25.04.2025, 10:07

İLGİNÇ BİR YARATIK

Bugün, doğum günüm olduğu için size kendimi anlatacağım. Nedenini benim de bilmediğim ilginç özelliklerimi de. Sonuna kadar sabırla okuyan herkes, hem bilinmeyen bir veya birkaç özelliğimi öğrenecek hem de “Aşılamayacak hiç bir sorun yoktur” diyecek.
  Soğuktan, sıcaktan, açlıktan, susuzluktan, uykusuzluktan etkilenmeyen, lisede sözel eğitim alıp Matematik öğretmeni olabilen, günde 3 paket sigara içerken ani bir kararla sigarayı bırakabilen, zayıflamaya karar verdikten sonra istediği her şeyi yiyerek 9 ayda 17 kilogram zayıflayabilecek kadar beyin gücüyle hareket eden bir insandan söz edeceğim.  
  Ben, asla olaylara takılıp kalmam. Bu yüzden çevreme ve çevremdeki değişikliklere ya çok çabuk uyum sağlarım ya da o değişikliklere karşı neler yapmam gerekirse onu anında yaparım.
  Beni tanıyan insanların büyük bir çoğunluğu, tanıdığı ilk günlerde başlayarak zamanla “Ne kadar farklı bir insansın?” veya “Neden ve nasıl bu kadar farklı oldun?” diye sorar. 
  Annem, koyun sağmadan gelirken doğum sancıları tuttuğu için beni, rahmetli halamın da yardımıyla tarlada doğurmuş. Doğa ile içi içe doğmuşum yani. Doğaya olan aşırı ilgim ve tutkum, buradan geliyor herhalde.
  Aklımın erdiği günden bu yana, soğuktan ve sıcaktan etkilenmeyen bir bünyem var. Kışın, her bölgemizde kısa kollu gömlekle rahatça dolaşabildiğim gibi yazın da takım elbiseyle dolaşamayacağım bölgemiz yoktur. 
  En ilginç özelliğim bu olsa gerek. Sanırım bu, daha doğarken doğa ile iç içe olmamdan kaynaklanıyor. Doğa, bana tam anlamıyla kucak açmış. Bir annenin çocuğunu koruyup kolladığı gibi tabiat ana da beni koruyup kollar. Ne de olsa eline doğmuşum. Hem üşütmez hem de terletmez. Bu yüzden, Ocak ayında, soğuk suyla duş alırım ve denize girerim üşümem. Yaz aylarının, en sıcak günlerinde bile iş yaparım ama terlemem.
  Kimi zaman bir oturuşta birkaç kişilik yemek yerim, bir seferde bir litreden fazla su içerim. Kimi zaman da gün boyu su içmesem, birkaç gün yemek yemesem açlık hissetmem. 
  Bir işe başlamışsam o işi bitirinceye kadar aralıksız çalışırım ve işi bitirdiğimde herhangi bir yorgunluk hissetmem.
  Kimi zaman saatlerce uyurum. Kimi zaman da üst üste birkaç gün uyumadan durabilirim. Kendimi nasıl programladıysam öyle yaşarım yani. Bu bir çeşit beyin gücü müdür, yoksa ben, insan kılıklı, türünün tek örneği olan bir canlı mıyım? Onu, ben de bilmiyorum. 
  Bir başka ilginç özelliğim, Matematik alanındaki doğuştan gelen garipliklerim. İlkokul ve ortaokulda öğrenci olduğum yıllarda; Matematik problemlerini, okur ve herhangi bir işlem yapmadan anında yanıtlardım. 
  Matematik öğretmenime soru sorunca dayak yediğim için liseyi, o zamanki adıyla “Edebiyat Bölümü “ olan sözel bölümde okuyarak bitirdim ve çoğunuzun bildiği gibi sonunda Matematik öğretmeni oldum. 
  Edebiyat bölümünde eğitim görürken, bana inanılmaz bir destek veren rahmetli Çetin Ezgeç öğretmenimden de söz etmeliyim. 
  O yıl yeni mezun olarak okulumuza gelen o gencecik öğretmen, benim gibi edebiyat dersini hiç sevmeyen bir öğrenciye okul gazetesine yazılar ve şiirler yazdırmayı başardı. Hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin 50. kuruluş yılı nedeniyle katıldığım şiir yarışmasında dereceye girecek kadar şair yaptı beni.
  Şu anda, köşe yazıları ve şiirler yazmamın temelini o genç öğretmenim attı işte. 
  Daha sonraki yıllarda; yazdığım birkaç şiirimi besteleyebildiysem, profesyonel korolarda türküler söyleyebildiysem, tiyatrolarda oyuncu olarak görev alıp tiyatro öğretmeni olabildiysem bunların temelinde Çetin öğretmenimin bana aşıladığı o güç yatıyor. 
  Edebiyat ve Matematik öğretmenlerimin o günkü tavırlarını değerlendirdiğimde “At sahibine göre kişner” sözünün eğitimde ne kadar geçerli olduğunu daha iyi anlıyorum. 
