Siyasette bazen insanlar makamın kendisine bakarak hüküm verir.
Bir koltuğa kim oturdu?
Ne kadar süre oturacak?
Asıl kararları kim verecek?
Ne kadar etkili olabilir?
Büşra Özdemir, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği görevini üstlendiğinde de benzer sorular soruldu.
Kimi “emanetçi” dedi.
Kimi “nasıl olsa fazla bir şey yapamaz” diye düşündü.
Kimi ise yaşanan siyasi sürecin ardından Büyükşehir Belediyesi’nin yalnızca mevcut işleri yürütüp beklemeye geçeceğini öngördü.
Ama sahadaki tablo farklı gelişti.
Özdemir, makam odasında oturup gelişmeleri izlemek yerine Antalya’nın ilçelerine gitmeyi tercih etti.
Elmalı’da muhtarlarla buluştu, ilçenin altyapı, yol ve tarımsal hizmet taleplerini dinledi.
Demre’ye, Finike’ye, Kumluca’ya gitti.
Bunu bir protokol ziyareti olarak değil, afetin yaralarını yerinde görmek için yaptı. Seraları zarar gören üreticilerle görüştü. Büyükşehir ekiplerinin çalışmalarını sahada takip etti.
Serik’te üreticilerin arasına girdi.
700 çiftçinin yaklaşık 2 bin dekar serasında kullanılmak üzere kurulan sıcaklık ve nem sensörlerini yerinde inceledi. Üreticiyle sadece toplantı masasında değil, seranın içinde buluştu.
Bu görüntülerin tamamı bize aslında başka bir şeyi anlatıyor:
Büşra Özdemir, kendisine biçilen “emanetçi” rolünü kabul etmedi.
Çünkü emanetçilik başka, sorumluluk almak başka.
Bir belediye başkan vekilinin görevi sadece makam koltuğunda oturup imza atmak değildir.
Hele ki Antalya gibi Kaş’tan Gazipaşa’ya uzanan, 19 ilçesi ve yüzlerce mahallesi bulunan bir kentte…
Burada belediyecilik, masa başından yapılabilecek bir iş değildir.
Antalya’nın bir ucunda üreticinin serası zarar görürken, diğer ucunda ulaşım sorunu yaşanıyorsa; merkezde sosyal hizmete ihtiyaç duyan yurttaş varken ilçede altyapı yatırımı bekleniyorsa, belediye yöneticisinin sahada olması gerekir.
Özdemir’in son dönemdeki görüntüsü de tam olarak bunu gösteriyor.
Üstelik mesele yalnızca ziyaretlerden ibaret değil.
Büyükşehir Belediyesi’nin araç filosuna öz kaynaklarla 1 milyar 775 milyon TL’lik yatırım yapılması ve kent genelinde kullanılmak üzere 283 yeni aracın filoya kazandırılması, hizmet kapasitesini doğrudan ilgilendiren önemli bir adım.
Toplu ulaşım filosuna 19 yeni otobüs eklenmesi de yine kent yaşamına doğrudan dokunan yatırımlardan biri.
İtfaiyeye 14 milyon avroluk yatırımla 24 yeni aracın kazandırılması ise Antalya gibi yangın ve afet riski yüksek bir kent açısından ayrıca önemli.
Bütün bunların yanında sosyal belediyecilik tarafında da hareket devam ediyor.
Büyükşehir Belediyesi’nin merkez, Alanya ve Manavgat aşevleriyle günlük toplam 2 bin porsiyon sıcak yemek ulaştırdığı açıklandı.
19 ilçeye yayılan kreş ve gündüz bakımevleri, öğrencilere yönelik destekler, üreticiye verilen tarımsal destekler ve sosyal hizmetler de belediyenin “hizmetler devam ediyor” yaklaşımının parçaları olarak öne çıkıyor.
Elbette bütün bunlar Antalya’nın bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Antalya’nın ulaşımından altyapısına, trafik sorunundan konut ve yaşam maliyetlerine kadar çözülmesi gereken çok sayıda problem var.
Bir köşe yazısının görevi de alkış tutmak değil; doğru yapılanı teslim ederken eksikleri de söyleyebilmektir.
Fakat burada hakkını teslim etmemiz gereken bir gerçek var:
Büşra Özdemir, kendisinden beklenen pasif başkan vekili görüntüsünün tam tersini ortaya koydu.
İlçe ilçe geziyor.
Üreticiyle buluşuyor.
Muhtarı dinliyor.
Esnafın sorununu soruyor.
Belediye yatırımlarını sahada takip ediyor.
Yeni araçların, yeni hizmetlerin ve sosyal projelerin kamuoyuna anlatılmasını sağlıyor.
Üstelik bunu “bana emanet edilen koltuğu koruyayım” anlayışıyla değil, “bu kentin sorumluluğu benim de omzumda” anlayışıyla yapıyor.
Belki de bugün Büşra Özdemir açısından en önemli değişim burada.
Başlangıçta herkes onun ne kadar etkili olabileceğini konuşuyordu.
Şimdi ise Antalya’da ne kadar sahada olduğunu konuşuyor.
Siyasette bazen en güzel cevap, uzun uzun verilen demeçler değildir.
Bazen en güzel cevap sahaya çıkmaktır.
İlçeye gitmektir.
Vatandaşın karşısına geçmektir.
Sorunu dinlemektir.
Çözüm üretmektir.
Ve ertesi gün yeniden yola çıkmaktır.
Büşra Özdemir’in son dönemdeki performansına baktığımızda görünen tablo tam da bu.
**Emanetçi sanıldı.
O ise sorumluluk aldı.**
Ve Antalya’nın 19 ilçesinin bulunduğu o uzun yolda, makam odasından çıkıp kentin her tarafına yetişmeye çalıştı.
Şimdi asıl soru şu:
Büşra Özdemir bundan sonra Antalya siyasetinde yalnızca bir “başkan vekili” olarak mı anılacak, yoksa sahada ortaya koyduğu bu performans onu kendi başına güçlü bir siyasi aktöre mi dönüştürecek?
Bence Antalya siyasetinin önümüzdeki dönemde en çok konuşacağı başlıklardan biri de bu olacak.