25.06.2025, 10:40

ARTISIYLA, EKSİSİYLE MUHARREM İNCE

Aşağıdaki yazıyı, 11.07.2018 tarihinde yazmıştım.
  O günden bu yana, nelerin değişip nelerin değişmediğine birlikte karar verelim.
  Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, cumhurbaşkanı adayı gösterilen Muharrem İnce ile ilgili, daha önceki yazılarımda bir şeyler yazmıştım. Cumhurbaşkanlığı seçimi, ilk turda sonuçlandığı için, bu konuda başka bir şey yazmak istemiyordum.
  Ancak, seçimlerden sonra; yanlı yansız herkes, Cumhuriyet Halk Partisi ve Muharrem İnce hakkında konuşunca -ben de- Muharrem İnce hakkında uzun bir yazı yazma gereği duydum.
  Yazı Muharrem İnce ile ilgili olsa da, yazdıklarımı daha iyi anlatabilmek için, zaman zaman, diğer muhalif adaylara da değineceğim.
  Sayın Muharrem İnce, öğretmen ve politikada tabandan tavana kadar, parti genel başkanlığı dışında her alanda görev yapmış biri olduğu için; hem toplum psikolojisini, hem de o toplumu nasıl coşturacağını çok iyi bilen biri. Bu özelliklerine, şiirsel bir anlatım ve espri anlayışını da katınca; Süleyman Demirel, Bülent Ecevit karışımı bir politikacı ortaya çıktı.
  Buna karşın ben, onun bu özelliklerini, yeterince kullanamadığını düşünüyorum. Süleyman Demirel de, Bülent Ecevit de, -yaşasa ve Sayın Muharrem İnce'nin yerinde olsaydı- seçimden önce  "Beni aday gösteren, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun  karşısına genel başkan adayı olarak çıkmam" dediğini anımsayıp, seçimden hemen sonra, eşlerinin de bulunduğu bir yemekli toplantıda, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na "Sen, Onursal genel başkan ve partinin meclisteki genel başkan temsilcisi ol. Ben de, genel başkan olayım" demezdi.
  Bu nedenle, Sayın Muharrem İnce'nin; bu konuda büyük  bir hata yaptığına inanıyorum. Muharrem İnce, bir köşede sessiz oturup beklese veya az sonra dile getireceğim tutumu sergilese, Cumhuriyet Halk Partisi tabanı, onun genel başkan olmasını sağlayacaktı çünkü.
  Muharrem İnce, seçim gecesi "Adam kazandı. Kutluyorum" dediği gibi, "Bir seçime girdim ve kaybettim. Seçimden önce söylediğim gibi, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısına aday olarak çıkmayacağım. O nedenle, bu konuları konuşmayın" deseydi; seçimden sonra, Cumhuriyet Halk Partisi yerine; yeni Kanun Hükmünde Kararnameler, yapılan zamlar, şeker fabrikalarından çıkarılan işçiler, üreticinin 40 kuruştan sattığı patates-soğanın, tüketiciye 5 lirayı geçen ücretle satılmasını önlemek için, yıllardır savaş alanı olan bir ülkeden alınması ve alınan o ürünlerin insan sağlığına zararları konuşuluyor olacaktı.
  Seçim sürecinde, gündemi belirleyen genellikle Muharrem İnce olmuştu. Seçimden sonra da o belirledi ama bu kez, yaşamı boyunca partisine oy vermeyen ve vermeyecek olanların, gerekli gereksiz konuşmasının önünü açan bir gündem yarattı. 
  Şimdi de gündemde, taciz ve tecavüz var. Bildiğiniz gibi, seçimlerden önce -ne derece doğru olduğunu bilmiyorum ama- bir kaç kez "Muharrem İnce'nin, tacizden fezlekesi var" denildi.
  Sayın Muharrem İnce'nin yerinde ben olsaydım, son yaşanan istismar, taciz ve tecavüz olaylarından sonra, seçim nedeniyle alanlarda topladığım milyonları bu olayları protesto etmek için toplardım. Ardından da "Benim hakkımda da, taciz iddiaları var ama bu söylenenler yalan. Şu anda, dokunulmazlığım yok. İlgili mahkeme beni yargılasın ve suçsuz olduğum ortaya çıksın" derdim. 
