanç verici işlemler zinciri sürdürülmektedir.

Ben, kötü niyetli bir sürecin içinde bırakılmış bir insan olarak; bu sürece bilerek ya da bilmeyerek alet olan herkesi kınıyorum. Gerçekten kelime bulmakta zorlanıyorum. Çünkü 'Adalet mülkün temelidir' diyen bir anlayışın önünde, adaletin bu kadar örselendiğine tanıklık ediyoruz.

17, 18, 19 yaşındaki yüzlerce gencin koşarak, umutla yaptığı başvurular üzerinden; yıllar sonra 'şöyleymiş, böyleymiş' denilerek geriye dönük ithamlar üretiliyor. Oysa ortada tek bir somut delil yok. Sadece uydurma iddialar var.

Ben size somut belgeler sundum. Ama Ekrem İmamoğlu’nun sunduğu bu belgelerle ilgili tek bir cümle dahi kurulmadı. Şunu hatırlatmak isterim: Adalet, devlet gücünün tek meşru kaynağıdır.

Bu karar yalnızca beni ilgilendirmiyor. 35 yıl boyunca mezun olmuş insanlar var. Bu diplomalarla görev yapmış akademisyenler var, yöneticiler var, hâkimler, savcılar var. Onların verdiği kararlar ne olacak? Mezun ettikleri öğrenciler ne olacak? Bir vatandaş olarak soruyorum: Bu yol nereye varacak?"

İMAMOĞLU VE HÂKİM ARASINDA DİYALOG

Mahkeme başkanı, seyircilere dönüp konuşan İmamoğlu’na “Seyircilere değil bize konuşun” dedi. Hâkime tepki gösteren İmamoğlu, “Onlar benim arkadaşlarım, destekçilerim. 10 saniyeliğine döndüm yalnızca. Yapmayın” dedi. “Lütfen ama bize konuşun” diyen mahkeme başkanına İmamoğlu, “Bizim yolumuz hiç değişmedi. Aynı yöne devamlı gidiyoruz” dedi.

"CESARETLE TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURMAK ELİNİZDEDİR"

Ekrem İmamoğlu hakime, “Biliyorum telefonlar gelecektir. Mesajlar gelecektir. Baskılar yapılacaktır. Geceleri uykularınız kaçacaktır. Ama tarih size büyük bir fırsat veriyor. Cesaretle tarihin doğru tarafında durmak elinizdedir” dedi.

İmamoğlu’na yanıt veren hâkim, “Biz hukuka ve vicdana göre karar veriyoruz. Hukuk ve vicdan neyi gerektiriyorsa onu uygulayacağım” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu konuşmasını Mâide Suresi 8. ayeti okuyarak bitirdi.

KARAR EN GEÇ 15 GÜN İÇİNDE ÇIKACAK

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince, İstanbul 5. İdare Mahkemesi heyeti, duruşma yapıldıktan sonra en geç 15 gün içinde kararını verecek. Karar, verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yazılacak ve imzalanarak taraflara tebliğ edilecek.

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 17 42
2. Fenerbahçe 17 39
3. Trabzonspor 17 35
4. Göztepe 17 32
5. Beşiktaş 17 29
6. Samsunspor 17 25
7. Başakşehir FK 17 23
8. Kocaelispor 17 23
9. Gaziantep FK 17 23
10. Alanyaspor 17 21
11. Gençlerbirliği 17 18
12. Çaykur Rizespor 17 18
13. Konyaspor 17 17
14. Kasımpaşa 17 15
15. Antalyaspor 17 15
16. Kayserispor 17 15
17. Eyüpspor 17 13
18. Fatih Karagümrük 17 9
Takımlar O P
1. Amed SK 20 42
2. Pendikspor 20 38
3. Esenler Erokspor 20 37
4. Erzurumspor FK 20 36
5. Bodrum FK 20 33
6. Boluspor 20 32
7. Çorum FK 20 32
8. Iğdır FK 20 30
9. Keçiörengücü 20 29
10. Van Spor FK 20 27
11. Bandırmaspor 20 27
12. İstanbulspor 20 27
13. Manisa FK 20 26
14. Serik Belediyespor 20 26
15. Sivasspor 20 25
16. Sarıyer 20 24
17. Sakaryaspor 20 23
18. Ümraniyespor 20 21
19. Hatayspor 20 6
20. Adana Demirspor 20 2
Takımlar O P
1. Arsenal 21 49
2. Manchester City 21 43
3. Aston Villa 21 43
4. Liverpool 21 35
5. Brentford 21 33
6. Newcastle United 21 32
7. Manchester United 21 32
8. Chelsea 21 31
9. Fulham 21 31
10. Sunderland 21 30
11. Brighton & Hove Albion 21 29
12. Everton 21 29
13. Crystal Palace 21 28
14. Tottenham 21 27
15. Bournemouth 21 26
16. Leeds United 21 22
17. Nottingham Forest 21 21
18. West Ham United 21 14
19. Burnley 21 13
20. Wolverhampton 21 7
Takımlar O P
1. Barcelona 19 49
2. Real Madrid 19 45
3. Villarreal 18 41
4. Atletico Madrid 19 38
5. Espanyol 19 34
6. Real Betis 19 29
7. Celta Vigo 19 29
8. Athletic Bilbao 19 24
9. Elche 19 23
10. Rayo Vallecano 19 22
11. Real Sociedad 19 21
12. Getafe 19 21
13. Girona 19 21
14. Sevilla 19 20
15. Osasuna 19 19
16. Deportivo Alaves 19 19
17. Mallorca 19 18
18. Valencia 19 17
19. Levante 18 14
20. Real Oviedo 19 13