  Asıl ilginçliğim, üniversite okuduğum yıllarda başladı. İlkokul, ortaokul ve lisede derslerinde çok başarılı bir öğrenci olmama ve 6 yıl halk oyunları ekibinde oynamama karşın, o zaman kadar medeni cesaretim yeterli değildi. 
  Ortaokul birinci sınıftayken, babam ölmüştü. İzin istemek, en doğal hakkım olduğu halde bir arkadaşımdan benim için izin almasını istemiştim. Bu olayı, bir türlü unutamıyordum. 
  Ne yapıp edip kabuğumdan çıkmalıydım ve karşımda kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun içimden geçenleri, saygı sınırları içerisinde çekinmeden söyleyebilmeliydim. 
  Yıllar sonra, bir sıkıntımı anlattığım Milli Eğitim Müdürü, ses tonunu yükselterek “Bıktım öğretmenlerin sorunlarından” deyince “İstifa edin o zaman. Siz bu makama öğretmenlerin sorunlarını da çözmek için gelmediniz mi?” dediğimde istediğim gibi bir insan olabildiğimi anladım. 
  Bu duruma nasıl mı geldim? Üniversitede okuduğum yıllarda, ortalama üç-dört günde bir kitap okurdum. Parasal gücüm yetersiz olduğu ve fazla kitap alamadığım için arkadaşlarımdan aldığım kitapları hemen okur geri verirdim. Daha sonra kitap satan bir yerle, okuyup yıpratmadan geri getirdiğim kitapları geriye alması konusunda anlaştım. Kitapların tamamını yıpratmadan geri getirmeye başlayınca kitapçı, arada bir öylesine ücret alıyordu. Bilgiye aç olduğum için her tür kitabı okuyordum.  Çok kitap okumamın yanında bir yandan da çevremdeki insanların tavırlarını inceleyip değerlendiriyordum.
  Okuduklarımı, izlediklerimi, yaşadıklarımı, deneyimlerimi, düşündüklerimi harmanlayıp “farklı bir kişilik, farklı bir insan olmak istiyordum” çünkü. Benim için ne kadar zor olursa olsun farkı biri olmalıydım. Kendiyle barışık, almadan vermesini bilecek kadar özverili, aynada yüzüne utanmadan bakabilecek kadar dürüst, insanları kullanmaya çalışmayan, kendinden emin, bir o kadar da güvenilir, tavırları içten, doğal ve mantıklı biri olmalıydım. Birkaç yıl sonra hiç değişmemek üzere öyle biri oldum. Yaklaşık 45 yıldır, istediğim gibi bir insanım. Bu yüzden kendimi yüzde yüz beğeniyorum. Başkasının benim için ne düşündüğünü, ne dediğini, kafama takmadan beğendiğim insan olarak yaşamayı hala sürdürüyorum.
  Elbette, haklı eleştirileri dinleyip gerekirse özeleştiriler yaparak kendimi daha fazla geliştirmeye her zaman açığım. Ancak bunun yanında, kesinlikle vazgeçmeyeceğim ilkelerim var benim.
  Bu ilkelerimin bir kaçından ve bu ilkeleri uygularken karşılaştığım ilginçliklerden de söz etmek istiyorum. 
  Yeni tanıdığım insan, kim olursa olsun işe “Bu insan için ne yapabilirim?” ve “Bu insanın kendimi daha çok geliştirebilmem için bana katkısı ne olabilir?” diye düşünürüm. Yeni tanıştığım her insan, benim için bir okul, bir öğretmendir. Bu yüzden o insanın yaşam biçimi, bana anlatılan ders olur. Her insandan iyi veya kötü anlamda mutlaka bir şeyler öğrenirim çünkü.
  O insanın, geçmişi, davranışları, söylemleri, söylemlerini ne oranda davranışa dönüştürebildiği benim için birer hazinedir. O insanın kendini tanımamı sağlaması yeter bana. Benim için başka bir şey yapmasına gerek yoktur.  O insanın; çocuk-genç-yaşlı, etiketli- etiketsiz, kadın-erkek-eşcinsel olması veya dini, dili, ırkı, geçmişi, geleceği benim için önemli değildir. İnsanlığı da.
  İnsan kılıklı her yaratıktan alabileceğimiz bir ders vardır. O yüzden her insanla çok yakından ilgilenirim. 
  İnsanlarla konuşurken gözlerinin içine bakarım. Konuşamayan hayvanlar bile insanın gözlerinin içine bakarak gerçek niyetlerini okuyorlar. Bunu ben neden yapmayayım? 
  İnsanlara çok yakın davranıp gözlerimi gözlerinden ayırmadan konuşmaya başladığım günden bu yana zamanla; karşı cinsten beni yanlış anlayıp kendilerine aşık olduğumu veya ilgi duyduğumu sananlar olduğu gibi bana aşık olanlar veya ilgi duyanlar da oldu.