  Yeryüzündeki sular mürekkep, ağaçlar kalem ve dünyada yasayan herkes yazar olsa, son yıllarda yaşanan istismar, taciz ve tecavüz olaylarını anlatmaya yetmez ama böyle bir eylem yapılsaydı, idam cezası isteğinden daha çok ses getirirdi.
  Gene , Sayın Muharrem İnce'nin yerinde ben olsaydım, yaşanan tren faciasının olduğu yere giderdim. "Neden orada olduğumu" soranlara da, "Ben, 81 milyonun cumhurbaşkanı adayı olarak yola çıktım ve oy yüzdemi göz önüne alırsak, yaklaşık 27 milyon kişiyi temsil eden bir tabandan oy aldım. İnsanlarımız, bu durumdayken evimde oturup televizyon mu seyretseydim?" diyerek, halkımın yanında olduğumu, dosta-düşmana kanıtlardım.  
  Bildiğiniz gibi; seçimden hemen sonra "Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayı toplanmalı ve tabanın sesine kulak verilerek Muharrem İnce genel başkan seçilmeli" denilmeye başlandı.
  Muharrem İnce'nin, partisinden %8 civarında fazla oy aldığı düşünülünce, bu öneriye hak vermemek mümkün değil. "Adam, partisinden epey fazla oy almış" çünkü.
  Ancak ben, seçimi ikinci tura taşıyamadıkları için; Muharrem İnce ve diğer muhalif adayları başarısız buluyorum. Buna, İyi Parti ve Halkların Demokratik Partisi'nin, adaylarından daha çok oy aldığını da eklersek başarısızlık, daha net anlaşılır.
  Bu başarısızlığı, ülkemizdeki seçim barajı da tetikledi. Ülke barajı, 12 Eylül yönetiminin eseriymiş. "Hadi canım sen de." 12 Eylül anayasasının, neredeyse yarısı değiştirilip iki kez de, referanduma gidilmedi mi? O değişiklilerde, seçim barajı neden kaldırılmadı?
  Millet İttifakı'nın hiç mi hatası olmadı? Elbette oldu.
  Muharrem İnce, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu, seçimi, ikinci tura taşıyacak söylemler yerine ikinci tura kalmış gibi söylemlerde bulundular. Bu büyük hata, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk turda yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin önünü açtı.
  Bir siyasi partide, öne çıkan biri, o partiye genel başkan seçildiğinde, partisinin oy oranı en az %5 artıyor. Bu oran, kimi zaman %15 bile oluyor.
  Sayın Muharrem İnce, cumhurbaşkanı adayı gösterilince, sözünü ettiğim o oy oranını arkasına aldı. Buna karşın, "Apolet sökme polemiği" bir kaç puanın kaçmasına neden oldu.
  Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçmiş seçimlerde uyguladığı "Deniz Baykal mı, ben mi?" ve "Kemal Kılıçdaroğlu mu, ben mi?" taktiğini bu seçimde, biraz da apolet polemiğini kullanarak "Muharrem İnce mi, ben mi?" eksenine çekmeyi başardı çünkü. 
  Sayın Muharrem İnce'nin, "Bütün cumhurbaşkanı adaylarını ziyaret edeceğim" söyleminin gereği olarak, Selahattin Demirtaş'ı ziyaret etmesini yadırgamıyorum. Bana göre; adam teröristse seçime sokmayacaksın, seçime sokuluyorsa da onun adaylığını tartışmayacaksın.
 Seçim sürecinde de belirttiğim gibi "Hiç bir cumhurbaşkanı adayı, kaçak kullanım bedeli ile bankaların vatandaşın sırtından aldığı harç ve haraçlar için ne yapacağını dile getirmedi"
  Bir de, devletin koyduğu kurallara göre "Gecikme Faizi" var. Buna da değinilmedi.
