On Birinci Yılında “Haziran Direnişi”ni Kendi Özgünlüğünde Anımsamak
“Lime lime bir güneş
Bozbulanık mezbelelik üstünde
Bir ağaç-
boyu düşünce
kavrıyor süzülen ışığı: daha ne şarkılar söyleyecek ötede
İnsanlıktan.”
Paul Celan
“gezi'de en çok sokaklara yayılan özgeciliği sevmiştim. birine bir şey olsa çok kişi koşardı.sadece iyi bir direniş değil belki de bizim olma biçimimizin en inceliklisiydi.”
Bayan Sü
2013 yılının haziran ayında ülkede yaşananlar bizi fazlasıyla heyecanlandırmıştı. Bir anda ilk kez deneyimlediğimiz o müthiş duygunun ortağı olmuştuk. Hepimiz sokaktaydık ve eşit özneler olarak bir parçasıydık yaşananın. Ama bir şeye gerçekten değer vermek demek, onu kendi gerçekliğiyle kabul etmek demekti.
28 Mayıs 2013 tarihinde, 50 kişilik bir grubun Gezi Parkı’nda nöbet tutmasıyla başlayıp kısa sürede tüm ülkeye yayılan Gezi Parkı olayları ya da daha doğru ve kapsayıcı ifadesiyle “Haziran Direnişi”, toplumsal muhalefetin tarihindeki en özgün yerini aldı. Türkiye’deki toplumsal muhalefetin her kesimi devlet terörünün en keskin biçimlerinin muhatabı oldu yıllarca. Ama hiçbiri Gezi Parkı’nda gerçekleşen polis terörünün yarattığı tepkiyi doğurmadı. Çok geniş bir yelpazede ortaya çıkan bu toplumsal tepki birçok özgünlüğü bünyesinde barındırıyordu.
Her şeyden önce bu bir direnişti. Politik hattının merkezinde muhafazakarlık olan bir siyasal iktidarın, insanların gündelik yaşamlarına yaptığı sistematik müdahalelerinin yarattığı ve kendi taraftarları dışındaki her kesimden insanı içine iterek büyüttüğü bir direniş. Neo-liberal politikalara uygun şekilde gerçekleştirdiği kentsel dönüşüm projelerinin yansıması olarak yaşam alanlarımıza yapılan yeni bir müdahaleye karşı başlayan tepki, siyasal ya da ekonomik herhangi bir talebi bünyesinde barındırmadan, iktidara sadece “artık dur!” diyerek büyüdü. Şüphesiz ki iktidar partisinin ve onun liderinin ötekileştirici tavrının yanında, iktidara geldikleri günden itibaren izledikleri siyasal ve ekonomik politikalar da, Mayıs’ın son günü patlayacak olan direnişi içten içe mayalamıştı. Ancak hiçbir şey muktedirin zulmüne şefkati kadar paspal, diktaya olan aşkıyla ünlü hükümet başının kibri kadar afili değildi.
Yenilgileri, başarısızlıkları, hayal kırıklıklarını taşımayan genç bir neslin eylemiyle genişleyen direniş, kırmızılı kadınla mağduriyeti, siyahlı kadınla direnişi, elinde sapan tutan kadınla saldırıyı betimledi bizlere. Direnişi gerçekleştiren kitlenin fikri bir ortaklığı yoktu. Egemenlere karşı sürdürülen her türlü hak arama mücadelesinde yer alan sosyalistlerden, cumhuriyetin kurucu paradigmasına sahip çıkan ulusalcısına, mavi beyaz renkli bayraklarıyla bozkurt işareti yapan ülkücüsünden, anti-kapitalist Müslümanına kadar herkes alandaydı.
Öfkenin merkezinde mevcut siyasal iktidar hatta daha da özelde dönemin Başbakanı vardı. 1 Haziran günü Ankara, Meşrutiyet Caddesi’nin Atatürk Bulvarı tarafındaki polis kordonunu aşarak Başbakanlık kapılarına dayandığımızda attığımız sloganlar da onu hedef alıyordu: Teslim ol Tayyip!
Haziran Direnişi ile sokağa çıkan kitleler kızgındı. Horlanmaya, hiçleştirilmeye tahammülleri yoktu. İktidardaki irade tarafından yönetilmek istemiyorlardı. Ancak…
Ancak hepsi bu kadardı.
Haziran Direnişi’yle sokağa çıkan milyonların sorunları AKP’yle sınırlıydı. AKP’nin her düzlemde (siyasal-ekonomik-etik) temsil ettiklerine karşı öfke duymalarına rağmen bu öfke AKP’yi aşan bir noktadan sistem karşıtlığına ulaşmıyordu. Sokağa çıkan kitlenin çoğunluğu devletin bugünkü temsilcisine olan itirazlarını devletin kurucu fikrine dayanarak yükseltiyordu. Kendilerine dayatılana karşı duyulan öfkenin niteliği, öfke duyduğunun temsil ettiğini bütünüyle kavrayan ve onu nitelikli bir zeminde aşan muhtevada değildi. Zaten bu sebepledir ki günlerce kent merkezlerini işgal edip sosyal hayatı durduranlar zamanı gelince sandığa “umut”la koştular.