  Ancak, yanlış anlaşılmaları, konuşarak kolaylıkla aşarak bu günlere geldim. Beni yanlış anlamalarını kafama takmam. Kim yanlış anlıyorsa kafaya takan da yanlışını düzeltmesi gereken de o olmalı bence. 
  Başıma gelen olayları da kafama takmam. Bana göre karşılaştığımız sorunlar, acıyla kıvranmamız için değil aşılmak içindir. Ya biz, sorunları aşarız, ya da sorunlar bizi yok eder. 
  Kendime hep “Sorunları aşmak yerine sorunlarla yaşamaya başlamışsan senin varlığının bir önemi var mı? Bir bakıma, mutluluğa varmak için ilk koşul, sorunlar karşısında ayakta kalabilmek değil mi?” diye sorarım.  Ben, ayakta kalamıyorsam ayakta kalan diğer şeylerin benim için önemi yoktur. Ben sağlıklı değilsem, sağlıklı düşünemiyorsam, sağlıklı olmak için sorunlarımı aşamıyorsam yaşamıyorum demektir çünkü.
  Benim yaşam biçimime yön veren ana düşünce budur işte.
  Bu öyle bir yaşam biçimi ki; ne yoruluyorum, ne hastalanıyorum, ne de bir şeylere veya bir olaya takılıp kalıyorum. 
  Kimi insanlar gibi “Önce tasarruf yapmak için sağlığımdan olup sonra sağlığıma kavuşmak için birikimlerimi tüketmiyorum.” “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” diye bir atasözümüz var ya ben de “Kafa, sağlam değilse bedeni çürütür” diyorum. 
  68 yaşında bir insanım. Her yıl sağlık taraması yaptırıyorum. Tüm değerlerim alt ve üst limitlerin ortalaması veya ortalamalara çok yakın çıkıyor. “Bu gidişle 500 yıl yaşarım” diye düşünüyorum. 
  Hepinize, “Kalan 432 yıllık yaşantımda beni yalnız bırakmayın” derken; sağlık, mutluluk, başarı dolu bir yaşamı, sevdikleriniz ve sevenlerinizle, huzur dolu ortamlarda doyasıya yaşamanızı dilerim.

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 19 46
2.  Fenerbahçe 19 43
3.  Trabzonspor 20 42
4.  Göztepe 19 36
5.  Beşiktaş 19 33
6.  Samsunspor 20 30
7.  Başakşehir FK 19 29
8.  Gaziantep FK 19 25
9.  Kocaelispor 19 24
10.  Alanyaspor 20 22
11.  Antalyaspor 20 20
12.  Gençlerbirliği 19 19
13.  Çaykur Rizespor 19 19
14.  Konyaspor 19 19
15.  Eyüpspor 20 18
16.  Kasımpaşa 20 16
17.  Kayserispor 19 15
18.  Fatih Karagümrük 19 9
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 23 45
2.  Amed SK 22 43
3.  Esenler Erokspor 22 41
4.  Çorum FK 23 41
5.  Pendikspor 22 38
6.  Bodrum FK 22 36
7.  Iğdır FK 23 34
8.  Keçiörengücü 23 33
9.  Bandırmaspor 22 33
10.  Boluspor 22 32
11.  Van Spor FK 22 31
12.  Manisa FK 23 31
13.  İstanbulspor 23 31
14.  Sivasspor 22 29
15.  Ümraniyespor 22 27
16.  Sarıyer 23 27
17.  Serik Belediyespor 22 26
18.  Sakaryaspor 22 23
19.  Hatayspor 23 7
20.  Adana Demirspor 22 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 23 50
2.  Manchester City 23 46
3.  Aston Villa 23 46
4.  Manchester United 23 38
5.  Chelsea 23 37
6.  Liverpool 23 36
7.  Fulham 23 34
8.  Brentford 23 33
9.  Newcastle United 23 33
10.  Everton 23 33
11.  Sunderland 23 33
12.  Brighton & Hove Albion 23 30
13.  Bournemouth 23 30
14.  Tottenham 23 28
15.  Crystal Palace 23 28
16.  Leeds United 23 26
17.  Nottingham Forest 23 25
18.  West Ham United 23 20
19.  Burnley 23 15
20.  Wolverhampton 23 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 21 52
2.  Real Madrid 21 51
3.  Atletico Madrid 21 44
4.  Villarreal 20 41
5.  Espanyol 22 34
6.  Real Betis 21 32
7.  Celta Vigo 21 32
8.  Real Sociedad 21 27
9.  Osasuna 21 25
10.  Deportivo Alaves 22 25
11.  Girona 22 25
12.  Elche 21 24
13.  Sevilla 21 24
14.  Athletic Bilbao 21 24
15.  Valencia 21 23
16.  Rayo Vallecano 21 22
17.  Getafe 21 22
18.  Mallorca 21 21
19.  Levante 20 17
20.  Real Oviedo 22 16