  Devlet, kurum veya vatandaşların alacakları gecikince, gecikme faizi alma hakkı veriyor. Bu durum, ilk bakışta mantıklı görünse de uygulamalarda, bir takım mantıksızlıklar oluyor.
  Bir örnekle açıklamak gerekirse; Emlak vergisi, yasalara göre iki taksitte ödeniyor. Buna karşın, vatandaşlarımızın çoğu, ilk ödemede hepsini ödüyor. İki taksit arasında, yasal olarak 6 ay var. Taksitler geciktiğinde, aylık gecikme faizi uygulanıyor ama erken yatırılan taksitte herhangi bir erken ödeme indirimi olmuyor. 
  Acaba, Sayın Muharrem İnce, alanlarda topladığı milyonlarca insana, sürekli "Miting alanına gelen bir vatandaş, rahatsız olunca ben, hemen doktor yönlendiriyorum. Recep Tayyip Erdoğan, kafasına su dökülmesini önermiş" gibi söylemler yerine bu tür toplumsal konulara değinse daha çok oy alır mıydı?
  Seçimlerin, ikinci tura kalmamasının en önemli nedenlerinden biri de; adayların, hazineden bol bol para dağıtacak söylemlerde bulunması olmuştur.
  Acaba, Sayın Muharrem İnce "Öğrencilere şu kadar, ev hanımlarına bu kadar para vereceğim" ve "Sınav ücreti almayacağım" söylemleri yerine "Eğitim ve sağlık hizmetleri, devlet eliyle  ve ücretsiz olacak" ve "Size, hazineden para vermek yerine, çalışıp kazanç elde edeceğiniz iş alanları yaratacağım" deseydi, ikinci tura kalacak kadar oy alır mıydı?
  Bana göre; 7 Haziran seçimlerinden sonra, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun, -ana muhalefet partisi genel başkanı olarak kendisine başbakanlık görevi verilmediği halde Sayın Devlet Bahçeli'ye "Hükümeti birlikte kuralım. Başbakan sen ol" dediği gibi Sayın Muharrem İnce de "Cumhurbaşkanı olursam, falancayı cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağım" diyerek, alabileceği bir kısım oyu kaybetti. İlk turda kazanamayacağını bile bile, ikinci tura kalmış gibi konuşarak -bir bakıma- boşa kürek çekti yani.
  Sayın Muharrem İnce'nin ikinci tura kalamamasının, en önemli nedenlerinden biri de; arkasında, partisinden daha fazla bir destek olduğu halde, zaman zaman ortaya çıkan gerginliği oldu. Miting alanlarında, kimi zaman "Konuşmamı kesme" türü uyarılarından, bir kaç saniye sonra dönüp "O pankartta ne yazıyor?" veya "Ne söyleyeceksen şimdi söyle" türü söylemler, bunlardan bir kaçıydı.
 Muharrem İnce ve diğer muhalif adayların en büyük yanlışı, Parlamenter Sisteme geçmek için oy istedikleri halde Cumhurbaşkanlığı Sistemine uyan söylemleri, daha çok oldu. Parlamenter sistemin gereği ve öneminden çok, neler yapacaklarını anlattılar çünkü.
  Ülkemizdeki seçmenlerin, yaklaşık olarak üçte biri "Ülke kaosa sürüklenmesin" diyerek oy veren ve o günün iktidarına yakın bir tavır takınarak, "Gemisini yürüten kaptan" olanlar. 
  Sözünü ettiğim seçmen kitlesinden benim yaşıma yakın olanlar, Anavatan Partisi iktidardayken "Haydi gidip iki bira içelim" derdi. Şu anda, aynı insanlar "Namaz zamanı geldi. Haydi camiye gidelim" diyor. O kitlenin büyük bir çoğunluğu, bu seçimlerde; 7 Haziran seçim sonuçlarını anımsayıp "Seçim ikinci tura kalmasın" diyerek Recep Tayyip Erdoğan'a oy verdi.