Şimdi bu ifadelerden kimse Haziran Direnişi’ni önemsizleştirmeye çalıştığımı düşünmesin. Bizim gibi köklü devlet geleneğine sahip olan toplumlarda ezilenlerin ne için ve ne muhtevada olursa olsun sokağa çıkması, devlet zoruna karşı tepki vermesi çok değerlidir. Esas sorunlu olan ve Haziran Direnişi’nin içini boşaltacak olan şey onu olduğundan farklı gösterme çabasıdır. Yazıyı İskender Savaşır’ın Haziran Direnişi’nin sembolü için yazdığı şu satırlarla bitirelim: Ağaç aslında hayatı savunmak anlamına gelir. Taşa, bronza rağmen ağacın, ahşabın yanında durmak hayatı kutsamak gibi bir şeydir.
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Galatasaray |
19 | 46 |
2. Fenerbahçe |
19 | 43 |
3. Trabzonspor |
19 | 41 |
4. Göztepe |
19 | 36 |
5. Beşiktaş |
19 | 33 |
6. Başakşehir FK |
19 | 29 |
7. Samsunspor |
19 | 27 |
8. Gaziantep FK |
19 | 25 |
9. Kocaelispor |
19 | 24 |
10. Alanyaspor |
19 | 22 |
11. Gençlerbirliği |
19 | 19 |
12. Çaykur Rizespor |
19 | 19 |
13. Konyaspor |
19 | 19 |
14. Antalyaspor |
19 | 19 |
15. Kasımpaşa |
19 | 16 |
16. Eyüpspor |
19 | 15 |
17. Kayserispor |
19 | 15 |
18. Fatih Karagümrük |
19 | 9 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Amed SK |
22 | 43 |
2. Erzurumspor FK |
22 | 42 |
3. Esenler Erokspor |
22 | 41 |
4. Pendikspor |
22 | 38 |
5. Çorum FK |
22 | 38 |
6. Bodrum FK |
22 | 36 |
7. Keçiörengücü |
22 | 33 |
8. Bandırmaspor |
22 | 33 |
9. Iğdır FK |
22 | 33 |
10. Boluspor |
22 | 32 |
11. Van Spor FK |
22 | 31 |
12. Manisa FK |
22 | 30 |
13. Sivasspor |
22 | 29 |
14. İstanbulspor |
22 | 28 |
15. Ümraniyespor |
22 | 27 |
16. Sarıyer |
22 | 27 |
17. Serik Belediyespor |
22 | 26 |
18. Sakaryaspor |
22 | 23 |
19. Hatayspor |
22 | 7 |
20. Adana Demirspor |
22 | 2 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Arsenal |
23 | 50 |
2. Manchester City |
23 | 46 |
3. Aston Villa |
23 | 46 |
4. Manchester United |
23 | 38 |
5. Chelsea |
23 | 37 |
6. Liverpool |
23 | 36 |
7. Fulham |
23 | 34 |
8. Brentford |
23 | 33 |
9. Newcastle United |
23 | 33 |
10. Everton |
23 | 33 |
11. Sunderland |
23 | 33 |
12. Brighton & Hove Albion |
23 | 30 |
13. Bournemouth |
23 | 30 |
14. Tottenham |
23 | 28 |
15. Crystal Palace |
23 | 28 |
16. Leeds United |
23 | 26 |
17. Nottingham Forest |
23 | 25 |
18. West Ham United |
23 | 20 |
19. Burnley |
23 | 15 |
20. Wolverhampton |
23 | 8 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Barcelona |
21 | 52 |
2. Real Madrid |
21 | 51 |
3. Atletico Madrid |
21 | 44 |
4. Villarreal |
20 | 41 |
5. Espanyol |
21 | 34 |
6. Real Betis |
21 | 32 |
7. Celta Vigo |
21 | 32 |
8. Real Sociedad |
21 | 27 |
9. Osasuna |
21 | 25 |
10. Girona |
21 | 25 |
11. Elche |
21 | 24 |
12. Sevilla |
21 | 24 |
13. Athletic Bilbao |
21 | 24 |
14. Valencia |
21 | 23 |
15. Deportivo Alaves |
21 | 22 |
16. Rayo Vallecano |
21 | 22 |
17. Getafe |
21 | 22 |
18. Mallorca |
21 | 21 |
19. Levante |
20 | 17 |
20. Real Oviedo |
21 | 13 |
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzonspor
Göztepe
Beşiktaş
Başakşehir FK
Samsunspor
Gaziantep FK
Kocaelispor
Alanyaspor
Gençlerbirliği
Çaykur Rizespor
Konyaspor
Antalyaspor
Kasımpaşa
Eyüpspor
Kayserispor
Fatih Karagümrük
Amed SK
Erzurumspor FK
Esenler Erokspor
Pendikspor
Çorum FK
Bodrum FK
Keçiörengücü
Bandırmaspor
Iğdır FK
Boluspor
Van Spor FK
Manisa FK
Sivasspor
İstanbulspor
Ümraniyespor
Sarıyer
Sakaryaspor
Hatayspor
Adana Demirspor
Arsenal
Manchester City
Aston Villa
Manchester United
Chelsea
Liverpool
Fulham
Brentford
Newcastle United
Everton
Sunderland
Brighton & Hove Albion
Bournemouth
Tottenham
Crystal Palace
Leeds United
Nottingham Forest
West Ham United
Burnley
Wolverhampton
Barcelona
Real Madrid
Atletico Madrid
Villarreal
Espanyol
Real Betis
Celta Vigo
Real Sociedad
Osasuna
Girona
Elche
Sevilla
Athletic Bilbao
Valencia
Deportivo Alaves
Rayo Vallecano
Getafe
Mallorca
Levante
Real Oviedo