  Sayın Muharrem İnce, seçim gecesi; önce ortadan kaybolup, sonra bir televizyoncuya mesaj göndererek, kendisine oy verenlerin kırılmasına ve bir takım söylentilere neden oldu.
  Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri de, seçim gecesi sonuçları benimsedikleri halde daha sonra "Elli bin sandıktan, hiç sonuç alamadık" diye açıklama yaptı.
  Bu durum, geçmişteki "Cumhuriyet Halk Partisi'nin sorunu, genel başkanın kim olduğu değil, parti sözcülerinin tutarsız tavır ve söylemleri, temel sorunları belirlemede ve bu sorunların çözüm yollarını vatandaşa anlatmakta yapılan hatalardır" söylemimi doğruladı.
  Bu partide, genel başkanlık yapabilecek en az 50 kişi var. Muharrem İnce, şu anda onlardan en şanslı olanı. Ancak, bu söylediğim sorunlar aşılmazsa, çok değil iki başarısız seçimden sonra "Kılıçdaroğlu gitsin" diyenler, "Muharrem İnce  gitsin" demeye başlayacaktır.
  Sözün kısası; Sayın Muharrem İnce'nin, sorunlara doğru teşhis koyup halka anlatıp anlatamayacağını ve artısını-eksisini, iki seçim yaşamadan anlayamayacağız.

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 19 46
2.  Fenerbahçe 19 43
3.  Trabzonspor 19 41
4.  Göztepe 19 36
5.  Beşiktaş 19 33
6.  Başakşehir FK 19 29
7.  Samsunspor 19 27
8.  Gaziantep FK 19 25
9.  Kocaelispor 19 24
10.  Alanyaspor 19 22
11.  Gençlerbirliği 19 19
12.  Çaykur Rizespor 19 19
13.  Konyaspor 19 19
14.  Antalyaspor 19 19
15.  Kasımpaşa 19 16
16.  Eyüpspor 19 15
17.  Kayserispor 19 15
18.  Fatih Karagümrük 19 9
Takımlar O P
1.  Amed SK 22 43
2.  Erzurumspor FK 22 42
3.  Esenler Erokspor 22 41
4.  Pendikspor 22 38
5.  Çorum FK 22 38
6.  Bodrum FK 22 36
7.  Keçiörengücü 22 33
8.  Bandırmaspor 22 33
9.  Iğdır FK 22 33
10.  Boluspor 22 32
11.  Van Spor FK 22 31
12.  Manisa FK 22 30
13.  Sivasspor 22 29
14.  İstanbulspor 22 28
15.  Ümraniyespor 22 27
16.  Sarıyer 22 27
17.  Serik Belediyespor 22 26
18.  Sakaryaspor 22 23
19.  Hatayspor 22 7
20.  Adana Demirspor 22 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 23 50
2.  Manchester City 23 46
3.  Aston Villa 23 46
4.  Manchester United 23 38
5.  Chelsea 23 37
6.  Liverpool 23 36
7.  Fulham 23 34
8.  Brentford 23 33
9.  Newcastle United 23 33
10.  Everton 23 33
11.  Sunderland 23 33
12.  Brighton & Hove Albion 23 30
13.  Bournemouth 23 30
14.  Tottenham 23 28
15.  Crystal Palace 23 28
16.  Leeds United 23 26
17.  Nottingham Forest 23 25
18.  West Ham United 23 20
19.  Burnley 23 15
20.  Wolverhampton 23 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 21 52
2.  Real Madrid 21 51
3.  Atletico Madrid 21 44
4.  Villarreal 20 41
5.  Espanyol 21 34
6.  Real Betis 21 32
7.  Celta Vigo 21 32
8.  Real Sociedad 21 27
9.  Osasuna 21 25
10.  Girona 21 25
11.  Elche 21 24
12.  Sevilla 21 24
13.  Athletic Bilbao 21 24
14.  Valencia 21 23
15.  Deportivo Alaves 21 22
16.  Rayo Vallecano 21 22
17.  Getafe 21 22
18.  Mallorca 21 21
19.  Levante 20 17
20.  Real Oviedo 21 13